2017’yi Benim İçin Güzel ve Özel Yapan Diziler I Levent Tanıl

2017, Episode Dergi ile tanıştığım yıl. Bu yazıyı yazmak üzere bilgisayarın karşısına oturduğumda fark ettim ki birçok özel diziyi derginin yazarları sayesinde keşfetmişim. Bunu borç bilerek kendi seçimlerimi paylaşmak istedim. 2017’yi daha güzel yapan özel dizilerin sizin de radarınıza girmesi dileğiyle…

2017, benim açımdan sinemadan biraz uzaklaşıp dizilerin dünyasını daha yakından keşfetmemi sağlayan bir sene oldu. Sinemaya uzak kalan küçük bir yerleşim hayatı seçmemim de etkisiyle şu sıralar altın dönem olarak tanımlanan dizi piyasasına daha fazla yoğunlaşmaya başladım. İyi de oldu… İzleme imkânı bulduğum birçok önemli dizi ve şahane anlatılar keşfettim. Her birisi sayısız yüksek bütçeli Hollywood filmini cebinden çıkartacak kalitedeki bu dizilerin 2018 ve sonrasında da aynı etkiyle gelişimini sürdüreceğine inanıyorum.

Yanı sıra bu sene Episode Dergi ile tanıştım. Kendisini kısa sürede çok sevdim ve benimsedim. Senenin en iyileri hakkında yazmaya başladığımda ise birçok özel diziyi dergi ekibinin önerileri sayesinde keşfettiğimi fark ettim. Bu güzel etkiyi kendime borç bilerek benim için geride bırakmaya hazırlandığım yılı çok daha güzel yapan en iyi dizileri paylaşmak istedim:

The Handmaid’s Tale

Benim için seneyi en anlamlı kılan yapım, The Handmaid’s Tale oldu. Distopik atmosferi, tedirgin eden senaryosu ve dillere destan oyunculuk performanslarına sahip dizi, her ne kadar yaşanmamış bir zamanın izlenimini sunsa da, ürkütücü ve gerçekçi yönleriyle dikkat çekiyor. Öyle ki, distopik duruşuna rağmen dizinin ilerlediği her sahnede gerçekleşme ihtimali yüksek anlara tanıklık edebiliyoruz. Bu tanıklık doğrudan olmasa da seyirci üzerinde dalga dalga yayılan etkili bir tedirginlik haline dönüşüyor. Keza, dizinin herhangi bir anını asla hayal ürünü olarak nitelendiremiyoruz. Aksine karşımıza çıkan her sekans o kadar ürkütücü bir atmosfer oluşturuyor ki, istemsiz bir şekilde kendimizi tedirginlik içinde buluyoruz. Çevresel felaketler ve düşen doğum oranları karşısında kadınlara devlet mülkü gibi davranan tutucu bir rejime sahip Gilead distopyasını anlatan The Handmaid’s Tale, görünürde hizmetçi, perde arkasındaysa seks kölesine dönüştürülen kadınların dünyasını izletiyor. Kurgusu, tonları ve oluşturulan atmosferi başarıyla yansıtan oyunculuklar sayesinde zirveye ulaşan yapım, başta Elisabeth Moss’un Emmy’si olmak üzere kazandığı tüm ödülleri sonuna kadar hak ediyor.

13 Reasons Why

The Handmaid’s Tale ile tanışmadan önce benim için senenin en iyisi 13 Reasons Why‘dı. İlk bakışta ergen dertler etrafında şekillenen tipik bir gençlik kasıntısı izlenimi uyandırsa da, işin aslına yoğunlaştıkça dizi karakterleri gibi biz de esas meselenin gerçekçiliğiyle yüzleşmeye başlıyor ve Hannah Baker’a karşı yanlış düşünceler beslediğimiz için kendimizi mahcup hissediyoruz. Özellikle ilk beş bölümünde Hannah’nın neden intihar ettiğine dair çok fazla ipucu vermeyip karakterin tipik genç kız sıkıntılarına odaklanan dizi, daha sonrasında açığa çıkan gerçek sebepleriyle her bölümünü daha fazla güçlendiriyor. Finali en başında belli olan bir işi seyirciye benimsetme fikri, gerçekten çok büyük risk ancak Selena Gomez yapımcılığında güçlü bir roman uyarlamasına dönüşen 13 Reasons Why, son sahnesiyle birlikte içimizde öyle farklı hüzünler oluşturuyor ki, uzun bir süre en yakın dostumuzu kaybetmişiz gibi hissediyoruz.

Sense8

Sense8, Matrix serisinden sonra kayıplara karışıp eski günlerini özleten Washowski Kardeşler’i bizlere yeniden kavuşturan bir dizi. Yönetmenlik koltuğuna zaman zaman Koş Lola Koş ile tanıdığımız Tom Tykwer’ın oturduğu dizi, senenin en fazla tartışılanlarından birisine dönüştü. İki sezon sonrası Netflix’in iptal ettiği Sense8 için beklenilenin üzerinde tepkiler doğmuş, hatta dizi, porno şirketi Xhamster’ın bile radarına girmişti. Netflix, oldukça maliyetli dizisi için geri adım atmadı ama 2018’de yayınlanacak 2 saatlik final özel bölümü yolda. Birbirinden habersiz sekiz insanın farklı bir iletişim sistemiyle kurdukları diyaloglar ve sonrasında gelişen olaylara odaklanan Sense8, cinsel tercihler ve özgürlükler üzerine de önemli söylemlere sahip. Washowski Kardeşler ile Tykwer’ın daha önce Bulut Atlası filminde denediği ancak büyük bir kesimin benimsemediği paralel kurgu anlatımını çok daha geniş ve dinamik bir tarzda aktarmayı başardığı Sense8, 2. sezon sonrasında yeni bir 10 bölüm olmayacağı için yeni başlayacaklara handikap oluşturabilir ancak bu sıkıntılı süreci deneyimlemiş biri olarak şunu söyleyebilirim; ne olursa olsun her bölümü izlenmeye muazzam…

Big Little Lies

Jean-Marc Vallêê sinemasının alışılageldik çapraz kurgusu Big Little Lies‘in de tüm çehresini ustaca sarmalıyor. Nicole Kidman, Reese Witherspoon, Laure Dern, Zoe Kravitz ve Shailene Woodley gibi göz kamaştıran oyuncuların bir araya gelmesi de, Vallêê’nin usta kadrajından şekillenen öyküyü bambaşka bir boyuta ulaştırmış. Cinselliğin şiddete eğilimli yönlerini erkek ve kadın bakış açılarından yansıtan dizi, öyküsünü küçük bir sahil kasabası üzerine yerleştirerek de daha spesifik bir alana taşıyor. Üstelik sadece ikili ilişkiler değil, kadınlararası hiyerarşi savaşlarını da ele alan bu mini dizi, müzikler ve oyunculukların etkili performanslarıyla senenin en iyilerinden birine dönüşmüş durumda. İlk bölümün açılış sahnesinden son bölümün final yazısına kadar her sekansını titizlikle işleyen Big Little Lies, hem kadrosu hem de senaryosuyla heyecan verici bir iş. Ayrıca final sahnesindeki ucu açık bakış, bizleri 2. sezon için şimdiden heyecanlandırmaya başladı bile…

Rick and Morty

Rick and Morty için o kadar fazla söylenecek şey var ki, nereden başlayacağımı bir türlü kestiremiyorum. Beklemediğimiz bir anda hayatımıza girip bizi neşeye boğan, umut kaynağımıza dönüşen matrak bir arkadaş misali bu dizi, kafasına estikçe yeni bir sezonla karşımıza çıkmaya devam ediyor… Tabii her yeni bölümde karakterlerin edepsizlikleriyle çılgınlıklarının seviye atladığını fark ediyoruz. Adult Swim ve Netflix ekranlarından hayranlarıyla buluşan Rick and Morty, efsanevi sinema serisi Geleceğe Dönüş parodisini anımsatan karakterleriyle kendisine özgün bir tarz oluşturarak son zamanların en çılgın yetişkin animasyonlarından birine dönüşüyor.

Narcos

İtiraf etmeliyim ki Narcos‘un 3.sezonunu tavsiye edecek kadar çok başarılı bulamadım ancak diziye yeni başlayacakları, Wagner Moura’nın müthiş oyunculuğuna tanıklık edecekleri için çok şanslı buluyorum. Keza kendisi öyle bir resital sergiliyor ki, gerçeğinden bile daha fazla Pablo Escobar’a dönüşüyor… İlk iki sezonunu Kolombiya’nın Medellin kentinde küçük kaçakçılıklarla başlattığı kariyerini tüm dünyaya korku saçan uyuşturucu baronluğuna dönüştüren Escobar’ın ekseninde ilerleten Narcos, 3. sezonunda Escobar sonrası daha fazla palazlanan Cali Karteli’nin son 6 ayına odaklanıyor. İlk iki sezonda ana karakterlerden biri olan Ajan Peña’nın odağında ilerleyen dizide, Cali üyelerinin yaşanmışlıklarına yoğunlaşmaya başlıyoruz. Efsane ilerleyen ilk iki devre sonrası Narcos benim nazarımda çıtayı biraz aşağılara çekmiş olsa da, çok karakterli bir öykü anlatımına geçiş yapma konusunda başarılı. Escobar döneminde olduğu gibi ayrıntılı bir anlatıdan ziyade daha hızlı ilerleyen kurgusu ve Ajan Peña karakterinin benimsediğimiz yaklaşımları, diziye tutkun olanlar için ilaç niyetine değerlendirilebilir.

Girlboss

Düzlükten dağa tırmanmayı başaran hırslı insanlardan birisi Sophia Amourso… Parasız kaldığı bir dönemde internet üzerinden ikinci el giysi satışıyla başlayıp milyonlar kazanan bir şirket kuran Nasty Gal’in kurucusu Sophia’nın hayatı, yine kendisinin yazdığı bir kitaptan diziye dönüştü. Girlboss, hayatında kaybedenleri oynamaya mahkum kalmamak adına her türlü yolu deneyen inatçı bir kızın hem kendisine hem de dışarıdaki dünyaya karşı sergilediği mücadeleyi konu alıyor. Genel hatlarıyla senenin en mükemmelleri arasında gösteremeyecek olsam da Sophia’nın verdiği mücadele, dizide mizahi bir bakış açısıyla anlatılıyor. Zaman zaman hüzünlü sekanslara da geçiş yapan Girlboss‘u senenin izle ve keyif al dizisi olarak tavsiye ediyorum.

Punisher

Marvel’in Netflix ortaklığında ortaya çıkardığı uyarlamalar, sinema filmlerine kıyasla çok daha ciddi meseleler üzerine yoğunlaşıyor. Birçoğu özel güçlere sahip olsa da kahramanlarımız, bunu anlatılan macera içerisinde belli bir limit üzerine çıkmadan kullanıyor. Bu da geçen zaman içerisinde Marvel dizi evrenini hem güçlü hem de zor kılan bir etmene dönüştü. Punisher ise, birçok Marvel karakterinin aksine herhangi bir özel güce sahip olmayan, kişisel yeteneklerini kullanarak mücadele eden eski bir asker. İlk sezonunu da karakterle benimsenen intikam teması üzerine yoğunlaşarak ilerleten dizi, attığı adımı çok iyi bilen olgun bir Marvel işi. Ana karakterin hem geçmişi hem de çevresindeki karakterlere geniş betimler açan Punisher, tüm bölümlerinde de hemen hemen aynı etkiye sahip. Punisher, Marvel’in Daredevil‘dan sonra en sağlam işlerinden biri…

House of Cards

House of Cards, son iki ay içerisinde Kevin Spacey öncesi ve sonrası şeklinde anılacak bir diziye dönüştü maalesef. Yaşanan olaylar ve Spacey olmadan ilerleyecek yeni sezon üzerine oluşturulan alternatif senaryolar öncesinde dizi, bize dolu dolu bir beş sezon yaşatmıştı. Hırslı ve inatçı kişilikli Frank Underwood’un adım adım Beyaz Saray’ı ele geçirmesini anlatan dizi, ismi gibi gelip geçici statülerin sahip oldukları konumlarda neler yapabileceğini göstermişti. Her ne kadar efsanevi 4. sezon sonrası yavan ilerleyen beşincisine maruz kalsak da House of Cards, genel duruşuyla 2017’nin iyileri arasında gösterilmeyi hak ediyor.

2018’den beklediklerim

2017’nin son dönemlerinde She-Ra, Tsubasa ve Deadpool‘un yeni bölümlerle karşımıza çıkacağının duyulması, beni en fazla keyiflendiren olaylar oldu. Çocukluğumuzun en önemli iki kahramanı Tsubasa ile She-Ra‘yı günümüze uyarlanacak bir versiyonla izlemek, pek çoğumuz açısından özel bir deneyime dönüşebilir. Her ne kadar zaman zaman Tsubasa‘nın farklı maceralarını izleme şansımız olsa da, hikâyenin en başına dönüp yeni karakterlerle desteklenecek olması, kulağa eğlenceli geliyor. Bununla birlikte He-Man kadar hayranlık duyduğumuz She-Ra‘yı da seneler sonra yepyeni bir versiyonla izleme şansına ulaşacağım için çok heyecanlanıyorum. Deadpool‘u ise anlatmaya bile gerek yok. Kendisi son birkaç senedir sinema dünyasının en hınzır süper kahramanı olmayı başardı zaten. Yetişkinlere hitap eden özel bir dizi versiyonu her zaman kabulümüzdür…

Kapak görseli: The Handmaid’s Tale

Henüz Yorum Yok : "2017’yi Benim İçin Güzel ve Özel Yapan Diziler I Levent Tanıl"

    Bu yazıya yorum yap

    E-posta adresin görünmeyecek.