“Başlayalım mı?” | Game of Thrones S7B1 İncelemesi | Koray Sarıdoğan

EpisodeDergi.com Game of Thrones S7 Özel Dosyası İçin Tıklayın

Başladı başlayalı “Winter is coming” diye diye en heyecanla beklediğimiz sezonları bahar aylarında izletmeyi adet edinen, lakin “uygun hava koşulları” için -uygun derken günlük güneşlik değil tabii, bol karlı havalar kastediliyor- 7.sezon için bu takvimi daha da ileri alan güzide dizimiz Game of Thrones, gözlerimizi yollarda bıraktığı uzun bir aranın ardından nihayet döndü. Biz de Game of Thrones 7.Sezon 1.Bölüm incelemesi ile bu dönüşe “hoş geldin” veriyoruz.

Her ne kadar Türkiye’deki resmi yayıncısı beIN Connect’in yayını epey sorunlu olduğu için bolca şikayet alsa da bir şekilde Game of Thrones’un 7.sezonu için, üstelik pazartesi sabahını uykusuz karşılayan dünyadan ve Türkiye’den GoT hayranları, Türkiye için sabahın körü denilecek saatlerde #GoTS7 hashtag’ini TT yapmayı başardı.

Olayın dışındaymış gibi konuşmayayım; ben de bu yazıyı 05:20 sularında yazıyorum.

Önceki sezonlara nispeten daha kısa, 8 bölüm olarak planlanan Game of Thrones 7.sezonunun ilk bölümü “Dragon Stone” adını taşıyor. Nitekim, yeni sezondaki yeni oyunları ve tarafları tek tek, sakince izah etmeyi amaçlayan bu sakin ilk bölümün en heyecan yaratan anı da söz konusu Dragon Stone’dan bahsedildiği an oldu. Buraya geleceğiz.

Söylediğimiz gibi, hemen her sezon adet olduğu üzere kartların karıldığı, oyuncuların, yani karakterlerin yeni koşullarının izleyiciye gösterildiği Game of Thrones ilk bölümleri açısından bu sezon da gelenek bozulmadı. Nasılsa artık milyonlarca insana ulaşan bir diziden bahsediyoruz, her sezonun ilk bölümü hayranlar için bir hasret gidermece olduğu için izleyiciyi tavlamak adına hemen aksiyona geçmek zorunda hissetmiyorlar kendilerini.

Yine de bir bölümde heyecanlanmak için illa kanın gövdeyi götürmesi gerekmiyor. Özellikle de 7.sezonun bu ilk bölümü, bu sezonun ve muhtemelen geriye kalan toplam iki sezonun da oldukça karanlık olacağını gösteriyor her şeyden önce. Artık altı sezondur sayısız acı deneyimden geçen iyisiyle kötüsüyle tüm karakterlerimiz, şimdi kışın geldiği, hatta çöreklendiği, büyük savaşın çanlarının iyiden iyiye çaldığı, Demir Taht ile Ak Yürüyenler arasındaki hangi savaşın öncelikli olması gerektiğinin doğuracağı kaosun iyice hissedildiği bir atmosferde, olgunlaşmış halleriyle ve yeni konumlarıyla, gelmekte olana hazırlıyorlar kendilerini.

Bu yüzden artık her GoT bölümünde dışarıdaki sıcağı unutmaya, karanlık ve lirik bir hikâyenin içine dalmaya hazırlamalıyız kendimizi.

Buraya kadar pek dişe dokunurlarından vermediğimiz SPOILER’lardan, buradan sonraki kısımda bir hayli kullanacağız. O yüzden İLK BÖLÜMÜ İZLEMEDİYSENİZ; BİZ SİZİ TAM BURADA BEKLEYECEĞİZ. İzleyenleri şöyle alalım, bakalım ilk bölüm bize neler anlattı.

Arya Stark Görev Başında

Yeni sezonun ilk bölümü, kısa bir an “Bir dakika ya, eski bir bölüm mü bu?” dedirten bir sahneyle açılıyor. Walder Frey, Kızıl Düğün’de katlettikleri Stark’lar için kadeh kaldırıyor ve ölümlerini kutluyor. Bir süre sonra mekandaki tüm Freyler içtikleri şaraptan zehirlenip kan kusarak ölünce, Walder Frey’in yüzünün altından Arya çıkıyor ve biraz önce aynı şaraptan içmesine engel olduğu kıza, neler olduğunu soranlar için şunu söylemesini istiyor: “Onlara Kuzey’in unutmadığını söyle. Onlara, Freyler için kışın geldiğini söyle.”

Sonraki sekansta, yine bir yerlere giden ancak sezonlardır halen ne amaçla, nereye doğru yol aldıklarını bilmediğimiz Ak Yürüyenler’i, meşhur gri bulutlarının içinde görüyoruz. Fakat bu sefer karşımızda tanıdık bir yüz var; önceki sezonda, Piçlerin Savaşı’nda kanının son damlasına kadar savaşan ve Ramsey’nin okuyla ölen Wun Wun mu o? Biraz şüpheli görünse de karakteristik burnu gözümüze sokulduğuna göre o olmalı. Burada akla bir soru takılıyor; bir ölünün Ak Yürüyen olarak dirilmesi için mutlaka bir temas gerekli miydi, yoksa bir tür telepatik bir çağrıyla da bu mümkün müydü? Zira gördüğümüz o dev, Wun Wun’sa, Winterfell’de ölen devimizin Ak Yürüyenler’in arasına nasıl katıldığı biraz merak uyandırıyor.

Wun Wun’un mavi gözünden geçtiğimizde, artık Duvar’a kadar ulaşmış olan Bran’ın onları gözlediğini anlıyoruz. Burada Gece Nöbeti’nin adamlarıyla olan konuşmasından Bran’ın artık usta bir psişik olduğunu, dizi evrenindeki adıyla Üç Gözlü Kuzgun yeteneklerini geliştirdiğini görüyoruz.

Jon Snow Ejderha Camı’nın Peşinde

Ve nihayet Winterfell’deki toplantıda Jon Snow ile Sansa Stark’ı görmek nasip oluyor. Winterfell’i Ramsey Bolton’dan temizleyerek Kuzeyin Kralı olan Jon Snow’un bu toplantıdaki ahaliye Ejderha Camı’nı anlattığını ve bu camı bulup işleyerek silahlar yapılması gerektiğine inandığını görüyoruz. Bu önemli; çünkü bir yanda yeni hükümdarların savaşı yaklaşırken Jon, bambaşka bir düşmanın, belki de ortak düşman olarak gördüğü Ak Yürüyenler’in saldırısına hazırlanıyor öncelikli olarak. Önceliği bu; ama elbette geriye kalan az sayıda Winterfell halkına ne yapıp ederek onları savaşa hazırlayacağının da planı konuşuluyor bu toplantıda.

Bir yanda kadın-erkek-çocuk demeden herkesin eğitilmesini söyleyen Lady Mormont, bir yanda babalarından beri araları bozuk olan Karstark’lar ile barışma taraftarı olan ve bu kararını işleme koyan Jon, öte yanda ona muhalif olan Sansa ve Sansa’nın çıkışlarını sinsi bir gülümsemeyle izleyen Serçe Parmak… Sadece Winterfell’deki bu karmaşa bile hikâyenin bundan sonrasına dair heyecanlı bir kafa karışıklığı veriyor.

Ejderha Camının İzi Bulunuyor mu?

Artık eminiz: Ak Yürüyenler, yaklaşan bölümlerde savaşın ciddi bir tarafı olarak karşımıza çıkacak. Kitap serisinin adının işaret ettiği “Buz ve Ateşin Şarkısı”; ejderhalarla karşı karşıya gelecek Kuzeyin Kralı’nı mı, artık akraba olduklarını bildiğimiz bu iki tarafın, Khaleesi ile Jon Snow’un bir araya gelişini mi, yoksa ejderhalarla Ak Yürüyenler’in karşılaşmasını mı ifade ediyor, cevabını yakın zamanda öğreneceğiz.

Öte yandan “buz” ile simgelenmesi muhtemel olan Ak Yürüyenler’in dokundukları her şeyi söndüren güçlerinin, Çılgınateş’e yetip yetmediğini henüz bilmiyoruz. Çılgınateş’i hatırlamayanlar için şöyle hatırlatalım: Tyrion Lannister’ın Westeros’u kurtarmak için patlattığı yeşil alevli patlayıcılar… Yani bu tür bir metafora da işaret ediyor olabilir.

Tüm bunların üzerinden neden geçtik? Çünkü Ak Yürüyenler’in iki şeyle, Valyria çeliğinden veya Ejderha Camınan yapılan silahlarla öldürülebildiğini biliyoruz. Bugüne kadarki bölümlerde Jon Snow’un ve Samwell Tarly’nin elinde gördüğümüz bu nadir bulunan silahların bir kaynağı var mıdır, varsa nerededir, hiç öğrenemedik. Ta ki bu Game of Thrones 7.sezon 1.bölümünde, güya üstad olmak için gittiği kalede her türlü b.ktan püsürükten işlere koşturulan Samwell’in uykusuz kalıp yaptığı gece okumalarından birinde, bir Ejderha Camı kaynağının Westeros’ta, bir zamanlar Targaryen’lerin, sonra Baratheon’ların ve bu bölüm itibariyle Daenerys Targaryen eliyle yeniden Targaryen’lerin topraklarının altında olduğunu fark eder.

7.Sezonun En Önemli Çatışması

İşte 7.sezonun belki de en önemli çatışması burada kuruluyor. Daenerys yeniden Westeros’ta, önceki sezonlarda Stannis’in şeytani planlar yaptığı masanın başında. Samwell, tam da o toprakların altında yatan bir Ejderha Camı kaynağı buluyor ve bunun haberini Jon’a iletmek için kalemine davranıyor. Peki, Cersei’nin huzuruna çıkıp Jamie’nin teline teline basan Euron Greyjoy’un sözünü ettiği hediye ne? Sıkı hayranların çok iyi bildiği ve şimdilik burada adından başka bir şeyi söylemeyeceğimiz Ejderha Borusu mu, yoksa bahsi edilen Ejderha Camı kaynağıyla ilgili bir şey mi? Bu sezonun, Khaleesi’nin son sezonu olduğunu bilince, üzerine bir de Euron’un GoT tarihindeki en ruh hastası karakterlerden biri olduğu bilgisini ekleyince, bu iki ihtimalden ilkini üzüle üzüle düşünmekten başka çare kalmıyor.

Öte yandan, gelişini bağıra bağıra gösteren Jamie-Cersei çatışması da bu sezonun önemli yanlarından biri olacak. Daha akıllı, sağ duyulu davranan Jamie’nin, kibrinden hiçbir şey kaybetmeyen Cersei’yi öldürme ihtimali bile konuşuluyor. Fakat kurulan şu çatışmalara bakınca, eğer iyi bir insan olmayı seçecekse Jamie’nin yapması gereken daha çok şey var gibi gözüküyor.

Bitirirken…

Clegane’i, nam-ı diğer Hound’u görmek herkesi mutlu etmiştir sanırız. Önceki sezonlarda ölüp dirilen ve her zaman bir cevher olarak taşıdığı iyilik damarına biraz daha yaklaşan Hound, eskiden beri korktuğu alevlerin içinde, “Duvar’ın yıkıldığını” gördü bu bölümde. Bu mistik ve gerilimli sahne, popüler olarak konuşulan fan teorilerinden birini doğruluyor olabilir mi? Bilmeyenler için söyleyelim: Bir iddiaya göre Gece Kralı, Khaleesi’nin ejderhalarından birini ele geçirerek Gece Nöbeti’nin koruduğu duvarı yok edebilir. Bu tamamen bir tahmin; fakat öyle veya böyle, Duvar’ın bir şekilde yıkılacağını öngörmek gittikçe daha az zor oluyor. Bu sahnenin çok yakında olduğunu söylemek zor; tek merak ettiğimiz, bu bölümde Duvar’a ulaşan Bran, o sırada orada mı olacak?

Samwell’in rutin hayatını izlerken Aronofksy-vari Requiem for a Dream geçişlerini, Tormund’un Brienne ile flörtleşmelerini, Ed Sheeran’ın bir şarkıyla konuk oluşunu, Ser Jorah’nın Samwell’e uzanan kolunu ve daha birçok küçük ayrıntıyı da gözden kaçırmamak gerek.

Game of Thrones’ta kartların yeniden karıldığı bu bölüm, bize sarsıcı sahnelerin ve üzücü ölümlerin yaklaştığını haber veriyor. Bu zamana kadarki şokların da fazlasını yaşamamız muhtemel. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir, biz de dişimizi sıkıp derin bir nefes alıp gelmekte olan savaşa kendimizi hazırlayacağız. Zira çok önceden belliydi: Bu yaz çok soğuk geçecek…

Game of Thrones S7B2 Fragmanı İçin Görsele Tıklayın:

author-avatar

Aralık 2016'da yayın hayatına başladı. Spinoff'u, prequel'i, sequel'i, remake'i, eşi benzeri muadili olmayan, Türkiye'nin tek DİZİ KÜLTÜRÜ dergisi ve web platformu...

Henüz Yorum Yok : ""Başlayalım mı?" | Game of Thrones S7B1 İncelemesi | Koray Sarıdoğan"

    Yorumunu Paylaş

    %d blogcu bunu beğendi: