Hem Cesur Hem de Güzel Bir Sanat: Çengelköy’de Bir Konak | Pınar Uzunoğlu

Bir akşam televizyonu açıyoruz ve hayatımıza bir dizi giriyor. Oyuncularıyla, senaryosuyla hayatımızın bir parçası yapıyoruz onu. Bütün gizemleriyle kabul ediyoruz. Açıklanan gerçeklerden saklı kalanları çözmeye çalışıyoruz. Çözdükçe bambaşka gerçeklere ulaşıyoruz ve o gerçekler bize bambaşka dünyaların kapılarını açıyor. İşte Cesur ve Güzel tam olarak öyle girdi hayatımıza.

Kıvanç Tatlıtuğ ve Tuba Büyüküstün adları, Ece Yörenç’in senaryosuyla birleştiğinde, bir de arkasında Ay Yapım olduğunu bildiğimizde güvendik ona. Bu kadrodan kötü dizi çıkmaz dedik.

İzledik.

Açık konuşmak gerekirse oldukça klasik başladı Cesur ve Güzel. Hayatı elinden alınan Cesur, babasını öldüren adamdan intikam almak için bir kasabaya gelir ve o kasabada düşmanının kızına deli gibi aşık olur. Onlarca dizi ve film sayabilirdik bu konu üzerinden dönen. Fakat diziyi asıl farklı kılan, açıklananlardan öteydi. Gerçekten yaşamış bir ressamı anlatmasıydı. Üsküdarlı Ressam Ali Rıza Bey’i.

Cesur ve Güzel’in dönüp dolaşıp geldiği en önemli nokta, Ressam Ali Rıza Bey’in tabloları. Ancak önce, tablolar senaryo için neden önemli, onu bir anlatmak lazım. Hadi biraz Cesur ve Güzel konuşalım!

Yıllar önce Cesur’un babası Hasan Karahasanoğlu ailesini içinde bulunduğu krizden kurtarmak için bir plan kurmuş tablolarla ilgili. Tabloları satıp büyük bir yatırım için kullanmayı hayal etmiş. Ancak babasına söylediğinde bu fikrine karşı çıkılmış.

“Borç ödenir ama bu değerler bir daha yerine gelmez. Bunlar senin geleceğin,” sözünü ilk defa o sıralarda duyduk Cesur’un büyükbabasından. İzin vermiyor babası ama Hasan yine de “Hayal Sandığı”nda tuttuğu hayallerinden vazgeçmiyor. İyi bir resim yeteneği var Hasan’ın. Bu yeteneğini işte tam burada kullanıyor. Tabloların bire bir kopyasını yapıp askerden geldiğinde değiştirip gerçeklerini satmak için plan yapıyor.

Büyük hayaller anlatmak için değil gerçekleştirmek içindir. Hasan bu çizgide gidemiyor. Askerlik yaparken çavuşuna bu hayalini anlatıyor. Ve birden o hayal artık Hasan’ın çavuşu Tahsin Korludağ’ın hayali, Hasan’ın ise sadece acısı olmaya başlıyor. Gerçek tablolar satılıyor, sahteler ise Korludağ evinin odalarını süslüyor.

Böyle bir hikayeyle Ali Rıza Bey’in tablolarını hayatımıza kattı Cesur ve Güzel. Dönüp dolaşıp Cesur’un hayatına ve tablolara değinmeye de devam etti. 7.bölümde ise Devrim Yakut’un canlandırdığı Mihriban’ın müzayede için sanat galerisine gittiğinde incelediği katalogla o isim bize gösterildi: Ressam Ali Rıza Bey.

Peki Kim Bu Ressam Ali Rıza Bey?

Tek cümleyle ifade edeceksek: Türk resminin en önemli manzara resmi sanatçılarından. Bıkmadan, usanmadan aynı ağaçları aynı kıyıları aynı aşkla çizmesinden bir tabiat tutkunu olduğunu çıkarmak zor değil.

Kaç yılında nerede yaşamış derseniz? 1858-1930 yıllarında Üsküdar’da geçirmiş ömrünü. Sabah gün ışığıyla yola çıkıp Üsküdar’ı gezdiği ve resmettiği için de Üsküdarlı Ressam Ali Rıza olarak kalmış adı.

Doğayı doğrudan bir gerçeklikle değil kendisinde uyandırdığı izlenimlerle yansıtmış tablolarına. Hiçbir zaman yurtdışına çıkmamış ama sezgi yoluyla ulaştığı İzlenimcilik yerel ve özgün niteliklerinden dolayı yurtdışındaki ressamların ilgisini çekmiş.

Nerede güzel bir manzara görse hemen cebinden defterini çıkartır onu resmedermiş. Bazen bir kibrit kutusunu bazen ise masanın üzerinden bir eşyanın çizimini yaparken görürlermiş insanlar Ali Rıza Bey’i. Sigara kağıtlarının arkası bile tuval olabilirmiş onun için. Bulduğu en ufak kağıda bile resim çizerek değerlendirirmiş.

Kendisini doğaya adamış. Boğaziçi manzaralarını, yelkenlileri ve kayalıkları kendine özgü üslubunu katarak tablolarda canlandırmış.

Resimlerinde dönemin İstanbul’u varmış hep. Özellikle Çengelköy’de Bir Konak tablosu, Cesur ve Güzel dizisinde de kullanılan en önemli tablo.

Çengelköy’de Bir Konak, Hoca Ali Rıza

Gelelim en önemli noktaya: Ressam Ali Rıza Bey ekonomik sıkıntılar içerisinde yaşamış, Üsküdar’da kira evlerde oturmuş. Ancak yaptığı resimleri hiçbir zaman satmamış, satmaya da utanmış. Sadece sevdiklerine hediye etmiş tablolarını.

Yazının başında bahsettiğim Hasan’ın babasının tabloları “sattırmam” sözü ise aslında ressamın bu anlayışının sesinin duyulduğu anlar. Cesur ve Güzel’de Cesur’un ailesinin Çengelköy’de yaşadığını öğrenmemiz ve Cesur’un babasının iyi bir resim yeteneğinin olması da yine Ressam Ali Rıza Bey’e yapılan göndermelerden.

Ali Rıza Bey’in Gerçekten Çalınan Tabloları

Fıstık Ağaçları, Hoca Ali Rıza

Cesur ve Güzel’i takip edenler bilir. Henüz 2.bölümde Cesur, babasının çizdiği resimleri Korludağların evinden almak için bir plan yapmıştı. Gerçek resmi alıp fotokopisini koyduğu bu sahne dizinin heyecanını doruk noktalarına çıkartan da bir olaydı. İşte tam bu sahnenin Ressam Ali Rıza Bey ile de bir ilgisi var. Çünkü 2010 yılında Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nden Ressam Ali Rıza Bey’in 18 tablosu gerçekten de çalınmış. Yerine ise fotokopileri konmuş. Tam bu sahneyle oldukça örtüşüyor öyle değil mi? Üstelik bu çalınma olayı bir söylentiye göre ilk de değilmiş. Yıllar önce Hoca Ali Rıza Bey koleksiyonunun büyük bir kısmının Kültür Bakanlığına devri sırasında kaybolduğu konusunda bir söylenti de var.

Hadi tekrar Cesur ve Güzel’e dönelim. Hikayemiz nasıl başlamıştı? Tahsin Korludağ, Cesur’un babası Hasan Karahasanoğlu’nun hayallerini ve bu hayaller üzerinden ailesinin tablolarını çalmıştı. Aynı Hoca Ali Rıza Bey koleksiyonunun ilk kayboluşu gibi bu olay da ne Hasan ne de Cesur tarafından ispatlanabildi.

Hoca Ali Rıza Bey’in tablolarının başından iki kayboluş hikayesi geçmiş. Cesur ve Güzel’de de ne tesadüf ki bu tablolar üzerinde gerçekleşen tam iki kayboluş hikayemiz var.

Son olarak 8.bölüme gelelim. Cesur’un annesi Fügen’in, Korludağların evinde tabloları gördüğü sahne.

 

Fügen’in tabloları tanıyıp eşinin babası Muzaffer Bey’den bahsederek “Bu Muzaffer Bey’in tablosu” demesi Cesur’un sakladığı bütün sırları ortaya çıkardı. Yani gerçeklerin ortaya çıkması yine dönüp dolaşıp geldiğimiz tablolar sayesinde gerçekleşti. Bir ressam nasıl tablosuna imzasını yerleştiriyor ve kimliği öyle tespit ediliyorsa Cesur’un kimliğini ortaya çıkartan da bu tabloların Fügen tarafından tanınması oldu.

Ezcümle, Ece Yörenç, senaryosuna Ressam Ali Rıza Bey’in tablolarını hatırlatacak detayları gizlemeyi başarmış. Dönüp dolaşıp bahsedilen bu tablolar hem büyük bir aile sırrını hem de önemli bir ressamın ismini taşıyor. Ve her bölümde Karahasanoğlu ailesi ve Ressam Ali Rıza Bey hakkındaki detaylar açıklanmaya devam ediyor.  

Hoca Ali Rıza Bey tablolarının hırsızlık haberleri BURADA ve BURADA.

Hoca Ali Rıza Bey Kitabı ise BURADA.

Bir Yorum Bırak:

Yorumunu Paylaş

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Yorumunu Paylaş

wpDiscuz
%d blogcu bunu beğendi: