Dizi Gurusu’nun Kaleminden: Artısıyla Eksisiyle 2017 Sezonu I Nevzat Akdere

Hayatımızın artısına eksisine bakıp 2017’yi değerlendiriyoruz bugünlerde. Hani derler ya; “film şeridi gibi” geçiyor gözümüzün önünden yaşanan anlar. Ben dizi kısmında ciddi bir artıda hissediyorum kendimi. Kaliteli ve doyurucu bir yıl oldu benim için. 44 dizi izlemişim yıl boyunca. Eskileri de eklersem 60’ı bulacaktır. Neyse ki geçmiş dönemden muafsınız. Çok ayrıntıya girip sizi sıkmadan kısa kısa yazmaya çalıştım. Buyurunuz…

Bu yazı, EpisodeDergi.com’un “2017’nin Dizi Raporu” dosyası kapsamında yayınlandı. Dosyanın tamamını görmek için tıklayın.

Geçmişten bugüne devam ettiklerim

Vikings

Dizi, 5. sezonunda. Açıkçası Ragnar’dan sonra nasıl olur endişesi vardı içimde. Fakat oğulları; özellikle psikopat İvar, diziyi sürüklüyor. Savaş zekâsını da sunuyor bizlere. Sezonun sürpriziyse The Tudors‘dan tanıdığımız Jonathan Rhys Meyers.

Siz bakmayın bu masum duruşa. İvar, psikopatın biri…

The Big Bang Theory

Üzülerek söylüyorum ki diziye geç başladım. Geçen yıl izlemeye karar verdim ve bu sezon günceli yakaladım. Aslında kolay değil 1 yılda 10 sezon izlemek. 11. sezonda bazı espriler tekrara düşse de bir 11 sezon daha izlerim. Bütün karakterler aileden oldu bile. Başlama sebeplerimden Ufuk Kaan Altın’a da tavsiyesi için teşekkür ederim…

This Is Us

Yine sonradan izlemeye başladıklarım sınıfından bir dizi This Is Us. Bu yıl ilk sezonunu bitirip hemen ardından başlayan 2. sezonuyla devam ediyorum. Çok beğendiğim duygusal bir dizi. Fakat 1. sezonun ilk yarısındaki sürprizleri artık yapamıyor, ki, geçen sezon sıklıkla gözyaşı döktürmüşlüğü vardır bana. Özellikle geçmiş ve şimdiki zaman kurgusu oldukça başarılı.

The Last Man On Earth

İzlemeye başladığım dizileri bırakamama gibi bir takıntım var. Fakat The Last Man On Earth, ittirerek bile gitmiyor. Tüm karakterler mantıktan uzak ve sürekli saçmalıyorlar. Dünyada kalan son insanlar oldukları için mi bilemem ama ciddi anlamda boş işler peşindeler. Diziyi canlandırmak için sürekli yeni yüzler katmaya çalışıyorlar ama olmuyor, olmuyor. Tek umudum, 5. sezona onay verilmemesi.

The Walking Dead

8. sezonun ilk yarısını bitiren dizi, aksiyon beklentilerini karşıladı ama bu kez de kurgu, senaryo ve zekâ arayan bizleri üzdü. Halbuki olaylar güzel de bir yere gelmişti. Reytinglerin de iyi olmadığı kulağımıza geliyor. Umarım toparlayıp ilk sezonlarda olduğu gibi karakter odaklı giderler. Toparlamak için önemli karakterleri öldürmek yetmiyor, onu diyeyim.

Homeland

Her yönden beni tatmin etmeyen bir sezondu. Carrie’nin ajanlıktan elini eteğini çekmesi, Peter Quinn’in ölümü üzdü. Sezonun iyisi, kesinlikle Dar Adal’dı. Ketum Saul Berenson’ı da unutmamak lazım. Her şeye rağmen 2018’de en çok merak ettiğim dizilerden.

Sherlock

İtiraf etmeliyim ki Sherlock Holmes filmlerini hiç sevmiyorum. Fakat kısa süren sezonları ve Benedict Cumberbatch ile Martin Freeman uyumuyla bu yıl dizinin tüm bölümlerini izledim. 2017 başında 4. sezonu yayınlanan Sherlock, filmlerine kıyasla daha az aksiyonlu ama daha eğlenceli.

Colony

Lost‘un Sawyer’ı Josh Holloway ile Prison Break‘in güzel doktoru Sarah Wayne Callies’i buluşturan dizinin 2. sezonunu izledik bu yıl. Uzaylı istilasındaki dünyayı anlatan Colony, çocukluğumun Visitors/Ziyaretçiler‘ini andırıyor. Senaryo ve oyunculuklar başarılı. İstila havasını da güzel veriyorlar.

Bates Motel

Dizi, 5. sezonuyla final yaptı. Gidişine üzüldüm diyemeyeceğim. Özellikle Norman Bates’i canlandıran Freddie Highmore, o ağlak yüzüyle ömrümü yedi. Fakat annesi rolündeki Vera Farmiga her zaman izlenir. Özlenecek kendisi. Sonuç olarak Bates Motel, sağlam başladığı ömrünü pek iyi tamamlayamadı.

The Americans

Soğuk Savaş dönemini anlatan The Americans, keyifle takip ettiğim dizilerden biri. Bu yıl izlediğimiz 5. sezon, evin kızı Paige’e, dolayısıyla aileye odaklanınca biraz gazı kaçtı sanki. Heyecanından uzaklaştı. Özüne dönmesi umuduyla.

Better Call Saul

Unutamadığım dizi Breaking Bad‘in spin-off’udur kendisi. Dizinin kural tanımaz avukatı Saul Goodman’ın hayatını anlatıyor. 3. sezonunu deviren Better Call Saul, çok başarılı. Üstelik Breaking Bad karakterlerinden bazıları dahil oldukça tadından yenmiyor.

Prison Break

Dizinin 5. sezonu çekilecek diye duyunca yadırgamıştım. İzledikten sonra keşke yapmasalarmış dedim. Zorlama bir senaryo, anlatmak istediklerini dokuz bölüme sığdırma çabası falan, toparlayamadılar. Prison Break‘in güzel anısına saygısızlık etmişler.

The Leftlovers

Konu itibarıyla 4400‘ü andıran ama daha derinlikli olan The Leftovers, 3. sezonuyla final yaptı. Bittiğine üzüldüğüm dizilerden biri oldu. Bazı bölümleriyle hayatı, inancı sorgulatıp zihinleri zorladığı da bir gerçek. Bana Carrie Coon’u sevdirdiği için ayrıca teşekkürler.

Fargo

Filmini geçen bir dizi oldu Fargo. Her sezon farklı bir hikâyenin anlatıldığı dizide başrolde yine çıkmaz durumlar var. Birbirinden bağımsız kişi ve olayları çıkmaza sokup sonunda o kadar güzel bağlıyor ki, hayranlıkla izliyorum. 3. sezonunda başta benden torpilli Carrie Coon olmak üzere iki rolde oynayan Ewan McGregor ve dizinin kötüsü Vargas rolündeki David Thewlis, çok başarılıydı.

Sense8

Matrix‘in yaratıcısı Wachowskiler’in elinden çıkan dizi, 2. sezonuyla final yaparken beni cidden üzdü. Netflix’in başarılı dizilerinden biriydi. Veda bölümü yapılıp sona ereceğini açıklamalarına rağmen çok erken bittiğini düşünüyorum. Dünyanın farklı yerlerindeki sekiz kişinin birbirlerine zihin gücüyle bağlandığını anlatan Sense8, mutlaka izlenmeli.

12 Monkeys

Bizi zamanda bir ileri, bir geri götüren dizi, resmen fenalık getirmişti bana. Fakat 3. sezonla toparlandıklarını söyleyebilirim. Yine de daha fazla uzamamalı diye düşünürken James Cole ve arkadaşlarına 4. sezonun final olacağı müjdelendi.

Animal Kingdom

Bir aile çetesini anlatan Animal Kingdom, 2. sezonuyla iyice oturdu. Ben keyifle izliyorum. Aile içindeki sırlar, uyuşturucu, bolca para ve suçla etrafı çevrili diziyi Sons of Anarchy‘ye benzetenler var. Henüz o mertebeye ulaşmadı ama neden olmasın diyorum.

House of Cards

Son zamanlarda en sevdiğim dizilerin başında House of Cards. Ayrıca Kevin Spacey’ye hayran kaldım. Fakat aktörün karıştığı olaylar malum. Diziden kovuldu ve üstelik 6. sezon final olacak. Olaylar da Claire Underwood’a evrilecek. Senaryo ekibine şimdiye kadar çıkardıkları işten dolayı güvenim tam olmakla birlikte diziden eski tadı da alamayacağımızı düşünüyorum. Francis ve masaya vurduğu yumruğu olmadan asla.

Fear The Walking Dead

The Walking Dead‘in spin-off’u 3. sezonunu devirmesine rağmen olmuyor bir türlü. Bu sezon anlık kıvılcımlara rağmen vitesi yükseltemiyor ve sırf o bahsettiğim takıntım yüzünden izlediğim dizilerden biri oldu. Kurgu, oyunculuk, senaryo; nereden tutsak elde kalıyor maalesef.

Orphan Black

5. sezonuyla final yapan dizi, bence zirvede bıraktı. Daha fazla uzaması eksiye düşürecekti. Kopya insanları konunun merkezine alan Orphan Black‘te birçok karaktere bürünen Tatiana Maslany, dikkat çekiyor. Hatta diziyi sürüklüyor.

Game of Thrones

Sezonun tek sorunu, 7 bölüm sürmesiydi, baştan söyleyeyim. Üstelik gelecek sezon final yapacak olması, beni üzen bir konu. Diziyi çok sevmeme rağmen 7. sezonla ilgili bir eleştiride bulunayım: Olayların hızlıca çözümlenmesi kötü durdu. Bunun da sebebi, sezonun 7 bölüme sıkıştırılmış olması diye düşünüyorum. Fakat ne olursa olsun Game of Thrones, bittikten sonra en baştan izlenmeyi hak ediyor.

The Strain

2017’de final yapan bir başka dizi de The Strain oldu. 4. sezonu çok başarısız olmasına rağmen mantıklı bir sonla veda ettiler. Kan emen organizmalar tarafından istila edilen dünyayı anlatan dizi, elindeki konuyu daha akıllıca kullanabilseydi kült olabilirdi. Şimdi aklımda sadece şu şarkı sözleri kaldı: “Geçen günlere yazık…”

American Horror Story

Hâlâ seveni var diye duyuyorum ama ben bırakamadığımdan izliyorum. 7. sezonunu devirdiğimiz American Horror Story, arada güzellikler yaşatsa da sıkıntı veriyor artık bana. Aynı kadrodan farklı hikâyeler izliyoruz. Bu sezon siyaset ve Amerikan seçimlerine odaklanan dizi, beni yine bunalttı.

The Exorcist

Bu yıl 2. sezonuyla arz-ı endam eden sevgili şeytanımız, gönlümüze iyice kuruldu. Şeytan çıkarma seansları, müzikleriyle başarılı olan The Exorcist, bazı sahneleriyle cidden ürkütüyor. Ne diyelim; şeytanınız bol olsun…

Stranger Things

2017’nin en sevdiğim serilerinden biri oldu. Çok konuşulan 1. sezonun ardından da çıtayı yükseltmeyi başardı. Fantastik öyküleri sevenlerin çocukların başrolde olduğu Stranger Things‘i kaçırmaması gerek diye düşünüyorum.

Narcos

Pablo Escobar’dan sonrası için tereddütlerim olsa da güzel bir 3. sezon izledik. Bu kez Cali Karteli’ni ortadan kaldırdık ve yeni sezon için Meksika’ya göz kırptık. Ajan Peña ‘yı canlandıran Pedro Pascal’ın 3. sezonda öne çıktığını da söylemeliyim.

Shameless

Severek izlediğim dizilerden biri de Shameless. Halen 8. sezonu süren dizinin sanki kimyası bozuldu ama. Utanmaz ailenin bireyleri orta sınıfa yükseldi ve işin doğası değişti. Düşünün; Frank Gallagher bile bordrolu iş arıyor ve kendisini beyaz yakalı olarak görüyor. Bakalım dizi eski havasına dönebilecek mi?

The Crown

Netflix’in yeni harikası. Dönem dizilerini oldum olası severim ama II. Elizabeth’in hayatını anlatan The Crown, çok başarılı. 2. sezonu binge-watch yaparak bir günde izledim. Oyunculuk, senaryo, kurgu ve dönemi yansıtması mükemmel.

Taze mahsuller

Santa Clarita Diet

Drew Barrymore ve Netflix logosunu görünce izlediğim ve yılın hayal kırıklığı olan dizi. Zombileşen Sheila ve tuhaf ailesinin maceralarını anlatan komedi serisi, hiçbir yere varamıyor. Absürtlüğünün en iyi tarafı, konuyu daha fazla sulandırmaması.

24 Legacy

Jack Bauer’siz 24 olur mu? Olmuyormuş. 24 Legacy, zaten ilk sezonunun ardından iptali gördü. Fakat 24‘ün jeneriğine bile bayılan ben, Jack Bauer’li olarak yeniden görmeyi çok isterdim doğrusu.

Big Little Lies

HBO’nun bu sezon yaptığı en iyi iş bana göre. Emmy Ödülleri’ni toplayarak da bunu dosta düşmana gösterdi. Kadrosunda Nicole Kidman, Reese Witherspoon, Shailene Woodley ve Alexander Skarsgård’ı barındıran Big Little Lies, 2. sezon onayını da aldı.

The Handmaid’s Tale

Gerilimi ve distopik ortamıyla yılın en çok ilgi çeken dizilerinden biri oldu. İzlerken üzülüyor, kırılıyor ve çok öfkeleniyorsunuz. Big Little Lies ile Emmy Ödülleri’ni de paylaştı. Mad Man‘den sevdiğim Elisabeth Moss, mükemmel bir iş çıkarmış. The Handmaid’s Tale, mutlaka izlenmeli.

Ozark

Şikagolu bir finans danışmanının uyuşturucu karteliyle sorunlar yaşadıktan sonra ailesiyle Ozarks’a yerleşmesini anlatıyor Ozark. Ne kadar çok para aklayabilirse o kadar yaşam şansı tanınıyor aileye. Netflix’in güzel işlerinden biri. Başroldeki Jason Bateman, başarılı.

Room 104

HBO etiketini görünce düşünmeden izlediğim bir dizi oldu. İlk iki bölüm de hiç fena değildi fakat devamını getiremeyip kötü sınıfına girdi maalesef. Bir otel odasındaki esrarengiz olayları anlatan dizi, 12 bölümde 12 farklı hikâye sunuyor bize. Tipik alacakaranlık kuşağı yapımı. Room 104‘ün 2. sezon onayını aldığını da ekleyelim.

The Deuce

HBO’nun bu kez iyi işlerinden biri. 70’lerin porno endüstrisini anlatan The Deuce, dönem yapımlarını sevenlerin beklentilerini fazlasıyla karşılıyor. James Franco ve Maggie Gyllenhaal dikkat çekiyor. Fakat Franco’nun neden iki farklı rolde olduğunu ve bunun diziye ne kattığını anlayamadım.

Mindhunter

Seri katil filmlerini ve dizilerini ayrıca seven biri olarak uzun zamandır heyecanla bekledim kendisini. Doğrusu beklediğime de değdi. Kahramanlarımız, katillerin davranışlarını inceleyerek neden öldürüyorlar sorusunu çözmeye çalışıyor. Netflix dizisi Mindhunter‘da Jonathan Groff, Holt McCallany ve Fringe‘den tanıdığımız Anna Torv dikkat çekiyor ama asıl hayranlığım, seri katillerden Edmund Kemper’e hayat veren Cameron Britton ile Jerry Brudos’u canlandıran Happy Anderson’ın oyunculuğuna…

Young Sheldon

The Big Bang Theory‘nin spin-off’u. Sheldon Cooper’ın çocukluğunu anlatan eğlenceli bir dizi. Kendisini bir şekilde izletiyor ama gerek var mıydı bilemedim…

Gunpowder

1600’lerin başında protestanların katoliklere zulmünü konu eden üç bölümlük mini dizi Gunpowder. Game of Thrones‘un Jon Snow’u Kit Harington ve Liv Tyler başroldeler. Dönem dizilerini seven biri olarak başarılı buldum.

Dark


Yılın son günlerinde izlediğim Dark, çok ilgimi çekti. Netflix’in Alman yapımı dizisi, üç ayrı zamanda geçiyor. İzlerken ciddi bir şekilde dikkat vermeniz gerekiyor, söyleyeyim. Dark, 2. sezon onayını da aldı…

Knightfall

History kanalının dönem dizisi Knightfall‘un henüz üç bölümü yayınlandı. Kutsal kaseyi arayan Tapınak Şövalyeleri’ni konu alan dizinin oyunculuklarıyla, kurgusuyla ve aksiyon sahneleriyle pek sınıfı geçtiği söylenemez. Aynı kanalın dizisi Vikings‘in referansıyla başladığım Knightfall, umarım düzelir çünkü bu haliyle 2. sezon hayal olur. Halbuki malzeme çok iyi, iş helva yapmakta.

Yerli malı, yurdun malı

Masum

Çok Türk dizisi izlemeyen biri olarak Masum, beni kendisine kadrosuyla ve senaryosunu yazan Berkun Oya sayesinde çekti. BluTV’nin ilk dizisiydi. Masum, kurgusu ve oyunculuklarıyla başarılı bir iş. Ustaların olduğu kadrodan kötü bir iş çıkmazdı elbette ama özellikle Haluk Bilginer ve Nur Sürer’i ayrı bir yere koyuyorum.

Fi-Çi

Puhu TV’nin kitap uyarlaması. Şu sıralar 2. sezonu devam eden dizi, biraz tempoyu düşürse de Can Manay karakteriyle Ozan Güven başta olmak üzere Mehmet Günsür ve Serenay Sarıkaya, hikâyeyi canlı tutuyor. Ayrıca dikkatimi çeken biri daha var: Leyla ile Mecnun‘un hırsızı Osman Sonant. Oyuncu, Sadık Murat Kolhan rolüyle döktürüyor.

7 Yüz

Yedi ayrı hikâyeyi yedi ayrı ekiple sunan dizi, birkaç istisna bölüm hariç başarılıydı. Bana göre BluTV’nin Masum‘dan sonraki en iyi işi. Genco Erkal’ın oynadığı Refakatçiler ve ilk bölümü Büyük Günahlar’ı ayrıca tavsiye ediyorum.

Çukur

Beyoğlu’nun arka mahallesi Çukur’daki hayatı anlatıyor dizi. Yamaç (Aras Bulut İynemli), mahalleyi yöneten babasından görevi devralır ve kendisini suç dolu, kirli bir dünyada bulur. Diyalogları, çekim kalitesi ve kurgusuyla sektörün bir tık üzerinde. Show TV’nin son dönemdeki önemli işlerinden biri. İynemli’nin yanı sıra Vartolu karakterini canlandıran Erkan Kolçak Köstendil izlenesi…

2018 hedeflerim

Tabiatıma ters olacak ama yeni yılda kendimi dizginleyip daha az dizi izleyeceğim. Özellikle İskandinav ve İngiliz dizilerine ağırlık vermeyi planlıyorum. Umarım başarılı olurum. Herkese iyi bir yıl, kaliteli bol dizi diliyorum…

Kapak görseli: Big Little Lies

author-avatar

Yıllardır basın sektöründe. Sırasıyla Hürriyet, Akşam, Milliyet Cadde, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti gazetesinde sayfa tasarımcısı olarak çalıştı. 2012-2015 arası Milliyet Cadde'de köşe yazıları ve Haftasonu ekinde yabancı dizi dosyaları yazdı. Halen Habertürk gazetesinde çalışıyor. Sıkı bir yabancı dizi takipçisi.

1 Yorum : "Dizi Gurusu'nun Kaleminden: Artısıyla Eksisiyle 2017 Sezonu I Nevzat Akdere"

  • comment-avatar
    Selin 26 Aralık 2017 (22:21)

    Doctor Foster’ı da listeye eklersimiz belki.

Bu yazıya yorum yap

E-posta adresin görünmeyecek.