Game of Thrones’a Çoğulcu Cinsiyet Rolleri Üzerinden Farklı Bir Bakış I Cenk Tan

2011’den günümüze gündemdeki yerini korumayı başaran Game of Thrones, şov dünyasını kasıp kavuruyor. Bugüne dek 40’a yakın Emmy Ödülü’ne layık görülen diziyi farklı bir açıdan incelemek istedim. Taht Oyunları‘ndaki cinsiyet rolleri, bize neler anlatıyor dersiniz?

Bir Ortaçağ fantezi kurgusuna sahip Game of Thrones, Westeros ve Essos isimli hayali bir dünyada yedi krallık arasında Demir Taht uğruna verilen iktidar mücadelesini konu alıyor.

Targaryen Hanesi, 280 yıl boyunca hüküm sürmüştür ancak Baratheon Hanesi tarafından devrilen kralla Targaryenlerin iktidarı nihayet sona erer ve taht, el değiştirir. Yeni kral Robert Baratheon’un av esnasında trajik biçimde yaralanıp ölmesi sonucundaysa Westeros’ta otorite boşluğu yaşanır ve taht için amansız bir mücadele başlar.

Farklı temalar, ilginç karakterler

Game of Thrones, pek çok farklı temayı içinde barındıran bir eser. Bunlar arasında öne çıkanlar; iktidar mücadelesi, güç ilişkileri, aşk ve nefret, sınıf farklılıkları gibi temalar. Fakat tüm bunların içinden birinin sıyrıldığını görebiliyoruz. Bu olgu, şüphesiz cinsiyet rolleri. Dizi, yayınlandığı ilk sezondan beri cinsiyet rolleri üzerine kurulu bir yapıyı takip ediyor. Esasında cinsiyet olgusunun dizinin merkezinde yer aldığını söylemek isabetli olur. Hatırlarsak; ilk iki sezonunda dizi, yer verdiği bazı sahnelerden dolayı açıkça tepkilere maruz kalmış ve birtakım çevreler tarafından ciddi biçimde eleştirilmişti. Eleştirilere göğüs geren yapımcılar, ilerleyen dönemde bu sahnelerden vazgeçmemiş ve bu yöndeki eğilimlerini devam ettirmişti. Dizi, geldiği nokta itibarıyla kendini izleyicilere ve eleştirmenlere kabul ettirmiş gibi görünüyor.

Gelenekselden geleneksel olmayana…

Cinsiyet rollerini analiz ettiğimizde Game of Thrones karakterlerinde geleneksel ve anti-geleneksel roller şeklinde bir sınıflandırma yapmayı uygun buluyorum. Karakterleri genel anlamda bu iki başlık altında toplayabiliriz. Geleneksel olarak tanımladığımız cinsiyet rolleri, heteronormatif yani karşı cinse eğilim gösteren cinsiyet rolleri. Anti-geleneksel olarak tarif ettiğimiz rollerse, heteronormatif tanımlamanın dışında kalan alternatif cinsiyet rolleri.

Dizide anti-geleneksel cinsiyet rollerinin çoğulcu biçimde temsil edildiğini ayrıntılı bir şekilde analiz edeceğim. Bu bahsetmiş olduğum çoğulculuk, beraberinde çoklu cinsiyet rollerini de getiriyor. Bu olgu, dizide ortaya çıkan birbirinden ilginç karakterler yoluyla kendini gösterdi/gösteriyor. Anti-geleneksel cinsiyet rollerini temsil eden karakterler, gidişatta oldukça belirleyici bir konuma sahip. Hatta dizinin bu karakterler üzerinden yürüdüğünü söylemek çok da yanlış olmaz.

GoT’un hegemonik erkekleri

Öncelikle geleneksel cinsiyet rollerine değinirsek; erkek karakterler ve erkeklik kavramını ele almamız gerekir. Avustralyalı sosyolog/akademisyen Raewyn Connell’in ortaya attığı kurama göre, pek çok erkeklik modeli var. Bunlar kısaca hegemonik erkeklik, işbirlikçi erkeklik, marjinal erkeklik ve madun erkeklik olarak sınıflandırılabilir. Hegemonik erkeklik kavramını Gramsci’nin hegemonya kavramından esinlenerek tanımlayan Connell, bu modelin ataerkil toplum düzeninin teşvik ettiği egemen erkek figürü olduğunu vurgular. Geleneksel anlamda bildiğimiz baskın erkeklik modelinden oluşur. Game of Thrones‘un Ortaçağ’da geçtiğini ve toplum düzeni anlamında geleneksel ve katı bir hiyerarşiye dayandığını göz önüne aldığımızda, dizide hegemonik erkeklerin varlığının kaçınılmaz olduğunu gözlemliyoruz.

Robert Baratheon, dizideki hegemonik erkeklere bir örnek…

Dizideki hegemonik erkekler, güç ve iktidarı kendinde toplayan lider figürler. Robert ve Stannis Baratheon, Ned ve Robb Stark, Tywin Lannister, Walder Frey, Roose Bolton ve Euron Greyjoy gibi. Bu karakterlerin ortak özelliği, hepsinin beyaz, heteroseksüel, lider, egemen, güçlü birer baba figürü olması. Bu bağlamda tüm bu karakterler aynı kategoriye ait. Robert Baratheon, iktidarı Targaryen Hanesi’nden alan iriyarı ve güçlü bir kral figürü. Stark Hanesi ile hüküm süren Robert’ın iktidarı, 17 yıl devam ediyor. Bir kralda bulunması gereken tüm özelliklere sahip: Erkeksi, iriyarı, otoriter ve kararlı.

Ned Stark, hegemonik erkeklerden bir diğeri…

Robert’ın sağ kolu ve can dostu Ned Stark da hegemonik erkekliğe bir örnek. Ned, ülke çapında saygı duyulan, kendisine hayranlık beslendiği gibi kıskanılan güçlü ve rasyonel bir baba figürü. Lannister Hanesi’nin babası Tywin Lannister, yine başka bir hegemonik erkek. Lannister ordularının komutanı Tywin, Robert’ın ölümü sonrasında iktidarı ele geçirmek istiyor. Dizide şüphesiz yukarıda bahsettiğimden daha fazla hegemonik erkek karakter var.

Game of Thrones‘daki hegemonik erkeklerin başka bir ortak özelliği ise, hepsinin sonunun erken gelmesi. Yukarıda adını verdiğim lider figürlerin hepsi, trajik biçimde ve beklenenden erken hayata veda etti. Kral Robert, av esnasında ölür, Ned Stark idam edilir, Tywin Lannister tuvalette cüce oğlu Tyrion tarafından öldürülür, Roose Bolton ve Walder Frey de yine vahşice katledilir. Henüz öldürülmeyen bir tek Euron Greyjoy var ki, onun da diğerleriyle aynı kaderi paylaşacağı kanaatindeyim. Dolayısıyla dizide egemen ve lider konumunda görünen karakterlerin diziye erken veda ettiklerini söylemek yerinde olur. Bu yüzden, egemen erkek karakterlerin dizideki belirleyiciliği sanılanın aksine gayet düşük.

Yarım adamlar ve bir piç

Hegemonik erkeklere ek olarak işbirlikçi erkeklik dediğimiz bir kavram daha gözümüze çarpıyor. Bu tip erkekler, lider olmak istemelerine rağmen birtakım bariz eksiklik ya da yetersizliklerinden dolayı egemen olamayan karakterler. Liderlik kapasiteleri olsa da…

Tyrion Lannister, zekâsı sayesinde fiziksel dezavantajını avantaja dönüştürüyor…

Tyrion ve Jamie Lannister ile Jon Snow, bu tip karakterlere örnek. Tywin Lannister’ın oğlu Tyrion, cüce olduğu için babası tarafından hep dışlanır ve asla kabul görmez. Ömrü boyunca bu acıyla yaşamak durumunda kalır ve kendini içki ve kadınlara verir. Lannister olmasına rağmen o bir yarım adamdır ve muazzam zekâsı ile strateji kabiliyeti sayesinde fiziksel dezavantajını avantaja dönüştürmeyi bilir.

Ağabeyi Jamie Lannister, aslında hegemonik olmasına rağmen Kral Katili olarak bilinir ve dizinin ilerleyen bölümlerinde elini kaybeder. Bu olaydan sonra özgüven kaybı yaşar ve Jamie de bir yarım adama dönüşür. Artık eski Jamie yoktur.

Jon Snow, gelecekte daha büyük roller üstlenebilir…

Buna ek olarak dizinin en önemli karakterlerinden Jon Snow figürü, dizide değişim geçiren ve ciddi gelişim gösteren ender karakterlerden biri. Stark Hanesi’nin Winterfell Piçi olarak tanıtılan Jon Snow, ömrü boyunca bu kötü ismi taşımak zorunda bırakılır. Fiziksel anlamda hiçbir engeli bulunmamasına rağmen gerçek bir Stark olmaması, her fırsatta yüzüne vurulan bir gerçek haline gelmiştir. Tüm bunlara rağmen ağabeyi Robb ve annesi Catelyn Stark’ın katledilmesinden sonra hayatta kalan tek erkek Stark unvanını ele geçiren Jon Snow, Kuzey’de ipleri eline alır ve Lord Kumandan seçilir. Kuzey’e liderlik gibi çok hayati bir görevi üstlenen Jon Snow, halkına umut veren bir lider konumuna gelir. Piç ve yarı Stark olarak bilinen Jon Snow, kendini herkese kanıtlayarak gerçek bir Stark olduğunu tüm Westeros’a gösterir. Böylece işbirlikçi erkek olarak başladığı diziye 6. sezon itibarıyla hegemonik bir erkek figürü olarak devam eder. Jon Snow’un geçirmiş olduğu bu değişim, sadece içinde bulunduğu koşullardan değil, onun kanında ve kalbinde var olan liderlik ruhundan gelir. Game of Thrones‘a yön veren bir lider konumuna gelen Jon Snow’un gelecekte belirleyici rol oynayacağı kesin.

Geniş bir yelpaze

Dizideki anti-geleneksel cinsiyet rollerine gelecek olursak; bunların dizide önemli bir yere sahip olduğunu tespit edebiliyoruz. Bu karakterler, çoğunlukla heteroseksüel olmayan ve kuir olarak tanımlanabilen alternatif cinsiyet rollerine sahip figürler. Game of Thrones‘da bu tip karakterler yoğun biçimde temsil ediliyor. Başlıcaları; Renly Baratheon, Loras Tyrell, Oberyn Martell, Ellaria Sand, Lady Brienne of Tarth, Yara Greyjoy, Lord Varys… İzleyici, bu karakterlerin alternatif cinsel eğilimlere sahip kişilikler olduğunun bilincinde. Fakat sanılanın aksine, cinsiyet rolleri heteroseksüel-homoseksüel ikileminden ibaret değil. Game of Thrones‘un kuir karakterleri, dizide önemli boyutlarda temsil ediliyor. Hadım karakterlerden farklı cinsel eğilimlere sahip kişiliklere uzanan geniş bir yelpaze sözkonusu. Kuir kavramıyla beraber farklılık gösteren pek çok alternatif cinsiyet rolleri ortaya çıkıyor.

Lady Brienne, Game of Thrones’un en sıradışı karakterlerinden biri…

Bu farklı cinsiyet rollerinden biri butch (buç) kavramı. Buç olarak tabir edilen karakterler, biyolojik olarak kadın olup dış görünüş ve fiziksel güç anlamında ciddi erkeksi özellikler taşıyan figürler. Dizide görülen en bariz buç karakter, Tarthlı Lady Brienne. Bir kadına göre devasa bir vücuda sahip ve inanılmaz derecede güçlü. Annesi ve kardeşlerini küçük yaşta kaybeden Lady Brienne, dövüş ve savunma sanatına yoğun bir ilgi gösteriyor. İlk etapta Renly Baratheon’un safında yer alan Lady Brienne, onun ölümüyle Lady Catelyn Stark’ın kişisel korumalığını üstleniyor. Ardından Jamie Lannister’ı emin ellere teslim edip 7. sezona doğru Sansa Stark’ın yanında yer alıyor. Lady Brienne, sadece güçlü bir fiziğe sahip değil, mental anlamda da güçlü, kararlı ve sonuna kadar güvenilir bir kişilik. Cinsel eğilimi belirsiz olmakla beraber Lady Brienne, Game of Thrones‘un en sıradışı karakterlerinden biri. Anti-geleneksel cinsiyet kimliği buçu yansıtan Lady Brienne, bir şövalye olarak geleneksel cinsiyet rollerinin dışında kalıp sadece kalbinin sesini takip eden tutarlı ve onurlu bir şahıs. Dizinin gidişatında da azımsanmayacak bir role sahip. Öncesinde de Stark Hanesi’ne yakınlığıyla bilinen Lady Brienne, uzun süren bir maceranın oraya döner ve böylece Catelyn Stark’a olan yeminine sadık kalır.

Bir “tomboy” olarak Arya Stark

Game of Thrones‘da görülen başka bir anti-geleneksel cinsiyet kimliği ise tomboy kavramı. Bu kavram, dizide Arya Stark karakteriyle temsil ediliyor. Arya, eski kral Robert Baratheon’un sağ kolu asil Lord Ned Stark’ın küçük kızı. Babasının Robert’tan sonra gelen kral Joffrey’nin elinde vahşice idam edilmesine tanıklık ettikten sonra Kralın Şehrini terk etmek zorunda kalıyor. Arya’nın yaşadığı talihsizlikler burada bitmez: Kısa süre sonra annesi Lady Catelyn Stark ve büyük ağabeyi Robb’un bir düğün gecesinde Frey Hanesi tarafından hunharca katledildiğini öğrenir. Akabinde intikam yemini eder. Bunun için uzun yıllar sürecek bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk esnasında tomboy kimliğine bürünür. Tomboy olarak adlandırılan cinsiyet kimliği, geleneksel kız çocuğu kimliğinin reddedilerek farklı bir zemine oturtulması anlamına gelir. Buna basit bir tabirle erkeksi kız çocuğu da diyebiliriz.

“Tomboy” Arya Stark…

Arya, ilk olarak saçlarını kestirir ve pantolon giyer. Üstadından kılıç dersleri almış olması, Westeros’un acımasız dünyasında kendini savunmasını ve tomboy kimliği sayesinde güçsüz ve ezik gördüğü kız kimliğini kamufle edip kendini yabancılara erkek çocuğu olarak yutturabilmesini sağlar. Bu bağlamda tomboy kimliği, Arya karakterinin gelişiminde hayati bir öneme sahiptir. Bu kimlikle Arya, hem Stark isminden kamufle olmuş hem de savunmasız soylu kız imajını yerlebir etmiştir. Arya’nın bu kimliği benimsemesi, hayatta kalması açısından da büyük bir rol oynar. Zaten baştan beri pasif kız çocuğu rolüne karşı çıkan Arya için bu kimlik modeli, adeta biçilmiş kaftan olur. Hepimizin bildiği gibi Arya, Game of Thrones‘un kurgusunda çok önemli bir yere sahip. Onun macerasının nereye uzanacağını 8. sezonda hep birlikte izleyeceğiz.

Bu insanlar, eski zamanlardan beri aramızda

Sonuç olarak Game of Thrones‘un cinsiyet rolleri odaklı bir yapım olduğunu söylemek mümkün. Dizi, Ortaçağ karanlığının ortasında izleyicilere cinsiyet rollerini geniş bir yelpazede sunmaktan geri kalmıyor. Üstelik bunu, gerçekçi bir şekilde mümkün olduğu kadar çeşitlilik göstererek yapıyor. Asıl çarpıcı olansa, anti-geleneksel olarak tabir ettiğimiz cinsiyet rollerini temsil edilen karakterlerin dizinin gidişatında belirleyici, hatta kritik roller oynamaları. Bu karakterler, genel anlamda hikâyenin çözülmesinde kilit noktalarda bulunmakla birlikte, dizinin sonuna doğru daha da belirleyici olmalarını muhtemel buluyorum.

Cinsiyet rollerini tüm çeşitliliğiyle Ortaçağ kurgusu içinde sunan Game of Thrones, aslında geçmişi kullanarak günümüze dair mesajlar vermeyi de ihmal etmiyor. Bunlardan biri de bu insanların çok eski zamanlardan beri aramızda yaşıyor olduğu gerçeği…

author-avatar

Denizli doğumlu. Hacettepe Üniversitesi, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunu. Sosyal Bilimci, Edebiyatçı ve Sinema Sevdalısı. 20 yılı aşkın süredir edebiyatla iç içe. Aynı zamanda sadık bir Rock müzik dinleyicisi. Bilimkurgu tutkunu. Aldous Huxley, Jules Verne, H.G. Wells, J.G. Ballard gibi yazarları pek sever. Astrofizik ve felsefe gibi alanlara da ilgi duyar. Pamukkale Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında Doktora adayıdır. Çalışma Alanları ütopya/distopya edebiyatı, bilimkurgu, postmodern/çağdaş edebiyat, ekoeleştiri, sinema ve kültürel incelemeler.

Henüz Yorum Yok : "Game of Thrones'a Çoğulcu Cinsiyet Rolleri Üzerinden Farklı Bir Bakış I Cenk Tan"

    Bu yazıya yorum yap

    E-posta adresin görünmeyecek.