İpek Bilgin: “Dizi Dünyası; Ahlakıyla, Yasaklarıyla Kemik Bir Yapı”*

Röportaj: Heja Bozyel
Genç oyunculardan tiyatro sahnelerinin tozuna, ekranların gerçeklerine her şeyi  İpek Bilgin’e sorduk.

İpek Bilgin, gerek oyunculuğu gerek eğitmenliği ile gerçek bir duayen. O, kendini daha çok tiyatroda görse de bizim için oyunculuğu en iyi anlatacak kişiydi. Nitekim haksız da değilmişiz. Dizi izlemeyi çok sevmeyen İpek Bilgin’in sesini duyar gibi okuyun cevaplarını. Sert, ne dediğini bilen, senelerini oyunculuğun her anını yaşayarak geçiren bir kadın.

Genç oyuncular için dizi setleri bir okul mu yoksa aksine oyunculuğun köreldiği yerler mi?

Bu, kişiden kişiye değişir. Bana göre antrenman yeridir. Hızlı oynamayı öğrenirsin. Komandoluk gibi her şart altında oynamayı öğrenirsin dizi setlerinde. İyi oyuncu olup da sonradan orada köreldi yani kötüledi dediğim biri olmadı galiba.

Oyuncu adaylarının çoğunda bir an önce “ünlü olmak” arzusu varmış gibi. Ünlü olmak iyi oyuncu olmak mı demek?

İyi oyuncu olduğu için de ünlü olmuş olanlar vardır, güzel oldukları için de. Ya da bir başka nedenle de ünlü olunur. İkisi galiba ayrı konular. Ama bazıları da ünlü olmak isteyebilir. 70 milyon kişiyi aynı kalıba koyamayız. Her şeyi yargılamamalıyız, bence birileri de öyle hayat çizebilir kendine.

Tüm başrol oyuncuları fazla güzel/yakışıklı… Genel geçer estetik anlayışının dışında kalmak, Türkiye’de sinema için değil ama televizyon için %90 oranında başrol için göz önüne bile alınmamak demek. Yok mu bunun bir çözümü?

Dizi görsel bir iş. Görünüm önemli. Güzellik anlayışının değişmesi belki de gelişmesiyle ilgili sanırım. Aynı çağda yaşayacaklar ama birçok insan Sean Penn’i tanımadan ölecek, farkına bile varmayacak.

Oyuncu adaylarına ilk öğrettiğiniz şey ne?

Ben bildiklerimi paylaşırım, pek öğretme denemez. Artık bence en önemli şey sükûnet galiba, telaş çağında yaptığın işte sahici olabilmen için sükûnetten korkmamak. Sükûnetten korkmuyorsan bu işle uzun süreler geçireceksin demektir.

Peki, her oyuncunun mutlaka bilmesi gereken şeyler nedir?

Aşağı yukarı bir milyon şey. Kendini işin içinde gittikçe çok tanımak diyebilirim ki bu da içinde yüzlerce konuyu, alanı taşır.

Oyuncu olmak çok kolaymış gibi, üstüne milyonlarca para kazanılan şahane bir iş gibi algılanıyor. Zor yanları ne bu işin?

Kolay geliyorsa yapsınlar, hiçbir diyeceğim yok kimseye. Kaldı ki bazılarına hakikaten kolay gelir, çünkü onlar önceden çok çalışmışlardır ve zahmetsizlik peşinde değillerdir, hayatı sadece rahat etmek gibi algılamazlar. Oyunculuk genel değil kişiseldir. Herkese başka başka şeyler zor gelebilir. Deneyimine ve kişiliğine bağlı olarak.

Şu an televizyondaki dizilerin senaryolarını nasıl buluyorsunuz? Sürekli aynı şeyleri izletiyorlarmış gibi bir his oluşuyor, eğer her gün dizi izlerseniz…

Bu pek yeni bir şey değil ama yasaklar arttıkça bunları seyredecek izleyici, belki de hak ettiğimizi buluyoruzdur.

Türkiye’de oyuncular açısından en büyük engelin onları ünlü yapan rolün üstlerine yapışması olduğunu düşünüyorum. Kolay kolay o ilk rolden çıkamıyorlar; komedi oynadıysa öyle gidiyor. Sürekli ağlayan bir kadınsa öyle… Bundan çıkış yok mu? Yeni yapımcılar ve senaristler, cast ajansları bile bunu neden kıramıyor?

İşte o rolleri verenler halkla ilişkiyi en önemli unsur kabul ediyorlar ve bu yüzden değişiklik yapmayı gerektirecek zorlayıcı bir durum oluşmuyor, sadece biraz şikâyet falan. Dizi dünyası; ahlakıyla, yasaklarıyla kemik bir yapı; bireyler pek etkili olamıyor.

Sizce Netflix, BluTV gibi yasal dizi platformları dizilerin geleceğini nasıl etkileyecek?

DVD kiralamanın yeni yolu. Karşılıksız seyretme değil. Para girdi mi işin içine sadece iyi olana ödeme yapılır gibi geliyor bana.

Sizin bugüne kadar kariyerinizde karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?

Belirli bir zorluk olmadı ama her anının içinde zorluklar vardı. Tiyatroda rolleri çıkarırken boğuşursun çoğu kez. Bu sonu gelmez bir savaştır. Zevk aldığın bir savaş.

Bir oyuncu olarak “Yeni jenerasyon”un feyiz aldığı bir yaşta olmak nasıl bir kolaylık sağlıyor size?

O bana büyük laf geliyor. Paylaşıyoruz. Hayat da bundan ibaret bence. Ayrıca bana kolaylık falan sağlamıyor gerçekten. Sadece sürekli meşgul tutuyor.

Son oyununuz Kalp Düğümü harika bir oyundu. Yeni oyun var mı ufukta?

Ben bu sezon oynamıyorum tiyatroda ama bir oyun yönettim Craft Tiyatro’da, adı 10 11 12. Ezgi Mola ve Enis Arıkan oynuyorlar. 22 Kasım’da başlıyor.

Uğrak Yeri oyunundaki rol arkadaşınız aynı zamanda öğrenciniz Barış Gönenen sinema filmlerinde ve dizilerde oynamaya başladı. En son Tatlı İntikam’da izledik Barış’ı. Nasıl buluyorsunuz performansını?

Barış şahane bir oyuncu. Herkese dilerim birlikte çalışmayı.

*Bu röportaj ilk olarak Episode Dergi’nin Aralık 2016-Ocak 2017 tarihli 1.sayısında yayımlanmıştır.

 

Benzer Yazılar

Başkaları da Okusun:

author-avatar

13 yıldır farklı mecralarda şehir hayatı, müzik ve kültür-sanat haberleri yazıyor, röportajlar yapıyor. Hikâye dinlemeyi ve anlatmayı sevdiği kadar, 4 ayaklı tembel arkadaşı Barney ile uzun yürüyüşler yapmayı seviyor. Halen Episode ve 221B dergileri ve Hürriyet gazetesi Cumartesi-Pazar ekleri için röportajlar yapıyor.

Henüz Yorum Yok : "İpek Bilgin: "Dizi Dünyası; Ahlakıyla, Yasaklarıyla Kemik Bir Yapı"*"

    Bu yazıya yorum yap

    E-posta adresin görünmeyecek.