Legion’ın Melanie Bird’ü Jean Smart: “Projeyi Marvel Olduğunu Bilmeden Onayladım”

- Röportaj-
Sevtap Tuzcu
X-Men evreninde geçen, Noah Hawley tarafından çok farklı yorumlanmış bir Marvel uyarlaması Legion, FX’te izleyicileri şaşırtmaya hazır. Sadece Marvel değil, pop kültürünün baba yaratıcıları David Lynch, Stanley Kubrick, Wes Anderson sevenleri de şöyle ekran başına alalım lütfen.

Özellikle Otomatik Portakal tutkunlarını göz banyosuna davet ediyorum.

Yüksek dozda bilimkurgu, yüksek voltaj gerilim (en azından benim narin sinirlerime göre), bir tımarhane dolusu antikahraman ve bir gerçek yetmediği için diğer paralel evrene de taşınacak kadar büyük bir aşk.

Prof. X aka Charles Xavier ve Gabrielle Haller birlikteliğinden olan David Haller (Dan Stevens) evlatlık olarak büyür. Çocukluğundan beri duyduğu seslerin, gördüğü yaratıkların halüsinasyon olduğuna ve kendisinin şizofren olduğuna inandırılır. Clockwork olarak adlandırılmış tımarhanede Syd Barret (Rachel Keller) ile karşılaşır karşılaşmaz ona âşık olur ve David’in ben algısı değişmeye başlar. İlk başta imkânsız gibi gelen bu aşkı yaşamanın yollarını bulduğu gibi, aslında şizofreniden öte çok güçlü bir mutant olduğunu keşfetmesi an meselesidir.

Tımarhaneden kaçıp Melanie Bird (Jean Smart) ve eşi tarafından, genç mutantlar için bir nevi eğitim amaçlı kurulmuş olan tesis Summerland’e sığınır. Melanie ve diğer mutantlardan oluşan ekibi sayesinde geçmişinin izine düşer. İzlediğim 6 bölüm Legion ve Noah Hawley ile Fargo’da işbirliğinde bulunan Jean Smart ile yaptığım röportaj sonrası ben de Fargo izlemeye karar verdim. “Sen neymişsin be Noah!”

Sanırım Nuh’un gemisine ben de atladım. Bakalım siz ne diyeceksiniz? Buyurun, Episode okurlarına özel Jean Smart söyleşimiz…

Bu Röportaj İlk Olarak Episode Dergi’nin 3.Sayısında Yayımlandı

Süper kahraman filmleri ve dizileri gitgide daha da popüler oluyor. Marvel malzemesine seni kişisel olarak çeken nedir?

Gerçek şu ki bu projeyi Marvel olduğunu bilmeden onayladım. Noah ile Fargo’da birlikte çalıştık ve bana, “Senin de dahil olmanı istediğim bir iş var,” dediğinde içeriğini bile sormadan, “Evet,” dedim.

Noah Hawley ile çalışmak nasıl bir deneyim? Daha önce çalıştığın biriyle kıyaslayabilir misin?

Noah ile çalışmak bir ayrıcalıktır. Noah bir dâhi. Senaristliği, yönetmenliği hiç kimseyle kıyaslanamaz. Çok farklı bir bakış açısı var ve çok dolu bir insan. Keşke daha fazla vakit geçirebilseydik onunla ama o çok meşgul, asla durmuyor, sürekli üretiyor. Ona çok güveniyorum. Karşılıklı güven çok önemlidir sette.

Peki Legion’u diğer Marvel uygulamalarından özel kılan nedir?

Noah çok güçlü replikler yazar. Melanie Bird mesela, Comic’te var olan bir karakter değil. Noah’ın yarattığı bir karakter. Bu tabii ki canlandıracağım karakteri şekillendirme konusunda daha özgür kılıyor beni. Mesela David karakterinde Noah, konuyu çok farklı işlemiş durumda!

Süper güçlerin dışında zihinsel hastalıkları ve buna benzer konuları işliyor.

Melanie Bird mutant olmayan yani süper güçleri olmayan bir karakter. Hikâyedeki rolünden bahseder misin?

Eşi Oliver’ın 20 yıldır ruhsal olarak nerede olduğu belli değil. Bedenini buzlukta muhafaza etmiş olsa da kendisiyle iletişim kuramıyor. Benim hissiyatımda; eşi onun için bir kahraman, hayatının aşkı. Eşinin genç mutantlara korunak ve eğitim sağlamak için kurduğu Summerland tesislerini işletirken kendisini anaç ve sevgi dolu gözlemlesek de aslında pek özverili sayılmaz. David’in güçlerini keşfetmesi için elindeki imkânları vermeye hazır. Öncelikle tabii ki tüm bunları, David’in kocasını geri getirecek güce sahip olduğuna inandığı için yapıyor.

X-Men serileri ana tema olarak toplumda farklı hatta anormal olmanın getirdiği yansımaları işliyor. Dizinin bu eleştirel yönünü nasıl yorumluyorsun?

Genç mutantlar dışlanıyor ve bu yüzden varoluşlarını sorguluyorlar, ta ki başka mutantlarla tanışana ve kendi güçlerinin farkına varana dek. Legion’da ruhsal bozukluklar ön planda, mesela David’e şizofreni tanısı konulmuştur.

Eminim izleyici de zaman zaman David’in gördüğü karakterlerin gerçek olup olmadığından şüphe duyacaktır.

Bu arada sana da ergen yaşta şeker hastalığı teşhisi konulmuş. Bu durum, “Ben farklıyım,” duygusu yarattı mı? Hatta kendi “süper güçlerini” tespit etmeni sağladı mı?

Bu çok güzel bir soru… Hiç bu şekilde düşünmemiştim. Öyle bir farkındalığa sahip değildim belki de… Hatırlamıyorum. Bütün arkadaşlarımın haberi vardı, hepsine anlatmıştım. İlk teşhis konulduğunda çok korkmuştum. Belki de yaşıtlarıma göre daha fazla sorumluluk sahibi olmamı sağladı.

Hatta (kahkahayı basar) ilk enjeksiyonu annem korktuğu için yapamamıştı ve hastaneye gitmek zorunda kalmıştık.(kahkaha) Evet, muhtemelen farkında olmadığım kadar psikolojik etkisi olmuştur üstümde.Ancak 13 yaşında ilk öpücüğümü de yaşadım yani ilk cinsel deneyimimi ve bu olay, hastalığımı perdelemiş olabilir. (yine kahkahayı basar)

Sürreal ve Saykedelik Bir Süper Kahraman Deneyimi: Legion | Koray Sarıdoğan

“Benim Süper Kahramanım Başkan Obama”

Daha önce telaffuz ettiğim bir konuya tekrar değinmek isterim. Süper kahraman dizilerinin ve filmlerin oldukça popüler olduğundan bahsettik. Sence bunun sebebi nedir? İçten içe süper kahramanlara mı ihtiyaç duyuyoruz?

Bence de kesinlikle bu kadar popüler olma sebeplerden biri de bu! Çünkü hepimiz dünyada olup bitenlerle alakalı kendimizi aciz hissediyoruz.

Madem kendi süper güçlerimiz yok, en azından orada bir süper kahraman var ve aslında bizim için günü kurtarabiliyor. Sanırım 11 Eylül’den beri herkesin korku ve kaygısı arttı. En azından ABD için şunu söyleyebilirim ki, hepimizin bilinçaltında yerleşmiş bir kaygı hâkim.

O gün hayatlar bir daha geri dönmeksizin değişti… Oğlum yirmili yaşlarında ve onun jenerasyonu 11 Eylül öncesi bir dünya hatırlamıyor. Onlar için üzülüyorum. Sekiz yaşında bir kızım var, ona 11 Eylül’den henüz hiç bahsetmedik ve onun yanında bu konu hakkında hiç konuşmuyoruz.

Kişisel süper kahramanın kimdir?

Aslında bu soru üzerine daha uzun düşünebilmek isterdim ama aklıma ilk gelen isim tabii ki Başkan Obama. Kendisine ve yaptıklarına hayranım ve şu an hem dünya hem de ülke olarak durumumuza baktığımda değerini daha fazla anlıyorum.

Sonuç itibarıyla bir süper kahraman olmak için illaki doğaüstü güçlere ihtiyacımız olmadığını söyleyebiliriz. Peki, içimizde korumamız gereken süper gücümüz nedir?

Göz önünde bulundurduğum çerçeveli bir resim var. Bir avuç içinde oturan bir kuşun resmi. Bu resim bana neyin önemli olduğunu hatırlatır.

Hayatta üç şey çok önemlidir.
Birincisi: Şefkatli (sevgi dolu) olmak.
İkincisi: Şefkatli olmak.
Üçüncüsü: Şefkatli olmak.
Günümüzde bu yanımızı sanki biraz kaybetmiş durumdayız. Uzun sözün kısası, hepimiz birbirimize muhtacız ve bunu hatırlamak bir süreç. Özümüzde hepimiz aynı şeyleri istiyoruz. Sevilmek, emniyet, sağlık ve hayatın tadını çıkarmak. Hayattan beklentimiz ne ise onu vermeliyiz.

author-avatar

1980'de Almanya'nın Friedrichshafen kasabasında doğmuştur. Berlin Freie Üniveristesi'nde İktisat ve Turkoloji, Humboldt Üniversitesi'nde Fransız Filolojisi okumuştur. Berlin Edebiyat Ajansı'nın kurucu üyesi olarak çeşitli edebiyat çevirileri yapmıştır. Reklam ve radyo metin yazarlığında kök salacağını düşünürken kendini birden Türkiye'nin müzik piyasasında menajerlik ve yapımcılık yaparken bulmuş. Sıkılgan bir arkadaş olarak müzik sektörüne de bir süre sonra sırtını dönüp kendini ticarete vermiş. Ne işle meşgulsün sorusuna, "Edebiyat falan filan" demekten vazgeçememiş. Arada bir kendini reklam ve kliplerde sanat yönetmenliği yaparken yakalıyor. Üç kedi anası ve en büyük hedefi "hayır" demeyi öğrenmek...

Bir Yorum Bırak:

Yorumunu Paylaş

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Yorumunu Paylaş

wpDiscuz
%d blogcu bunu beğendi: