İdris Nebi Taşkan: “Oyunculuk özel bir meslek, öğrenmeye açık ve aç olmalısın”

“Arkadaşlar İyidir” dizisiyle izleyicilerin dikkatini çeken İdris Nebi Taşkan, iki sezondur “Zalim İstanbul” dizisinin kadrosunda. İdris Nebi Taşkan ile canlandırmayı çok sevdiği Civan karakterini, oyunculuğa nasıl başladığını ve bundan sonraki hedeflerini konuştuk.

Zalim İstanbul yeni sezonuyla yoluna devam ediyor. Civan karakteri nasıl başladı ve nasıl devam ediyor sizin için? Karakterin yaşadığı değişimlerle ilgili bir izleyici ve oyuncu olarak yorumlarınız neler olur?

Civan karakteri umduğum gibi başladı. Çok katı kuralları olan bir çocuktu, yaşadığı ve yetiştiği ortamdan dolayı ataerkil bir yapısı var, ailenin tek erkeği olduğu için biraz baba figürünün yerine koyuyor kendini, çok korumacı. Bu sezon Damla ile yakınlaştıktan sonra ablalarının ilişkilerine olan tepkileri azaldı, Damla’ya olan hislerinin Civan’ı olumlu yönde dönüştürdüğünü düşünüyorum. Ben Civan’ı seviyorum…

Civan’la ilgili en şaşırdığınız özellikle ne oldu? Civan’la yan yana gelseniz ona ne söylersiniz?

Şüphelerinin peşine düşmemesi ve inanmak istememesi şaşırtıyor beni, belki de inkâr ederek bu durumla yüzleşmekten kaçıyor. Onun yöntemi bu olabilir. Civan’la yan yana gelsem tabii ki arkadaş olurum. Civan ailesine, arkadaşlarına çok sadık biri, kimseye yanlışı olmayacak bir adam; ben ona inanıyorum. “Böyle devam et!” derdim.

Dizi ve Civan’la ilgili nasıl tepkiler alıyorsunuz sokakta ya da sosyal medyada?

Zalim İstanbul güzel bir çıkış yakaladı. Aile hikâyesi olması da izleyiciyi etkileyen tarafı oldu. Civan’ın izleyiciye sert gelen yanları var ama bana sorarsanız biraz daha empatiyi hak ediyor. Sokakta genelde olumlu tepkilerle karşılanıyorum, insanlar samimi bir yerden geliyorlar bana, öyle hissediyorum.

Civan ile Damla birbirlerine âşık olacaklar gibi gözüküyor? Nasıl bir ikili oldunuz? Sizce aşk her şeyin üstesinden gelir mi?

Biz Simay ile iyi arkadaş olduk. Sette herkes birbiriyle sahneleriyle ilgili konuşup kritik yapıyor. Biz de birbirimizi sahnelerden önce arayıp nasıl oynasak diye konuşuyoruz. Sette beraber rahat ve mutlu çalışıyoruz; bu enerji de izleyiciye geçiyor diye düşünüyorum. Civan-Damla çiftiyle ilgili güzel dönüşler aldık, bizi de motive ediyor ve ekrana yansıyor. Aşk yaşanmaya değer bir duygu, kim yakalıyorsa peşinden gitmeli. Sevgi dünyadaki en güçlü bağdır, sevginin gücüyle her şeyi aşabiliyorsun; bu yüzden bence aşk her şeyin üstesinden gelir.

Basketboldan oyunculuğa bir yolculuğunuz var, artık bu yolculukta 3. dizinizde yer alıyorsunuz. Arkadaşlar İyidir’den Zalim İstanbul’a nasıl bir macera yaşadınız?

Arkadaşlar İyidir benim ilk işimdi. Hayatımda çok önemli bir yeri var. O günden bugüne çok şey öğrendim. 3 sene önceki ve bugünkü İdris’le aramızda çok fark var. Daha fazla sorumluluk sahibi oldum; bu beni daha çok çalışmaya itti.

Basketbolda ilk başladığında ne yapacağını bilemezsin, antrenman yaptıkça, oynadıkça, yapabildiğini gördükçe daha çok bağlanırsın. Oyunculuk da öyle… Hep çalışman, öğrenmen gerekiyor; sürekli antrenman yapmak gibi çünkü öğrenmenin sonu yok. Oyunculuk özel bir meslek, hep öğrenmeye açık ve aç olmalısın. Ben de hiç doymuyorum oyunculukta; öğrenmeye, kendimi yetiştirmeye çok açım ve açığım.

Oynadığınız üç projede de genelde asi, duygularına yenik düşen genç karakterleri oynadınız, bu karakterlerin sizi besleyen yanları neler oldu?

Karakterlerden birçok şey öğrenebiliriz, buna katılıyorum ama karakterin beni beslediğini düşünmüyorum. Ben İdris olarak karakteri besleyebilirim, onu büyütebilirim ama karakterin beni beslediğine inanmıyorum.

Oyunculukla ilgili yakın ve uzak vadeli hedefleriniz nelerdir? Bir taraftan üniversite, diğer tarafta pek çok atölyeye, eğitime de katılıyorsunuz sanırım.

Evet, oyuncu koçlarım var, onlardan çok yardım alıyorum. Üniversite eğitimim devam ediyor. Hedeflerim konusunda şöyle bir cevap verebilirim; şuna çok inanırım, uçmak istediğini söyleme, düşürmeye çalışırlar. Nazara inanan biriyim, sadece gitmek istediğim en son noktaya kadar gitmek ve sınırlarımı aşmak istiyorum.

Zalim İstanbul‘dan sonra kariyer planlamanızda önünüze ilk koyduğunuz şey nedir?

Gerçekten çok uçuk hayaller kuruyorum. Sınırlarımı zorlamayı seviyorum. Önüme koyduğum hedefler var ama bunların hangi dönemde gerçekleşmesi mümkün olur bilmiyorum. Çok şey söylemek istemiyorum; böyle bir totem yaptığımı düşünebilirsiniz…

Fanlarla yaşadığınız ilginç bir olay var mı?

Arkadaşlar İyidir setinde; seti izleyen ilkokul yaşlarında birkaç kız çocuğu vardı; birisi, “İdris abi,” diye seslendi. Ben de, “Merhaba, nasılsın?” deyip yanına gittim ve sarıldım. Kız bir anda bayıldı, heyecanlandı sanırım, o an panikleyip çok korkmuştum.

Bir de sosyal medyada beni çok destekleyen, sürekli şiirler, güzel anlamlı hikâyeler yazan biri vardı, arada yazdığı şeyleri okurdum. Canımın çok sıkkın olduğu bir dönemde gönderdiği bir mesaja denk geldim, benim ruh halimden haberdarmış gibiydi, derdimi biliyormuş gibi böyle yapmamalısın diye yazmıştı, haliyle çok etkilenmiştim. Sağ olsun, mektup arkadaşı gibi bir şey olmuştuk. Hiç tanışmadığın biriyle derdini konuşmak çok ilginç gelmişti.

Zorlukları, keyifli yanlarıyla oyunculuk nasıl bir meslek?

Gerçekten mesleğime âşığım. Çok sevdiğim için bu tatlı zorlukların da üstesinden geldiğime inanıyorum. Sabahın altısında kalktığım için ya da saatlerce sette olduğum için hiç of demedim. Mutlu gidiyorum sete; oyuncu arkadaşlarımı, tüm ekip arkadaşlarımı çok seviyorum, onlarla vakit geçirmekten keyif alıyorum. Hepsinden ayrı ayrı hem çok şey öğreniyorum hem de birlikte çok eğleniyoruz.

Tutkunu olduğunuz bir tür, janr var mı? Arada açıp bir bölümüne bakarım dediğiniz filmler, diziler nelerdir?

Her röportajımda söylüyorum ama Fight Club! Tyler Durden’ı her izlediğimde kendimi daha özgür hissediyorum. Bir başka film de The Intouchables. Sıkılmadan, defalarca izleyeceğim çok etkilendiğim bir filmdi.

Dizi izlemeye çok geç başladım. Spartacus ile başlamıştım, aksiyonu çok seviyorum. Spartacus’un öldüğü sahneyi arada açar izlerim. İzlerken, Ölmemelisin, saçmalama!” diyorsun ama o kadar iyi oynuyor ki ölürken, “Ölüm umurumda değil, özgür bir adam olarak öleceğim!” dediği an vuruluyorsunuz. O sahneyi defalarca aynı heyecanla izleyebilirim.

Oyunculuk dışında hayalleriniz var mı?

Boks maçına çıkmak isterdim. Bunu profesyonel bir şekilde yapmayı çok isterdim. Avni Yıldırım gibi bir şampiyonla bunu yapmak müthiş olurdu. Kazanmak için değil, gerçekten o atmosferi yaşamayı isterdim.

İdris Nebi Taşkan öfkeyle mi hareket eder yoksa mantıkla mı?

Öfkenin verdiği heyecanla yanlış kararlar verip hatalar yaptığım da oldu ama son zamanlarda daha sakin düşünüp yerine göre mantıkla yerine göre duygularımla davranmaya, kararlar vermeye çalışıyorum. Samimiyet severim, kalbinin sesini dinleyen bir adamım.

Kendinizi motive etmek istediğinizde ne yaparsınız ya da söylersiniz?

Genelde boks yapıyorum. Bir de her canım sıkıldığında kulaklığımı takıp yürüyüşe çıkarım ama hiçbir şey düşünmeden yürüyemem, dinlediğim müziğe göre o an kurduğum bir hayalin içinde yaşarım. Bunu yaptığımda evime mutlu dönüyorum.

Kendinizde değiştirmek istediğiniz ilk şey ne olurdu?

Takıntılarım 🙂 Takıntılı bir adamım. Rahat ve normal görünsem de hiç ummadığınız bir şeyi kafama takıp kendimi yerim. Hiç kimse anlamaz ama ben birkaç gün o şeyi düşünüp sonra kendi içimde yenerim.

*Engin İnan’ın özel röportajı Episode derginin 17. sayısında yayımlanmıştır. Fotoğraflar: Ozan Balta

Henüz Yorum Yok : "İdris Nebi Taşkan: "Oyunculuk özel bir meslek, öğrenmeye açık ve aç olmalısın""

    Bu yazıya yorum yap

    E-posta adresin görünmeyecek.