Sanat Aşkı İçin Engel Tanımayıp Tehlikeyi Göze Alanlar: Öykü Karayel | Su Ekinci

Amaçlar, hayaller, hedefler… Hepimiz onlara sahibiz. Ama kaçımız onlara sahip olmak için risk alabiliyoruz? Yapmayı çok istediğimiz şeylere, sahip olmayı arzu ettiklerimize ulaşınca kaçımız aynı tutku ve bağlılıkla devam ediyoruz? Bunun cevabı birçok etkene bağlı olarak değişebilir. Ama özetle o sevdiğimiz şeye ne kadar bağlı olduğumuza ve karakterimize bağlı galiba bazı şeyler. Çünkü herkesin “Bu kadarını da göze alamam.” dediği nokta değişebilir. Ya da bazı durumlarda daha çok ulaşmak ilgimizi çeken şeydir. Elde ettiğimizle neler yapacağımızı çok düşünmemişizdir.

İşte biz o göze alma noktası, ortalamanın üstünde bir cesaret gerektiren noktalara erişenlerden bahsedeceğiz. O kişilerden biri de Öykü Karayel.

Bir süredir İşe Yarar Bir Şey filmi ile ilgili yazmak istiyordum aslında. Fakat filmle ilgili çok güzel yazılar okudum. Söylemek istediklerimi yazar arkadaşlar öyle güzel ifade etmişler ki, bu konuda yazmak tekrar olacaktı. Fakat sevgili Öykü Karayel için bir şeyler yazma ihtiyacı hissediyorum özellikle Toz filminden beri. Çünkü o, performansını merak ettiren, sırf ortaya koyacağı oyunu izlemek için bir oyununa, filmine gidip izleyeceğiniz, hayran olarak geri döneceğiniz ve Türk dizisi izlemem deseniz bile, televizyonu açıp belki bir sahnede ağlar, güler ya da karşınıza geçip Güzel Şeyler Bizim Tarafta oyununda olduğu gibi hikayesini anlatır diye sizi ekrana kilitleyebilecek bir oyuncu.

Yükseklere Uçmak İsteyen Bir Ürkek Güvercin: Canan | Didem Onatan

Öykü Karayel İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü mezunu. Kenter Tiyatrosu’nda da eğitim almış. Bir insanın meslek olarak oyunculuğu seçmişse ne kadar ciddi olduğunu ve yeteneğinin de ne kadar özel olduğunu gösteren kurumlar bunlar. Tiyatroda izledik, televizyonda izledik, beyaz perdede izledik onu. Zaten kendisine hayranken, daha da hayran olunası şeyler öğrendik onu tanıdıkça.
Mesela ne kadar cesur olduğunu biliyor muydunuz?

Bu cesaretin ardında çok güçlü de bir oyunculuk aşkı ve tutkusu yatıyor elbet. Bunun için “Sanat Aşkı İçin Tehlikeyi Göze Alanlar”da onu yazmak istedim ilk önce.

Hikayemiz Gözde Kural’ın Afganistan’a gittiğinde kafasına koyduğu “Ben burada bir film çekeceğim.” düşüncesiyle başlıyor. Tehlikeyi göze alanlardan bahsederken Toz filminin yönetmeni Gözde Kural’dan bahsetmemek olmaz. Çünkü o bu hikayenin başlama sebebi. Afganistan’a gittiğinde kalbine düşen bu isteği gerçekleştirmek üzere, birkaç yıl sonra Gözde Kural çalışmalara başlıyor. Hani bir fikir, bir düşünce sizi ele geçirir ve onu gerçekleştirmeden rahat edemeyeceğinizi anlarsınız ya, Gözde Kural da bu hisle çıkar yola Toz filmi için. Ama ona iyi birer yol arkadaşı da lazımdır. İşte bu aşamada birkaç isimle konuşur ama olmaz o isimler. Sonra kendisinin de röportajında “İyi ki olmamış ve iyi ki Öykü Karayel ile çalışmışız” diyeceği Öykü Karayel’in adı geçer. Gözde Kural da Öykü Karayel’i Katil Joe oyununda izlediği ve yine röportajında belirttiği gibi oyunculuğuna bayıldığı için rol Öykü Karayel’e gider. İşte sinema aşkıyla dolu iki kadının yol arkadaşlığı da böyle başlar.

İşe Yarar Bir Şey: Bir Yolculuk Hiç Bu Kadar Zor ve Duygularla Dolu Olmamıştı | Deniz Ali Tatar

Öykü Karayel Afganistan’a uzanan bu tehlikeli maceraya sonra katılmasına rağmen, en az Gözde Kural kadar işi sahiplenir. Fakat yaşanan zorluklar öyle çoktur ki filmi çekmek ve bitirmek çok zor olur. Bu zorluklara rağmen filmi bitirme kararlılıklarını “Filmi bitirmek bir namus meselesine dönmüştü” diyerek anlatıyor Öykü Karayel röportajlardan birinde.

Biraz da bu tehlike ve zorluklardan bahsedelim. Gerçek bir çatışma ortamında film çekmeye çalışan bir grup insan hayal edin. Bombalar patlıyor, çekim yaptığın yere her an bir bomba düşebilir veya her an yanı başında bir çatışma olabilir. Bombardıman altında film çekmeye çalışıyorsun. Savaş filmi setine düşmüşsün gibi ama orası bir set değil, gerçeğin ta kendisi. Dolayısıyla tehlike de gerçek. Öyle bir ortamda oyunculuk yapar mıydınız? Kaçımız bu tehlikeyi göze alıp giderdik?

 

Öykü Karayel bu tehlikeyi göze alarak oraya gidiyor. Muhtemelen tehlikenin asıl boyutunu da orada görüyor. Ama dönmüyor, vazgeçmiyor. O film bitecek kararlılığı ile devam ediyor. Film silahların gölgesinde çekiliyor. Oyuncuları ve ekibi keskin nişancılar, askerler koruyor. Sonuçta film bittiğinde final sahnesinde ekipçe sarılıp ağlıyorlar. Bir işe kendini adamanın ve zorluklara rağmen sonuçlandırmanın sevincini ve gururunu yaşıyor tüm oyuncular ve ekip.

Bu özel film şu anda hala uluslararası festivallerde ve gösterimlerde yolculuğunu sürdürüyor. Ben yaz aylarında Ankara’ya gittiğimde seyretmiştim ve çok etkilenmiştim. Filmi izlediğinizde bütün bu zorlukların yaşandığını bilmeseniz bile, ortada herkesin kalbini koyarak yaptığı bir iş olduğunu seziyorsunuz, hissediyorsunuz. Son zamanlarda izlediğim en etkileyici filmlerden biriydi Toz.

Oyunculuğun gördüğümüz o parlak ve şaşaalı dünyadan ibaret olmadığının, en azından herkes için öyle olmadığının güzel bir örneği Öykü Karayel. Onun gibi genç oyunculardan olup bu kadar oyunculuğa salt “meslek aşkı” ile bakan ve yeteneği ile oyunculuğun her platformundan, tiyatrodan, festivallerden ve ölçütü popülerlik olan organizasyonlardan ödüller alan kaç kişi sayabiliriz? Hepsini aynı potada toplayan kaç isim var? Ben isim vermeyeyim. Herkes kendisi kaldırsın parmakları ve saysın.

Öykü Karayel’in gök ve denizi birlikte barındıran dünya mavisi gözlerinin ardında dünya kadar cesaret, oyunculuk aşkı ve tutkusu da yatıyor. O gözlerin bu kadar etkileyici bakması boşuna değil. Bize uzun yıllar boyunca oyunculuğun her platformunda o mavi gözlerin ile bak ve nice hikayeler anlatıp, nice karakterler canlandır Öykü Karayel.

“Buz ve Ateşin Şarkısı” ile “Kalp Atışı’nın Öyküsü” Episode Dergi’de Buluştu!

Henüz Yorum Yok : "Sanat Aşkı İçin Engel Tanımayıp Tehlikeyi Göze Alanlar: Öykü Karayel | Su Ekinci"

    Bu yazıya yorum yap

    E-posta adresin görünmeyecek.