“Triple Frontier”, Zamanımızı Çalmayı Hak Ediyor I Yakup Can Yargıç

Başrollerini Oscar Isaac, Ben Affleck, Charlie Hunnam, Pedro Pascal ve Garrett Hedlund’ın paylaştığı Triple Frontier, sinemalardan bir hafta sonra Netflix’te yayında. Filmin yönetmeni, Margin Call ile En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar adayı olan J.C. Chandor. İyi yönetilmiş ve harika bir oyuncu kadrosuna sahip film, ilgi çekici temaları özgün bir bakış açısıyla yorumluyor ve insanı diken üzerinde tutan anlatımıyla öne çıkarak zamanınızı çalmayı hak ediyor…

İzlemeyenler dikkat; filme dair ipuçları içerir…

Kadro şahane! Bu ekibi bir arada izlemenin hazzı bir yana, aktörlerin önümüze “alın size karizma” diye içi boş bir şekilde atılmaması sevindirici. Kadro, konsantre ve karakterlerine bürünmüş bir halde karşımıza çıkıyor. Ekibin oluşturduğu bu kimya, filmin anlatımını güçlendirmesinin yanı sıra, ortaya işlenebilecek bir alt metin de çıkarıyor.

Film, ana anlatımın klişesi yerine ortak bir amaç için birleşen eski dostların insanı duyguları etrafında şekillenerek izleyicisine empati kurabileceği bir öykü sunuyor. Diyaloglar ve bir amaç üzerine kurgulanan aksiyonsa anlatımı etkileyici bir şekilde kucaklamayı başarıyor.

Sinematografi ve kullanılan mekânlar çok başarılı. Güney Amerika’nın hikâyenin birçok aşamasında edindiği rol, kritik bir öneme sahip ve yönetmen, bu avantajı hikâyenin içerisine yedirdiği irili ufaklı ayrıntılarla kullanarak izleyecisini tıpkı karakterler gibi diken üzerinde tutuyor.

Metallica’nın 1-2 parçası dışında kullanılan temalar, filmin bu yazıda ayrıntılarıyla ele alacağım yüzeysel kalan unsurlarla birlikte en zayıf noktası…

Ön İnceleme notu

Ben Affleck, Charlie Hunnam ve Oscar Isaac’li Triple Frontier’ı tavsiye ederim, biraz yüzeysel kalan noktaları olmasına rağmen filmin sahip olduğu ilgi çekici temanın üzerine oturtulmuş özgün bakış açısı, sizi içine çekmeyi başarıyor…

Oscar Isaac’in hayat verdiği Santiago Garcia ve ekibinin Güney Amerika’yı tehdit eden uyuşturucu karteline yaptığı başarılı operasyon sekansıyla filmin ana olay örgüsünün ilk adımı atılıyor: “Lorea’yı öldür ve zengin ol.” Ardından Garcia’yı eski dostları Tom “Redfly” Davis (Ben Affleck), William “Ironhead” Miller (Charlie Hunnam), Francisco “Catfish” Morales (Pedro Pascal) ve Ben Miller’ın (Garrett Hedlund) yeniden bir araya geldiğini görüyoruz. Diyaloglar içerisine yerleştirilen grubun geçmişine ait ayrıntılar, hem ekiple az çok bir bağ kurmamızı sağlıyor hem de gelecekte işlenebilecek yeni hikâyelerin temelini atıyor.

Bence…

Savaş gazisi beş karakterimizin diğer bir ortak noktası, ülkeleri tarafından yüzüstü bırakılan ve sıkışmış hayatlarından çıkış noktası arayan insanlar oluşları. Filmin bu konuda militarist bir bakış açısını savunup savunmadığı tartışılabilir fakat ben bu filmde, bir zehrin kökünü kazırken kendi hayatlarını da kurtarmaya çalışan sıkışmış ve bolca hata yapan bir grup insan görüyorum.

Filmin sinematografisi, gerilim seviyesini yüksek tutmayı başaran dar alan sahneleri ve özenle kurgulanan aksiyonu, kesinlikle en güçlü noktalar. Yönetmen J.C. Chandor, elini korkak alıştırmayarak Güney Amerika’nın coğrafi koşullarını hikâyenin merkezine yerleştiriyor ve filmin aksiyon çeşitliliğini artırmanın yanı sıra anlatımı akıcı bir gidişata sokuyor.

En büyük sorun…

Filmin en büyük sorunu, potansiyel bir izleyici kaybını önlemek amacıyla sürenin kısaltılmasından doğan üstünkörü anlatım. Bu karar ekibin, özellikle Garcia’nın takıntısı haline gelen Lorie karakterinin neredeyse hiç işlenmemesine ve haliyle yüzeysel bir tehdit olarak kalmasına yol açıyor. Yazarların bu kararı anlaşılabilir olsa da anlatımın etkisini düşürdüğünü belirtmek gerek. Keza aynı tespit, filmin en cesur ve şoke edici hamlesinden sonra hiç görmediğimiz Tom Davis’in kızı için de geçerli.

Ben Miller ile Francisco Morales’in olay içerisinde bulunma sebebi olarak, kardeş kadar yakın olduğu dostlarını yalnız bırakmak istememelerini gösterebiliriz fakat bu iki isim, geri kalan üçlü kadar ön plana çıkmıyor ve dolayısıyla anlatım için çok bir önem ifade etmiyor.

Son dönemde pek görmediğimiz bir hareket

Filmin bir diğer başarısı, açgözlülük, ekip çalışması ve sadakat gibi konuların ve alınan kararların hayatınızın geri kalanı üzerindeki etkisine dokunma şekli. Nitekim Ben Affleck’in karakteri Tom Davis’in şoke edici ölümüne yol açan olayların başlangıcı, bu temalarla bağlantılı. O andan itibaren filmin tonu tamamen değişiyor, izleyicinin içine düştüğü boşluğu aktörlerin de suratından okuyabiliyorsunuz ve artık paranın hiç kimse için bir şey ifade etmediği durumda buluyoruz kendimizi. Filmin bu cesur hamlesini takdir etmek gerek, bir başrolü bu şekilde filmden çıkarmak son dönemlerde pek görmediğimiz bir hareket.

Sıkıntılı başlayan, devamında “acaba oluyor mu?” diye karakterler ile birlikte hem gerilip hem de paranın hesabını yaptığımız filmimiz, Tom Davis’in etkili sunulmuş ölümüyle çeşitli çıkarımlar yapabileceğimiz bir şekilde sona eriyor.

İnceleme notu

İyi yönetilmiş ve harika bir oyuncu kadrosuna sahip olan Triple Frontier, ilgi çekici temaları özgün bir bakış açısıyla yorumluyor ve diken üzerinde tutan anlatımıyla öne çıkarak zamanınızı çalmayı hak ediyor…

Henüz Yorum Yok : ""Triple Frontier", Zamanımızı Çalmayı Hak Ediyor I Yakup Can Yargıç"

    Bu yazıya yorum yap

    E-posta adresin görünmeyecek.