Tugay Mercan Episode’da: “Hayatın Zorluklarını Yaşamış İnsanları Oynamak İsterim”

- Röportaj: Sıla Şahinöz
Tugay Mercan başta Suskunlar ve Kayıp Şehir gibi özgün yerli projeler olmak üzere Tatar Ramazan’dan A.Ş.K.’a, Asla Vazgeçmem’den Muhteşem Yüzyıl Kösem’e dek birçok projede kendine has oyunculuğuyla karşımıza çıktı. Özellikle MYY’daki Deli lakaplı Sultan İbrahim rolüyle izleyenin beğenisini kazanan Tugay Mercan’la oyunculuk hikâyesini, dizileri ve yeni projesini konuştuk.

Merhaba. Başlangıçlar hep bir klişeyle oluyor ister istemez. Ben de o kaçınılmaz girişi yapayım. İlk olarak sormak istediğim şey oyunculuk maceranız nasıl başladı?

Her insanın kendine göre bir yeteneği olduğuna inanıyorum. Önemli olan bunu görebilmek ve o yolda ilerlemek. Oyunculuk yeteneğimi çevremdekiler ve kendim hissettiğimde bu işin profesyonel olarak bir parçası olmak istedim ve kendime bazı hedefler koydum. Öncelikle tabii ki iyi bir eğitim alıp kendimi geliştirmek istedim ve böylece konservatuar yıllarım başladı. Oyunculuk hikâyem böyle şekillendi.

Birçok insan gibi bende sizi ‘Suskunlar’ dizisinde canlandırdığınız rolle tanıdım. Suskunlar’ın ardından Kayıp Şehir, Tatar Ramazan, A.Ş.K, Asla Vazgeçmem ve son olarak Muhteşem Yüzyıl Kösem’de Sultan İbrahim karakterini canlandırdınız. Muhteşem Yüzyıl aynı zamanda rol aldığınız ilk dönem dizisi. Dizi bitti ama yine de sormak istiyorum, dönem dizisinde oynamak size nasıl hissettirdi?  

Dönem dizisinde oynamak çok farklı ve benim çok arzuladığım bir deneyimdi. Tarihin bir parçasında, çok farklı bir karakter canlandırmak çok sorumluluk isteyen bir duyguydu ve beni çok etkiledi.

Canlandırdığınız karakteri nasıl değerlendiriyorsunuz peki?

Canlandırdığım karakter yerine ‘karakterler’ desek çok daha doğru olur çünkü Deli İbrahim lakabıyla nam salmış bir padişahın kendine ait inişli çıkışlı birçok farklı karakteri vardı. Bir oyuncu olarak her ne kadar zor olsa da o karakteri oynamak çok önemli ve heyecan vericiydi.

“Suskunlar Benim İçin Dönüm Noktasıydı”

Senaryoyu ve karakteri yorumlarken tarihi kaynaklardan nasıl yararlandınız?

Senaryoyu ve karakteri yorumlarken Osmanlı tarihini bildiğine inandığım kişilerden o devri ve Sultan İbrahim’i dinledim. İnternet koca bir dünya, tabii ki oradan da farklı bilgiler aldım. Senaryo ile bütünleşince o dönemi ve karakteri daha iyi anlamaya ve yaşamaya başladım.

Suskunlar da yerli dizi literatürü açısından özgün ve sıra dışı bir işti fakat talihsizliklerle sona erdi. Neler söylersiniz Suskunlar deneyimi hakkında?

Suskunlar dizisinin benim için çok farklı bir yeri vardır. Dediğiniz gibi sıra dışı bir işti ve o diziden sonra tam anlamıyla profesyonel bir oyuncu kimliğine bürünmüştüm, çok yetenekli ve bu işte çok profesyonel insanlarla çalıştım. Suskunlar benim için dönüm noktasıydı.

İyi oyuncunun rol seçmeyeceği malum; ama yine de sormak isterim: Bu zamana kadarkilerin dışında, ekranda veya beyazperdede ne tür bir rol almayı çok istersiniz?

Çok rahat bir hayatım olmadı. Her türlü insanla hayatımın bir döneminde beraber zaman geçirdim ve onları gözlemleme şansım oldu. Tabii ki iyi ve profesyonel oyunculuk gereği hiçbir zaman rol seçmedim. Benim için sadece işin ve senaryonun ruhuma uyması gerekiyor ama illa bir cevap isterseniz az önce bahsettiğim, hayatın zorluklarını yaşamış insanları oynamak diyebilirim.

Biliyorsunuz ki son zamanlarda internetten dizi izleme alışkanlığı eskiye göre daha da arttı. Netflix, Amazon gibi platformlar kaliteli yapımları bünyesinde barındırıyor. Hatta Masum ve Fi dizileri de Türkiye bunun kapısını araladı. Sizce televizyon sektörünün evrildiği yol hakkındaki düşünceleriniz neler? Ve Türkiye’de dizi izleme alışkanlığını ne ölçüde değiştirir?

İnternet televizyonculuğu 2-3 senedir dünyada çok hızla ilerlemekte, Türkiye’de ise bu sene başladı. Bence internet televizyonu dünyada izlenme oranı en büyük mecra ve yakın zamanda, hatta çok yakın zamanda, dizi piyasasının büyük bölümünü kapsayacağını düşünüyorum.

Bunlar haricinde, Türkiye dizi sektörünün en büyük sorunları sizce nelerdir, nasıl çözülür diye sorsak?

Türkiye dizi sektörünün benim açımdan en verimli zamanı ve yükselişte olduğuna inanıyorum. Eğitim ve profesyonelliğin sektörde fazlalaşması ile çok daha iyi konumlara geleceğine inanıyorum.

Son zamanlarda izlediğiniz yerli ve yabancı dizilerden neler önerirsiniz?

Son zamanlarda izlediğim dizilerden tabii ki Game of Thrones ve ayrıca Peaky Blinders dizilerini öneririm.

Peki her defasında keyifle izlediğiniz ve herkese önerdiğiniz bir  film var mı?

Mr. Nobody ve Shutter Island filmlerini defalarca izleyebilirim. Aynı şekilde Martin Scorsese ve Christoper Nolan’ın filmlerini de…

Tugay Mercan’dan Yeni Proje Müjdesi

Hazır konu sinemaya gelmişken şunu sormak istiyorum: Yozgat Blues, Sarmaşık, Rüzgârın Hatıraları gibi iyi filmler sınırlı sayıda salonda gösterime giriyor ve çok az insan bu güzel filmleri görme şansı buluyor. Ama diğer bir yandan baktığınızda Recep İvedik gibi sanatsal yönden yoksun olan filmi milyonlar izliyor. Buradan hareketle Türkiye’de sinemanın nasıl bir yöne gittiği hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil bence, dünyada da gişe değeri yüksek filmler daha fazla salonda gösteriliyor. Bu duruma yapımcılar ve sinema salonu sahipleri tarafından bakıp empati kurduğumda haklı buluyorum. Sanat filmlerinin fedakâr yapımcılar ve oyuncular olduğu sürece daha fazla çekileceğini ve daha fazla seyirci ile buluşacağına inanıyorum. Türk Sineması bence her geçen gün daha iyi noktalara gelecektir, yalnızca biraz zaman ve bu işi seven insanların çoğalması ile arzulanan yere geleceğine inanıyorum.

Hem sinemadan hem de televizyon dünyasından konuştuğumuz keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Son olarak gelecekte yer alacağınız projeler nelerdir, diye sorarak röportajı noktalamak istiyorum.

Röportajın başında hayatımda bazı hedeflerim olduğunu söylemiştim, bu hedeflerimi gerçekleştirecek ve benim gelişimimi sağlayacak projelerde yer almak istiyorum. Çok yakında bu hedeflerime uygun, çok başarılı bir projede yer alacağımı söyleyebilirim. FOX Tv’de Cevdet Mercan yönetmenliğinde gerçekleştireceğimiz bir proje olacak.

Ben de bu çok samimi ve keyifli röportaj için çok teşekkür ederim. Hayallerimizi hedeflerimiz haline getirip yaşamak dileğiyle.

author-avatar

1995 yılının mayıs ayında Kayseri’de doğan Sıla, çocukken sinemaya gönlünü kaptırdı. Film ve dizi izlemeyi çok sever. İzlediği filmler üzerine analiz yapmaya bayılır. Sinema onun en büyük tutkusudur. Korku filmlerine özel bir hayranlığı vardır.Trainspotting filmini izlemeye bayılır. Gelecekte sinema üzerine bir şeyler yapmak için canla başla çalışır.

Bir Yorum Bırak:

Yorumunu Paylaş

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Yorumunu Paylaş

wpDiscuz
%d blogcu bunu beğendi: