Bana Cast’ın mı Var?

Yasemin Şefik
Yasemin Şefik
TarafındanYasemin Şefik
Uzun yıllardır "Yasemin Şefik'le HİTNOZ" radyo programını yapıyor. Best FM'de hafta içi her gün dinleyici karşısında anlatıyor. Radyoculuğunun yanı sıra; skeç yazarlığı, Show Tv "Dördüncü Aranıyor”,...
7 dakikalık okuma

Episode Dergi olarak Şubat 2026 sayımızda Yasemin Şefik’in Türkiye’de cast meselesi, gençlik takıntısı ve casting toplantısında aşk yaratma çabaları üzerine düşüncelerine yer verdik.

Yanlış cast genelde çok erken belli oluyor. Sete çıkınca belli. Kurguya girince daha da belli. Ama değiştirilmez. Çünkü zaman yok. Çünkü üşenme var. Çünkü şimdi mi uğraşacağız deniyor. Bir şekilde gider deniyor. Gitmiyor. Hiçbir zaman gitmiyor. Ama herkes bunu sonradan, iş bittikten sonra konuşmayı seviyor.”

cast

Türkiye’de bir yapımın kaderini ne belirliyor diye sorsam çoğu insan, senaryo der. Yönetmen der. Oyunculuk der. Keşke öyle olsa. Bizde çoğu zaman tek bir soru her şeyin önüne geçiyor: Bana cast’ın mı var?

Bu soru bir merak değil. Bir sohbet başlangıcı hiç değil. Bu soru, hikâyeyi daha dinlemeden verilen bir karar. Kapıyı açan bir anahtar da değil, kapının ta kendisi. Cast yoksa hikâye yok. Hikâye yoksa konuşacak bir şey de yok.

Eskiden cast dediğin şey, role en uygun oyuncunun bulunmasıydı. Karaktere bakılırdı. Hikâyeye bakılırdı. Oyuncunun dünyasına bakılırdı. Şimdi cast, hikâyenin önüne geçmiş durumda. Artık önce hikâye anlatılmıyor. Önce isimler söyleniyor. Senaryonun ne anlattığı değil, kimlerin oynadığı konuşuluyor. Hatta bazen kimlerin oynayabileceği bile değil, kimlerin tanıdık olduğu.

Bir karakter yazılıyor. Senarist oturmuş, düşünmüş, karakterin geçmişini kurmuş, travmasını yazmış, neden öyle davrandığını anlamaya çalışmış. Sonra toplantıda biri çıkıp diyor ki, “Ama bu biraz daha genç olsa ya!” Karakter kırk beş yaşında. Hayat görmüş. Bir sürü şey yaşamış. Ama olsun, biraz daha genç. Neden? Çünkü gençlik satıyor. Ne sattığı çok net değil ama satıyor işte. Herkes buna inanmış durumda.

Dünyada genç oyuncular oynuyor, evet. Ama genç oldukları için değil, iyi oldukları için. Bizde ise gençlik neredeyse başlı başına bir kriter. Oyunculuk onun arkasından geliyor. Hatta bazen hiç gelmiyor. Genç demek potansiyel demek. Potansiyel demek ucuz demek. Ucuz demek risk yok demek. Risk yok demek de herkesin kendini güvende hissetmesi demek. Bu denklemde oyunculuğa pek yer kalmıyor.

Audition meselesine gelince… Bir zamanlar audition kutsaldı. Oyuncunun alanıydı. Hazırlığıydı. Ben buradayım, deme anıydı. Şimdi audition çoğu zaman formalite. Ya da hiç yok. “Audition yapmayalım, zaten kafamızda biri var,” deniyor. O kafadaki biri role uyuyor mu, hikâyeye yakışıyor mu, karakterle yan yana durunca eğreti duruyor mu, bunlar çok konuşulmuyor. Çünkü kafada var. O kafanın içiyle de kimse tartışmak istemiyor.

O yüzden audition, yani “odişın” dediğimiz şey, gitgide fasa fiso hale geliyor.

Tanıdık meselesi işin en can alıcı noktası. Türkiye’de sıfırdan oyuncu olmak neredeyse imkânsız. Sistem kapalı devre çalışıyor. Tanıdıklıkla kimi zaman bir iş alınıyor. Hatta tanıdığın tanıdığı bir iş alıyor. Tanıdığının tanıdığının sevgilisi de bir şekilde işin içine giriyor. Ama eğitimli, yetenekli, hazır ama sıfır bir oyuncuysan ilk sorulan soru şu oluyor: Daha önce bir şeyde oynadı mı? Oynamadıysa risk. Peki, nasıl oynayacak? Birinin ona ilk şansı vermesi gerekmiyor mu? O kısım genelde havada kalıyor.

cast

Tanınmışlık meselesi de başlı başına bir sorun. Yanlış yerde kullanılan tanınmışlık, yapımı yukarı çekmez, tam tersine çökertebilir. Bir karakter var. Hikâyenin tonu belli. Duygusu belli. Ama sırf tanınıyor diye o role yanlış bir oyuncu koyulduğunda seyirci karakteri değil, oyuncuyu izliyor. Hikâyeden kopuyor. İnandırıcılık kalmıyor. Ama bunu toplantıda kimse yüksek sesle söylemiyor. Çünkü tanınmış. Tanınmışlık bazen eleştiriden muaf bir zırh gibi çalışıyor.

Bir de Türkiye’nin bitmeyen çift yaratma meselesi var. Hikâye aşk üzerine kuruluysa refleks çok net: İki ünlü koyalım, gerisi tamam. Kimya var mı, bu iki insan yan yana gelince gerçekten bir şey oluyor mu, birbirine baktıklarında bir duygu geçiyor mu? Bunlar ikinci hatta üçüncü planda kalıyor. Aşk sanki iki bilinen yüzü yan yana koyunca otomatik çıkan bir şeymiş gibi davranılıyor.

Asıl tuhaf olan şu ki, bu çiftler çoğu zaman hikâyeden değil, casting toplantısından doğuyor. Masanın etrafında oturuluyor, isimler söyleniyor, “bunlar iyi durur”, “bunlar yakışır”, “bunun kitlesi var”, “öbürü de çok tanınıyor” deniyor. Aşk orada, toplantı odasında yaratılmaya çalışılıyor. Oysa aşk yazıyla olur, bakışla olur, sessizlikle olur, çatışmayla olur. Casting sunumuyla olmaz.
Ama bizde oluyor sayılıyor.

Sonuçta ekranda birbirine dokunamayan, öpüşürken yabancı duran, kavga ederken bile mesafeli iki insan izliyoruz. Hikâye, aşk diyor ama görüntü yan yana durmaya çalışan iki ayrı kariyer gibi. Yine de kimse bunu dile getirmiyor. Çünkü ikisi de ünlü. Afişte duruyorlar. Pazarlama tamam. Sonra o tanıdık soru geliyor: Seyirci neden bağlanmadı?

Hikâyeyle uyumsuzluk meselesinin en güzel örneklerinden biri de şu meşhur “kızıl” arıyoruz cümlesi. Toplantıda biri diyor ki, kızıl birini arıyoruz. Bir oyuncu geliyor. Enerjisi uygun. Karakterle uyuyor. Sonra deniyor ki “Ama bu kızıl değil ya!” Ne arıyorduk? Kızıl. Ne geldi? Ama kafadaki kızıl gerçek hayatta yok. Değişim de zormuş gibi bir hal alıyor. Aranan şey bir renk değil, bir hayal. O hayal bulunamayınca herkes birbirine bakıyor ama kimse sistemi sorgulamıyor.

Yanlış cast genelde çok erken belli oluyor. Sete çıkınca belli. Kurguya girince daha da belli. Ama değiştirilmez. Çünkü zaman yok. Çünkü üşenme var. Çünkü şimdi mi uğraşacağız deniyor. Bir şekilde gider deniyor. Gitmiyor. Hiçbir zaman gitmiyor. Ama herkes bunu sonradan, iş bittikten sonra konuşmayı seviyor.

Sonuç olarak Türkiye’de cast var ama hikâye çoğu zaman arkada kalıyor. Oyuncu var ama karakter yok. Tanınırlık var ama uyum yok. Aşk var deniyor ama kimya yok. Sonra da niye tutmadı diye soruluyor. Belki de baştan yanlış soruyu sorduğumuz içindir. Bana cast’ın mı var yerine, bu hikâye ne anlatıyor diye sormadığımız için.

Oyunculuk vitrin işi değil. Cast dekor değil. Gençlik yetenek demek değil. Tanıdık olmak bir avantaj olabilir ama tek kriter haline gelirse sektör kendi kendini yormaktan başka bir şey yapmaz. Aynı hatalar tekrar edilir, aynı sorular sorulur, aynı şaşkınlıklar yaşanır. Buna rağmen her yeni projede sanki ilk defa oluyormuş gibi davranılır. Yine de hâlâ iyi oyuncular var. Hâlâ iyi hikâyeler var. Ve hâlâ casting toplantısında aşk yaratılabileceğine inanmak yerine, hikâyenin gerçekten bir şey anlatması gerektiğini düşünen insanlar var.

Azlar ama varlar.

cast
Etiketler:
Bu içeriği paylaş
TarafındanYasemin Şefik
Takip et:
Uzun yıllardır "Yasemin Şefik'le HİTNOZ" radyo programını yapıyor. Best FM'de hafta içi her gün dinleyici karşısında anlatıyor. Radyoculuğunun yanı sıra; skeç yazarlığı, Show Tv "Dördüncü Aranıyor”, TRT Haber "Haber Sizsiniz" gibi televizyon programlarının sunuculuğunu yaptı. "Anladım Bozukluğu", "Dünlük" ve "Hiç Kurusu”, “Öyle Vakti” isimli kitapları yayınlandı. “Beni Bilirsin! Arkandan Konuşmam” isimli stand-up şovuyla BKM’de tek kişilik gösterisiyle 2016 yılında stand-up-up showlarına başladı. Yeni gösterisi ise “Ne Münasebet” ile sahnede.

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

Berlin Film Festivali Jüri Başkanı Wim Wenders Tepki Çekti

76. Berlin Film Festivali (Berlinale) başladı. Berlin'deki "Berlinale Palast"ta No Good Men…

Editör
Tarafından Editör

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Çok Okunanlar

Sanatçılar ve Akademisyenler Ambargoya Karşı Küba’yla Dayanışma Çağrısı Yaptı

ABD merkezli kuruluşlar, sanatçılar ve akademisyenler ambargo ve Trump’ın yeni kararnamesine karşı…

Editör
Tarafından Editör
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!