Berlin Film Festivali (Berlinale), Gazze konusundaki sessizliği ve Filistin yanlısı açıklamalar yapan sanatçılara yönelik tutumu nedeniyle uluslararası sinema dünyasında tartışma yarattı.
Aralarında Javier Bardem, Tilda Swinton ve Adam McKay’in de bulunduğu 81 sinemacı, festivali eleştiren açık bir mektuba imza atarak kurumları Filistinlilere yönelik şiddet karşısında sessiz kalmamaya çağırdı.
Berlinale’ye Açık Mektup – 17 Şubat 2026
Bizler film sektöründe çalışanlar, şu anda ve geçmişte Berlinale’ye katılmış olanlar, sektörümüzdeki kurumların Filistinlilere karşı yürütülen korkunç şiddete ortak olmayı reddetmesini bekliyoruz. Berlinale’nin İsrail’in Gazze’deki Filistinlilere karşı sürdürdüğü soykırıma ve Alman devletinin bunu mümkün kılarak oynadığı kilit role karşı çıkan sanatçılara sansür uygulaması karşısında dehşete düştük. Filistin Film Enstitüsü’nün belirttiği üzere festival “Federal Polis ile soruşturmalarında iş birliğini sürdürürken film yapımcılarını denetim altına almıştır.”
Geçen yıl Berlinale sahnesinden Filistinlilerin hayatı ve özgürlüğü için konuşan film yapımcıları üst düzey festival programcıları tarafından sertçe azarlandıklarını bildirdi. Bir film yapımcısının polis tarafından soruşturulduğu ve Berlinale yönetiminin de yapımcının uluslararası kanunları ve dayanışmayı temel alan konuşmasının “ayrımcı” olduğunu ima ettiği öğrenildi. Bir başka film yapımcısı, Filistinliler için Film Yapımcıları’na geçen yılki festivalle ilgili, “Korunulmadığımıza, yargılanacağımıza dair bir paranoya ortamı vardı. Daha önce hiçbir film festivalinde böyle bir duyguya kapılmamıştım.” aktarımında bulundu. Kurumsal baskıyı ve Filistin karşıtı ırkçılığı reddeden meslektaşlarımızla dayanışma içindeyiz.
Berlinale 2026 Jüri Başkanı Wim Wenders’ın film yapımcılığının “siyasetin tam karşıtı” olduğuna dair açıklamasına kesinlikle katılmıyoruz. Sanat ile siyaseti birbirinden ayırmak mümkün değildir. Alman devletinin fonladığı Berlinale’nin BM İfade ve Görüş Özgürlüğü Özel Raportörü Irene Khan’ın kısa süre önce Almanya’nın “Filistin hakları savunusunu kısıtlamak, kamusal katılımı caydırmak ve akademi ile sanattaki tartışma alanını daraltmak için” acımasız yasaları kötüye kullanması olarak nitelendirdiği uygulamaların hayata geçirilmesine katkı sağlamasından derin kaygı duyuyoruz. Ai Weiwei’nin yakın zamanda (kendisiyle konuştuğunda “kendisine başka bir hedef bulmuş aynı faşist dürtü” diyen muhabirle hemfikir olarak) Almanya için “1930’larda ne yaptılarsa aynısını yapıyorlar” derken kastettiği şey de bu.
Tüm bunlar, İsrail güçlerinin uluslararası hukukta yasak olan, ABD yapımı termal ve termobarik silahlarla “buharlaştırdığı” 2.842 Filistinliye dair yeni ve dehşet verici ayrıntıların ortaya çıktığı bir dönemde yaşanıyor. İsrail’in soykırım niyetine, sistematik vahşet suçlarına ve etnik temizlik uygulamalarına dair kapsamlı kanıtlara rağmen Almanya, Gazze’de Filistinlileri yok etmekte kullanılan silahları İsrail’e tedarik etmeyi sürdürüyor.
Uluslararası sinema dünyasında ise işler değişiyor. Aralarında dünyanın en büyük belgesel festivali olan International Documentary Festival Amsterdam’ın yanı sıra ABD’deki BlackStar Film Festival ve Belçika’nın en büyük festivali Film Fest Gent’in de bulunduğu birçok festival, ırkçı İsrail’e yönelik kültürel boykotu destekledi. Hollywood ve uluslararası sinemanın önde gelen isimleri dahil 5 binden fazla sinema emekçisi de suç ortaklığı içindeki İsrailli film şirketleri ve kurumlarla çalışmayı reddettiklerini açıkladı.
Buna karşın Berlinale, kendi topluluğunun; Filistinlilerin yaşam, onur ve özgürlük hakkını savunan, İsrail’in Filistinlilere yönelik devam eden soykırımını kınayan ve sanatçıların Filistin’i destekleme konusunda özgürce konuşma hakkını savunmayı taahhüt eden bir açıklama yapılması yönündeki taleplerini dahi karşılamış değildir. Atabileceği ve atması gereken en asgari adım budur.
Filistin Film Enstitüsü’nün ifade ettiği gibi, “Berlinale’nin Filistinlilere yönelik soykırım karşısındaki kurumsal sessizliği ve film yapımcılarının ifade özgürlüğünü savunma konusundaki isteksizliği karşısında dehşete düşmüş durumdayız.” Festival geçmişte İran ve Ukrayna’daki halka yönelik vahşetlere ilişkin net açıklamalar yapmıştır; aynı şekilde Berlinale’yi ahlaki sorumluluğunu yerine getirmeye, İsrail’in Filistinlilere karşı işlediği soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarına açıkça karşı çıktığını ilan etmeye ve İsrail’i eleştiriden ve hesap verebilirlik yönündeki taleplerden koruma yönündeki tutumuna son vermeye çağırıyoruz.

İmzalayanlar
- Adam McKay
- Adèle Haenel
- Alan O’Gorman
- Alexandra Juhasz
- Alexandre Koberidze
- Alia Shawkat
- Alison Oliver
- Alkis Papastathopoulos
- Ana Naomi de Sousa
- Angeliki Papoulia
- Antigoni Rota
- Ariane Labed
- Artemis Anastasiadou
- Ashley McKenzie
- Avi Mograbi
- Bahija Essoussi
- Ben Russell
- Bingham Bryant
- Blake Williams
- Blanche Gardin
- Brett Story
- Brian Cox
- Camilo Restrepo
- Carice Van Houten
- Charlie Shackleton
- Cherien Dabis
- Christopher Young
- Dali Benssalah
- David Osit
- Deragh Campbell
- Dustin Defa
- Eleni Alexandrakis
- Elhum Shakerifar
- Emilie Deleuze
- Eyal Sivan
- Fernando Meirelles
- Fil Ieropoulos
- Geoff Arbourne
- Hany Abu Assad
- Hind Meddeb
- James Benning
- Javier Bardem
- John Greyson
- Jon Jost
- Khalid Abdalla
- Leah Borromeo
- Lukas Dhont
- Mahdi Fleifel
- Mai Masri
- Malika Zouhali-Worrall
- Manuel Embalse
- Marina Gioti
- Marion Schmidt
- Merawi Gerima
- Miguel Gomes
- Mike Leigh
- Miranda Pennell
- Namir Abdel Messeeh
- Nan Goldin
- Narimane Mari
- Nina Menkes
- Pascale Ramonda
- Patricia Mazuy
- Paul Laverty
- Pedro Pimenta
- Peter Mullan
- Phaedra Vokali
- Robert Greene
- Saeed Taji Farouky
- Saleh Bakri
- Samaher Alqadi
- Sarah Friedland
- Sepideh Farsi
- Shirin Neshat
- Smaro Papaevangelou
- Sofia Georgovassili
- Tatiana Maslany
- Thodoris Dimitropoulos
- Tilda Swinton
- Tobias Menzies
- Tyler Taormina