Episode Dergi olarak Ocak 2026 sayımızda Sinem Vural’ın Pluribus‘taki Türkçe müziklere dair yorumlarına yer veriyoruz.
Dünya, bizim müziğimizdeki o ‘hem doğulu hem batılı’ arada kalmışlığın hikâye anlatıcılığındaki gücünü seviyor. Pluribus bu kapıyı Murat Evgin ve Kit Sebastian ile ardına kadar açtı. Bize de bu gurur tablosunu, sesi biraz daha açarak izlemek düştü.”

Breaking Bad’in yaratıcısı Vince Gilligan yeni bir iş yapıyorsa o iş zaten radardadır. Ama Apple TV+’ın yeni bombası Pluribus’u izlerken bizi ekrana kilitleyen sadece senaryo değil; kulaklarımıza çalınan o tanıdık melodiler oldu. Hollywood artık fon müziği olarak değil, hikayenin tamamlayıcısı olarak Türkçe şarkılara yöneliyor.
Dijital platformların hayatımıza girmesiyle sınırlar kalktı, kabul. Ama son yıllarda yabancı dizilerde duyduğumuz Türkçe şarkılar, “Aaa arkada Türkçe çalıyor!” şaşkınlığından öteye, bir prestij meselesine dönüştü. Bunun en taze ve en havalı örneği ise şu sıralar herkesin dilindeki Pluribus. Golden Globe adayı dizinin atmosferi malum; bir tür “mutluluk virüsü” ve buna bağışıklık kazanan bir grup insan… Ama asıl olay, bu distopik hikâyenin müzikal matematiğinde Türkçeye ayrılan o devasa parantez.
Lennon’dan Evgin’e: “Bugünleri de mi Görecektik?”
Dizinin 2. bölüm finalini hatırlayın. O çarpıcı sahnede John Lennon’ın meşhur “Nobody Told Me” şarkısı yükseldi. Ama bir dakika; bu Lennon değildi. Utlar, kanunlar ve Türkçe sözler… Efsane müzik süpervizörü Thomas Golubic, mart ayında Murat Evgin ile bir araya gelmiş ve ortaya Lennon’ın mirasçılarından Sony Music Global’e kadar herkesin onay verdiği o şahane cover çıkmış: “Bugünleri de mi Görecektik?” Tabii siz aramaya karar verirseniz “Nobody Told Me” diye de dinlemeniz mümkün.
Bu sadece bir “çeviri” değil; dizideki 13 bağışık insandan birinin Türkiye’de olmasına, hatta ana karakter Carol’ın Türk sanılmasına yapılan o ince selamın ta kendisi. Evgin’in yorumu, şarkının o kaotik ruhunu alıp bizim toprakların hüznüyle harmanlamış.

The Doors ve Kit Sebastian Büyüsü
Bitmedi… 6. bölüm finalinde bu sefer The Doors efsanesi “People Are Strange” çarptı kulaklarımıza. Ama yine bizden, yine çok özel bir yorumla. Londra merkezli Kit Sebastian (Merve Erdem ve Kit Martin’den oluşuyor) o tekinsiz, hafif puslu ve saykodelik tarzlarıyla şarkıyı öyle bir yorumlamış ki; dizinin “yabancılaşma” temasını onlardan daha iyi anlatacak bir söz olamazdı. Bu arada aynı isimle şarkıya ulaşsanız da Türkçe sözler sizi sarmalıyor.
Şunu artık net görebiliyoruz: Yabancı yapımlar Türk müziğindeki o derinliği, dramayı ve saykodelik tınıyı keşfetti.
Eskiden bir Kapalıçarşı sahnesinde arkada çalan oryantal ezgilerden bahsetmiyoruz artık. Özellikle Netflix ve Disney+ gibi platformlar, Türk müziğinin “sound”unu (özellikle Anadolu saykodelik ve 90’lar pop) çok sevmeye başladı.
Daha önce After Sun filminde Candan Erçetin “Gamsız Hayat” şarkısının soundtrack olmasını tam atlatamamıştık ki Pluribus pastanın üstündeki çilek oldu.
Dünya, bizim müziğimizdeki o “hem doğulu hem batılı” arada kalmışlığın hikâye anlatıcılığındaki gücünü seviyor. Pluribus bu kapıyı Murat Evgin ve Kit Sebastian ile ardına kadar açtı. Bize de bu gurur tablosunu, sesi biraz daha açarak izlemek düştü. Sırada hangi dizi, hangi şarkımızı keşfedecek dersiniz? Bekleyip duyacağız.
