Episode Dergi olarak Nisan 2026 sayımızda kapağımıza konuk olan Disney+ orijinal yapımı Bize Bi’Şey Olmaz‘da Ekin’e hayat veren İdil Sivritepe’yle konuştuk.
Bize Bi’ Şey Olmaz dizisinde hem dost hem psikolog kimliğiyle hikâyenin merkezinde duran Ekin karakterine hayat veren İdil Sivritepe ile bir araya geldim. İdil Sivritepe, karakterinin Lal’le kurduğu güçlü bağı, profesyonellik ve duygular arasındaki dengeyi ve oyunculuk sürecinde bu çok katmanlı dünyayı nasıl inşa ettiğini samimi bir dille anlattı.

Dizide Lal’in en yakın arkadaşını oynuyorsun. Aynı zamanda karakterin bir psikolog. Bu iki tarafı, hem dost hem terapist tarafını kurarken karakteri nasıl tanımladın?
Ekin hayatta kendi dengesini çok güzel bulmuş bir karakter. Aslında tam bu soruda, hikâyesindeki sınavını görüyorum ben. Sorun yaşayan bir arkadaşınıza profesyonel yaklaşmak mümkün mü, doğru mu ya da dost olmak hata yapmayı da getiriyor mu? Psikolog olmasının en büyük yararı sanırım Ekin’in sakin kalmasını sağlaması çoğu zaman. Bu sakinlik ise Lal’in en çok ihtiyacı olan şey bu karmaşanın içinde.
Lal’in hayatında çok kritik anlar var ve senin karakterin çoğu zaman onun en güvenli alanı gibi duruyor. Sence karakterin Lal için ne ifade ediyor?
İkisi birbirinin güvenli limanı diyebilirim. Her zaman orada olduğunu bildiğiniz biri vardır hayatınızda ve bu kişi, sizin için vazgeçilmezdir fakat unutmayalım ki ihmal etme hakkınız olduğunu da düşünürsünüz bu kişiyi. Hatalar da yapsanız koşulsuz sevgi içeren bir ilişki olduğunu düşünüyorum bu arkadaşlığın.

Bir yandan da karakterin Olgu Baran Kubilay’ın canlandırdığı karakterle bir ilişki yaşıyor. Bu iki farklı dünya –arkadaşlık ve aşk– arasında nasıl bir denge kuruyor?
Evet, bu ilişkiyi çok sağlam temellere oturtmuş, dediğim gibi çok dengeli bir karakter ve arkadaş çevresine de çok güzel yerleşmiş, hem saygılı hem de sevgi dolu bir ilişkileri var. Eşref’in yeri Lal’in hayatında çok büyük. Bir yandan Ekin’in en büyük destekçisi Eşref.
Psikolog bir karakteri canlandırırken özellikle dikkat ettiğin şeyler oldu mu? Gerçek hayattaki psikologlardan ilham aldığın noktalar var mı?
Tabii oldu. Yaptığımız iş nedeniyle de insan psikolojisi üzerine çalışıyor ve okuyoruz. Elimden geldiğince bunu doğru yansıtmaya çalıştım. En yakın arkadaşı acı çekerken durumları kişisel algılamaması üzerine gerçekten çok odaklandım diyebilirim.

Dizide senin karakterinin bazı sahneleri hikâyenin duygusal anlamda en güçlü anlatımlarından biri gibi. Sen o sahneleri okuduğunda neler hissettin?
Çok keyifliydi. Hikâye açıldıkça ve özellikle kurgu aşamasında seslendirme yaparken daha da heveslendim. Yönetmen Neslihan Yeşilyurt‘un yarattığı dünya ve oyuncuların performansı üzerine ben de umarım güzel bir şey katabilmişimdir
Lal ve Aktan’ın ilişkisi çok fırtınalı. Senin karakterin bu ilişkiye dışarıdan baktığında sence en çok neyi görüyor?
Çıkarılması gereken dersler verilmesi gereken sınavlar olduğunu biliyor bence. Ben Ekin’in bütün bu karmaşaya, bunun bir süreç olduğunu bilerek yaklaştığını düşünüyorum.

Yönetmen Neslihan Yeşilyurt’un kurduğu görsel dünya oldukça güçlü. Onunla çalışmak oyuncu olarak sana nasıl bir deneyim sundu?
Neslihan hayal gücü çok yüksek, çok yaratıcı bir kadın. Uzun zamandır da çalışmak istediğim biriydi. Bu iş onaylandığından beri sarılarak başladık bu sete. Ben istediğim bir şeyi yarattığım için çok mutlu hissediyorum. İzlediğimizde Neslihan’ın dünyasını hissedeceğimize eminim.
Bir oyuncu olarak bir karakterin duygusal yoğunluğunu kurarken senin yöntemlerin neler? Daha çok sezgiyle mi çalışırsın yoksa çok analiz eden bir oyuncu musun?
Aslında ikisi birlikte çalışıyor bence, sezgiler ve analizler birlikte bir dünya yaratıyorlar. Mantık olarak karakterin yönetimine ikna olduktan sonra sahnede sezgilerle kalmak en gerçekçi sonuçlardan birini yaratıyordur diye umuyorum.
Sen dizide hem bir dostu hem de bir psikoloğu oynuyorsun. Eğer gerçek hayatta Lal’in arkadaşı olsaydın ona aşkla ilgili vereceğin ilk tavsiye ne olurdu?
Ben inanılmaz güdüsel bir insanım, çoktan bir kavga başlatmıştım. Koruma güdüm çok fazla devreye girerdi diye tahmin ediyorum. Bu kadar derin konuştuktan sonra bu cevabı vermem gerçekten de hoş olmadı ama :))
