Eski Dizi Repertuvarı: Sonunu Bildiğimiz Şeylere Sığınmak

Başak Buğday
8 dakikalık okuma

Episode Dergi olarak Ocak 2026 sayımızda Başak Buğday’ın eski dizilere dair düşüncelerine yer veriyoruz.

Dostlar, Romalılar, Yurttaşlar; dinleyin!

Bugün buraya izlenme oranlarıyla reyting listelerini alt üst eden sezon dizilerinden bahsetmeye gelmedim ya da dizideki oyuncuların gerçek hayattaki eşlerinden/sevgililerinden. Özet bölüm başladığında henüz 20’li yaşlarda tazecik bir kızken yeni bölüm bittiğinde neredeyse ölüme beş kala yaşıma geldiğimden bahsetmeyeceğim veya bir yaştan sonra kadın oyunculara ancak ve ancak anne rolü teklif edilirken akranı erkek oyuncuların, kızı/kardeşi yaşındaki genç kadın oyuncularla sevgili olabildiği dizilerden. Dizilerin özellikle iki sonlu olarak yazılıp sonra yurt dışına tek bölümün iki ayrı bölüm olarak satılması fakat oyuncuların bu duruma dair hak ettikleri ücretleri alamaması bahsine girmeyeceğim gibi bunca ince hesaba ve havada uçuşan paraya rağmen yaptıkları işe dair hak edişlerini iki üç bölüm geriden -şanslılarsa- alabilen senaristlere dair de konuşmayacağım.

Artık gelenek hâline gelen; tüm kadronun silahla tarandığı, bombalandığı, yakıldığı sezon finali sonrası, “Kaşesinde indirim yapmayanlar ölür, geri kalanlarla devam ederiz!” parmağı sallayan patronlara asla bulaşmayacağım gibi, “İnandırıcılıktan uzak o patlama sahnelerini amcamın oğlu Paint’te yapmış galiba!” dediğim iç sesimi de dahi susturacağım.

Hangi karışını sıksak hikâye fışkıran zengin topraklarımıza rağmen bir türlü uyarlanamayan “uyarlama film sevdası”ndan da bahsetmeyeceğim, sırf “tuttu” diye çıkış noktasını ve savunduğu tüm değerleri unutup seyirciye “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” dedirten şişirme bölümlerle ömrünü uzatmaya çalışan dizilerden de.

Zamanlamasını görünce profesyonel izleyicinin “Ne alaka şimdi?” dediği kasım ya da aralık ayı başlangıçlı ve en fazla bir ay ömür süren dizilerin “Aaaa zarar ettik, hay aksi!” kılıfına kimlerin neler doldurduğu konusu beni aşar. Bununla birlikte anlaşılması için zamana ihtiyaç duyan çok kaliteli işlerin, reytingi sadece bir hafta kötü gelse artan maliyetlerden ötürü sabırların hemencecik taştığı piyasadan apar topar silinmesinden kesinlikle bahsetmeyeceğim.

O diziler ki havada asılı kalmamak adına ya “stadyumda yapsalar yeridir” kıvamında toplu bir düğün ya da bahçede veya sahilde kurulmuş, ailece yemek yenilen bir sofra etrafında aniden bitiverirler. Bitiverirler de set emekçileri ve ailelerinin geçim sıkıntısı o kadar da kolay bitmez elbet.

Eee, bu kadar şeyden bahsetmemişken dizilerin kolonu olan tiyatro kökenli oyuncuların aldığı bölüm başı ücretlerini, sosyal medyadaki takipçi sayısı yüksek iskemlelerin bölüm başı ücretleriyle de karşılaştırmayacağım elbette.

Peki, neden mi bahsedeceğim? Emniyet hissinden.

Yaşım ilerledikçe azalır zannettiğim hayretimin gram azalmasını geçtim, her sabah başka bir olayla mütemadiyen artıyor. Yanı sıra sürekli tuhaf ve akıl dışı şeylerin olmasına da alışmadık değil hani. Öyle ki çok değil, sadece bir iki saat “normal” geçse önce telefonumun internet bağlantısında bir sorun mu var acaba diye kontrol ediyor, hemen ardından eski filmlerde dans ederken “Ah! O kadar mesudum ki Kenan, saadetimize gölge düşecek diye ölesiye korkuyorum,” diyen Filiz Akın gibi bakıyorum dünyaya.

Belirsizliğin hâkim olduğu, eskiden “ayıp” dediğimiz her şeyin, “Herkes yapıyor aağğbbbi, normaaal yaaani…” noktasına geldiği, yapılan yanlışların değil sorgulayanın kınandığı; nezaketin eziklik, uzlaşmacı olmanın korkaklık, analitik düşünmenin takıntılı olmak, hakkını aramanın ortalığı karıştırmak, düzeltmeye çalışmanın işgüzarlık sayıldığı zamanlardan geçiyoruz.

Hâl böyle olunca mütemadiyen güceniyorum. Üzüntü, kırgınlık, hayal kırıklığı, ümitsizlik derken gücümün tükendiği noktada iyileşmek için icat ettiğim üç yoldan birine giriyorum.

Cenin pozisyonunda yatıp yorganın altında bir iki saat şarj olmak, üstüme attığım battaniyeyle salondaki koltuğa uzanıp eski Türk filmlerinden birini izleyerek uykuya dalmak veya perdeleri kapatıp neredeyse her repliğini, hangi bakıştan sonra hangi müziğin gireceğini, konuşurken verilecek es’lere kadar her detayını ezbere bildiğim eski dizilerimi izlemek.

Bayılıyorum eski dizilerimi izlemeye. Avukat Selim Serez’in benim de Selim abim olmasını istiyorum mesela. Her sorunuma “Hallederiz, sıkma canını,” deyip göz kırptıktan sonra elini omzuma koyup bir iki telefon görüşmesi sonrasında çözüm bulmasını çok isterim. Ben bulamıyorum çünkü.

Moralim bozuk olduğunda, “Buralardan biraz uzaklaşmak ikimize de iyi gelecek,” deyip uçak biletlerimizi gösteren bir el olmasını çok isterim. Ben alamıyorum çünkü.

Bilgisayar başında oturmaktan belime ağrı girmişken göz doktoru için 2 ay sonraya gün veren randevu sistemiyle bakıştığımız sırada, “Amerika’daki tedavi programın çıktı, hastanenin yakınında harika bir ev kiraladım, görmek istediğin tüm müzikallere bilet aldım; çok seveceğini düşündüğüm oyunlara ikişer bilet aldım,” denilsin istiyorum. Ben yapamıyorum çünkü.

Vapuru kaçırıp işe geç kalacak olmanın stresiyle karnıma ağrılar girdiği sırada, “Deniz taksisini çağırdım tatlım, 5 dakikaya oradayız, takılma!” deyip beni rahatlatacak biri olsun istiyorum. Ben rahatlayamıyorum çünkü.

Bihter gibi mağazada dolaşırken elimin gittiği her kıyafeti etiketine bakmaya gerek duymadan alabileceğimi bilmeyi, denemeye gerek duymadan elimdekileri, “Bunu da alıyorum,” deyip kasaya göndermeyi, “Ay yeter bu kadar, sıkıldım. Bunları eve gönderin lütfen,” deyip “Beğenmezsem geri gönderirim,” diye düşünebilmeyi istiyorum. Şu an düşünemiyorum çünkü.

Başım sıkıştığında, “Düşünme yeğen. Sabaha her şey bitmiş olacak, sen biraz uyu dinlen şimdi,” diyen bir Ramiz Dayım olsun istiyorum mesela. Ben düşünmekten uyuyamıyorum çünkü.

Akbilim yetersiz bakiye verdiği sırada, “Jet hazır, iki saate her şeyi arkamızda bırakıp kumsalda güneşleniyor olacağız,” diyen bir ses duymak istiyorum. Bugün istifa etsem yarın alacağım emekli maaşıyla hayatta kalamayacağımı biliyorum çünkü.

İyi niyetin, gerçek sevginin, fedakârlığın, saygının, dürüstlüğün olduğu bir ilişki görürseniz haber verin; bilet parası neyse öder, müze gezer gibi gezerim vallahi. Çünkü artık yok!

O yüzden beğendiğim bir erkek oyuncu, dizide sevgilisine benim adımla seslendiğinde çok hoşuma gidiyor. Mesela Demiroğlu, her “Başak” dediğinde içim eriyor, kendimi ekrana salak salak bakıp gülümserken yakalıyorum. Gerçi o eski sevgilisiydi, iki bölüm falan vardı ama olsun! Bu yaştan sonra adımı Gülbeyaz diye değiştirecek değilim ya.

Maaşımın ancak kira ve faturalara yettiği şu günlerde bir iki saat dahi olsa her şeyin kolayca çözüldüğü ve benim mutlu olduğum bir evrende yaşıyormuşum gibi hissetmek gerçek hayata katlanırken delirmemek için zaman kazandırıyor.

Mutfakta yemek yaparken telefonda açık olan diziye bakıp, “Of, bıkmadın mı şu diziden, kaçıncı kez izliyorsun?” diyen anneme selam olsun. Bıkmadım! Zaten izlemiyorum da. Arada bir bakıyor, aslen dinliyorum sadece.

O hissi seviyorum ben. Gerçek hayattan uzaklaşma hissini.

Kaçış yerlerim az önce ismini andığım abim, arkadaşlarım, dayım ve sevdiceğimin yaşadığı evrenlerle sınırlı değil elbette. Başka başka gerekçeler, hitap ettiği bambaşka duygular, hatırlatıp mutlu ettiği nice sebepten ötürü Ekmek Teknesi, Süper Baba, Bizimkiler, Sıdıka, Sıcak Saatler, Şehnaz Tango, Yeditepe İstanbul, Şaşıfelek Çıkmazı, 7 Numara, İkinci Bahar, Leyla ile Mecnun… O kadar çok var ki!

Dostlar, Romalılar, Duygudaşlar!

İşte bu yüzdendir ki durup durup eski dizileri izliyorum. Üstelik Allah sizi inandırsın Yuuutup’ta “5 saniye sonra reklamı geçebilirsiniz”in üstüne tıklaya tıklaya izliyorum. Çünkü ben de sizin gibi belirsizlikten yorulduğumda okuduğum kitapları tekrar okuyor, durup durup aynı filmleri izliyorum.

Sonunu bildiğim şeyler huzur veriyor.

Bu içeriği paylaş

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

TV+, Dijital Yayıncılıkta Dengeleri Değiştiriyor: 22 Bin Saat İçerik, Tek Arayüz

TV+, yayıncılık anlayışını yeniden tanımlayan yaklaşımını ve yeni dönem stratejisini, gerçekleştirdiği basın…

Editör
Tarafından Editör

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Çok Okunanlar

HBO Max’ten Yeni Yerli Dizi: ‘Mira’

Warner Bros. Discovery'nin premium dijital yayın platformu HBO Max, yeni yerli HBO…

Editör
Tarafından Editör
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!