Selahattin Paşalı ve Eylül Lize Kandemir’le ‘Masumiyet Müzesi’ni Konuştuk – Özel Röportaj

Orçun Onat Demiröz
Orçun Onat Demiröz
Lisans öğrenimini 2010 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinde tamamladı. Akabinde yüksek lisans için Viyana’ya gitti ve 4 yıl kadar Avusturya’da yaşadı. 2015 yılında Türkiye’ye döndü ve...
14 dakikalık okuma

Episode Dergi olarak Şubat 2026 sayımızda Masumiyet Müzesi‘nin başrolleri Selahattin Paşalı ve Eylül Lize Kandemir’le diziyi konuştuk.

İstediğin kadar ön hazırlık ve prova yap, beyin fırtınaları gerçekleştir. Bunlar yetmiyor, yüreğini koyman gerekiyor. O yüzden bu işte en büyük şansımız Zeynep Günay’ın olmasıydı. Başarılı olabildiysek onun bir yönetmen olarak oyuncu yönetimi sayesindedir, eğer başarılı olamadıysak da bizim yüzümüzdendir. Ben böyle görüyorum. Bir de Kemal karakteri bu zamana kadar oynadığım en karmaşık, en katmanlı karakterdi. Kemal’in içindeki personaları açmakta, benim göremediğim, okuyamadığım şeylerde Zeynep Günay’ın etkisi çok büyüktü.”

Masumiyet Müzesi, Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk’un en tartışılan romanlarından. 2008’de yayımlanan Masumiyet Müzesi, bir yanıyla aşk bir yanıyla da İstanbul’a ait bir dönem romanı. 1970’lerin Türkiye’sindeki İstanbul burjuvazisinin batılılaşma serüvenini, ataerkillik normlarını, modernizm ve kültür çatışmalarını merkeze alan eser, postmodernist bir okuma sunan üstkurmaca özellikleriyle de ayrışıyor. Romanın başkahramanı Kemal Basmacı tarafından toplanan eşyalar ve bir müze etrafına kurulan roman, saplantılı bir aşkı ele alması dolayısıyla da
okurları ikiye böler.

Bununla birlikte yıllardır süregelen bir tartışma vardı, o da Orhan Pamuk’un herhangi bir romanının uyarlanıp uyarlanamayacağıydı. Kendisinin bu konuda ne kadar hassas olduğu da biliniyordu. Nihayet bir romanı Netflix serisi olarak uyarlandı. Açıkçası Masumiyet Müzesi’nin 2026’nın en çok konuşulacak yerli yapımlarından biri olacağı da aşikâr. Serinin başrollerini paylaşan Selahattin Paşalı ve Eylül Lize Kandemir ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdim. Keyifli okumalar!

Bugün yoğun bir gün. Röportajlar ve fotoğraf çekimleri devam ediyor. Bugün için başka türlü bir heyecan da vardır muhtemelen…

Selahattin Paşalı: Bu benim Netflix’teki üçüncü işim. Ona rağmen buraya gelmek bile heyecan veriyor. Bir de böyle kıymetli işler bizim çocuğumuz gibi oluyor. Görücüye çıkacak olmanın getirdiği bir korku da var. Duygu kokteyli gibi biraz. Bütün duygular iç içe.

Masumiyet Müzesi son dönemlerde izlediğim yerli dramalar arasında fark yaratan bir eser. Bir uyarlama olarak da son derece iyi senaryolaştırılmış ve hakkı verilmiş. Orhan Pamuk’un uyarlanmasına izin verdiği ilk romanında yer almak neler hissettiriyor, sizin için süreç nasıl gelişti?

Eylül Lize Kandemir: Tabii ki çok büyük bir mutluluk, çok büyük bir gurur ama çok da büyük bir sorumluluk. Bence bu sorumluluğu bütün süreç boyunca hepimiz iliklerimize kadar hissettik. Çok fazla deneme çekimi yaptık, çok çalıştık. Sanıyorum ben 14 tane audition verdim bu iş için. Selahattin ile birlikte de birçok deneme çekimimiz oldu. Sete çıkmadan önce bile çok fazla çekim yaptık. O yüzden en başından itibaren çok detaylı, çok titizlenerek hazırlanılan bir iş oldu. Set süreci de işin ağırlığını taşıyan bir konumdaydı. Zaten karakterler ağır, hikâye ağır… Bu nedenle set kolay geçti diyemeyeceğim, oldukça zorlayıcıydı ama öyle de olması gerekiyordu. Tamamen karakterlerimizin içinde kalmamız gereken bir setti.

Bir de ben romanı elime aldığım andan itibaren “Füsun” olmayı çok istedim, çok hayal ettim. Çok değişik duygular yaşadım o süreçte. O uzun süre zarfında çok coşkuluydum, ki normalde hayal kırıklıkları yaşamamak adına kendimi dizginlemeyi severim. Bu işte hiç durduramadım kendimi. Ne mutlu ki bugün buradayım.

Selahattin Paşalı: Ben en başından itibaren kendime bir söz verdim ve bu işin altından kalkabildiysem kendimi bir gün tebrik etmek isterim. Ben bu işi kutsallaştırmamaya ve yüceltmemeye çalıştım. Onu farklı bir yere koymadım, çünkü altında ezilmekten korktum. Dolayısıyla beynimi, ruhumu buna endeksledim. Elbette alttan alta böyle büyük bir işin parçası olmanın sorumluluğunu hissettim. Onun da ayrı bir mutluluğu, gururu var. Ancak bu işin altında ezilmemek en büyük gayemdi. Bu nedenle de diğer işlerim gibi yaklaşmaya çalıştım, ayırt etmeden sakin kalmaya ihtiyacım vardı.

Bir de ben Masumiyet Müzesi’ni auditon’dan sonra okudum, daha önce okumamıştım, o yüzden bilmiyordum. Hayallerimden biri de Zeynep Günay ile çalışmaktı. Zeynep Günay ile yollarımızın kesişmesi de beni çok heyecanlandırdı. Oyuncu olarak da hepimizi geliştirdiğini düşünüyorum. Bu dizide gerçekten usta oyuncularımız var. Eminim ki onlarda bile farklı pencereler açmıştır. Bir oyuncu olarak Zeynep Günay ile çıktığımız bu yolculuk da başka bir heyecan sebebiydi.

Seriyi izlerken drama ve senaryo yapısındaki bütünlükten ötürü Orhan Pamuk ile yakın çalışıldığını belirgin şekilde hissettim. Oku ma provalarında, çekimlerde yer aldı mı, tanıştınız mı?

Eylül Lize Kandemir: Evet, sette tanıştık. Kendisi okuma provaları ve hazırlık sürecinde ABD’deydi. Fakat sette çok güzel yönlendirmeleri oldu. Tabii Orhan Pamuk tüm süreç boyunca yönetmenimiz Zeynep Günay ile de irtibat halindeydi. O yüzden varlığını her an hissettik diyebilirim.

Selahattin Paşalı: Gerçekten çok güzel anılar biriktirdik. Fiziksel olarak her an yanımızda olamasa da katıldığı çekimlerde de bizlerle çok güzel sohbetlerde bulundu.

Açıkçası Masumiyet Müzesi metinlerarası yapısıyla bir dönemi ve saplantılı bir aşkı ele almasıyla uyarlamaya çok açık bir yapıt. Romanı okurken de Kemal, Füsun ve diğer karakterleri istemsizce görselleştiriyorsunuz. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, ikiniz de karakterlerinizi harika taşımışsınız. Rollerinize nasıl hazırlandınız?

Selahattin Paşalı: Bu soru bana hep soruluyor ama bu soruya nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum, çünkü iş sete geldiği an orada yürek koyman gerekiyor, ruhunu koyman gerekiyor. Çok açıklayabileceğim bir şey değil. Bununla birlikte Zeynep Günay’ın da bir sistemi var. Akılla, çok düşünerek oynanmasını istemiyor. Gerçekten aklının yerine kalbini açarak bir şey yapmanı bekliyor.

Yani bir yanıyla hem çok planlanmış olmaması hem de gerçek olması gerekiyor. Tabii bu da her zaman olmuyor. Bu sebeple ben rolün biraz oynayarak bulunduğunu düşünüyorum. Masa başında da hazırlanmak gerekiyor, üstüne kafa yormak gerekiyor ama bunlarla beraber o kostümlerin içinde yürümek, o dekorun içinde olmak, eşyalara dokunmak… Asıl bu şekilde ortaya çıkıyor. İstediğin kadar ön hazırlık ve prova yap, beyin fırtınaları gerçekleştir.

Bunlar yetmiyor, yüreğini koyman gerekiyor. O yüzden bu işte en büyük şansımız Zeynep Günay’ın olmasıydı. Başarılı olabildiysek onun bir yönetmen olarak oyuncu yönetimi sayesindedir, eğer başarılı olamadıysak da bizim yüzümüzdendir. Ben böyle görüyorum.

Bir de Kemal karakteri bu zamana kadar oynadığım en karmaşık, en katmanlı karakterdi. Kemal’in içindeki personaları açmakta, benim göremediğim, okuyamadığım şeylerde Zeynep Günay’ın etkisi çok büyüktü.

Eylül Lize Kandemir: Selahattin’e kesinlikle katılıyorum. Öncelikle Zeynep Günay’ın bizim üzerimizdeki emeği çok büyük. Zeynep Günay’ın bir yönetmen olarak Masumiyet Müzesi’ne kattıkları çok başka bir yerde. Bunu özellikle belirtmem gerekiyor.

Öte yandan ben de bir oyuncu olarak ilk defa bu kadar derin, bu kadar komplike, ilk başta anlaşılamayan bir karakter canlandırıyorum. Bu durum da bambaşka bir yaklaşımı gerektiriyor. Yolda keşfettim bazı şeyleri ve öyle oturdu.

Zeynep Günay bana sete çıkmadan önce karakterin gözünden bir anı defteri, bir günlük tutmamı tavsiye etmişti. Sete çıkmadan önce oturdum ve yazmaya başladım. Kendi hayal gücümle Füsun’un çocukluğuna kadar inerek yazmaya çabaladım. Füsun’u Füsun yapan bütün özellikleri oluşturmaya dikkat ettim. Bir anlamda karakteri kendimce bu şekilde anlamaya çalıştım.

Oyuncu provaları sırasında da hiç konuşmadan, sadece bakışarak yaptığımız çalışmalar sette çok işimize yaradı. Bütün süreç boyunca benimle beraber olan, beni hiç yalnız bırakmayan bir oyuncu koçum da vardı, Bala Atabek. Onunla yaptığımız çalışmaların da çok faydasını gördüğümü söylemem gerekiyor. Onunla da içten dışa doğru, Füsun’un duygularının nereye denk düştüğünü bulmaya çalıştığımız çalışmalar yaptık. Böyle bir yol izledik.

Ayrıca Füsun özelinde kendi duygularımdan, kendi hayat deneyimlerimden cesurca faydalanmamı gerektiren anlar da oldu. Çok kapsamlı, çok zorlayıcı ama aynı zamanda çok öğretici ve çok uzun bir süreçti.

Ben artısıyla eksisiyle Füsun’u seviyorum. Kabul ettim onu, razıyım ondan. O yüzden herhangi bir özelliğini değiştirmek istemem ama imrendiğim bir tarafı var. Füsun sessizliğiyle çok şey anlatan, çok güçlü bir kız. Yani bir insan bu kadar sessiz olup da bu kadar var olamaz diye düşünürdüm, Füsun ile tanışmadan önce.”

masumiyet müzesi

Masumiyet Müzesi roman olarak her şeyden önce aşk hakkında bir düşünme sunar ama bunu da daha erkeksi bir yerden yapar. Başkahraman Kemal Basmacı, batılılaşmaya çalışan burjuva bir ailenin çocuğu olarak kafası karışık bir karakterdir. Bilinçli bir kötü değildir ama içinde bulunduğu sosyetik camiaya da yabancıdır, sürekli duygularını tartar. Seride onun ruh hali, erkeklik krizleri ve kadınlara yaşattığı duygusal çöküşler gerçekten harika aktarılıyor. Bunun hakkında neler söylemek istersiniz?

Selahattin Paşalı: Kesinlikle katılıyorum sana. Bence Masumiyet Müzesi’ni hangi yaşta okuduğun, hangi zamanda ve hangi hayat tecrübeleriyle okuduğun da bakış açını çok farklılaştırıyor. Evet, Masumiyet Müzesi erkek bakış açısıyla yazılmış ve bir erkeğin iç dünyasını takip ettiğimiz bir roman ama Kemal bahsettiğin gibi bilinçli bir kötü değil.

Çektiği özlem, çektiği acılar ve vicdanı Kemal’i farklı bir yere koyuyor. O yüzden Kemal için salt kötü gibi bir şey söyleyemem. Zaten onu canlandıran biri olarak da iyi ya da kötü diye yargılayamam. Elbette çok ürkütücü özellikleri var. Saplantılı biri olarak sürekli Füsun’un eşyalarını topluyor, takip ediyor, peşine düşüyor… Bunları savunamam ama Kemal’i insani bir yerden anlıyorum. Yaşadığı şeyler de çok acayip yani.

Rolü ilk aldığımda birisi bana bu “canavarı” nasıl oynayacağımı sormuştu, ben de ortada bir canavar göremediğimi söylemiştim. Kemal benim tanıdığım en zayıf, zaaflı karakter ama bir yandan o acılardan çıkabilecek kadar da güçlü. Herkes çıkamaz oralardan. Bu nedenle de çok katmanlı bir karakter. Ayrıca bizim bu işi yaparken bir niyetimiz de insanlara soru sordurmaktı. Mesela aşk başımıza gelen bir trafik kazası mıdır ya da Kemal, Sibel’in konfor alanını mı seçmeliydi yoksa tutkusunu mu takip etmeliydi? Kemal’in iyiliği ya da kötülüğü de bu şekillerde tartışılacak.

Eylül Lize Kandemir: Evet, Kemal kadınlara hayatı zorlaştıran biri. (Gülüşmeler) Romanda da bütün kadınları, bütün hikâyeyi Kemal’in gözünden görüyoruz. Dolayısıyla o kadınların iç dünyasına erişebilmek sınırlı. Mümkün ama sınırlı. Dizide bu açıdan bir farklılık olduğunu düşünüyorum. Kadınların da varoluşlarına, iç dünyalarına, yaşadıkları hayal kırıklıklarına tanıklık ediyoruz. Bu da diziyi özel yapan unsurlardan biri bana kalırsa.

Bu arada ikili olarak serideki kimyanız da çok iyi ve seride duygusal açıdan zor, çok yakın sahneler var. Set öncesinde birlikte özel çalışmalar yaptınız mı?

Eylül Lize Kandemir: Ben sahneler arasında yakın ya da uzak diye bir ayrım yapmıyorum. Her sahnede neyi gerçek kılmak gerekiyorsa onun için uğraşıyoruz. Neticede Eylül ya da Selahattin olarak bulunmuyoruz orada, sette Füsun ve Kemal vardı. Onların gerçekliğini yansıtmaya çalıştık. Bize bu tür sahnelerde yardımcı olan bir yakınlık koordinatörümüz de vardı. Onun da çok faydasını gördüğümüzü düşünüyorum.

Selahattin Paşalı: Aslında güven ve saygı çerçevesinde o duygusal, yakın sahneleri çekmek çok zor değil. Zaten zor da olmamalı. İşimizin gerekliliklerinden bir tanesi de bu. Sonuçta o sahneler hikâyeye ve karakterlere hizmet eden sahneler. Kemal ile Füsun arasındaki tutkuyu anlatabilmek için gerekliydi. Hepsi amaca hizmet eden ve bir anlam oluşturan sahnelerdi.

Peki, karakterlerinizle ilgili bir şeyleri değiştirmek isteseydiniz bunlar neler olurdu ya da karakterlerinizde imrendiğiniz özellikler var mı?

Eylül Lize Kandemir: Ben artısıyla eksisiyle Füsun’u seviyorum. Kabul ettim onu, razıyım ondan. O yüzden herhangi bir özelliğini değiştirmek istemem ama imrendiğim bir tarafı var. Füsun sessizliğiyle çok şey anlatan, çok güçlü bir kız. Yani bir insan bu kadar sessiz olup da bu kadar var olamaz diye düşünürdüm, Füsun ile tanışmadan önce. Sessizliği onu asla silik bir yere götürmüyor, asla edilgen bir yere götürmüyor. Sessizliğiyle var olabilen çok değişik bir aurası var. Bu yönden de bana büyülü gelen, çok gizemli bir tarafı var.

Selahattin Paşalı: Ben de Kemal’in hiçbir şeyini değiştirmezdim. Onu insani yönden anlamaya çalıştığım için de yargılayamıyorum. İmrendiğim tarafı da biz oyuncu olarak duygu devamlılığını çok önemseriz ama Kemal’de duygu devamlılığı diye bir şey yok. Çok değişken bir ruh haline sahip, sürekli farklı uçlarda ve olacakları pek umursamıyor. Doğrusu bu özelliğine imreniyorum.

Ben cast’ın genel olarak uyumunu da çok beğendim. Ana ve yan roller hep doğru isimlere gitmiş. Kadro oluşturulurken ve oyuncu seçimleri yapılırken neler yaşadınız?

Eylül Lize Kandemir: Cast seçimlerinden kısmen haberdardık. Kemal’in ve Feridun’un kim olacağını biliyordum ama geri kalan oyuncu kadrosundan sonradan haberdar oldum. Çok iyi bir kadro gerçekten, böyle bir kadroyla çalışmak da heyecan vericiydi.

Selahattin Paşalı: Vallahi adım adım haberdar olduk. Eylül ile tanıştıktan sonra babanı Bülent Emin Yarar oynayacak, anneni de Tilbe Saran oynayacak dediler. Bu isimleri duyunca çok heyecanlandım. Keza Ercan Kesal ağabey… Böyle bir kadro yapmakta zorlanabilirsin yani ama iş Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi, yönetmen de Zeynep Günay olunca orada olmak, emek vermek isteniyor.

Masumiyet Müzesi 13 Şubat’ta Netflix‘te yayında.

masumiyet müzesi
Bu içeriği paylaş
Lisans öğrenimini 2010 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinde tamamladı. Akabinde yüksek lisans için Viyana’ya gitti ve 4 yıl kadar Avusturya’da yaşadı. 2015 yılında Türkiye’ye döndü ve çeşitli kültür/sanat dergilerinde, eklerde, bloglarda yazarlık yaptı. Aynı zamanda birçok ajansta da metin ve içerik yazarı olarak çalıştı. Hayatına yazar, yorumcu ve DJ olarak devam ediyor.

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

Gala Fareleri: Görünme Arzusunun Sektörel Bir Salgını

Episode Dergi olarak Ocak 2026 sayımızda Yasemin Şefik'in galalar ve "gala fareleri"…

Yasemin Şefik
Tarafından Yasemin Şefik

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Çok Okunanlar

Tek Platform, Güçlü Katalog: TV+’ın Yeni Dönemini Gülçin Alıcı Gökçe ile Konuştuk

Gülçin Alıcı Gökçe, TV+’ın vizyonunu, kürasyon stratejisini tüm detaylarıyla paylaştı. 

Özlem Özdemir
Tarafından Özlem Özdemir
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!