Episode Dergi olarak Nisan 2026 sayımızda Oben Budak’la Series Mania’ya gidiyoruz.
Avrupa’nın en önemli dizi buluşmalarından olan Series Mania Forum, bu yıl da Fransa’nın Lille kentinde düzenlendi ve üç gün boyunca televizyon ve dijital platform dünyasının önemli isimlerini bir araya getirdi. 75 ülkeden 5 binden fazla medya profesyonelini, senaristleri, yapımcıları, satın almacılar ve platform yöneticilerini buluşturan forum, bu yıl odağına ilk kez tek bir ülkeyi aldı: Küresel izleyiciye ulaşan dizilerin üretiminde önemli bir merkez haline gelen Güney Kore. CNC ve KOCCA’nın desteğiyle Kore’den sekiz önemli şirket de Lille’de yerini aldı.
Forumun programı oldukça yoğundu. Avrupa Görsel-İşitsel Gözlemevi’nin katkılarıyla gerçekleştirilen konferanslarda televizyon ve VOD pazarındaki yeni trendler tartışılırken, Avrupa dizileri için geliştirilen yeni ortak yapım sözleşmeleri de gündeme geldi. Mikro dramalar, sansür ve otosansür riski gibi başlıkların ele alındığı paneller; HBO Max, Disney+, SkyShowtime, BBC ve Fremantle yöneticilerinin konuşmaları; France Télévisions, Arte, TF1 ve NHK’nın sunumları; ayrıca Hugo Blick, Russell T. Davies ve Nicola Schindler’in ustalık sınıfları forumun öne çıkan etkinlikleri arasındaydı.

Panellerde dikkat çeken konulardan biri, Avrupa’da televizyon üretim modelinin geleceğiydi. Çarşamba günü yayımlanan Avrupa Senaristler Federasyonu’nun raporu da bu tartışmaları güçlendirdi. Raporda, Avrupa’daki yerleşik üretim modelinin birçok sağcı hükümetin ve Donald Trump’ın politik etkileri altında olduğu öne sürülüyor. Yaratıcılar kamu fonlarına erişimin giderek zorlaştığını söylerken, bazı senaristlerin aşırı sağcı yönetimleri kızdırabilecek projelerden kaçındığı ve bunun da otosansür doğurduğu yönünde endişeler dile getirildi. Bu atmosfer içinde Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Alain Berset, Avrupa’nın “kendi hikâyesini anlatmayı yeniden hatırlaması” gerektiğini vurguladı.
Forum boyunca konuşmacıların büyük kısmı aynı noktada buluştu: “Sipariş işi” (commission-based) dönemi artık sona yaklaşıyor. Platformların ve kanalların tek başına dev bütçeli dizileri finanse etmesi giderek zorlaşıyor. Bu nedenle ortak yapımların ve uluslararası işbirliklerinin artması gerektiği sık sık dile getirildi. Birçok yönetici, “Bu bütçelere ulaşmanın tek yolu ortaklık kurmak,” diyerek co-prodüksiyonların geleceğin ana modeli olacağını vurguladı. Bu noktada Series Mania, yaratıcı ortaklar bulmak için en ideal buluşma noktalarından biri olarak öne çıkıyor.
Panellerde dikkat çeken bir başka eğilim ise komedinin yeniden yükselişe geçeceği yönündeki görüştü. Sektördeki birçok yönetici, izleyicinin ağır dramalardan sonra daha hafif ve eğlenceli hikâyelere yöneldiğini belirtti. Bu anlamda forumda Türkiye adına öne çıkan isimlerden biri de komedyen ve yaratıcı Giray Altınok oldu. Altınok’un HBO Max için hazırladığı The Prince ve Disney+’ta yayınlanacak Gustav projelerinin tanıtımları da Series Mania’da yapıldı.
Forumda platformların varlığı da oldukça dikkat çekiciydi. HBO Max ve Disney+ yöneticileri panellerde güçlü bir varlık gösterirken, sektörün en büyük oyuncularından Netflix’in forumda görünmemesi birçok katılımcı için şaşırtıcı bir detaydı.

Üretim tarafında öne çıkan başlıklardan biri ise son dönemin hızla büyüyen formatı mikro dramalar oldu. Bu yeni anlatı biçimi konuşulurken Türkiye’nin adının sık sık anılması dikkat çekiciydi. Özellikle İnter Medya’nın öncülük ettiği çalışmalar, Türkiye’nin bu formatın uluslararası yayılımında önemli bir rol oynayabileceğini gösteriyor.
Türkiye’den forumda güçlü bir temsil vardı. Sinema Genel Müdürü Birol Güven liderliğindeki ekip, Türk yapımlarının uluslararası pazarda tanıtılması için geniş bir stantla Series Mania’da yer aldı. Türk yapımcılar ve yaratıcı ekiplerle bir araya gelen Güven, forum kapsamında düzenlenen bir akşam yemeğinde sektör temsilcileriyle buluştu ve Türkiye’nin gelecek yıl fuara daha geniş bir delegasyonla katılacağı mesajını verdi.
Series Mania’nın diğer televizyon fuarlarından ayrılan önemli bir yönü ise sadece iş konuşulan bir pazar olmaması. Birçok etkinlikte sürekli “business” konuşulurken, burada yaratıcılığı besleyen paneller, atölyeler ve sohbetler dikkat çekiyor. Senaristlikten yönetmenliğe, hatta dizi müziklerine kadar farklı yaratıcı alanlara odaklanan oturumlar sayesinde katılımcılar yeni fikirlerle beslenebiliyor. Bir başka deyişle Series Mania yalnızca projelerin satıldığı bir pazar değil; aynı zamanda gelecek trendlerinin hissedildiği yaratıcı bir laboratuvar gibi.
Elbette forumun sosyal tarafı da en az paneller kadar konuşuldu. Akşam düzenlenen partiler, katılımcıların buluştuğu en canlı anlardan biriydi. İlk gecenin partisinde festivallerden tanıdığımız Fransız DJ Yuksek’in seti ise birçok kişi için hoş bir sürpriz oldu ve geceye ayrı bir enerji kattı.
Üç gün boyunca Lille’de dizilerin geleceğini tartışan sektör profesyonelleri için Series Mania, hem yeni ortaklıkların kurulduğu hem de yaratıcı enerjinin tazelendiği bir buluşma noktası olarak bu yıl da hafızalarda yer etti.
