Episode Dergi olarak Nisan 2026 sayımızda kapağımızda ağırladığımız Disney+ orijinal yapımı Bize Bi’Şey Olmaz dizisinin başrolü Mert Ramazan Demir’le konuştuk.
Bize Bi’ Şey Olmaz’ın en gelgitli, en yoğun ve en tartışmalı karakterlerinden biri: Aktan. Mert Ramazan Demir ile bir araya gelip bu tutkunun sınırlarında dolaşan karakteri, aşk ile bağımlılık arasındaki o ince çizgiyi ve Aktan’ın içindeki kırılgan dünyayı konuştuk.

Lal ve Aktan ilişkisi tam bir “gelgit” hikâyesi. Sen Aktan’ı ilk okuduğunda “bu çocuk âşık” mı dedin yoksa “bu çocuk kendini sabote ediyor” mu dedin?
İlk bölümleri okurken Aktan’ın kendini sabote etme ihtimali daha ağır basıyordu. Zaman ilerleyip karakterin ve ilişkinin dönüşümünü gördükçe Aktan’ın Lal’e hissettiklerinin derinliğini daha iyi anlamaya başladım. Kontrolünü kaybetmeye başladığı noktada âşık olduğuna inandım.
Dizide aşk hem masal gibi hem kabus gibi. Sence Aktan için Lal gerçekten bir aşk mı yoksa biraz bağımlılık mı?
Bence bunun net bir cevabı yok. Lal ile aralarında büyük bir tutku var, bu aşk gibi görünüyor. Bir taraftan da kopamama halleri var. Orada yaşadıklarının yüksekliği bağımlıklık gibi de hissettiriyor.

Aktan karakterinin en sevdiğin ve en zorlandığın tarafı ne oldu? Çünkü karakter dışarıdan güçlü ama içeride bayağı kırılgan.
Zorlandığım bir tarafı olmadı sanırım. Kırılgan tarafını ve değişme isteğini seviyorum.
Dizinin senaryosunu Pınar Bulut yazıyor. Metni okurken seni en çok şaşırtan ya da “bunu oynamak çok iyi olacak” dediğin sahne hangisiydi?
Spoiler vermek istemem, o yüzden bir sahne söylemeyeyim ama her bölüm dönüşen-değişen bir karakteri canlandırmak beni heyecanlandırdı.
Yönetmen koltuğunda Neslihan Yeşilyurt var. Onunla çalışmak oyuncu olarak seni nasıl etkiledi? Oyuncuya alan açan bir yönetmen mi?
Çok güzeldi. Birlikte fikir üretebileceğiniz bir yönetmenle çalışmak büyük şans, Neslihan da benim için öyleydi. İşini tutkuyla yapıyor. Yaptığı şeye karşı duyduğu heyecan, çevresindeki herkesi etkiliyor. Bu enerjide biriyle çalışmak hepimiz için motive ediciydi.

“Bize bi’ şey olmaz,” cümlesi dizinin mottosu gibi. Ama gerçek hayatta sence aşk gerçekten her şeyi aşabilir mi?
Sanırım bu bir delirme hali gibi, o yüzden insanlar daha cesur davranabiliyor. Aşar mı bilmiyorum ama o delilikle en azından elinden gelenin fazlası için zorlar.
Aktan’la bir akşam oturup konuşabilseydin ona ne tavsiye verirdin? “Bak kardeşim burada yanlış yapıyorsun” diyeceğin bir şey var mı?
Aktan’ın yanlış yaptığını düşünmüyorum. Onun için çok zor bir şeyi, her şeye rağmen oldurtmaya çalışıyor. Bu çabasını nahif buluyorum. Böyle devam et, derdim.
Oyunculuğa başladığın ilk dönemle bugünkü Mert arasında en büyük fark ne? Sete girerken artık daha sakin misin yoksa hâlâ aynı heyecan var mı?
Heyecanım devam ediyor tabii ama artık daha sakin biriyim. Kısa bir süre gibi gelse de sette uzun zaman geçirdim. Bu kadar pratik yapmak endişelerimi azalttı.

Bir karaktere hazırlanırken yönteminin ne olduğunu merak ediyorum. Senaryo dışında karakteri anlamak için yaptığın özel bir şey var mı?
Karaktere hazırlanırken senaryoyu tekrar tekrar okuyan biri değilim. Karakteri doğru anlamak için daha uzun süre çalışırım. Sonrasında fiziksel ve mental olarak hazırlandığım bir dönem oluyor.
Oyunculuk dışında seni en çok besleyen şey ne? Müzik, spor, yalnız kalmak… Mert Ramazan Demir set dışında enerjisini nereden topluyor?
Her şey. Bunun için özel bir çaba sarf etmiyorum. Beni besleyen her şey haliyle mesleğimi de besliyor.

Dizinin Disney+’ta yayınlanacak olması oyuncu olarak sende farklı bir heyecan yaratıyor mu? Çünkü artık dizi sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada izlenecek.
Evet, heyecanlıyım. İlk kez Disney+ ve Hulu izleyicisiyle buluşacağım. Tüm dünyada yayınlanması da heyecan verici. Yorumları merak ediyorum.
Bir de görüyorum, arada paylaşıyorsun, tenis tutkun var. Hem oynuyor hem de önemli karşılaşmaları kaçırmıyorsun. Hangi tenisçinin hayatını oynamak isterdin?
Novak Djokovic.
