Türkiye’nin ilk ve tek dizi kültürü dergisi Episode, 64. sayısıyla karşınızda!
Şubat ayı takvime her yıl aynı notu düşüyor: 14 Şubat. Kalpler, kampanyalar, hediyeler, “en romantik masa” yarışları… Biz bu sayıda başka bir yerden baktık. Aşkı bir alışveriş listesine değil, bir hikâyeye benzettik. Çünkü aşk, sadece “kutlanan” bir şey değil; yaşanan, ertelenen, kaçırılan, bazen yanlış anlaşılan, bazen de yıllar sonra anlam kazanan bir duygu. Bu sayfaları çevirirken göreceğiniz yazılar, aşkın tek bir hali olmadığını hatırlatıyor.

Şubat sayımızın kapağında Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi romanının Netflix uyarlamasını, Orçun Onat Demiröz imzasıyla Selahattin Paşalı ve Eylül Lize Kandemir’le konuşuyoruz. Bir saplantının, bir tutkunun ve bir dönemin ruhunun bugüne nasıl taşındığını birlikte keşfediyoruz. Dizinin yönetmeni Zeynep Günay, görüntü yönetmeni Ahmet Sesigürgil ve sanat yönetmeni Murat Güney röportajları da Episode’da.
Yasemin Şefik bu ay, Türkiye’deki casting problemlerine değiniyor. “Bana Cast’ın mı Var?” yazısında yine kalbimizin içinden geçenleri yüksek sesle söylüyor. Ru! modern ilişkilerin yorucu “doğru insan” arayışını, Geber Aşkım üzerinden sorguluyor.
Kimi zaman bir filme, kimi zaman bir sahneye takılıp kalan duygularımızın izini, Love in the Afternoon yazısıyla Tanem Sivar sürüyor. “Ciğerimizi söken” aşklardan bugünün mesafeli romantizmine uzanan dönüşümü ise Sinem Vural anlatıyor.
Konu aşk olunca Oben Budak, Heated Rivalry’i değerlendirdi. Ayrıca Ed Stafford’la yaptığı özel röportajda, dünyanın dört bir yanında yaşanan cesaret ritüelleri üzerinden şu soruya dönüyoruz: Olgunlaşmak gerçekten ne demek? Çünkü aşk da, cesaret de, yalnızlık da, aidiyet de… Hepsi birer “ritüel” aslında. Hayatın bize öğrettikleri.
Burcu Asena Şahin Gençoğlu, “Renkten Arınmış Dünyalar” isimli yazısında eski yapımların renkleriyle bugünkü renkleri karşılaştırdı ve değişimin nedenlerini inceledi.
Yalnızlığı, kalabalıklar içindeki görünmez hali Ahmet Vatan’ın “Sen Hangi Yalnızsın?” başlıklı yazısında okuyoruz. Müziğin hafızamızdaki yerini ve bizi filmler aracılığıyla geçmişe ışınlayan melodileri İpek Atcan yazdı.
Kadın temsiline, ekrana ve güzellik algısına başka bir pencereden bakan dosyamızı ise Eda Sakallı hazırladı. Ünlü make-up artist Yasin Şefik bu sefer de Yeraltı dizisinin kadınlarını mercek altına aldı. Cengizhan Özcan yeni aşk hikâyelerinin dilini inceledi. Alev Kurtuluş, Sahtekarlar dizisi karakterlerinin yıldız haritasını döktü ortaya.
Bu sayıyı hazırlarken amacımız, aşkı büyütmek değil; onu gerçek haliyle anlatmaktı. Kusurlu, karmaşık, bazen yorucu ama her zaman dönüştürücü haliyle. Belki de bu yüzden bu sayı biraz daha içten, biraz daha kişisel, biraz daha “bizden”.
Keyifle okumanız dileğiyle.