Taşacak Bu Deniz, ekim ayında Türkiye’de yayına başladı ve güçlü reytinglerle ekran yolculuğunu sürdürüyor. Deniz Baysal ve Ulaş Tuna Astepe’nin başrollerini paylaştığı dizi, duygusal derinliği ve Karadeniz atmosferiyle izleyiciyi içine çekiyor. Dizinin yönetmeni Çağrı Bayrak, yaratıcıları Ayşe Ferda Eryılmaz ve Nehir Erdem ile birlikte; başrol oyuncuları Aytek Şayan, Erdem Şanlı, Zeynep Atılgan ve Onur Dilber ile bir araya gelerek hikâyenin duygusal yolculuğunu ve Taşacak Bu Deniz‘in dünya genelindeki izleyicilerle nasıl güçlü bir bağ kurduğunu konuştuk.
“Taşacak Bu Deniz çok yerel bir hikâyeden yola çıkıyor ama duyguları tamamen evrensel. Bence dünyanın farklı yerlerindeki izleyicileri en çok etkileyecek şey de bu olacak. Aile, aidiyet, sevgi, çatışma ve özgürleşme arzusu… Bunlar coğrafyadan bağımsız duygular. Her kültürde insanlar bazen aileleriyle, bazen geleneklerle, bazen de kendi kalpleriyle mücadele ediyor.”
Taşacak Bu Deniz, yıllardır düşman olan iki köklü ailenin ve bireylerinin hikâyesini anlatıyor. Siz de bu ailelerden biri olan Furtuna’lıların oğulları İso’yu canlandırıyorsunuz. İso’yu bir de sizden dinlemek isteriz.
Erdem Şanlı: İso’yu tek bir kelimeyle anlatmak çok zor aslında. O, Furtuna ailesinin sadece bir oğlu değil; geçmişin, korkuların ve öğretilmiş doğruların yükünü sırtında taşıyan bir adam. Yıllardır süren bu düşmanlıkta İso, çoğu zaman neyin doğru neyin yanlış olduğunu sorgulamadan büyümüş biri. Annesinin korkuları, amcasının sertliği ve ailenin geleneği onun karakterini şekillendirmiş. Bu yüzden hata yapıyor, bazen kırıyor, bazen yanlış kararlar alıyor ama İso’yu benim için asıl değerli kılan şey bu yükü sorgulamaya başlaması. Kendi ailesine bile karşı gelmeyi göze alması bu yüzden de İso’nun mücadelesi aslında ‘iyi biri olmak’ değil, ‘kendisi olabilmek’.
İso, bazen annesi bazen de amcası yüzünden hatalı adımlar atabiliyor. Ama bölümler ilerledikçe kendi ailesine de karşı gelmeye başladığını görüyoruz. İso’nun tüm bu özellikleri seyircinin onunla daha fazla empati yapmasını sağlıyor sanki. Siz ne dersiniz?
Erdem Şanlı: İso’yu özel kılan şey, doğruyu her zaman bilen biri olmaması bence, aksine çoğu zaman yanlış yapıyor ama o yanlışların nereden geldiğini de çok net görüyoruz. Ailesinin ona yüklediği sorumlulukları var ve aslında İso’nun öfkesi ya da sertliği kötü niyetten değil, öğretilmiş bir hayatta kalma biçiminden geliyor. Bölümler ilerledikçe İso’nun kendi ailesine bile karşı gelmeye başlaması, aslında onun büyüme hikâyesi. Seyirci mükemmel bir adam izlemiyor; baskı altında karar vermeye çalışan, bedel ödeyen bir adam izliyor.
İso ve Fadime sahneleri de seyircilerin en sevdiği sahneler. Sizce İso ve Fadime’nin en büyük sınavları neler olacak?
Erdem Şanlı: İso ve Fadime sahnelerinin bu kadar sevilmesinin sebebi, çok büyük laflar edilmeden çok büyük duyguların yaşanması ve tamamen samimiyet o kadar oyunun, planın arasında en saf halleriyle birbirlerine olan besledikleri duygu yoğunluğu. İso ve Fadime’nin en büyük sınavı aslında birbirlerini sevmeleri değil; o sevgiyi hayatta tutabilmeleri olacak. İso için bu sınav, ailesinin öğrettikleriyle kendi kalbinin söyledikleri arasında bir seçim yapmak.

Dizi Trabzon’da çekiliyor, hikâyeye görsel açıdan da çok büyük bir katkı sunuyor bu. Trabzon’u siz nasıl buldunuz? Başka bir şehirde olmak, tüm ekip orada bir arada olmak sizce projeye neler katıyor? Setle ilgili bize neler söyleyebilirsiniz?
Erdem Şanlı: Trabzon hikâyenin neredeyse görünmeyen ama en güçlü karakterlerinden biri. Deniz, dağlar, hava… Hepsi anlatılan duyguyla birebir örtüşüyor. Bazı sahnelerde oyunculuk yapmaktan çok, o atmosferin içinde var olmak yetiyor. Başka bir şehirde olmak ve tüm ekibin orada bir arada yaşaması projeye çok şey katıyor. Çünkü sadece sette değil, set dışında da aynı hikâyenin içindeyiz. Aynı havayı soluyor, aynı sofraya oturuyoruz. Bu da ister istemez sahnelere yansıyor; ilişkiler daha gerçek, duygular daha sahici oluyor. Açıkçası Trabzon’da olmak bu projeyi sadece bir dizi olmaktan çıkarıp, yaşayan bir hikâyeye dönüştürdü.”
Sizce dünyanın farklı yerlerinde farklı kültürlerden izleyicileri Taşacak Bu Deniz en fazla hangi yönleriyle etkileyecek?
Erdem Şanlı: Taşacak Bu Deniz çok yerel bir hikâyeden yola çıkıyor ama duyguları tamamen evrensel. Bence dünyanın farklı yerlerindeki izleyicileri en çok etkileyecek şey de bu olacak. Aile, aidiyet, sevgi, çatışma ve özgürleşme arzusu… Bunlar coğrafyadan bağımsız duygular. Her kültürde insanlar bazen aileleriyle, bazen geleneklerle, bazen de kendi kalpleriyle mücadele ediyor.
Görsel olarak Karadeniz’in sert ve çarpıcı doğası hikâyeye çok güçlü bir zemin sunuyor. Ayrıca karakterlerin kusurlu olması, mükemmel kahramanlar olmaması önemli bir etki yaratıyor. İzleyici bir kültürü değil, insanı izliyor. Sanırım Taşacak Bu Deniz’in uluslararası yolculuğunu güçlü kılan şey de tam olarak bu samimiyet.
