Yaklaşık yirmi yıldır aklındaki bir proje olan Yıkım Ekibi hakkında Jason Momoa ile özel bir röportaj gerçekleştirdik. Hem yapımcı hem başrol oyuncusu olarak projede yer alan Momoa bunun kendisi için ne anlama geldiğini, yapımcı olmanın hikâyeyle neden daha derin bir bağlılık kurmasını sağladığını ve kısmen oğlundan ilham alan doğaçlamaların Johnny karakterini nasıl şekillendirdiğini anlatıyor. Bu sohbet, filmin Momoa için hem kamera önünde hem kamera arkasında ne kadar kişisel bir anlam taşıdığını gözler önüne seriyor.

Yıkım Ekibi‘nde hem yapımcı hem başrol oyuncusu olarak yer alıyorsun. Bu projeye en başından itibaren iki rolde birden bağlanmanı sağlayan şey neydi?
Jason Momoa: Bu fikir yaklaşık yirmi yıldır aklımdaydı yani projeye bu kadar dâhil olmamın sebebi ilk çıkış noktasının bana ait olması. Dave’e (Bautista) anlattım, o da bunu Twitter’da paylaştı ve ortalık karıştı. Sonrasında Jonathan Tropper, senaristimiz, bu fikirden gerçekten harika bir senaryo ortaya çıkardı.
Yapımcı ortaklarıma gelince bunlar uzun yıllardır birlikte çalıştığım insanlar, o yüzden tekrar bir arada olmak çok heyecan verici; biraz aile işi gibi. Zaten son dönemde dâhil olduğum pek çok projede yapımcı olarak da yer alıyorum, uzun süredir yapımcılık ve yönetmenlik yapıyorum. Yapımcı olduğunda işin içine gerçekten giriyorsun; sadece gelip rolünü oynayan bir oyuncu olmuyorsun. Ruhunu katıyorsun ve gerçekten önemsiyorsun.
Bir yapımcı olarak Johnny konusunda özellikle ısrarcı olduğun bir sahne, ton ya da karakter özelliği oldu mu? Sadece oyuncu olsaydın belki de gerçekleşmeyecek bir şey?
Jason Momoa: Evet, bu tür şeyler aslında her gün oluyor. Farklı bakış açılarıyla ilgili çatışmalar yaşanıyor; bazen insanlar bir şeyi oynayış şeklimi pek sevmeyebiliyor. Sonra konuşup bir çözüm buluyoruz. Aslında sürekli bir problem çözme hâli yaşanıyor.
Her gün kapılar kapanıyor; bazen bir yoldan gidemiyorsun, başka bir yoldan dolanıyorsun ama ilerlemeye devam etmek zorundasın. Yapabileceğin en iyi şey, etrafına harika insanlar almak. Onlar seni daha iyi kılıyor ve günün sonunda herkes aynı şeyi istiyor: en iyi işi, izleyici için en iyi deneyimi ortaya çıkarmak. Hepimiz hikâyeye hizmet ediyoruz.
Johnny tehlike karşısında çoğu zaman oldukça çocuksu tepkiler veriyor. Bu, karaktere en baştan yazılmış bir özellik miydi yoksa performansa bilinçli olarak sen mi kattın? Doğaçladığın yerler oldu mu?
Jason Momoa: Çok fazla doğaçlama yapıyorum. Sayfada yazılı olan hâli, benim getirdiğim hâl kadar dramatik değildi. Şu an 13-14 yaşlarındaki oğlumdan ilham aldım; Wolfie bu filmde kesinlikle kendini gösteriyor.
Kardeşim hiç olmadı ama oğlumla kızımın devamlı atışmasını izlemek, o sinir bozucu “küçük kardeş” hissini yakalamama yardımcı oldu. Çıkış noktam buydu. O küçük, eğlenceli anların çoğu için oğlumun hakkını teslim etmem gerek. Çok komik, çok karizmatik ve insanın sinirini nasıl bozacağını iyi biliyor.
Johnny’nin hem sevgilisiyle hem Pika’yla çok eğlenceli dinamikleri var. Seçmek zorunda olsaydın, hangisini daha fazla keşfetmek isterdin: sevgilisiyle olan romantik tarafı mı yoksa Pika’yla olan daha kaotik ve oyunbaz enerjiyi mi?
Jason Momoa: Jacob hep yepyeni, hep doğaçlıyor ve o enerjiden beslenmek inanılmazdı. Aynı zamanda hemşehrim, bu yüzden gerçekten birbirimizden ilham aldık. Senaryoda olmayan bir sürü şey yaptı, ben de onunla birlikte anında karaktere girdim.
Morena da mükemmeldi; aslında filmin asıl patronu o gibi. Johnny’nin sırtını yaslayabileceği insanlar var. Erkekler genelde işleri batırır, Johnny de bu konuda istisna değil. Muhtemelen gittiğim bazı terapi seansları da bu filme işlemiştir. İşin eğlenceli yanı bu; herkes daha iyi olmaya çalışıyor ve Johnny de buna uğraşıyor… Sadece biraz daha yavaş ilerliyor.
Johnny’nin Yakuza’yla yaptığı ilk dövüşte annesinin külleri dökülüyor, sevgilisinin ayrılık notunu buluyor ve sonra kavga patlıyor. Bu sahneyi çekerken Johnny’nin performansının merkezinde tutmak istediğin duygu neydi?
Jason Momoa: Bence Johnny, yaşananların çoğuyla gerçekten yüzleşmiyor. Yani kendini tamamen kurban gibi hissediyor; sevgilisi onu yeni terk etmiş, sorunlarını içerek bastırıyor, ardından uğraşmak istemediği bir telefonla başka bir sorun çıkageliyor. Babası ölmüş, derken kötü adamlar çıkageliyor.
Tek bir duyguya odaklanmak istemiyorum. Bence Johnny’nin olaylara dair belli bir bakışı var, bunu da farklı şekillerde hissetmek mümkün.
Jason Momoa ve Dave Bautista’nın başrollerini paylaştığı Yıkım Ekibi, şu anda Prime Video’da yayında.

Yıkım Ekibi‘nin yönetmeni Ángel Manuel Soto ile röportajımızı okumak için buraya tıklayın.