2025’i geride bıraktık ve nihayet 2026’ya girdik. Açıkçası aralık ayı bitmek bilmedi, 2025’in son günlerinde de gündeme dair bir sürü skandal patlak verdi. Ana akım medyamızda ve kültür-sanat çöplüğümüzdeki soruşturmalar, açılan davalar malumun ilamı oldu. Öte yandan spor sektörümüzün içinde bulunduğu kirli düzen ve suç ağı da açığa çıktı, birçok yolsuzluk ortaya saçıldı.
Tabii sözkonusu Meksika’ya dönmüş güzel memleketim olunca bu konular daha çok su kaldırır, daha çok skandal patlak verir. O yüzden bunları şimdilik bir kenara bırakalım. 2026’nın ilk sayısıyla karşınızdayız. Umarım 2025’ten daha heyecanlı, daha umut dolu bir yıl geçiririz, yaşamanın ne olduğunu birazcık da olsa hatırlarız. Hepimiz için iyi dileklerim var, biz artık bunu hak ettik.
2026’nın TV ve sinema takvimi ise gerçekten göz dolduran cinsten. Önümüzde bu açıdan dolu dolu bir yıl var. Sizin için 2026’nın merakla beklenen TV serilerini ve filmlerini listeledim.
Gelin, hep birlikte 2026’nın merakla beklenen dizi ve filmlerine göz atalım. Keyifli okumalar!
2026’nın Merakla Beklenen Dizileri
Euphoria

HBO’nun fenomen gençlik draması Euphoria‘nın 3. sezonu yılan hikâyesine dönmüştü. Senaryo revizyonları ve çekimlerin ertelenmesi derken sarkan final sezonu birçok tartışmaya yol açmıştı. Bununla birlikte “Fez” karakterini canlandıran Angus Cloud’un 2 yıl önce beklenmedik şekilde ölmesi de birçok hayranı sarsmıştı. Ayrıca “Kat Hernandez” karakterini canlandıran Barbie Ferreira da bu süreçte seriden ayrıldığını açıklamıştı.
Ancak Euphoria, yaklaşık 4 yıllık bir aradan sonra final sezonuyla dönmeye hazır. Yeni sezondaki hikâyede de 5 yıllık bir zaman atlaması yaşanacak ve Rue da Meksika’ya doğru bir yolculuğa çıkacak. Jules bir sanat okuluna seçilirken, Maddy de Hollywood’da parlamaya çalışacak.
Euphoria‘nın farklı yan hikâyeler üzerine kurulu final sezonu Nisan 2026’da geliyor. Zendaya, Sydney Sweeney, Jacob Elordi ve Hunter Schafer’i son defa birlikte izleyeceğiz.
The Boys

Çizgi roman dünyasını ve süper kahraman anlatılarını değiştiren kalemlerden biri olan Garth Ennis’in yarattığı The Boys serisi, magmun opus’u Preacher‘dan sonraki en nitelikli işlerinden biridir.
Prime Video tarafından TV’ye uyarlanan The Boys, süper kahraman mitlerini ters yüz eden ve ezberleri bozan yapısıyla trend yarattı. Şirketokrasi çağının, neoliberal dünyanın tüketim çılgınlığının ve sosyal medya histerisinin alegorik bir yansıması olan seri, sınır tanımayan grafik şiddetiyle de fark yarattı.
Watchmen ve Deadpool gibi işlerin açtığı kapıdan giren The Boys, 5. sezonuyla ekranlara veda edecek. Prime Video‘nun katalog yıldızlarından olan The Boys‘un 4. sezonunda ise Homelander karakteri öne çıkmıştı.
Homelander karakterinin arka planına dair ayrıntıların işlendiği 4. sezonda, Billy Butcher’ın ekibi de bölünmüş ve farklı yollara gitmişti. Homelander ise bürokratik olarak daha da güçlenerek yönetimi ele geçirmişti. Serinin final sezonunda büyük bir hesaplaşma yaşanacak ve çılgınlık dozu artacak.
The Boys evreni ise spin-off’larla büyümeye devam edecek.
The Night Manager

The Night Manager, 2010’lu yıllara damga vuran İngiliz suç dramalarından biriydi. David Farr tarafından yaratılan ve ilk sezonu 2016’da yayınlanan seri, İngiliz yazar John le Carré’nin aynı isimli çok satan casusiye romanına dayanıyordu.
Başrolünde yıldız oyuncu Tom Hiddleston’ın yer aldığı The Night Manager, ilk sezonuyla tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştı ve 12 Emmy adaylığı kazanmıştı. Hatta seri, Tom Hiddleston’ın yanı sıra Hugh Laurie ve Olivia Colman‘a da bireysel kategorilerde ödül kazandırmıştı.
The Night Manager‘ın 2. sezonu uzun bir aradan sonra Prime Video ile BBC ortak yapımı olarak döndü. Londra’da yaşayan ve “Alex Goodwin” kod adıyla düşük rütbeli bir MI6 çalışanı olarak sakin bir hayat süren Jonathan Pine, yeni sezonda kendisini yeni bir maceranın içinde bulacak. The Night Manager‘ın yeni sezonu casusiye tutkunlarını şimdiden heyecanlandırıyor.
A Knight of the Seven Kingdoms

Game of Thrones evreni, House of the Dragon serisiyle genişlemiş ve ana hikâyenin öncülü niteliğindeki hikâyeler heyecan yaratmıştı. Game of Thrones‘un yeni spin-off’u A Knight of the Seven Kingdoms da bu heyecanı büyütmeye geliyor.
George R.R. Martin’in “Tales of Dunk and Egg” novella serisinden uyarlanan A Knight of the Seven Kingdoms, Game of Thrones serisinin yaklaşık 100 yıl öncesini anlatıyor. House of the Dragon’da gerçekleşen “Dance of the Dragons” (Ejderhaların Dansı) döneminin sonrasnda yaşananları merkezine alan yapım, Sör Uzun Duncan ve yaveri Egg’e odaklanıyor.
Öte yandan bu yeni spin-off, Westeros’a farklı bir bakış getiriyor. Gezgin şövalyelerin, demircilerin ve halktan insanların ön planda olduğu A Knight of the Seven Kingdoms, epik bir anlatı yerine daha karakter odaklı bir hikâye sunuyor.
House of the Dragon

A Knight of the Seven Kingdoms demişken House of the Dragon‘ı es geçmek olmaz. Game of Thrones‘un prequel’i House of the Dragon, 3. sezonuyla 2026’da ekranlarda olacak. Serinin yeni sezonunun da daha epik ve daha görkemli olması bekleniyor.
3. sezonda “Siyahlar” ve “Yeşiller” olarak bölünen Targaryen hanedanı arasındaki iç savaş büyüyecek. Dance of the Dragons (Ejderhaların Dansı) olarak anılan bu dönemdeki çatışmanın giderek hararetlenmesi planlanıyor.
Özellikle hayranlar 2. sezonda “Gullet Savaşı”nı görmeyi çok istiyordu ama bu gerçekleşmedi. Westeros evreninde ve mitolojisinde önemli bir yer tutan bu ihtişamlı deniz savaşının 3. sezonda gerçekleşecek olması da başka bir heyecan sebebi. Hikâyeye dahil olacak yeni ejderhalar ve yeni biniciler de cabası.
One Piece

Eiiçiro Oda tarafından yazılan ve manga dünyasının en çok satan serilerinden biri olan One Piece, Netflix tarafından live-action formatında uyarlandı. 2023’te yayınlanan ilk sezon ise yapılmış en başarılı anime uyarlamaları arasına girdi.
İlk sezonuyla dünya çapında çok büyük bir ilgi gören One Piece, 2. sezonuyla dönüyor. Matt Owens ve Steven Maeda’nın yaratıcısı olduğu seri 3. sezon onayını da çoktan almış durumda. Bunun yanı sıra One Piece‘in 2. sezonu One Piece: Into the Grand Line başlığıyla yayınlanacak.
Yeni sezonda “Monkey D. Luffy” ve “Hasır Şapka Korsanları”, Grand Line’a yelken açacak. Ekip tehlikelerle ve mucizelerle dolu bu diyarda, dünyanın en büyük hazinesini arayacak, beklenmedik düşmanlarla karşılaşacak.
Young Sherlock

Guy Ritchie’nin Sherlock Holmes evrenine dönmesi 2026’nın merak uyandıran gelişmelerinden. Son olarak Tom Hardy, Pierce Brosnan ve Helen Mirren’ın başrolünde yer aldığı MobLand serisiyle gündemde olan Guy Ritchie, yeni serisi Young Sherlock ile Sir Arthur Conan Doyle’un yarattığı ikonik dedektifin köken hikâyesini anlatacak.
İngiliz yazar Andy Lane’in Arthur Conan Doyle’un ünlü dedektifini yeniden yorumlayan roman serisinden uyarlanan seri, Sherlock Holmes’un gençlik yıllarına ve ilk maceralarına odaklanıyor. Seride Sherlock’un kişisel gelişimi ve dünyanın en iyi dedektifi olma süreci ayrıntılı şekilde ele alınıyor.
Guy Ritchie’nin hem yönetmenliğini hem de yapımcılığını üstlendiği Young Sherlock, 2026’nın dikkat çekenlerinden.
The Pitt

The Pitt, Pluribus ya da The Studio gibi yapımlarla birlikte 2025’in en iyi serileri arasındaydı. Toplamda 13 Emmy adaylığı kazanan seri, 2. sezonuyla hız kaybetmeden geldi. R. Scott Gemmill tarafından yaratılan The Pitt, Amerikan sağlık sisteminin mevcut sorunlarını son derece gerçekçi bir şekilde ele alıyor.
Medikal dramalara boyut atlatan seri, Pittsburgh Trauma Tıp Merkezi’nin acil servisindeki zorlukları, yoğunluğu ve yetersizliğini gerçek zamanlı bir format üzerinden vurucu bir biçimde işliyor. Ayrıca yeni sezonda serinin başrolünde yer alan Noah Wyle, bir bölümde yönetmenlik de üstlendi.
The Pitt‘in 2026’nın öne çıkan serilerinden birisi olacağı şimdiden aşikâr.
The Bear

Hulu yapımı The Bear, son yılların en çarpıcı serilerinden. Christopher Storer’ın yarattığı seri, aşçılık dünyasının karanlık, kaotik ve yıkıcı tarafına doğru otantik bir yolculuk sunarak hit olmuştu. Aynı zamanda başrollerdeki Jeremy Allen White, Ebon Moss-Bachrach ve Ayo Edebiri’nin de yıldızlarını parlatan The Bear, ödül sezonlarında da adından sıkça bahsettirmişti.
3. ve 4. sezonları arka arkaya çekilen serinin, 5. sezonu da 2026’da yayınlanmaya hazırlanıyor. Bununla birlikte 4. sezonda hikâyedeki önemli karakterlerle ilgili bazı kırılmalar bulunuyordu. Dolayısıyla serinin yeni sezonunda nasıl bir yöne gideceği merak ediliyor. Kara komedi motifleri ile drama inceliklerini bir arada sunan The Bear, tetikte karakterleri ve yüksek tansiyonuyla farkını ortaya koyuyor.
Beef

Lee Sung Jin’in yarattığı Beef, Netflix‘in son yıllarındaki en aykırı ve en nitelikli serileri arasında yer alıyor. Netflix’in A24 ile birlikte hazırladığı serinin ilk sezonu 2023’te yayınlanmıştı ve seri yayınlanır yayınlanmaz dünya çapında çok büyük bir ilgi görmüştü.
Öte yandan başrollerde Steven Yeun ve Ali Wong’un yer aldığı ilk sezonda yakalanan başarının ardından 2. sezonda farklı bir yola sapılıyor. Antoloji serisi olan Beef, 2026’da farklı bir hikâye ve farklı oyuncularla dönüyor.
İlk sezonu çok iyi yazılmış, yoğrulmuş ve özgün bir senaryo sunan Beef, katmanlı ve yenilikçi bir göçmen hikâyesi anlatıyordu. Seri; Doğu Asyalılar üzerinden Amerikan rüyasını, sınıf çatışmasını ve fallik sorunlar ile gelen öfkeyi iyi sağıyordu. Bakalım 2. sezonda neler izleyeceğiz?
2026’nın Merakla Beklenen Filmleri
The Odyssey

Christopher Nolan’ın Oscar’ı domine ettiği Oppenheimer sonrasında gelen yeni filmi The Odyssey, kuşkusuz 2026’nın en çok heyecan yaratan yapımlarının başında geliyor. Tekrar eden tematik motifleri, stilize görselliği, tutarlı estetik algısı ve kendine has realistik imajları ile bir gişe canavarı olan Christopher Nolan’ın Homeros’un dünyaca ünlü epik destanı “Odisseia”yı (Odesa) soktuğu sinemasal form büyük bir merak uyandırıyor.
Bununla birlikte The Odyssey, 250 milyon dolarlık prodüksiyon bütçesiyle Christopher Nolan’ın kariyerindeki en pahalı film olma özelliğini taşıyor. Maksimalist bir sinema anlayışına sahip olan Christopher Nolan’ın bu filmin tamamını IMAX kameralarla çektiğinin de altını çizmek gerekiyor.
Bakalım yıldız yönetmen, bir edebiyat klasiği olan Odisseia’yı ve Poseidon tarafından lanetlenen İthaka kralı olan Odysseus’un eve dönüş yolculuğunu nasıl bir sinematik görkem içinde ele aldı? Kiklop Polyphemos, Sirenler, büyücü Kirke ve Yeraltı Dünyası’na uzanan mitolojik bir yolculuk bizleri bekliyor.
Avengers: Doomsday

MCU’nun (Marvel Sinematik Evreni) son filmleri süper kahraman anlatılarının yorgunluğu ile birlikte gişede istenen sonuçları elde edemedi. Ancak Avengers: Doomsday, MCU’da yeni bir döneme kapı aralamaya hazırlanıyor.
Son Avengers filmi olan “Endgame” 2019’da vizyona girmişti ve MCU’da “Multiverse Saga” dönemine geçilmişti. Açıkçası bu çoklu evren döneminin arzu edileni verdiğini söylemek mümkün değil. Marvel’ın “Iron Man” olarak jenerik yüzlerinden biri olan Robert Downey Jr.’ın “Doctor Doom” olarak döneceği Avengers: Doomsday, The Fantastic Four: First Steps ile başlayan 6. fazı farklı bir aşamaya taşıyacak.
Filmden yayınlanan ilk fragmanda da Chris Evans’ın “Steve Rogers” yani “Captain America” olarak MCU’ya döndüğü görülüyor. Avengers: Doomsday, 18 Aralık 2026’da vizyonda olacak!
Disclosure Day

Usta yönetmen Steven Spielberg, yeni filmi Disclosure Day ile 2026’da dönüyor. Steven Spielberg, 2022’de vizyona giren The Fabelmans ile kendi hayatından uyarladığı yarı otobiyografik bir hikâye anlatmıştı. The Fabelmans sonrasında çektiği ilk film olan Disclosure Day ise uzaylı yaşamı merkezine alıyor.
Filmografisinde Close Encounters of the Third Kind ve E.T. gibi klasikleşmiş uzaylı yaşam filmleri bulunan Steven Spielberg, bu film ile birlikte UFO köklerine dönüyor ve dünya dışı varlıkları tekrar merceği altına alıyor. Emily Blunt ve Josh O’Connor’ın başrolleri paylaştığı Disclosure Day‘in senaryosunda da David Koepp imzası bulunuyor. Steven Spielberg ve David Koepp, Jurassic Park, War of the Worlds ve Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull gibi filmlerdede birlikte çalışmışlardı.
Dune: Part Three

Frank Herbert‘ın çığır açan bilimkurgu ve fantezi roman serisi Dune, kendisinden sonra kurgulanan birçok edebiyat ve sinema eserini doğrudan etkileyen modern bir mit. Mad Max ve Star Wars gibi serilerin kökeninde yer alan Dune, retro fütürist imgeleri, zen budizmi ile Ortadoğu kültüründen aldığı motifleri ve alegorileri ile sıradışıdır.
Denis Villeneuve’ün yeniden sinemaya uyarladığı kült seri, Dune: Part Three (Dune 3) ile devam etmeye hazırlanıyor. Roman serisinin ikinci kitabı niteliğindeki “Dune Messiah”taki (Dune Mesihi) olay örgüsünü takip eden Dune 3, son yılların en iddialı projelerinden. İlk iki filmde yakalanan başarının ardından Denis Villeneuve’ün ölçeğinin biraz daha büyüdüğü Dune 3‘te de IMAX formatı ve görsel ihtişam önemli bir yer tutuyor.
Oyuncu kadrosunda Timothée Chalamet, Zendaya, Florence Pugh, Jason Momoa, Josh Brolin, Rebecca Ferguson, Anya Taylor-Joy ve Robert Pattinson gibi yıldız isimlerin bulunduğu yapım, Avengers: Doomsday ile aynı günde vizyonda olacak. Bakalım bu gişe rekabetini kim kazanacak, “Barbenheimer’ı hatırlatan “Dunesday” yolda.
Digger

Çağdaş Meksika sinemasının en önde gelen isimlerinden biri olan Alejandro González Inárritu da yeni filmi Digger ile 2026’da dönüyor. Sınır tanımayan yıldız oyuncu Tom Cruise’un başrolde yer aldığı Digger, sürprizlere açık bir işbirliği olarak dikkat çekiyor.
Digger‘ın senaryosu Meksikalı oyun yazarı Sabina Berman ile Birdman filmiyle tanınan Nicolas Giacobone ve Alexander Dinelaris tarafından kaleme alındı. Alejandro González Inárritu’nun “felaket boyutlarında çılgın bir komedi” olarak tanımladığı Digger‘da Tom Cruise’un yanı sıra Sandra Hüller ve Jesse Plemons gibi yetenekler de bulunuyor.
Ayrıca Digger, Alejandro González Inárritu’nun 2015’te Oscar’ı sarsan The Revenant’tan sonra İngilizce çektiği ilk film. Tom Cruise ve Alejandro González Inárritu ortaklığını izlemek için sabırsızlanıyorum.
Spider Man: Brand New Day

Doğrusu MCU (Marvel Sinematik Evreni), 2026’da sadece Avengers: Doomsday ile değil aynı zamanda yeni Spider Man filmi ile de büyük bir sükse yapmayı bekliyor. MCU’nun 4. solo Spider-Man filmi olan Brand New Day, 2021’de vizyona giren ve Peter Parker’ın kimliğinin herkesin hafızasından silindiği No Way Home‘un devamı niteliğinde.
Bununla birlikte No Way Home‘da çoklu evrenler hikâyesi işlenmiş ve Tom Holland’dan önce Örümcek Adam’ı canlandıran Tobey Maguire ile Andrew Garfield’ı görmüştük. Dolayısıyla yeni Örümcek Adam filminin hikâyesinin nereye doğru yol alacağı büyük bir merak konusu.
2025’in en iyi serilerinden olan Task ile gündeme gelen Mark Ruffalo’nun “Bruce Banner” (Hulk) rolüyle Brand New Day‘de yer alması da hayli ilgi çekici. Jon Bernthal’ın “Punisher” olarak izleyicilerin karşısına çıkacak olması ve Stranger Things serisiyle yıldızlaşan Sadie Sink’in filmin oyuncu kadrosunda bulunması ise merakı daha da artırıyor.
Supergirl

James Gunn’ın Superman filmi 2025’e damga vuran yapımlardan biriydi. DC evreni açısından yeni bir başlangıcı temsil eden film, ticari anlamda da büyük bir başarı elde etmişti. Kal-El’in (Clark Kent) kuzeni olan Kara Zor-El’i de ilk olarak Superman‘de görmüştük. Superman‘deki ufak cameo’su ile görücüye çıkan Supergirl, bu filmle birlikte kendi bağımsız macerasına kavuşacak.
Avustralyalı oyuncu Milly Alcock’un başrolünde yer aldığı Supergirl, Superman‘in aksine bir antikahraman hikâyesi anlatacak. Daha karanlık bir ruh haline ve birçok içsel çatışmaya sahip olan Supergirl, Superman’den farklı bir istikamette gidecek. Supergirl yeni ve taze bir karakter olarak yeniden kurulan DC evrenine de farklı bir heyecan katacak.
Star Wars: The Mandalorian and Grogu

Jon Favreau’nun yarattığı ve Disney+’ta yayınlanan The Mandalorian serisinin eski okul Star Wars hayranlarının kalbinde özel bir yeri var. Star Wars mitolojisinin temellerine dönen seri, Mandalor öğretisini, kültürünü ve çok çok uzak bir galaksideki yalnız bir silahşörün maceralarını heyecan verici şekilde anlatıyor.
TV’de yakalanan bu başarının ardından ise The Mandalorian ve koruyucusu olduğu Grogu’nun hikâyesi beyazperdede devam edecek. Disney+’taki 3 sezonluk hikâyenin devamı niteliğindeki bu yapım, kalbi kırık Star Wars hayranlarını da sevindireceğe benziyor. Ayrıca Alien serisiyle efsaneleşen Sigourney Weaver da “Colonel Ward” karakteriyle The Mandalorian and Grogu‘da yer alıyor.
Werwulf

Robert Eggers, Nosferatu ile Alman dışavurumculuğunun simge isimlerinden F. W. Murnau’ya ve Bram Stoker’ın gotik korku edebiyatının temellerinden biri olan Dracula romanına aşk mektubu yazmıştı.
Sırada ise 13. yüzyıl İngiltere’sinde geçen bir kurt adam hikâyesi var. The Witch ile bir cadı anlatısı, Nosferatu ile de kendine has bir vampir miti sunan Robert Eggers, Werwulf ile de ortaçağa dair karanlık bir korkuya odaklanıyor. Daha önce The Northman filminde birlikte çalıştığı Sjón ile birlikte kaleme aldığı Werwulf, 2026’da adından bahsettirecek yapımlardan. Robert Eggers sinemasının aldığı yolu izlemek fazlasıyla keyifli.
The Drama

A24’ün yeni filmi The Drama, düğün haftasında beklenmedik bir kriz yaşayan bir çiftin hikâyesini ele alıyor. Nicolas Cage’in başrolünde yer aldığı Dream Scenario ile adından bahsettiren Norveçli yönetmen Kristoffer Borgli imzası taşıyan The Drama‘nın yapımcılarından biri de Ari Aster.
Yıldız isimler Zendaya ve Robert Pattinson’ın başrolünde yer aldığı film, 2026’nın merakla beklenen yapımlarından biri. Zendaya filmde yayınevinde çalışan Emma Harwood karakterini canlandırıyor. Robert Pattinson ise Cambridge Sanat Müzesi’nin İngiliz direktörü Charlie Thompson’a hayat veriyor.
Farklı sürprizlere açık bir film olan The Drama, mutlu görünen bir çiftin kısa sürede sürüklendiği kaosu mercek altına alıyor.