Türkiye’nin ilk ve tek dizi kültürü dergisi Episode, 63. sayısıyla karşınızda!
Yeni bir yıl, yeni bir sezonun heyecanıyla Episode’un dopdolu sayfalarında yeniden bir aradayız. Bu sayımızda rotamızı sadece ekranlara değil; sahnenin tozuna, karakterlerin görünmeyen yaralarına ve izleme alışkanlıklarımızın derinliklerine kırıyoruz.
Kapağımızda, tiyatro tarihinin belki de en sıradışı deneyimlerinden birine yer veriyoruz: Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan. Aynı metni, prova yapmadan, ilk kez sahnede yaşayarak oynayan 40 ayrı oyuncu. Bu “ilk an” heyecanını ve riskin getirdiği o saf yaratıcılığı, projede yer alan oyuncuların samimi röportajlarıyla dergimize taşıyoruz.
Ekranın yüksek tempolu dünyasında ise The PITT, ikinci sezonuyla adrenalin dozunu artırarak döndü. Ancak bu kez mesele sadece acil servisteki tıbbi müdahaleler değil; karakterlerin içsel yaralarını sarma çabası. Katherine LaNasa ve Patrick Ball, yeni sezondaki dönüşümlerini ve setin ruh halleri üzerindeki etkisini Oben Budak‘a anlattı.
Sektörün ışıltılı dünyasına eleştirel bir ayna tutan Yasemin Şefik, bu ay “Gala Fareleri”ni yazdı. Görünme arzusunun sektörel bir salgına dönüştüğü bugünlerde emeğin sonucuna zahmetsizce ortak olmaya çalışanları ve değişen etik değerleri mercek altına alıyor.
Orçun Onat Demiröz’ün hazırladığı 2026’nın merakla beklenen dizi takvimi ise yakında izleyeceğimiz yeni yapımlar üzerine bir kılavuz…
Başak Buğday, günümüzün nezaketten uzak dünyasından kaçıp “sonunu bildiğimiz eski dizilere” sığınmanın o iyileştirici gücünü paylaşıyor. Selim Serez’in, “Hallederiz!” demesine neden bu kadar ihtiyaç duyduğumuzu sanırım hepimiz hissediyoruz.
Derinlemesine analizlerimizde bu ay; RU! imzalı yazıda The Talented Mr. Ripley üzerinden yan karakterlerin başrole nasıl “ihanet” ettiğini anlatıbilim perspektifiyle inceliyoruz.
Mimar Cengizhan Özcan, antikahramanların o yüksek tavanlı, kusursuz tasarlanmış “kötülük mekânlarını” analiz ediyor. Eda Sakallı ise günümüzün 47 saniyelik dikkat sürelerine hitap eden dikey pembe dizileri ve senaryodaki duygu matematiğini masaya yatırıyor.
Müzik dünyasında yükselen bir gurur tablomuz var. Sinem Vural, Pluribus dizisiyle Hollywood’da esen Türkçe müzik rüzgârını ve hikâye anlatıcılığındaki gücümüzü yazdı.
French Oje, aşk hayatımızdaki Emily-Bridgerton ikilemini sorgularken, Yasin Şefik ise Rüya Gibi dizisinin kadınlarının makyaj aynasındaki güç kalkanlarını analiz ediyor.
Alev Kurtuluş’un Taşacak Bu Deniz dizisi için çıkardığı astrolojik karakter haritaları ve Su Karacan’ın sanat tarihini 5 film üzerinden okuduğu rehberle bu sayımızda keşfedecek çok şey var.
Hikâyelerin iyileştirici gücüne inandığımız, merakın hiç bitmediği keyifli okumalar dileriz.
