Episode Dergi olarak Nisan 2026 sayımızda Orçun Onat Demiröz’ün Old Fools oyunun oyuncuları İdil Sivritepe ve Olgu Baran Kubilay’la röportajına yer veriyoruz.
Old Fools, çağdaş İngiliz oyun yazarlarından Tristan Bernays’a ait çarpıcı bir metin. Craft Tiyatro’dan Çağ Çalışkur’un rejisiyle sahneye taşınan oyunda zamansal kırılmalar yaşıyoruz ve anılar arasında geziniyoruz. Tutkulu iki âşığın ilişkilerinin aldığı yola, biricik hatıralarına ve hayatın kendisine tanıklık ettiğimiz oyunda yetenekli oyuncular İdil Sivritepe ve Olgu Baran Kubilay sahneyi paylaşıyor.
Aşka, ilişkilere, hafızaya ve zamana dair yoğun izler bırakan, sorular sorduran Old Fools, dört sezondur kapalı gişe oynuyor. Doğrusu ben de bu güzide oyunu birkaç hafta önce izleyebildim ve ertesinde de hemen röportaj yapmak istedim. Oyunu henüz seyretmemiş olanlara da mutlaka görmelerini öneririm. İdil Sivritepe ve Olgu Baran Kubilay ile Old Fools’u konuştuk. Keyifli okumalar…
Bana hayatın içinden çok şey hissettiriyor bu oyun, o yüzden değişik bir duygusal bağ hissediyorum ama bu bağın en büyük pay sahibi seyircilerimiz. Aramızda kurulan bu duygusal bağ, oyunun sonunda bizi iyileştiriyor gerçekten.” – İdil Sivritepe

Kadrosunda yer aldığınız Bize Bi’şey Olmaz, Disney+ kataloğuna eklendi, izleme partisinde de birlikteydik, hayırlı olsun tekrar. Bir yandan da Old Fools temsillerine dolu dizgin devam ediyorsunuz. Yoğun bir gündemde keyifleriniz nasıl?
İdil Sivritepe: Uzun zamandır izlemeyi beklediğimiz dizimiz başladı, bir yandan da tiyatro oyunumuz devam ediyor. Yoğun ve güzel bir sezon geçiriyoruz. Aslında şimdi düşününce bu sene tamamen Olgu ile geçmiş ve bundan ötürü çok mutluyum. 🙂
Olgu Baran Kubilay: Keyfimiz yerinde gibi. Oyun harika gidiyor ancak çok sevdiğimiz arkadaşımız, oyunumuzun da ekibinde yer alan Ramazan Tetik’i kaybetmenin acısını yaşıyoruz. Sizin de vasıtanızla Ramazan’ı seven, tanıyan herkese, başta ailesine başsağlığı diliyoruz. Onun dışındaki gelişmeleri mutlulukla takip ediyoruz. Dizimize gelen tepkiler çok iyi. Biz de hız kesmeden yeni işlere ve projelere devam ediyoruz.
Aslında Old Fools’u 2023’ten beri sahneliyorsunuz ve çok güzel bir ilgi var. Tim Foley gibi çağdaş İngiliz oyun yazarlarından biri olan Tristan Bernays’ın metninden sahnelenen bir eser. Anılar arasında gezindiğimiz, hafızaya, aşka, ilişkilerin aldığı yola dair yoğun bir metin. Oyunun sizin dünyanızdaki karşılığı ve hissettirdikleri neler?
İdil Sivritepe: Evet, zamanda atlamalar ve kırılmalar olan bir oyun. Alzheimer teması üzerinden aslında sizin de hafızanızı test ediyor. Anılar arasında dolaşırken üzerinizde kalan hislerle sizi baş başa bırakan, bütün o hislerin anlamlandırdığı bir metin olduğunu düşünüyorum. En azından bizim yaklaşımımız bu yönde oldu.
Bana hayatın içinden çok şey hissettiriyor bu oyun, o yüzden değişik bir duygusal bağ hissediyorum ama bu bağın en büyük pay sahibi seyircilerimiz. Aramızda kurulan bu duygusal bağ, oyunun sonunda bizi iyileştiriyor gerçekten.
Olgu Baran Kubilay: Oyunun benim dünyamdaki karşılığı, sevmenin ne olduğu ve sevgiyi gerçekten yaşayıp hissettiğimiz anları yaratmak üzerinden oldu. İnsan olarak da hayatımda yaptığım her şeyi sevgi odaklı yapıyorum. İlişkilerim, hassasiyetim, insanları ve dünyayı algılama yolum hep sevgiden geçiyor. Oyundaki gelgitlerle sevginin sınandığı ve anların kaybolduğu bir yere doğru gidiyoruz.
Old Fools, rejisini Craft Tiyatro’dan Çağ Çalışkur’un üstlendiği bir oyun. Yollar nasıl kesişti ve süreç nasıl gelişti? Bir de Old Fools ile yaptıklarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
İdil Sivritepe: Çağ ile uzun yıllardır çalışıyorum ve Çağ bana gerçekten ilham veren, inanılmaz bir insan. Oyunun bu denli sevilmesinde çok ama çok büyük bir katkısı var. Pek tabii her yönetmen, oyununu emek emek işler. Fakat Çağ’ın bu oyundaki bakış açısı, ilişkileri değerlendirme biçimi o kadar güzel ve o kadar kafa açıcı ki, kendisiyle çalıştığım için çok şanslı olduğumu düşünüyorum.
Aynı zamanda Çağ, çok uzun zamandır arkadaşım ve öğretmenim. Aslında biz bu oyunu birbirini çok seven bir arkadaş grubu olarak yaptık diyebiliriz. Yapımcımız Cenk Suyabatmaz da dahil olmak üzere el ele verdik ve bu oyunu dört sezondur devam ettirebildiğimiz için minnettarız.
Olgu Baran Kubilay: Çağ bu dünyadan değil gibi (iyi anlamda). Onunla bir oyun çalışmak sadece bir oyun çalışmak gibi olmuyor. Hayatın içine, duygulara, ilişkilere, dertlere, insana dair her şeye bir cerrah gibi açıp bakıyoruz. Onunla çalıştığımız her prova dönemi hem oyuncu hem de insan olarak çok değiştiğimiz, ilerlediğimiz bir dönem oluyor. Üstelik bu durum o ekipteki herkes için geçerli.
Biz 15 senelik arkadaşlarız. Bu oyunu birlikte büyüyen, birlikte vakit geçirmeyi ve oyun oynamayı seven arkadaşlar olarak yaptık. Oyun başladığından beri süreç de aynen böyle ilerlemeye devam ediyor.
Çok dinamik bir oyun sergiliyorsunuz. Zamanın kırıldığı, doğrusal akmayan bir eser. Öte yandan oyunun sahnelemesi de sürekli bir hareketi içeriyor. Farklı personalara da giriyorsunuz, oyuncu olarak sizi bu eserde en çok zorlayan kısımlar neler olmuştu? Old Fools’un oyunculuğunuza katkısını nasıl görüyorsunuz?
İdil Sivritepe: Açıkçası oyunun yapısındaki bütün farklı yaklaşımlar çok ama çok eğlenceli. Bir oyuncu olarak bunu sahnede deneyimlemek beni canlı tutuyor. Zaman kırılmaları arasındaki hızlı geçişler de seyirciler için oldukça şaşırtıcı. Bizim için de çok iyi bir idman olduğunu düşünüyorum.
Oyunun sahnelenme biçimi ise Çağ’ın en baştan beri hayalini kurduğu bir sistemde ilerledi. Aslında oyunu seyircilerin arasında, önünde, arkasında oynayarak seyircileri duygularla çevreliyoruz. Bununla birlikte performansı sahnelemekten ziyade karakterleri anlamak vaktimi daha çok aldı diyebilirim. Bunun için spesifik olarak söyleyebileceğim şey, bir hastalığın eşlikçisi olmanın ne demek olduğunu bu oyunla birlikte gerçek anlamda düşünmeye başladım.
Olgu Baran Kubilay: Hem fiziksel hem de duygusal olarak çok yoğun bir oyun oynuyoruz. İki açıdan da kondisyonumuzun çok iyi olması gerekiyor. Bu oyun beni bir oyuncu ve insan olarak çok disipline etti. Rejinin ve oyunun, oyuncu olarak bizden beklentileri var. Bunu karşılayamadığımız zaman her şey çöküyor. O yüzden hep hazır olmak gerekiyor.
Öte yandan karakter olarak hastalığı ve süreci anlamak beni çok zorladı. Korktuğumu düşünmediğim birçok şeyle yüzleştim.
Bu arada ben de oyunu geçen hafta izleyebildim ve son dönemde izlediğim oyunlar arasında farklı bir yere koydum. Aranızdaki kimya da çok iyi ve çok doğal. İzleyici açısından da sürekli odakta kalınması gereken, tempolu bir oyun. Aranızdaki kimyayı neye borçlusunuz?
İdil Sivritepe: Ben bu durumu çok çalışkan ve çok iyi arkadaş olmamıza bağlıyorum. Ayrıca çok iyi bir yönetmenin bizi çok iyi yönlendirmesi ve işini gerçekten severek yapmakla ilgili.
Olgu Baran Kubilay: İdil’le birbirini çok seven iki arkadaşız. Oyunda birbirine çok âşık iki kişiyi oynuyoruz ve bizim için alışması en zor şeylerden biri buydu. Arkadaşlığımızı unutmamız, sonra da oradaki her şeyi oyuna geri çağırmamız gerekti. Oyundaki kimyanın temeli bu. Sanırım başardık. 🙂

Oyunun benim dünyamdaki karşılığı, sevmenin ne olduğu ve sevgiyi gerçekten yaşayıp hissettiğimiz anları yaratmak üzerinden oldu. İnsan olarak da hayatımda yaptığım her şeyi sevgi odaklı yapıyorum. İlişkilerim, hassasiyetim, insanları ve dünyayı algılama yolum hep sevgiden geçiyor. Oyundaki gelgitlerle sevginin sınandığı ve anların kaybolduğu bir yere doğru gidiyoruz. – Olgu Baran Kubilay
Peki, sizce hangi karakterin durumu daha zor, Viv olmak mı yoksa Tom olmak mı? Hafızanı yavaş yavaş kaybetmek mi yoksa bu anlara tanıklık ederek savrulmak mı?
İdil Sivritepe: Ah, bu çok zor bir soru. Bu oyunu yapmadan önce hasta olan kişinin yaşamının zorluğuna ve hafızasını kaybedişine çok odaklanırdım ama şu anda kıyas yapamıyorum. İki tarafın da eşit derecede zor bir deneyim yaşadığını düşünüyorum.
Olgu Baran Kubilay: İkisi de çok zor ama hastalığın seyri bir yerden sonra, üzülerek söylüyorum ki Tom için işleri kolaylaştırıyor. Olan sonuna kadar bütün varlığı ve bilinci ile orada kalan Viv’e oluyor. O yüzden bence Viv olmak çok ama çok zor.
Oyun, zaman ve mekân kavramlarının algılanışına dair de önemli vurgulamalar yapıyor. Hatta Tom’un oyunu tanımlayan bir ifadesi var: “Benim hiç zamanla aram iyi olmadı.” Bu, oyundaki önemli bir katman. Sizce bu kavramları aşk ve ilişkiler içinde nasıl görmek gerekiyor? Anılar silinmeye, ilişkiler yorulmaya başladığında aşk nereye gider?
İdil Sivritepe: İlişkiler yorulabilir, yorgunlukla birlikte hatalar yapılabilir veya yanlış sözler söylenebilir, iyileşebilir ya da bitebilir… Konuştuğumuz bütün bu konular kabul duygusunu getiriyor. Bazen ben “hayatın geçiciliği ile barış yaptığım bir oyun” diye tanımlıyorum. Peki, her şey geçici ise niye hâlâ inatla yaşamaya devam ediyoruz? Buna dair bulabildiğim tek cevap, yaşadığımız küçük anlar, kaybetsek bile aşkın bize yaşattığı belki birkaç gün.
Olgu Baran Kubilay: “Hayatta her şey insan için,” der annem. İyi de kötü de hepimiz için. İlişkiler başlar, ilişkiler iyi gider, tartışmalar olur, ayrılıklar yaşanır, aşk biter, aşk değişir, aşk dönüşür. Geriye anlar ve anılar kalır… Bazen hatırlanacak ufacık bir anın olması en kıymetli şey olur. Kabul edip devam etmek gerekiyor. Ezginin Günlüğü’nden
“Aşk Bitti” çalın burada. 🙂
Son olarak Bize Bi’şey Olmaz dizisine tepkiler nasıl, ufak ufak araştırıyor musunuz?
İdil Sivritepe: Bize Bi’şey Olmaz dizimizin bölümleri hafta hafta yayınlanmaya devam ediyor. Açıkçası biz de merakla yeni bölümleri bekliyoruz. Tepkiler mutluluk verici. Seyircilerin kendilerinden bulduğu anları bizimle paylaşmaları da iyi hissettiriyor.
Olgu Baran Kubilay: Sanırım bu röportaj yayınlandığında 6. ya da 7. bölümümüz ekranda olacak. Biz de herkes gibi izliyoruz. Tepkiler de çok güzel.
