Ejderhaların Gölgesinde Bir Hanedan: Westeros’un Prensleri ve Şövalyeleri Anlatıyor

Oben Budak
Oben Budak
TarafındanOben Budak
Basın hayatına Kral TV ve Star'da programlar yaparak başladı. Ardından haftalık Aktüel dergisi ve Harper's Bazaar için çalışmaya başladı. Uzun süre FHM dergisini yönetti. Röportajları bugüne...
9 dakikalık okuma

A Knight of the Seven Kingdoms bizi ejderhaların artık gökyüzünde olmadığı, gücün nezaketle mi yoksa korkuyla mı korunacağının tartışıldığı bir döneme götürüyor. Dizinin kilit isimleri Bertie Carvel, Daniel Ings, Sam Spruell ve Finn Bennett ile karakterlerinin derinliklerini, turnuva meydanlarındaki gerilimi ve Targaryen mirasının ağırlığını konuştuk.

İlginizi çekebilir: ‘A Knight of the Seven Kingdoms’ Hakkında Merak Edilen Her Şeyi Yaratıcı Koltuğundaki Ira Parker Anlatıyor

Westeros, hiçbir zaman sadece siyah ve beyazdan ibaret olmadı; ancak A Knight of the Seven Kingdoms’da bu gri alanların daha insani, daha felsefi bir boyuta taşındığını görüyoruz. Bir yanda nezaketle hükmetmeye çalışan “Işık ve Gölge” prensi Baelor, diğer yanda hanedanın “utanç kaynağı” olarak görülen hırslı Aerion. Bir tarafta disiplinin simgesi Maekar, diğer tarafta savaşın vahşetinden neşe çıkaran “Gülen Fırtına” Lyonel Baratheon. Bu dört isimle gerçekleştirdiğimiz sohbette, George R.R. Martin’in bu zıtlıklarla dolu dünyayı nasıl bir denge üzerine kurduğunu ve oyuncuların bu ikonik karakterlere hayat verirken hangi kişisel dokunuşları eklediğini keşfettik.

Westeros’un “Sevilmeyen” Prensi: Finn Bennett ile Aerion Targaryen’in Karanlık Dünyası

A Knight of the Seven Kingdoms evreninin en tartışmalı figürlerinden biri olan Aerion Targaryen’i canlandıran Finn Bennett ile bir araya geldik. Bennett, izleyicinin “nefret etmeye bayılacağı” bu kibirli prensi inşa ederken peruklardan zırhlara uzanan hazırlık sürecini ve karakterinin neden bu kadar saldırgan olduğunu anlattı.

Aerion, izleyicinin nefret etmekten zevk alacağı bir karakter. Onu sadece bir “kötü adam” olarak değil de, kendi zihninde haklı gerekçeleri olan bir prens olarak nasıl inşa ettin? Canlandırırken en çok keyif aldığın özelliği neydi?

Çok güzel bir soru. Aerion karakterini inşa etmek için gerçekten koca bir ordu gerektiğini söyleyebilirim. Her şey George R.R. Martin’in karakteri yazmasıyla başladı, Ira Parker’ın uyarlamasıyla devam etti. Yönetmenlerimiz Owen ve Sarah’nın vizyonu, her sabah o meşhur peruğu takan Pip ve Lucille, zırhlarım ve kostüm tasarımcılarımızın emeği birleşti; ben de üzerine son dokunuşları ekledim. O görkemli kıyafetlerin ve zırhın içine girdiğinizde, kendinizi o karakter gibi hissetmemeniz zaten imkansız hale geliyor.

Karakterin özelliklerine ve kendini haklı görme durumuna gelirsek; bence Aerion, şu anki Targaryen Hanesi’ni bir utanç kaynağı olarak görüyor. Bu yüzden herkese aslında kim olduklarını, o eski gücü ve ihtişamı hatırlatmak istiyor. İşte bu “hatırlatma” çabası, dışarıdan bu kadar tuhaf, saldırgan ve aşırı bir küstahlık olarak yansıyor. Onun bu sınır tanımaz tavırlarını oynamak gerçekten çok ilginçti.

Bu gerçekten büyük bir sorumluluk çünkü hem ana dizi hem de ondan önceki projelerin başarıları ortada. Ve bu durum aslında oldukça korkutucu; işi doğru yapabilmek için kendi üzerinizde muazzam bir baskı kuruyorsunuz. İşin güzel tarafı, bütçe kısıtlamaları dahilinde de olsa doğruyu bulana kadar istediğiniz kadar çekim yapabiliyorsunuz ama sonuçta o ‘doğruyu’ yakalamanız gerekiyor.

Bence asıl büyük baskı, kadroya seçildikten sonra”‘Pekâlâ, şimdi ne yapacağım? Burada orijinal olarak ne ortaya koyabilirim? Bu karaktere nasıl kendi damgamı vurabilirim?” diye düşünmekti. Game of Thrones evrenini her zaman Shakespeare’in tarih oyunlarına benzetmişimdir. Biliyorsunuz, bunlar ‘Gül Savaşları’ figürleri gibi tarih kitaplarına geçecek türden karakterler ve artık birer yüzleri var. Bu yüzden bu konu, üzerine çok kafa yorduğum bir soruydu.

Neşe ve Disiplin Arasında: Daniel Ings ve Sam Spruell ile Turnuva Meydanı

Sam Spruell

Maekar ve Lyonel karakterleri birbirinin zıt kutbu gibi; Maekar bir “Örs” kadar sert, Lyonel ise “Gülen Fırtına” olarak neşeyi temsil ediyor. Bu enerji farkını sahnelerinizde nasıl kullandınız?

Sam Spruell (Maekar Targaryen): Aslında bunu biz planlamadık; bu tamamen George R.R. Martin’in kitabındaki tasarımdan geliyor. O, dünyasındaki dengeleri çok iyi kurmuş. Biz oyuncular olarak çadırda çekimi beklerken performansımızın tonu üzerine çok konuştuk. Yardımcı rollerde oynamanın bir avantajı var; size daha fazla hareket alanı, daha fazla “baharat” ve neşe katma fırsatı sunuyor. Senaryoya sadık kaldık ama aynı zamanda doğaçlama anlar, küçük espriler ve kitaptaki o ruhu yansıtan farklı anlar bulmaya çalıştık. Bu da dizinin kendi başına, diğer kardeş dizilerinden farklı bir kimliğe bürünmesini sağladı.

Daniel Ings

Daniel Ings (Ser Lyonel Baratheon): Sam’in dediklerine ek olarak; karakterimin isminin (Gülen Fırtına) getirdiği bir ağırlık var. Ira Parker bir keresinde, “Acaba Gülen Fırtına hiç gülmese mi?” diye sormuştu ama bu işe yaramazdı. Önemli olan bu neşenin kaynağını bulmaktı. Aslında bu ismin kökeni biraz karanlık; Lyonel savaş alanında, şiddetin ve ölümün ortasında gülen bir adam. Bu korkutucu bir şey. Savaşın dehşetinden zevk alan bir adamın bu karanlık tarafıyla turnuvadaki neşeli tarafı arasındaki o ışık ve gölge dengesiyle oynamak bizim için büyük bir fırsattı.

Sahnelerdeki o gerilimi ve karakterler arasındaki zıtlığı nasıl kurdunuz?

Daniel Ings:  Yönetmenimiz Owen ve senaristimiz Ira ile Jeremy Renner’ın The Hurt Locker filminde canlandırdığı karakter hakkında yaptığımız görüşmelerde sürekli şu fikre takılıp kaldım: Sadece tehlikeli durumların içindeyken gerçekten “hayatta” olan, geri kalan zamanlarda ise adeta “kapalı” duran birisi. Bu da beni bir tür delilik, hatta neredeyse psikopati gibi, biraz dengesiz ve kaçık bir karakteri düşünmeye itti.

Bu yüzden karaktere doğal olarak bir öngörülemezlik katmak istedim. Yani “Bu adam şimdi ne diyecek? Ne yapacak? Birinin yüzünü mü yumruklayacak yoksa sırtına vurup en iyi arkadaşı mı olacak?” Bu özellik, George’un (R.R. Martin) yazdığı ve Ira’nın uyarladığı karakterin DNA’sında zaten vardı. Ben sadece bunu daha da ileri itip neler yapabileceğimi görmek istedim, oldukça eğlenceliydi.

Hatta dans mı edecek acaba şimdi diye de düşünebiliriz sanırım, ilk bölümde çok güzel bir dans sahneniz var. 

Daniel Ings: Evet, ben dans edebiliyorum. Hareket edebiliyorum. Bu konu açıldığında ve bir dans sahnesi olacağını öğrendiğimde, bu adamın kim olduğunu fiziksel özellikler ve bazı “tatlı dans hareketleri” üzerinden anlatmak için iyi bir fırsat olduğunu hissettim.

Sam Spruell: Dans edebildiğin bir fikir meselesi ama karakter için harikaydı.

Daniel Ings:  Özür dilerim ama bu bilimsel bir gerçek! (Gülüşmeler)

Sam Spruell: Ben de daha az başarılı olan kardeşi oynadığım için kendimi çok şanslı hissettim. Taht sıralamasında ikinci olan, annesi tarafından daha az sevilen, iyi bir baba olamamış ve çocukları, Baela’nın gördüğümüz çocuğuyla kıyaslandığında tam bir “beceriksiz” olan bir kardeş. Bu yüzden Maekar’ın bir prens, bir baba ve bir insan olarak başarısızlığını keşfetmekten gerçekten keyif aldım. Bunlar oynaması her zaman çok ilginç karakterlerdir.

Daniel Ings: Sahneleri kurgulamak, o “çılgın koreografiyi” oluşturmak çok eğlenceliydi. Bu koreografi aslında iki adamın ne kadar farklı olduğunu gösteriyor: Bir yanda Peter’ın (Dunk) canlandırdığı o devasa, alçakgönüllü ve tatlı şövalye; diğer yanda benim karakterimin (Aerion) o gösterişli, çığırtkan ve sinir bozucu küstahlığı. Peter çok açık fikirli bir partner, onunla bu sınırları zorlamak harikaydı.

Tacın Ağırlığı ve Nezaketin Gücü: Bertie Carvel ile Baelor’un İzinde

westeros

Westeros’un Shakespeare oyunlarını andıran politik atmosferinde Prens Baelor, hem bir savaşçı hem de bir arabulucu olarak parlıyor. Başarılı oyuncu Bertie Carvel ile Baelor Targaryen’in karakter arkını, hanedan mirasını ve şövalyelik onuruna bakış açısını mercek altına aldık.

George R.R. Martin’in bu dönemi, ejderhaların gölgesinin azaldığı bir zaman. Baelor karakterini bu dünyada nasıl konumlandırıyorsunuz?

Bertie Carvel (Baelor Targaryen): George’un tarih okumasının sebebi, geçmişi anlayarak bugünü ve geleceği kurgulamaktır. Baelor bir düşünür; her gününü nasıl bir kral olacağını düşünerek geçiriyor. Bu ona bir huzursuzluk veriyor çünkü nezaketin pek değer görmediği bir dünyada “iyi bir kral” olmak istiyor. Bu dünya, bizim dünyamıza çok benziyor; her an her şeyin değişebileceği dengesiz bir yer. Baelor, kralın sağ kolu olarak aslında hüküm sürüyor ama omuzlarında dünyanın yükü var.

Targaryen ailesi şu an çok kritik bir noktada; “nükleer cephaneliklerini” yani ejderhalarını kaybetmiş durumdalar. Ellerinde kalan tek şey, geçmişten gelen gaddarlık ve zulüm ünleri. Yani tek silahları “korku”. Baelor ise aslında özünde iyi bir adam. Burada bir “chiaroscuro” (ışık-gölge oyunu) var; etkili bir hükümdar olmak için korkulması gerektiğini biliyor ama aslında sevilmeyi tercih ederdi. Bu demir, yağmur ve çamur dünyasında; nezaketi ve şövalyeliği nasıl ayakta tutacağınız çok büyük bir soru.

Bu içeriği paylaş
TarafındanOben Budak
Basın hayatına Kral TV ve Star'da programlar yaparak başladı. Ardından haftalık Aktüel dergisi ve Harper's Bazaar için çalışmaya başladı. Uzun süre FHM dergisini yönetti. Röportajları bugüne kadar bazı dergi ve gazetelerde yayınlanmaya devam ediyor. Halen Türkiye'nin ilk ve tek dizi kültür dergisi Episode'un Genel Yayın Yönetmenliğini yapmaktadır. Aynı zamanda çok satan Falan Filan adlı kitabın da yazarıdır.

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

‘Bir Başkadır’ Dizisi 2. Sezon İçin Sete Çıktı

Netflix, ilk sezonu 2020'de yayınlanan Berkun Oya imzalı Bir Başkadır dizisinin 2.…

Editör
Tarafından Editör

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Çok Okunanlar

‘Task’ Dizisi 2. Sezon Onayını Aldı

Yılın en çarpıcı suç dramalarından biri olan Task 2. sezon onayını aldı.…

Editör
Tarafından Editör
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!