Gelecek Zaman Kipinde Korku: ‘Something Very Bad is Going to Happen’

Alara Demirel
10 dakikalık okuma

Episode Dergi olarak Nisan 2026 sayımızda Alara Demirel’le birlikte Something Very Bad is Going to Happen üzerinden korku türünün evlilikle ilişkisini irdeliyoruz.

Bir cümle var, tekrar ettiğinizde büyü gibi çalışan. Sesli söylemenize bile gerek yok; içinizden geçirmeniz yeter: Something Very Bad Is Going to Happen. (Türkçesini yazmayacağım, başımıza bir şey gelir falan, sorumluluk almıyorum.) Şimdi bir kez daha okuyun. Dikkat edin: Cümle geçmiş bir olaydan bahsetmiyor, geleceğe doğru açılıyor. Going to. Sürekli şimdiki zaman. Hep olmak üzere. Hiçbir zaman bitmiyor. Netflix’in bu sekiz bölümlük mini dizisi işte tam da bu dilbilgisel gerilimin üzerine kurulmuş ve bence bu yılın en zeki anlatı hamlelerinden biri bu.

Ama önce bir adım geri çekilelim. Korku türünde isimlendirmenin gücü, kadim bir mesele. Candyman’i üç kez söyleyin, gelir. Klasik cadılıkta gerçek ismi bilmek o şey üzerinde iktidar kurmak demek. Haley Z. Boston’ın yaptığı şey bunun bir adım ötesi: Dizinin adını koymuş ama onu bir özet olmaktan çıkarıp performatif söyleme dönüştürmüş. Her bölüm başlığı gördüğünüzde, her fragmanı paylaştığınızda, her “Bu diziyi izledin mi?” dediğinizde o cümleyi tekrarlıyorsunuz. Ve tekrarladıkça cümle sizi de içine alıyor. Başlık bir spoiler değil. Bir büyü!

ANLATI TEKNOLOJİSİ OLARAK DÜĞÜN

something very bad is going to happen

Dizinin kurgusu basit: Rachel (Camila Morrone) nişanlısı Nicky’nin (Adam DiMarco) ailesinin malikânesine düğün için geliyor. Bir şeylerin çok yanlış olduğunu hissediyor. Bu kadar. Ama bu basitlik bir tercih. Çünkü düğün zaten kendi başına bir anlatı teknolojisi: Öncesi, sırası, sonrasıyla giriş-gelişme-sonuç yapısı hazır gelen bir format. Boston bunu bilerek seçmiş. Düğünü bir mekân olarak işlevselleştirmemiş de bir tür olarak kullanmış. Bir varmış, bir yokmuş düğün, korkunun sahnesi değil, korkunun biçimi oluvermiş.

Düşünelim: Düğün ne yapar? İnsanları bir mekâna toplar, rol dağılımı yapar (gelin, damat, kayınvalide, en iyi arkadaş, öneri kabul etmeyen DJ, istenmeyen uzak akraba), geri sayım başlatır ve sonunda geri dönülmez bir eylemi talep eder. Çok acımasız değil midir Allah aşkına? Bu, bir korku filminin yapısıyla birebir örtüşmüyor mu şimdi? Boston’ın zekice hamlesi bu örtüşmeyi görünür kılmak değil yalnızca, zaten görünür olan bu örtüşmenin nedenini sormak: Neden düğün ve korku bu kadar kolay birbirine karışıyor?

Çünkü ikisi de aynı şey üzerine kurulu: Geri dönülmezlik. “Evet!” dediğiniz anda eski haliniz ölür. Korku türünde de kapıyı açtığınız, merdivenden indiğiniz, o cümleyi söylediğiniz anda geri dönüş kapanır. Düğün davetiyesi de aynı şeyi yapar: Sizi bir olaya davet etmez, bir dönüşüme davet eder. Ve dönüşümün her zaman bir bedeli vardır.

ALGININ GÜVENİLMEZLİĞİ

something very bad is going to happen

Dizinin asıl gerilimi doğaüstü değil, epistemolojik. Rachel bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyor; herkes ona yanlış hissettiğini söylüyor. Nişanlısı, ailesi, Jennifer Jason Leigh’nin müthiş bir soğukkanlılıkla oynadığı kayınvalide… Hepsi bir ağızdan halüsinasyon dağıtıyor: “Streslisin. Düğün gerginliği. Abartıyorsun.” Sonra da kilit soruya geliveriyoruz: İzleyici olarak siz kime inanıyorsunuz?

Bu noktada dizi, kamera diline farklı bir şey yapıyor. Baby Reindeer’dan tanıdığımız yönetmen Weronika Tofilska, Rachel’ın bakış açısını ne tam olarak doğruluyor ne de yalanlıyor. Kamerayı Rachel’la birlikte kilitliyor ama Rachel’ın gördüklerini bize tam göstermiyor. Malikâne her sahnede biraz farklı görünüyor. Işık kaynaşıyor ya da soluyor ama kesinti noktalarında. Bunun adı güvenilmez anlatıcı değil tam olarak. Bugün ondan güvenilmez algı diye bahsetmeyi tercih ediyorum. Ve güvenilmez algı evrensel değildir; bazı bedenler için gündelik gerçekliktir.

Nöroçeşitli bir bakışla bu tanıdık bir doku: “Farklı algılıyorsun,” ile “Yanlış algılıyorsun,” arasındaki mesafe başkalarının sandığından çok daha dardır. Kuir deneyim açısından da öyle: Arzunun gerçekliğine güvenmen sürekli müzakereye açık bir şeyken bir dizinin sana, “Bu his gerçek olabilir de olmayabilir de,” demesi rahatsız edici değil, tanıdık. Dizi bizi korku türüyle korkutmuyor, zaten içinde yaşadığımız belirsizliği yeniden sahneliyor. Çağdaş meta da ancak böyle verilebilirdi herhalde. Veya abartıyorum, bilmiyorum şimdi.

BİR ASİMİLASYON FORMATI OLARAK AİLE

something very bad is going to happen

Rachel, Nicky’nin ailesinin malikânesine geldiğinde analojik dünyada bir sisteme dahil oluyor. Ted Levine ve Jennifer Jason Leigh’nin canlandırdığı ebeveynler korkunç değil. Çok daha rahatsız edici bir şey var: Tutarlılar! İç mantıklarıyla hareket ediyorlar. Gelini seviyorlar, evet ama kendi kafalarındaki gelini seviyorlar işte. Bu ayrım, dizinin en ince ve en acımasız gözlemi olarak çalışıyor.

“Ailemize hoş geldin!” cümlesi kabulün değil de format değişikliği teklifi olarak karşımıza çıkıyor dizide. Bunu herhangi normatif bir yapıya girmiş kişi bilir: Aşkın, arkadaşlığın, aidiyetin koşulu “Sen ol” değil, “Bizden biri ol”dur. Dizi bu dinamiği Nordik-gotik bir malikâneye yerleştirerek abartıyor gibi görünüyor ama aslında sadece mekânsızlaştırıyor. O malikâne kolayca herhangi bir aile yemeğinin masasına da metamorfoz edebilir.

TEMPO ÜZERİNE: SABIRSIZLIK KİMİN PROBLEMİ?

something very bad is going to happen

Eleştirmenlerin çoğu dizinin temposuna takıldı. Rotten Tomatoes’ta %88 onay oranına rağmen ana itiraz şuydu: “İki saatlik film sekiz bölüme yayılmış.” Tamam, tamam. Ama sormak istiyorum: Neyin temposu? Çözümün mü? Patlamanın mı?

Rachel’ın deneyimi patlama değil ki doktorasını duygularını düzenlemek üzerine sürdüren birinden bahsediyoruz! Sızıntı olabilir o ancak. Bir şeylerin yanlış olduğunu bilmek ama kanıtlayamamakla ilgili olduğu kesin. Herkese normal görünen bir ortamda görünmez bir tehdidin varlığını hissetmek gibi. Bu deneyimin doğal ritmi yavaştır ve dizinin bu yavaşlığı da bir anlatı stratejisi olarak kullandığını düşünüyorum. Tempo, konu. İzleyicinin sabırsızlığı, “Artık bir şey olsun!” hissi, Rachel’ın çevresindeki insanların sabırsızlığının aynası: “Artık rahatla, her şey normal!” Bana sorarsanız dizi, sabırsızlığınızı size geri yansıtıyor.

BABANIN EVİNDEN ÇIKMAK

something very bad is going to happen

Bir meta notum daha var, onunla devam edelim isterim: Bu dizi, Duffer kardeşlerin Stranger Things sonrasındaki ilk yapımcılık projesi. Ama Matt ve Ross Duffer’ın yaptığı şey ilginç; kendi görüntülerini siliyorlar. Henüz otuzuna gelmemiş Haley Z. Boston’a tam yaratıcı kontrol veriyorlar. Nostaljinin, erkek arkadaşlığının ve pop kültür referanslarının güvenli limandanından, genç bir kadının kişisel paranoyalarından yola çıkan ve evlilik kurumunun içini açan bir vizyona geçiş… Yapımcılık ilişkisinin kendisi bile bir “babanın evinden çıkma” hikâyesiyse dizinin anlattığı hikâyeyle ürkütücü derecede paralel ilerlemiş.

Boston, dizinin kendi düğün anksiyetesinden doğduğunu söylüyor. Yanlış kişiyle evlenme korkusundan. Ama diziyi izlediğinizde o korkunun aslında daha derin bir yere aktığını görüyorsunuz: Yanlış hayatı yaşama korkusu. Birinin size biçtiği hayatı yaşama korkusu. Bu, evlilikle sınırlı bir korku değil ve Boston bunu bildiği için dizisi de biliyor. İtiraf edeyim, heteropatriyarka tahakkümü üzerine konuşurken bu kadar eğlendiğim çok olmuyor. Sinir krizlerimi korku filmleriyle engellememden başka bir yazıda bahsedeceğim.

FİNAL KARAR: BİR ŞEY BİTER, BİR ŞEY DÖNÜŞÜR

Spoiler vermeyeceğim ama şunu söylemem lazım: Dizinin finali, “Doğru kişiyi bul ve kurtul” vaadini reddediyor. Bu önemli. Çünkü ikilikten çıkmamış korku türü genellikle iki şekilde biter: Ya canavar öldürülür (düzen geri gelir) ya da canavar kazanır (düzen yıkılır). Boston üçüncü bir şey yapıyor: Düzenin kendisini sorgulatıyor ve sonra sizi o soruyla baş başa bırakıyor.

Final sahnesi hem ölüm hem doğum görevi görüyor. Bir şey tamamen bitiyor, başka bir şey başlıyor ama ikisi arasındaki geçiş temiz değil, düzgün değil, rahatlatıcı değil. Rachel’ın yüzündeki son ifade, kurtuluş anlatılarından çıkıp neyi geride bıraktığımızda kimin kaldığına geçtiğimizi gösteriyor olabilir mi?

Boston bunu şöyle özetliyor: “En temelinde dizi bir ayrılığın hikâyesi.” Ayrılıktan kastımızın kayıp değil de inşa etmek olduğunu unutmayalım ama. Eski benliğin ölümü, yenisinin henüz şekillenmemiş olmasından bahsediyorum tabii. Normatif yapıyı reddetmenin bedeli vardır ve o bedel, genellikle, yalnızlıktır. Değil midir? Ama belki de yalnızlık, zorla giydirilmiş bir kıyafetin içindeki boğulmalardan daha yaşanabilir hissettiriyordur. Dizi buna kesin bir cevap vermiyor. Soruyu kucağınıza bırakıveriyor, eğer Michael Bay filmi patlamaları yaşamadan ekrana kitlenebiliyorsanız tabii.

Something Very Bad Is Going to Happen, hayatımda izleyip en tutku dolu yaklaştığım yapım değil. Camila Morrone çok güzel ve erkeklerin kaçıngan bağlanma biçimlerini erotikleştirdiği romantik komedilerden olmaması bare minimum; orası ayrı. Lafı beyin kıvrımlarımda dolandırsam da şunu söylemeye çalışıyorum: Bazı bölümler bayıyor, bazı janr geçişleri pürüzsüz değil. Ama bence kusursuzluk zaten yanlış bir ölçüt. Bu dizi kendine şunu soruyorsa beni heyecanlandırmıştır: Evliliği illa bir aşk hikâyesiyle eşleştirmesek de bir anlatı yapısı olarak ele alsak ne görürüz? Ve gördüğümüz şey güzel değil. Hahaha! Ama tanıdık.

Son bir şey: Dizi adını tekrar okuyun. Something Very Bad Is Going to Happen. Hâlâ gelecek zamandayız, farkındaysanız. Hâlâ o felaket olmak üzere, eli kulağında! Ay, yok, altını tekrar çizmem lazım: Bakın, diziyi bitirdikten sonra bile o cümle noktalanmıyor! Başka birinin düğününe gideceksiniz, başka birinin “evet”ini duyacaksınız ve o cümle aklınızda yankılanacak! Çünkü büyü buydu zaten. İsmi koydunuz. Artık içinde misiniz yoksa janrı kaydıracak mısınız?

something very bad is going to happen
Bu içeriği paylaş

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

Ecem Erkek’ten Tek Kişilik Müzikli Oyun: ‘Kara Kız’ Prömiyerde Ayakta Alkışlandı

BKM yapımı, Ecem Erkek’in kaleme alıp sahnelediği tek kişilik müzikli oyun Kara…

Editör
Tarafından Editör

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Çok Okunanlar

Aşk mı, Kaos mu? ‘Bize Bi’şey Olmaz’ Tam O Arada Bir Yerde

Episode Dergi olarak Nisan 2026 sayımızda Yasemin Şefik'le birlikte kapağımıza konuk olan…

Yasemin Şefik
Tarafından Yasemin Şefik
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!