Episode Dergi olarak Nisan 2026 sayımızda Yasemin Şefik’in yakın zamanda sahnelenmeye başlayan Job oyununun başrollerinden Leyla Tanlar ile röportajına yer veriyoruz.
Şirin’in ağzından çıkan her bir cümleyi kendi içinde haklı buluyorum. Onu gerçekten dinleyip anladığında, söylediklerinin arkasındaki nedeni görüyorsun. Belki bir başkasının onu gerçekten anlayabileceğine inansa ve dinlemeyi seçse bazı fikirleri değişebilir ama yaşadıklarıyla birlikte düşündüğümde haklı bulmadığım bir anı dahi yok.”
Leyla Tanlar, Job’daki Şirin karakteri üzerinden yalnızlık, kontrol ve kırılganlık arasında gidip gelen bir ruh halini sahneye taşırken izleyiciyi empatiyle yüzleşmeye davet ediyor.
Bu karakterin seni en çok zorlayan duygusal eşiği ne oldu?
O sert, savunmacı yüzeyin altında aslında ne kadar yalnız biri olduğunu dürüstçe göstermek en zor eşiklerden biriydi. Şirin, duvarlarının arkasında, kendi kurduğu yalnız dünyasında, paniğini adeta elinden tuttuğu bir dost gibi yanında taşıyarak tutunabilecek bir dal arayışında. Bunu en gerçek yerden açığa çıkarabilme yolculuğu çok yoğun geçti benim için.
Bu rol için nasıl bir psikolojik hazırlık sürecinden geçtin?
Şirin’in kontrol mekanizmasının aslında hayatta kalma biçimi olduğunu görmek önemli bir başlangıç noktasıydı. O yapıyı kurduktan sonra süreç onu daha çok anlama, daha çok prova, daha çok deneme yanılma…
Seyircinin karakterinle empati kurmasını mı yoksa ona mesafe koymasını mı tercih edersin?
Mesafe kurmasını istemem. Empati kurup kurmamayı seyirciye bırakmak isterim çünkü Şirin’in deneyimlerinin, taşıması zor ve rahatsız edici olduğunun farkındayım… O yüzden Şirin’i anlamalarını isterim.
Terapide “kontrol” kimde? Bunu oynarken nasıl bir denge kuruyorsun?
Aslında oyun tamamen bir güç dengesi üzerine kurulu ve bu denge sürekli el değiştiriyor. O ince çizgide kalmak, o geçişlerin içinde gezinmek hem oyuncu hem izleyici açısından oyunun en keyifli tarafı bence.
Bu karakterle kurduğun en güçlü bağ ne?
Kontrol ihtiyacını anlıyorum. Hayatı küçük görevlere bölüp stresi yönetilebilir hale getirmek alıştığım bir baş etme yöntemi. Şirin’le kurduğum bağın temeli burada başlıyor. İkimizin jenerasyonun çocuklarının göğüslerinde taşıdığı o sorumluluk hissi, omuzlarındaki yükü ele alış biçimleri… Daha fazla spoiler vermeden konuşamıyorum. 🙂
Job‘ın metninde seni en çok çarpan an ya da cümle neydi?
“O karanlığı içinde saklayacaksın, sonra her gün göğsünde taşıyacak-
sın…”
Sahnede kırılgan olmak mı yoksa güçlü görünmek mi daha zor?
Güçlü görünmenin daha zor olduğunu düşünüyorum.
Partnerinle kurduğun enerji bu oyunda ne kadar belirleyici?
Sarp, hayatımda en sevdiğim insanlardan biri. İlk oyunum olan Job‘da onun gözünün içine bakarak oynamak benim için çok özel. Bu enerji, karakterin bağ kurma arayışını oluştururken her bir anı çok daha yoğun hissetmemize yardımcı oluyor tabii.
Job‘daki karakterini “haklı” buluyor musun?
Şirin’in ağzından çıkan her bir cümleyi kendi içinde haklı buluyorum. Onu gerçekten dinleyip anladığında, söylediklerinin arkasındaki nedeni görüyorsun. Belki bir başkasının onu gerçekten anlayabileceğine inansa ve dinlemeyi seçse bazı fikirleri değişebilir ama yaşadıklarıyla birlikte düşündüğümde haklı bulmadığım bir anı dahi yok.
