Episode Dergi Mayıs sayısında Sinem Vural, Big Mistakes‘in müziğine kulak kabartıyor.

Bazı tercihler vardır; göze batmaz ama hikâyenin omurgasını belirler. Boran Kuzum’un başrolünde olması vesilesiyle göz attığımız Dan Levy’nin yeni dizisi Big Mistakes’te Celine Dion ile Ramiz’i dinleyebiliyorsunuz. Nasıl mı?
İzlemeyenler için bolca spoiler niteliğinde olacak bu yazı. Dan Levy ve Rachel Sennott’un senaristliğini üstlendiği, Dan Levy, Taylor Ortega, Laurie Metcalf ve Boran Kuzum’un başrollerinde olduğu dizi organize suç dünyasına istemeden sürüklenen iki beceriksiz kardeşin hikâyesini ele alıyor. Aile dinamikleri hikâyeyle birleşince aksiyon dolu bir kara komediye ulaşıyorsunuz. Ancak dizinin tek can alıcı yeri konusu ve karakterleri değil, aynı zamanda müzik seçimleri.

Boran Kuzum’un oynadığı Yusuf gibi bir karakter için Türkçe rap koymak, yerel referanslarla ilerlemek, seyirciye tanıdık gelen kodlarla güvenli bir alan yaratmak demekti. Hatta alışılagelmiş bir refleks ama bu refleksi diğerlerinden ayıran konu ana akım bir şarkı değil, Ramiz’in “Rest” şarkısını kullanmaları.
İlk sezonu 8 bölümden oluşan dizide kimlerin şarkısı yok ki! Katy Perry’nin “Firework”ü, Peachs’in “Sick in the Head”i, EsRAP’in “A Wiener Helal”i, Noga Erez’in “NAILS”ı. Frank Sinatra’nın “Oh! Look At Me Now” ve Celine Dion’un “River Deep Mountain High”ı. Dizinin müziklerini Peaches ve Nora Kroll-Rosenbaum üstlense de sahneler için seçilen edisyon müzikleri oldukça dikkat çekici. O yüzden Celine Dion, Frank Sinatra ve Ramiz’i aynı seride görmek varyasyon bakımından izleyicileri keyiflendirdiği kadar müzikseverleri de rahatlatıyor.

Boran Kuzum’un performansı da bu tercihi görünür kılıyor. Çünkü Kuzum, karakteri oynarken bu iki uç arasında gidip gelmiyor; ikisini aynı anda taşıyor. Ne tamamen içekapanık ne de tamamen dışa taşan bir duygu hali var. Daha çok, kontrol edilen ama her an taşabilecek bir yoğunluk. Bu da karakteri tanıdık kılarken alışıldık olandan uzaklaştırıyor.
Bugün birçok yapım, “yerel” olmayı doğrudan referanslarla kurmaya çalışıyor: Doğru müzik, doğru jargon, doğru mahalle. Ama Big Mistakes bunun ötesine geçiyor. Yerelliği yüzeydeki işaretlerle değil, duygunun kendisiyle kuruyor. Ve bu yüzden de bir Türk karaktere Türkçe rap koymamayı eksiklik değil, bilinçli bir estetik tercih olarak konumlandırıyor.
Belki de Big Mistakes’in en büyük başarısı burada yatıyor: Seyirciye tanıdık olanı vermek yerine, tanıdık olanı yeniden kurmak. Ramiz ile Celine Dion’u aynı potada eritmek değil; o potanın kendisini yeniden tanımlamak.
