Mutfakta Senfoni ve Kaos: ‘The Bear’in Kusursuz Mixtape’i

Sinem Vural
5 dakikalık okuma

Episode Dergi Haziran sayısında Sinem Vural yeni sezonuyla Disney+‘ta olan, kapak konuğumuz The Bear‘i değerlendiriyor.

Bir mutfağın kalbini ne oluşturur? Şef bıçağının kesme tahtasına vuran düzenli ritmi mi, ocağın üzerindeki sosun fokurtusu mu yoksa bilet makinesinden aralıksız dökülen siparişlerin o lanet ve tekinsiz cızırtısı mı?

Christopher Storer imzalı The Bear, mutfak kültürünü ekrana taşırken televizyon tarihinin en klostrofobik, en anksiyete tetikleyici atmosferlerinden birini kurdu. Ancak bu kaotik restoran dramasını modern bir başyapıta dönüştüren şey, sadece kusursuz oyunculukları ya da tek plan çekilmiş gerilim sahneleri değil; sahnelerin damarlarına bir ilaç gibi zerk edilen, televizyon tarihinin en şahsiyetli müzik kürasyonuydu.

The Bear neredeyse hiç orijinal beste barındırmayan, tamamen telifli şarkıların kusursuz zamanlamayla sahneye fırlatıldığı devasa ve melankolik bir Chicago mixtape’i. Bu mutfakta müzik, arkada usulca çalan bir fondan çok daha fazlası; karakterlerin yas süreçlerini yöneten bir iç ses, panik atakları tırmandıran bir saatli bomba ya da geçmişin travmalarını hatırlatan tekinsiz bir hayalet.

the bear

KAOSUN VE ANKSİYETENİN RESMİ MARŞI: “NEW NOISE”

Dizinin mutfaktaki o meşhur, nefes aldırmayan temposunda müzik adeta bir işkence aletine, izleyicinin göğsüne oturan bir ağırlığa dönüşüyor. Bu anların değişmez katalizörü ise İsveçli hardcore punk grubu Refused’un “New Noise” şarkısı. Şarkının o patlamaya hazır, gergin giriş introsu bilet makinesinin sesiyle birleştiğinde mutfaktaki kontrol kaybının, yaklaşan cinnetin ve Carmy’nin zihnindeki kırılmanın resmi marşı haline geliyor. Punk rock’ın öfkesi ve ritmi, mutfaktaki askeri disiplinin altındaki o vahşi anarşiyi mükemmel biçimde besliyor. Zaten bütün ruhu anlatmaya yeten o şarkıyla her sezonda muhteşem ve sarsıcı startlar veriliyor.

Ancak dizi, ses duvarını sadece gürültüyle örmüyor. Ne zaman mutfaktaki o çiğ çığlıklar dursa ve karakterler kendi iç dünyalarındaki o sağır edici yalnızlığa gömülse endüstriyel müziğin dâhileri devreye giriyor. İkinci sezonun o devasa mutfak kaosunun tam ortasında patlayan Nine Inch Nails klasiği “The Day The World Went Away”, o tekinsiz ve ağır gitarlarıyla karakterlerin sırtındaki yükü ve klostrofobiyi izleyicinin üzerine kusursuz bir sertlikle bırakıyor. Tıpkı ilk sezon finalindeki o büyük çözülmeye eşlik eden melankolik Radiohead başyapıtı “Let Down” gibi; müzik, karakterlerin ezilmişliğini ve hayal kırıklıklarını kelimelere dökmeden anlatmayı başarıyor.

CHICAGO’NUN MELANKOLiK HAFIZASI

The Bear özünde bir yas, aile ve aidiyet hikâyesi. Hikâyenin geçtiği Chicago şehrinin ruhunu yansıtmak için dizinin kurgu masasından yükselen sesler, 90’lar ve 2000’lerin melankolik, kırılgan erkek rock gruplarına sırtını yaslıyor.

Bu noktada Chicago’nun yerel efsanesi Wilco, dizinin adeta ruh ikizi. İlk sezonda “Via Chicago” ve “Impossible Germany”, ikinci sezonda ise “Handshake Drugs” veya “Spiders (Kidsmoke)” çalarken Jeff Tweedy’nin o bıkkın ama pes etmeyen vokal tonunda Carmy ve ekibinin mental durumunu okuyoruz. Dizi tek başına bir playlisti Pearl Jam’li, The Replacements’lı, R.E.M’li listesiyle ve çeşitliliğiyle sırtlanıyor resmen.

PEKİ, YA TAYLOR SWIFT ŞARKISI

Dizinin müzikal dehası, sadece niş alternatif rock veya punk tercihleriyle sınırlı kalmamasında, popüler kültürü bir karakter gelişim aracı olarak kullanabilmesinde yatıyor. Bunun televizyon tarihindeki en unutulmaz örneği şüphesiz Richie (Cousin) ve onun Taylor Swift ile yaşadığı aydınlanma anı.

Yıllarca hayatta yönünü bulamamış, sert, yaralı ve öfkeli bir sokak adamı olan Richie’nin, lüks bir restoranda “hizmet etmenin ve insanlara değer vermenin” kutsallığını keşfettiği o evreka anının ardından arabada direksiyonu yumruklayarak bağıra çağıra “Love Story (Taylor’s Version)” söylemesi… Pop kültürün en tezat, en absürt ama izleyiciyi gözyaşlarına boğan en güçlü katarsis anlarından biriydi. Taylor Swift orada sadece bir pop şarkısı değildi; Richie’nin temiz sayfasının, hayata tutunma çabasının ve şifa bulmasının melodisiydi.

Benzer bir arınmayı ilk sezonun sonunda Sufjan Stevens’ın “Chicago” şarkısında da yaşıyoruz. Şarkı, şehre duyulan melankolik bir aşk mektubu gibi tınlarken karakterlerin üzerindeki o ağır mutfak dumanını dağıtıp içeri temiz hava girmesini sağlıyor, izleyiciye yeni bir başlangıcın umudunu fısıldıyor.

KUSURSUZ BİR GASTRONOMİ MIXTAPE’İ

The Bear, şeflerin tabakları hazırlarken gösterdiği o milimetrik hassasiyeti, sahnelerin arkasına yerleştirdiği şarkılarda da gösteriyor. İlk iki sezondan ağırlıklı bahsetmiş olsam da beşinci sezon öncesi artık hazırız. Müzik bu dizide bir dekor değil; malzemesi insan, sosu trajedi, baharatı ise öfke olan o devasa yemeğin en temel malzemesi.

Christopher Storer ve ekibi, pahalı ve riskli bir prodüksiyon hamlesiyle telifli şarkılardan bir dünya kurarken televizyonda müziğin bir hikâyeyi nasıl baştan yazabileceğini kanıtlıyor. The Bear, mutfaktan yükselen o gürültülü senfonisiyle uzun süre kulaklarımızdan silinmeyecek harika bir Chicago mixtape’i olarak popüler kültür tarihindeki yerini çoktan aldı. Şefin eline sağlık!

Etiketler:
Bu içeriği paylaş

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Üyelik Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası metinlerini okudum ve onaylıyorum.

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

TOD STUDIOS’tan Yeni Komedi Dizisi: ‘Her Şey Mümkün’den İlk Afiş Geldi!

​Dijital içerik dünyasına iddialı bir giriş yapmaya hazırlanan TOD STUDIOS, yeni orijinal…

Editör
Tarafından Editör

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!
E-Bülten'imize Abone Olun!

Çok Okunanlar

Formatın DNA’sını Değiştirmek

Televizyon dünyasında "format avcılığı" dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biri şüphesiz Tim…

Oben Budak
Tarafından Oben Budak
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!