Yasemin Şefik, Ağustos sayımızda GoTürkiye dizilerini inceledi.
GoTürkiye mini dizileri İstanbul’dan Antalya’ya, Kapadokya’dan Bodrum ve Göcek’e Türkiye’yi bu kez hikâyelerin içinden anlatıyor. Üstelik başrollerde yalnızca oyuncular yok; şehirlerin kendisi de var.
Bir şehri anlatmanın birçok yolu var.
Tarihini anlatırsınız. En güzel restoranlarını sıralarsınız. “Buraya giderseniz mutlaka görün,” diye başlayan listeler hazırlarsınız. Sonra hepimiz telefonumuzdan aynı günbatımına bakarız.
Galiba artık bir yeri merak etmek için güzel olduğunu bilmek yetmiyor.
Orada bir şey yaşandığını görmek istiyoruz.
Birinin âşık olmasını, diğerinin kaçmasını, bir başkasının hayatının hiç beklemediği bir anda değişmesini… Sonra hikâyeye bakarken fark etmeden şehre de bakmaya başlıyoruz.
GoTürkiye’nin mini dizilerinin yaptığı şey biraz bu.
Türkiye’nin şehirlerini bir tanıtım filminin arka planına yerleştirmek yerine onları hikâyelerin içine sokuyor. İstanbul’da aşkın peşine düşülüyor, Antalya’da gizem çözülüyor, Kapadokya’da bir yolculuk bambaşka bir şeye dönüşüyor, Bodrum ve Göcek’te kaderden kaçmaya çalışan insanların karşısına yine hayat çıkıyor.
Sonuçta ortaya, “Türkiye çok güzel, gelin görün,” diyen klasik bir tanıtımdan daha başka bir şey çıkıyor. Bir taraftan da dizilerimizden dolayı oyuncularımıza dünyadan ilgi varken formül doğru ilerliyor.
ISTANBUL MY LOVE

Engin Akyürek & Afra Saraçoğlu
İstanbul | 10 Bölüm
Aşka pek inanmayan iş insanı Tan ile yapay zekâ üzerine çalışan genç girişimci İstanbul…
İki insanın yolları Boğaz’da kesişiyor ve bildiğimiz o eski mesele yeniden başlıyor: İnsan, hayatını verilerle açıklayabilir ama aşkın algoritması hâlâ biraz bozuk.
Engin Akyürek ve Afra Saraçoğlu’nun başrollerini paylaştığı 10 bölümlük Istanbul My Love, ikilinin birbirini keşfetmesini anlatırken İstanbul’un farklı yüzleri arasında dolaşıyor.
Boğaz hattından şehrin tarihi ve modern yüzüne uzanan İstanbul, hikâyenin yalnızca fonu değil, neredeyse üçüncü başrolü.
Zaten İstanbul’un bu konuda küçük bir avantajı var.
Bu şehirde iki insanın tesadüfen karşılaşması romantik komedi olabilir.
Bir daha karşılaşamamaları ise İstanbul gerçeği.
ANTALYA GAMBIT

Meryem Uzerli & Kaan Urgancıoğlu
Antalya | 10 Bölüm
Bir insanı boğulmaktan kurtarıyorsunuz.
Normal şartlarda hikâye burada gayet güzel başlayabilir.
Ama kurtardığınız kişiyle karşılaşmanız aslında tesadüf değilse işler biraz değişiyor.
Antalya Gambit, Lara’nın boğulmak üzere olan Deniz’i kurtarmasıyla açılıyor. Zaman ilerledikçe bu karşılaşmanın göründüğü kadar rastlantısal olmadığı ortaya çıkıyor.
Meryem Uzerli ve Kaan Urgancıoğlu’nun başrollerini paylaştığı yapım, romantizmle gizemi bir araya getirirken Antalya’yı yalnızca deniz-kum-güneş üçgeninde göstermiyor.
Antik kentler, tarihi mekânlar, koylar ve Antalya’nın farklı yüzleri hikâyenin içine giriyor.
Yani Antalya’ya gidip sadece şezlongda yatmak isteyenlere kötü haber:
Binlerce yıllık tarih hemen arkanızda duruyor.
HIDDEN LOVER

Eda Ece & Caner Cindoruk
Antalya | 10 Bölüm
Romantik hikâyelerin sevdiği bazı şeyler hiç değişmiyor.
Mesela yanlış kişiyi doğru kişi sanmak ya da tam tersi.
Hidden Lover’da mimar Güneş önemli bir iş görüşmesi için Antalya’ya geliyor ve iş insanı Ömer’i bulmaya çalışıyor.
Derken bir adamla tanışıyor.
Onu Ömer’in şoförü zannediyor.
Küçük bir sorun var: Adam zaten Ömer.
Eda Ece ve Caner Cindoruk’un başrollerini paylaştığı hikâye, bu yanlış anlaşılmanın ardından ikiliyi Antalya’nın koyları, antik kentleri ve doğal güzellikleri arasında bir yolculuğa çıkarıyor.
Hayatta bazen bir insanı yanlış tanımak gerçekten büyük problem.
Bazen de 10 bölüm sürüyor ve manzara çok güzel.
TURQUOISE SUMMER

Murat Yıldırım & Fahriye Evcen Özçivit
Bodrum & Göcek | 10 Bölüm
Bir de yaz hikâyeleri var.
Onlarda genellikle birileri geçmişinden kaçıyor, yeni bir yere gidiyor ve tabii ki hayat tam orada karşısına birini çıkarıyor.
Çünkü kaderin de tatilde insanı rahat bırakmaya pek niyeti yok.
Turquoise Summer, Bodrum ve Göcek’in doğal güzellikleri arasında ilerliyor. Kaderinden kaçan Su’nun burada Toprak’la tanışması ve bu karşılaşmayla değişmeye başlayan hayatı hikâyenin merkezinde.
Murat Yıldırım ve Fahriye Evcen Özçivit’in başrollerini paylaştığı yapımda Bodrum ve Göcek’in koyları, denizi ve yaz atmosferi yalnızca güzel görüntüler olarak kalmıyor; hikâyenin duygusuna da karışıyor.
Zaten insan Bodrum’a giderken çoğu zaman, “Biraz kafamı dinleyeceğim,” der.
Sonra hayat nedense orada daha yüksek sesle konuşmaya başlar.
AN ISTANBUL STORY

Ozan Akbaba & Sinem Ünsal
İstanbul | 10 Bölüm
Bir film seti düşünün.
Herkes rolünü biliyor.
Sonra kamera kapanıyor ve asıl hikâye başlıyor.
An Istanbul Story, Ozan Akbaba ve Sinem Ünsal’ın başrollerini paylaştığı, bir film setinde başlayan ve zamanla derinleşen bir hikâyeyi anlatıyor.
Ve bütün bunların etrafında yine İstanbul var.
Tarihi sokakları, manzaraları, kalabalığı ve sürekli başka bir hikâyeye açılan köşeleriyle…
Belki İstanbul’un kamera karşısında bu kadar iyi görünmesinin nedeni de bu.
Bazı şehirlerin iyi tarafını çekersiniz.
İstanbul’da kamerayı herhangi bir yere çevirmeniz yeterli.
CAPPADOCIA FAIRYTALE

Ozan Akbaba & Sinem Ünsal
İstanbul & Kapadokya | 10 Bölüm
Ozan Akbaba ve Sinem Ünsal bu kez hikâyeyi İstanbul’dan Kapadokya’ya taşıyor.
Cappadocia Fairytale, İstanbul’da başlayıp Türkiye’nin belki de en gerçeküstü coğrafyalarından birine uzanıyor.
Peribacaları, vadiler, taş yapılar ve Kapadokya’nın kendine özgü atmosferi hikâyenin fonu olmaktan çıkıp duygusunu belirleyen unsurlardan birine dönüşüyor.
Kapadokya’ya “masalsı” demek biraz klişe olabilir.
Ama bazı klişeler coğrafyanın suçu.
HİKÂYE YENİ ROTALARA GİDİYOR
GoTürkiye’nin mini dizi dünyası bu yapımlarla sınırlı kalmıyor. Yeni projelerle rota Türkiye’nin başka bölgelerine doğru genişliyor.
TASTE OF İZMİR / AŞK TADINDA

Burak Özçivit & Ceyda Ateş
İzmir
Yeni projelerden biri rotayı Ege’ye çeviriyor.
Burak Özçivit ve Ceyda Ateş’in başrollerini paylaştığı Taste of İzmir / Aşk Tadında, İzmir’in şehir hayatını, Ege atmosferini ve gastronomisini hikâyenin içine taşıyor.
İzmir’in farklı noktaları ve Ege kültürü bu kez yalnızca manzara değil, anlatının önemli parçalarından biri.
Zaten İzmir’de aşk hikâyesi çekip yemeği dışarıda bırakmak pek gerçekçi olmazdı.
Bazı ilişkiler konuşarak başlar.
Bazıları masaya meze gelince.
WHISPER OF ORIGINS

Engin Altan Düzyatan & Özge Gürel
Güneydoğu Anadolu
Bir başka hikâye ise Türkiye’nin çok daha eski zamanlarına doğru gidiyor.
Engin Altan Düzyatan ve Özge Gürel’in başrollerini paylaştığı Whisper of Origins, Güneydoğu Anadolu’nun tarihi ve kültürel zenginliklerini merkezine alan bir hikâye.
Bu kez deniz yok.
Ama birkaç bin yıllık tarih var.
Bence yeterince güçlü bir prodüksiyon tasarımı.
PEKİ, NEDEN BU KADAR İZLENİYOR?
Asıl mesele biraz burada.
GoTürkiye mini dizileri üç milyarı aşan küresel izlenme ve erişim başarısıyla yoluna devam ederken proje yeni şehirler, yeni oyuncular ve yeni hikâyelerle büyüyor.
Ama rakamların ötesinde daha ilginç bir taraf var.
Türkiye zaten uzun zamandır dünyaya dizi ihraç ediyor. İnsanlar Türk oyuncularını tanıyor, hikâyelerini takip ediyor, İstanbul’u dizilerden görüyor.
Şimdi bunun başka bir versiyonu oluşuyor:
Diziyi izlerken ülkeyi keşfetmek.