Aşkı İzlemek mi, Yaşamak mı?

Eda Sakallı
6 dakikalık okuma

Episode Dergi olarak Şubat 2026 sayımızda Eda Sakallı’nın çağdaş izleyicinin aşka bakışını inceliyor.

Normal People’da olduğu gibi, aşkını yaşamakla gizlemek arasında sıkışan, dış dünyada mesafeli, kapalı kapılar ardında ise tutkunun zirvelerinde gezinen iki gencin kırılgan iç dünyaları mı daha tanıdık geliyor? Ya da Bridgerton’da karşımıza çıkan, toplumun baskılarına rağmen kalbinin sesini dinlemekte ısrar eden romantikler mi hâlâ umut vaat ediyor? Görünen o ki çağdaş izleyici, aşkın tek bir haline değil; korku, cesaret, gizlenme ve arzuyla şekillenen tüm bu çelişkili biçimlerine aynı anda bakmak istiyor.”

Aşk, yalnızca üç harften oluşan kısacık bir kelime olsa da bir lokomotif gibi peşi sıra sayısız duygu vagonunu sürükler. Özlem, merak, korku, arzu, huzur, şefkat ve kıskançlık… Birbiriyle çelişen bu duygular, aşkın ardına takılıp birlikte yol alır. Tam da bu yüzden aşk, biz senaristler için her zaman vazgeçilmez, katmanlı ve son derece “oyuncaklı” bir anlatı malzemesi olagelmiştir.

Aşk lokomotifinin çektiği bu trenin, uğramadan edemediği bazı duraklar vardır. Zengin adam-fakir kız durağı, özellikle Yeşilçam sinemasının en sevdiği duraklardan biridir. Aşk üçgeni durağında seyirci, başrolün kalbinin tenis kortunda bir sağa bir sola savrulan top misali sürekli el değiştirmesine tanıklık eder. Arkadaşlıktan aşka ya da düşmanlıktan aşka evrilen duraklar vardır. Yarım kalan aşklar durağında gözyaşı ve özlem hiç eksik olmaz. “Sonsuza dek mutlu yaşadılar” durağı ise romantik komedi izleyicisinin en sevdiği, iç rahatlatan son duraktır.

Sinemada bu durakların bazıları, belirli dönemlerde diğerlerine kıyasla çok daha sık ziyaret edilir. 1950-1960 arası ile 1990-2005 arası, romantik filmlerin iki ayrı altın çağı olarak anılabilecek önemli dönemlerdir. Ancak bu iki dönem, aşkı bambaşka tonlarla anlatır.

aşk
Sevmek Zamanı

1950’ler ve 60’larda sinema, melodramatik ve imkânsız aşklara yaslanır. Metin Erksan’ın 1965 yapımı Sevmek Zamanı’nda, gerçeğin yarattığı hayal kırıklığından kaçmak için bir fotoğrafa obsesif biçimde âşık olan bir erkeğin dramını izleriz. Batı Yakasının Hikâyesi ise sınıf çatışmasını kaderci ve yıkıcı bir aşk anlatısıyla iç içe geçirir. Bu dönemin aşkları, çoğu zaman kavuşamamanın asaletiyle hatırlanır.

1990-2005 aralığında ise romantik anlatının tonu belirgin biçimde değişir. Aşk hâlâ merkezde durur; ancak bu kez daha erişilebilir, daha umutlu ve çoğu zaman romantik komedi formunda karşımıza çıkar. Pretty Woman,  Notting Hill ve You’ve Got Mail gibi filmler, masalsı tesadüfler ve sınıf farkları eşliğinde mutlu sona göz kırparken; aynı dönemde Ghost, The Bodyguard ve Titanic gibi yapımlar, aşkı kayıp, ayrılık ve fedakârlık üzerinden tanımlayan daha hüzünlü anlatılar sunar. Böylece bu dönem, romantik iyimserlikle büyük duygusal yıkımların aynı anda var olabildiği ikili bir yapı sergiler.

aşk

Sosyal Medyada Kalabalık, Gerçekte Yalnız: Bugünün Aşk Anlatıları

Peki, ya şimdi? Elimizdeki cep telefonları sayesinde her an, her yerde ulaşılabilir olduğumuz; ancak duygusal olarak bağlantıda kalmaya her zamankinden daha aç hissettiğimiz bu modern ve yalnız dünyada aşkı ve romantizmi izlemek hâlâ isteniyor mu? Bağlantının sürekli ama yüzeysel hale geldiği günümüzde insanlar duygusal yakınlığın eksikliğini belki de aşk hikâyelerini izleyerek telafi etmeye çalışıyor. Çünkü insan, nörobiyolojik olarak başka insanlarla bağ kurmak üzere programlanmış bir canlıdır.

Bu bağ koptuğunda ortaya çıkan eksiklik, zaman zaman duygusal bir ızdıraba dönüşebilir. Nörobilimcilere göre, ayna nöronlarımız sayesinde ekranda izlediğimiz karakterlerin hislerini kendi bedenimizdeymiş gibi deneyimleriz. Belki de bu nedenle gerçek hayatta bulması ve sürdürmesi giderek zorlaşan aşk, izleyici için sinema ve diziler aracılığıyla hatırlanan ve canlı tutulmaya çalışılan bir duyguya dönüşür. Böylece aşk anlatıları bugün yeniden yükselişe geçerken sinemanın ve dizilerin aşka bakışı da dönemin ruhuna uygun olarak kaçınılmaz biçimde değişir.

Takıntıdan Cesarete: Çağdaş Aşk Karakterleri

You’daki Joe gibi aşkı sevmekle değil, sahip olmakla eşitleyen; arzusuna karşılık bulamadığında şiddete ve yıkıma meyilli takıntılı karakterler mi ilgimizi çekiyor? Yoksa Normal People’da olduğu gibi, aşkını yaşamakla gizlemek arasında sıkışan, dış dünyada mesafeli, kapalı kapılar ardında ise tutkunun zirvelerinde gezinen iki gencin kırılgan iç dünyaları mı daha tanıdık geliyor? Ya da Bridgerton’da karşımıza çıkan, toplumun baskılarına rağmen kalbinin sesini dinlemekte ısrar eden romantikler mi hâlâ umut vaat ediyor? Görünen o ki çağdaş izleyici, aşkın tek bir haline değil; korku, cesaret, gizlenme ve arzuyla şekillenen tüm bu çelişkili biçimlerine aynı anda bakmak istiyor.

aşk
Bridgerton

Tüm Bu Farklı Anlatılar ve Karakterler, Aslında Bizi Aynı Soruya Götürüyor: Aşk Nedir ve Biz Onu Neden Bu Kadar Derinden Hissetmeye Devam Ediyoruz?

Aşk; sebepsiz gülümsemeler, kızaran yanaklar, hızlanan kalp atışları ve sürekli ondan söz etme arzusudur. Aynı zamanda heyecanı, coşkuyu ve incinme riskini göze alma cesaretini de içinde taşır. Bazı aşklar, Brokeback Mountain’da olduğu gibi, saklanır; tam anlamıyla yaşanamadan yaşlanır. Bazıları Before Sunrise’da olduğu gibi, kısacık bir zaman diliminde derin paylaşımlar yaratır. Aşk, yaraladığı kadar dönüştürür; insanı kendisiyle yüzleştirir ve geride kalan acısını bile çoğu zaman yaşanmış olmaya değer kılar.

Bu kadar farklı aşk anlatısının ortak noktası ise nettir: Aşk, mutlu ya da yaralı; kısa ya da uzun sürsün, hangi halde yaşanırsa yaşansın, insanı hayata yeniden bağlayan bir deneyimdir. Sinemada anlatılan her aşk hikâyesi, kalbin hâlâ şaşırmaya ve umut etmeye açık olduğunu fısıldar. Serendipity’nin tesadüflerine,  When Harry Met Sally…’nin gecikmiş fark edişlerine ve Sleepless in Seattle’ın umut dolu finaline inananlar için şubat, kalbin sesinin yükseldiği anlarla dolu bir ay olsun.

aşk

Bu içeriği paylaş

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

Berlin Film Festivali Jüri Başkanı Wim Wenders Tepki Çekti

76. Berlin Film Festivali (Berlinale) başladı. Berlin'deki "Berlinale Palast"ta No Good Men…

Editör
Tarafından Editör

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Çok Okunanlar

Sanatçılar ve Akademisyenler Ambargoya Karşı Küba’yla Dayanışma Çağrısı Yaptı

ABD merkezli kuruluşlar, sanatçılar ve akademisyenler ambargo ve Trump’ın yeni kararnamesine karşı…

Editör
Tarafından Editör
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!