Episode Dergi olarak Mart 2026 sayımızda Sıla Gençoğlu‘nun nesiller arası “kalkan”ları anlattığı yazısına yer veriyoruz.
Bu sayfada okuyacağınız yazı; sözleri ve besteleriyle hayatımıza eşlik eden, sesiyle olduğu kadar kalemiyle de iz bırakan Sıla’nın kaleminden çıktı. Bir hanımağa hikâyesinden başlayıp bugünün kadınına uzanan, nesiller arası aktarılan “kalkan”ları anlatan bu metin; mesafenin, sertliğin, soğukluğun ardındaki görünmeyen sebepleri hatırlatıyor bize.
Büyük babaanne at üstünde ağa kızı. Beline kadar uzun örgü saçlar, kaymak gibi bir ten. Herkes anlatır güzelliğini, bütün köy ve civar köyler bilirmiş alımını çalımını. Ağayla evlenmiş ağa eşi. At üstünde. Elinde kırbaç. Kimseye müdanası yok. Otorite gibi otorite.
Cümleye noktayı koyduğu yerde kaide gibi mıhlanırmış söylediği. Sıkıysa tersini yap. Gümbür gümbür bir hanımağa.
Kırbaç, bazen de kalkan.

Anneannem varlıklı bir ailenin kızı. Akhisar’da büyümüş. Üzüm bağlarının ve zeytin ağaçlarının içinde süzülürken onu tren istasyonunda bekleyen aşktan habersiz. Dedem, anneannemin kardeşinin askerlik arkadaşı. Terhis olduktan sonra tesadüfen kardeşini karşılamaya geldiği tren istasyonunda görüyor anneannemi. Yıldırım aşkı. Yemyeşil gözleri, bigudili kumral saçlarıyla Alsancak’ta yürürken bir dönen bir daha dönüp bakarmış. Asaleti, mesafesi ve hep sessiz otoritesiyle anıldı ve anılır aile içinde de, etrafça da.
Soğukluk, bazen de kalkan.
Annem fakültede öğrenci. Dersi başından aşkın. Sürmelediği açık kahve gözleri, kısacık kumral saçları, süper mini etekleri ve maksi mantolarıyla defilede salınır gibi yürüyormuş eczacılık fakültesi koridorlarında. Dedem okula gidip uzaktan öğrencilere bakınca anneanneme “defileye mi, okula mı gidiyorlar” diye söylenmeyi bırakmış. Yüksek ihtimal özen seviyesi podyumdan halliceydi. Annemle babam üniversitede tanışmışlar. Onlarca -anlaşıp evlenmişler-.

Bildiği kentten başka bir kente taşınmış annem. Aşktan.
Üstünde önlük. Devlet hastanesinde eczacı.
Halinden memnun.
Ben yokum daha.
Uzun vakit de olmayacağım.
Daima havalılığı, ciddiyeti, disipliniyle tanınır.
Ters bakışlar, bazen de kalkan.
Yirmi beş senedir profesyonel olarak şarkı söylüyorum. Bizim işimiz kamuya açık yapılıyor malum. Yaftası, kafaya geçirilen çuhası çok. Yuhalanması, tükaka’sı çok. Güçlü olmak şart, güçlü kalmak her zaman kolay değil. Var olan bütün zorluklara yeni problem bir de sosyal medya eklendi.
Herkes biri olma fırsatını kimliğini ifşa etmeden özgürce saçıyor.
Dünyada ve dahi memleketimizde giderilmesi gereken çokça sorun var. Ucunda tehdit olan, işkence olan, zulüm olan, ölüm olan. Kadınından çocuğuna, hayvanından erkeğine.
Tüm kadınlar hakkında zannımca söyleyebilirim:
Mesafeler, uzak durmalar, sert tavırlar bazen de korku, bazen de korunmak, bazen de kendini savunmak. Kalkan.
Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değil. Tanımadığımız hiç kimse, sandığımız insan olmayabilir. Hatta tanıdığımızı sandığımız insan da tanıdık biri olmayabilir.