Episode Dergi olarak Mart 2026 sayımızda editörümüz Burcu Asena Şahin Gençoğlu’nun çeviri sektörünü ilerleten çevirmen kadınları anlattığı yazısına yer veriyoruz.
Yaklaşık on yıldır çevirmenim. Kadınların aktif olarak çalıştığı bu alanda bana örnek teşkil eden ve ülkemize kazandırdıkları eserlerle takdir edilmesi gereken çevirmenleri derslerimde dinlemiş, kitaplarını keyifle okumuştum fakat kitaplara isimlerimizin dahi yeni yeni yazılmaya başlandığı ve pek çok yayınevinde hâlâ ancak iç kapakta yer bulduğumuz sektörde bu isimlerin yeterince anılmadığı aşikâr. Şahsen bunu değiştirmek, bu Emekçi Kadınlar Günü’nde çevirmenlik mesleğinde Türkiye’de öncü olmuş başarılı kadınları kendimce görünür kılmak istiyorum.

Fatma Aliye Topuz
İlk roman, ilk şiir, ilk tiyatro yazarlarını hepimiz öğrendik, ezberledik, sınavlarda yanıtlara yazdık ve unuttuk. Gelgelelim pek çok ilke imza atan Fatma Aliye’nin bizlere anlatıldığını şahsen hatırlamıyorum. 1862 doğumlu Fatma Aliye kadın olmanın zorluklarını ilk elden deneyimlemiş. Edebiyata olan düşkünlüğünü eşinden gizli gizli kitaplar okuyarak gidermeye çalışmış, daha sonra eşinden izin alınca çevirmenliğe adım atmış. Fransızcadan yaptığı çeşitli çevirileri “Bir Hanım” ve “Mütercime-i Meram” gibi farklı mahlaslarla yayınlamış. İlk kadın filozofumuz ve ilk kadın romancımız da olan Fatma Aliye kadın meselelerini kendine dert edinmiş ve romanlarına da konu etmiş.
İyi derecede Fransızca ve Arapça bilen Fatma Aliye 1889 yılında George Ohnet’in Volonte romanını Türkçeye kazandırmış. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın manevi kızı addederek övgüyle söz ettiği yazar, pek çok yardım kampanyasına da imza atmış. Birçok eseri Arapça ve Fransızcaya çevrilen Fatma Aliye 2009’da dolaşıma çıkan 50 Türk Lirası’nın arka yüzünde de yer buldu.

Azra Erhat
Eski Yunan ve Roma dillerinde bir uzman addedilen Azra Erhat, gençliğini yurt dışında geçirmiş. Daha sonra Türkiye’ye dönerek ülkeye değerli katkılarda bulundu. İlk çevirileri “Tercüme” gazetesinde yayınlanan yazar, 1946 yılında doçentlik ünvanı aldı. Sofokles ve Aristofanes gibi filozofların eserlerini Türkçeye kazandırmak gibi önemli ve zor bir işe imza attı. Yunanca, Latince, Fransızca ve Almanca bilen Erhat, İlyada çevirisinin birinci cildiyle 1959’da Habib Törehan Bilim Ödülü, ikinci cildiyleyse 1961 TDK Çeviri ödülünü aldı.

Şadan Karadeniz
Alman edebiyatının Türkçede görünürlük kazanmasına katkıda bulunan Şadan Karadeniz 1931 doğumluydu. BBC Türkçe Yayınlar Bölümü ve TRT’de program uzmanlığı yaptı. Türk Tarih Kurumu’nda uzman çevirmen olarak görev aldı ve 84. Dil Bayramı Onur Ödülleri’nde ödül kazanan isimlerden oldu. Görünmez çevirmen anlayışıyla ilerleyen Karadeniz, aşırı yerelleştirmeden kaçındı. Metnin üslubunu koruyan yaklaşımıyla akademik çevirilerde referans gösterildi. Bugün bile Türkiye’nin edebi çeviride kalitesini yükseltmesiyle bilinen ve 20’den fazla çevirisi olan Şadan Karadeniz en çok Umberto Eco çevirileriyle dikkat çekiyor.

Sakine Eruz
1952 yılında dünyaya gelen Eruz, Almanya’da gördüğü eğitimle dile oldukça hâkim bir konuma gelmişti. 1978 yılında Almanya’da yeminli bir çevirmen olan Eruz, Frankfurt Başkonsolosluğu’nda da çevirmen olarak görev aldı. 1986 yılında Türkiye’ye dönüp İstanbul Üniversitesi’nde Almanca okutmanı olarak işe başladı. Araştırma görevlisi olarak da çalışan Sakine Eruz, 1990 yılında Alman Dili Eğitimi ve Alman Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı öğrencilerinin katıldığı Çeviri Sertifikası derslerinde hukuk modülünü yönetti ve bu modül dâhilinde ders verdi.
Çeviribilim alanında doçentlik ünvanı alan Eruz, çeviri tarihi üzerine sergiler açması ve söyleşiler yapmasıyla da biliniyor. Çeviriden Çeviribilime, Akademik Çeviri Eğitimi, Çokkültürlülük ve Çeviri: Osmanlı’da Çeviri Etkinliği ve Çevirmenler, Çeviride ve Çeviri Eğitiminde Koşut Metinler gibi eserlerle alanın akademik ve teorik temeline katkıda bulundu. Çevirmen haklarını savunmasıyla da bilinen Eruz, Çeviri Derneği’nde aktif olarak görev alıyor.

Işın Bengi Öner
Çevirinin bir bilim olarak gelişmesinde kayda değer katkıları bulunan Işın Bengi Öner çeviri sektöründeki çalışma hayatının önemli bir kısmını Beyoğlu Tercüme Bürosu’nda geçirdi. Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim bölümünün kurucuları arasında yer alan Öner, okulda çeviri alanında pek çok ders vererek geleceğin çevirmenlerine de sektörde ışık tuttu. Dil teknolojileri derslerinin müfredatlara girmesini sağladı. Çeviri kuramı, teknik dokümantasyon, çeviri eğitimi, eleştirisi ve çeviribilim felsefesine de yoğunlaşan Öner, 29 Mayıs Üniversitesi’nin Çeviribilim bölümünün de kurucusu.
Çevirinin işleyişine dair kitaplar yazan Öner, çeviribilimin yön haritası sayılacak eserler kaleme aldı. Çeviribilim Terimleri Sözlüğü de yazan çevirmenin alanda pek çok kıymetli makalesi bulunuyor. Çevirinin kurumsal ve akademik bir alan hâline gelmesinde büyük emeği bulunan Işın Bengi Özer Çeviri Derneği’nin de kurucu üyelerinden. Ülkemizde mesleğimiz bilimsel bir temelle icra edebiliyor oluşumuz Öner’in çeviribilimin temelini atmak için gösterdiği üstün çabalarının bir sonucu.

Mine Yazıcı
1956 yılında İstanbul’da doğan Yazıcı, dil eğitimini pekiştirmekte rol oynadı. 21 yıl boyunca İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü’nde İngilizce Okutmanı olarak görev alan Yazıcı, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa İngilizce Tıp Fakültesi hazırlık sınıflarının İngilizce tıp eğitimiyle ilgili derslerinin programlarının planlanmasında ve sınavlarının hazırlanmasında çalıştı. 1996 yılında Almanca Çeviri bölümünde ikinci dil derslerini veren Yazıcı, 1999’da Mütercim Tercümanlık dalında okutman olarak görev almaya başladı.
Araştırmacı kimliğiyle dikkat çeken Mine Yazıcı hem lisans hem yüksek lisans ve doktora alanında Çeviri Bilim Kuramı, Araştırma Yöntemleri ve Dil İncelemeleri gibi dersler verdi. 2006’da doçent olan Yazıcı; Çeviribilim, Yazılı Çeviri Edinci ve Çeviribilime Giriş gibi eserler kaleme aldı. Çeviri teoriğinin altyapısını kuvvetlendirmeye yönelik çalışmalarıyla dikkat çeken çevirmenin en bilinen çevirileri Edgar Allen Poe ve Bernard Lewis eserleri üzerine yaptıklarıdır.
Elbette, bir bilim olarak çeviriye katkıda bulunan başarılı kadınların emeği yadsınamaz fakat çeşitli teknik metinlerin çevirisiyle hukuk, tıp ve teknoloji alanlarında gelişmelerin önünü açan, bizleri çağdaş medeniyetlere bir adım daha yaklaştıran da pek çok kadın var. Her eserin arkasında kimin emeğinin olduğunu ne yazık ki bilemiyoruz, edebî anlamda bizleri bambaşka dünyalara taşıyan çevirmenleri de yalnızca ismen tanıyoruz fakat pek çokları başka ünvanlarla da bizlere nelerin mümkün olduğunu gösteriyor.

Örneğin Harry Potter’ı Türkçeye kazandırmasıyla tanıdığımız Sevin Okyay aynı zamanda Türkiye’nin ilk kadın sinema eleştirmeni. Türkiye’de profesyonel çevirmenliğin başladığı ilk yıllarda Alman edebiyatından yaptığı çevirilerle ün kazanan Adalet Cimcoz ise Türkiye’nin ilk kadın dublaj sanatçılarından da bir tanesi. Kendisi kurduğu ve işlettiği Maya Sanat Galerisi’yle de ilk kadın kültür girişimcileri arasında yer alıyor. Öte yandan, çevirmenliği kadar yazarlığıyla da dikkat çeken Mina Urgan Türkiye’nin İngiliz Dili ve Edebiyatı alanındaki ilk kadın profesörlerinden. Urgan’ın akademide kadınları görünür kılmakta önemli bir rol oynadığı biliniyor.
Kitap çevirmenleri olarak biraz yol katettik. Artık çevirmenlerin kim olduğunu bilen, çevirmenine göre yayınevi ya da kitap tercihinde bulunan seçici bir okur kitlesi oluştu. Fakat bugün yakından ilgilendiğim dizi ve film sektöründe yer yer başarısız çevirilere rastlıyoruz. Muhtemelen o çeviriler için yapılan ödemeler de çevirmenin geçimini sağlamaya yetmeyecek düzeyde. Daha kaliteli eserler için farkındalığı yüksek okur ve izleyiciler olmalı, bizlere o eserin tadını kendi dilimizde çıkarma imkânını sunanları görmeli ve kötü çalışmaları eleştirdiğimiz kadar iyileri de övgüyle öne çıkarmalıyız.