RÖPORTAJ | Çağlar Çorumlu & Güven Murat Akpınar

 RÖPORTAJ | Çağlar Çorumlu & Güven Murat Akpınar

Röportaj: Fulya Turhan

Fotoğraf: Jiyan Kızılboğa

Bu röportaj Episode’un Mart 2022 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

Son dönemde dijital platformlarda izlediğimiz en eğlenceli, en sıkı, en katmanlı işlerden biri: Ayak İşleri. Zengin bir iş adamının ufak tefek ayak işleri için görevlendirilen iki harika karakter var karşımızda: Vedat ve Evren. Vazifeye odaklı ve tecrübeli Vedat ile felsefe tahsilli politik doğrucu Evren, ekranların en iyi ikililerinden biri. Görev adamı Vedat ve her adımda mantık süzgecini çalıştıran Evren her bölümde farklı bir maceraya atılıyor ve kendi içlerinde girdikleri çatışmalardan şahane bir uyum ortaya çıkıyor. GAİN orijinal dizisi Ayak İşleri‘nin ilk sezonunu 2021’in Mayıs ayında izlemiştik. Dizinin İzmir ve çevresinde geçen yeni sezonu da geçtiğimiz günlerde yayınlanmaya başladı. Bu şahane ikilinin maceralarını izlerken biz de Vedat’ı canlandıran Çağlar Çorumlu ve Evren’e hayat veren Güven Murat Akpınar ile bir araya geldik. Başarılı oyuncularla okurlarımız için harika bir kapak çekimi ve Ayak İşleri‘ni ve çok daha fazlasını konuştuğumuz bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar…

GAİN orijinal dizisi Ayak İşleri, son yılların en eğlenceli işlerinden biri. Bir suç komedisi, bir absürt komedi. Bu proje nasıl önünüze geldi, kadroya nasıl dahil oldunuz? Senaryoyu ilk okuduğunuzda neler düşündünüz?

Çağlar Çorumlu: Yoğun bir çalışma sürecinden çıktığım bir dönemin ardından, uzun süre dinlenmek istediğim hatta Ayvalık’ta ailemle tatilde olduğum bir zamanda Caner Özyurtlu aradı ve bana bir senaryo göndereceğini söyledi, “Ben bu işi çok yapmak istiyorum, sen de bir okur musun, fikrini çok merak ediyorum,” dedi. Ayak İşleri’nin 10 bölümü geldi, aynı gün bütün senaryoyu okuyup ertesi gün menajerim Renda Güner’le de aynı fikirde olduğumuzu konuştuktan sonra hemen Caner’i arayıp ne zaman çekmeye başlayacağını sordum. Senaryo gerçekten çok güzel yazılmış, çok iyi düşünülmüş bir projeydi. Caner’le de daha önce çalıştığımız için ortaya ne çıkacağını az çok tahmin ediyordum aslında. Daha senaryoyu okurken hikâye içime çok sindi ve karakterle ilgili neler yapabileceğim gözümün önünde canlanmaya başladı. Bu tip senaryolar geldiğinde projeyle ilgili karar verme süresi de çok kolaylaşıyor çünkü esprileriyle, eleştirileriyle, diyaloglarıyla çok iyi düşünülmüş, çok temiz yazılmış bir senaryoydu. Projeyi böylelikle severek kabul etmiş oldum. 

Güven Murat Akpınar: Çok seviyorum Ayak İşleri‘ni. Sahiden iş gibi gelmiyor da “dünyada başıma güzel bir şey gelmiş gibi” hissediyorum. Proje nasıl geldi önüme? Caner Hojam, üniversiteden sınıf arkadaşım… Haliyle numaram onda yıllardır vardı. (Gülüyor). Aradı, oku dedi, okudum, olurum dedim. Olduk. Senaryoyu okuduğum anda çok sevdim. Ben delilik severim. Evren’i de çok sevdim, “Var benim içimde bu Evren,” dedim. 

Çağlar Bey, dizide görev odaklı, tatlı sert bir karakter olan Vedat’ı canlandırıyorsunuz. Son derece iyi bir nişancı olması gibi birtakım özellikleri de var. Derinlikli, düşünülmüş bir karakter. Vedat nasıl biridir, sizden dinleyebilir miyiz? Dizide karakterinizle ilgili herhangi bir önhazırlık yaptınız mı?

Vedat’ın çok farklı özellikleri var ve her bölüm hikâye gereği de birbirinden farklı durumlar yaşanıyor, o nedenle Vedat’ın nasıl tepki vereceğini bilemiyoruz. Hem çok vicdanlı hem de çok görev odaklı bir adam. Yeni sezonda bir iki bölümde de Vedat’ın çok istekli olduğu bazı çocukça talepleri izleyeceğiz, bu kadar çocuk ruhlu olması da aslında Vedat’ı daha sürprizli bir hale getiriyor. Ne zaman ne yapacağını karşısındakiler kestiremiyor.  Senaryoda Vedat’ın bu kadar derinlikli ve düşünülmüş olmasının yanı sıra hikâye akışında ve kendi içinde çıkan sürprizler seyirciyi şaşırttığı kadar beni de şaşırtıyor. (Gülüyor) Vedat’a hazırlanırken de senaryo benim için iyi bir kılavuzdu. Senaryoyu okurken gözümde yarı bitirim yarı babacan bir adam canlanmıştı, Caner’le de konuştukça karakteri geliştirmiş olduk. 

Güven Bey, siz de politik doğrucu, son derece mantıklı düşünen bir karakter olan Evren’i canlandırıyorsunuz. Mansplaining, Nepotizm gibi kavramlara takılan biri. Sürekli tartan, sürekli bir mantık süzgeci çalıştıran bir karakter. Çok iyi dövüşmesi  gibi özellikleri de var. Derinlikli, düşünülmüş bir karakter. Evren nasıl biridir, sizden dinleyebilir miyiz?

Evren’de kendime yakın bulduğum ilk şey: Anlama isteği (3 mü 5 mi?) Ben anlamayınca mesela iki adım bile atamam (somut anlamda “adım atmak”tan bahsediyorum). Anlama isteği de kibarlık getirir, Evren bana kibar gelir, kibarlık da düşüncelilik getirir. Tabii düşüncelilik dediğim şu; yani kendi işlerini, kendini bozar mahveder de karşındakinin işlerini asla bozmaz. E, bunlar da dünyayı öğrenme, kavrama, bilme isteğini getirir. Evren bana bu yüzden incelik sahibi gelir. Dövüş de herhalde insana güvenmediğinden öğrenilmiştir, incelik de çünkü bu dünyada korku getirir. Karaktere hazırlanmakla ilgili şöyle söyleyebilirim, kendimdeki Evren’i dışarı bıraktım ve gidip dövüş dersleri aldım. Bu kadar sanırım.

Evren ve Vedat birbirinden çok farklı karakterler. Evren sürekli tartan, sürekli mantık süzgeci çalıştıran bir karakter. Vedat ise görev odaklı, eve iş götürmek istemeyen, tatlı sert bir karakter. Vedat-Evren ilişkisi üzerine neler söylersiniz?

Güven Murat: Çağlar abiyi sevdiğim gibi seviyorum Vedat’ı. Çok ayıramıyorum Evren-Vedat diye. Oynadığım hiçbir şeyi kendimden uzak tutamıyorum, belki de ondan. Kalpten bir yerden anlaşıyorlar diyebilirim, akıl yetmiyor bazı ilişkilere ya da bölmüyor akıl kalbi. Tam olarak bu.

Çağlar: Vedat’ın Evren’le ilişkisinde Vedat biraz tepkiliydi ama ikisi de birbirine alıştı. İkisi de birbirinin garipliklerine, sıradışı düşüncelerine ve tavırlarına alıştılar. Artık aralarında abi-kardeş, baba-oğul ilişkisine benzer bir ilişki gelişti. Bu anlamda da Vedat’ın çok vefalı ve vicdanlı bir adam olduğunu tekrar söyleyebiliriz. Her bölümde farklı hikâyeler olduğu için Vedat’ın farklı özelliklerini görebiliyoruz. 

Kendinizden neler katıyorsunuz role? Doğaçlama yaptığınız zamanlar oldu mu? 

Çağlar: Senaryonun ve hikâyenin orijinaline sadık kalarak Caner’le de mutabık kaldığımız durum ve sahnelere göre bizim de ufak tefek eklediğimiz yerler oluyor. Vedat’la benzediğimiz durumlara bazen gülüyorum çünkü benim de Vedat gibi zamansız çıkışlarım ya da duygusallıklarım olabiliyor. Vedat’ın çocuksu ruhu bende de yer yer kendini belli ediyor. Vedat benim oynadığım, benim kendi ruhumla yorumladığım bir karakter sonuçta, başka birisi oynasa belki kendine has başka özellikler katabilirdi. Net budur demem zor ama Vedat ile benzediğimiz anlar olabiliyor. Bu arada rahmetli babamın adı da Vedat, bu da bu projede benim için anlamlı bir tesadüf oldu.

Güven Murat: Doğaçlama yeteneğim hiç yoktur, Çağlar abim hayatımı kurtarıyor diyebilirim. (Gülüyor) İstanbullu Gelin’de de Salih Bademci hayatımı kurtarırdı.

Dizinin çekimleri sırasında sizi en çok zorlayan sahneler hangileriydi? En çok hangi sahnede eğlendiniz?

Çağlar: Güven Murat’la çalışmak çok keyifli, ilk andan itibaren çok iyi anlaştık ve hemen her sahnede çok eğleniyoruz. Ben daha çok Murat’ı güldürmek üzerine planlar yapıyorum, o gülünce ben daha çok eğleniyorum. Murat’a da çok güldüğüm anlar oluyor, eğlendiğimiz o kadar çok sahne var ki. İkinci sezonda zorlandığımız sahne sayısı daha fazla oldu. İpucu vermiş olmayayım ama bir aksiyon, patlama sahnesinde, sanırım 5. bölümde izleyecek seyircimiz bütün ekip korktuk, en zorlandığım sahne oydu diyebilirim.

Güven Murat: Aksiyon sahneleri çok zordu, korkağımdır ben. Diğer sahnelerin hepsinde eğlendim.

İkinci sezonda yeni bir mekândayız, İzmir’deyiz ve çok farklı bir Vedat çıkıyor karşımıza. Nadas dönemindeki bir Vedat’ı görüyoruz burada. Sizce bu hayat Vedat gibi bir karakter için ne kadar sürdürülebilir? Zaten çok geçmeden Evren’in dahil olmasıyla  Vedat-Evren ikilisi tekrar yeni maceralara atılıyor. İkinci sezonla ilgili neler söylersiniz? 

Çağlar: Vedat kendini yeni bir hayata hazırlamak için yeni bir coğrafyaya yerleşme kararı alıyor, İzmir dolaylarında kendince huzurlu bir mekânı, karavanı, tavukları ve çok değerli kitapları var. İlk bölümü seyrettiğimiz için daha rahat söyleyebilirim sanırım çünkü Vedat o hayata çok fazla dayanamazdı zaten. Bence Vedat’ın dokunmayı, hayatın içinde olmayı seven, aktif ve sosyal bir karakteri var. Böyle bir karakteri olması da uzun soluklu bir inzivaya çekilmesini engelliyor. Bu nadas dönemi bence de çok uzun sürmeyecektir. (Gülüyor)

Güven Murat: İkinci sezon için, Caner Hojam daha güzel delirmiş diyebilirim.

Ayak İşleri beğeniyle izlenen bir iş. GAİN’in de en sevilen dizilerinden biri. Siz diziyle ilgili nasıl tepkiler aldınız? Sizce nasıl bir boşluğu dolduruyor Ayak İşleri?

Çağlar: Ayak İşleri benim de çok sevdiğim, severek yer aldığım bir proje. Aksiyon-komedi anlamında bir eksiği kapatıyor diyebilirim, yer yer dramatik sahneler de var. Absürd komedi unsurları da taşıyor. Seyircimiz bu tip hikâyeleri de seviyor bence hem yakın çevremden hem de izleyenlerden çok olumlu tepkiler alıyoruz. Ayak İşleri, içerisinde barındırdığı birkaç türle seyircinin beklenti ve beğenisini çok güzel bir şekilde karşılıyor. 

Güven Murat: Gurur duymaya doğru gidiyor bende Ayak İşleri. Hep güzel şeyler duydum, en zor beğenen en dürüst arkadaşlarım da güzel şeyler söylediği için çok mutluyum. Zaten biz çekerken emindim güzel olacağına. Nasıl bir boşluğu dolduruyor sorusuna sanırım ben cevap veremem. İzleyen, bende şu boşluğu dolduruyor diyebilir. Ben yine “delilik” seviyorum diyebilirim.

Ayak İşleri ne ifade ediyor sizin için? Kariyerinizde nasıl bir noktada konumlanıyor? 

Güven Murat: Sanırım şu an diğer yaptığım işlere, yanında olduğum insanlara bakınca bu işin ve oyunculuğun doğrusu için çalıştığım, dayandığım, çabaladığım günlerin beni, kariyerimi doğruluğa, güzelliklere getirmiş olduğunu hissediyorum. Hatta bunu görüyorum, -nazar boncuğu dursun şurada-. Ayak İşleri de bunun meyvesi gibi.

Çağlar: İyi ki yaptım dediğim işlerden biri oldu diyebilirim. Yazarı, yönetmeni, partnerim Murat ve tüm ekiple iki sezondur çok uyumlu çalışıyoruz. Umarım devamı gelir, öyle de görünüyor. Kariyerimde böyle bir işin olması beni de çok mutlu ediyor. 

Kariyeriniz için dönüm noktası olarak hangi işi söylersiniz?

Çağlar: Kariyerimin dönüm noktası diyebileceğim birkaç proje sayabilirim ama Güldür Güldür için kariyerimin dönüm noktası diyebilirim İlk oynadığım dizi 7 Numara ise hayatımın dönüm noktasıydı.

Güven Murat: Kariyerimin dönüm noktası Suskunlar da olabilir, İstanbullu Gelin de. Bilemedim.

Sizce komedi nedir, neye hizmet eder, nasıl yapılmalıdır, belirli formülleri var mıdır? Türkiye’de komedi türündeki üretimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk izleyiciler komediyle nasıl bir ilişki kuruyor sizce? 

Çağlar: Komedi, birçok türe sahip bir disiplindir. Komedi de diğer türler gibi insanı dert eder, insanı baz alarak duygularını, dertlerini sahnede yansıtmaya çalışır. Oyuncuyla birlikte seyirci de kendi izdüşümünü sahnede görür, bu sebeple özel bir bağ kurulur. Bu tür komedi olunca da seyirci daha fazla tepki verir, reaksiyonu oyuncuya daha çabuk ulaşır. Halk kendi kültürünü, geleneklerini, üzüntülerini ve ortak sorunlarını komedi üzerinden seyrettiğinden hem bir rahatlama hem de benim yaşadığım sorunlar da bunlar diyerek oyuncuyla yakınlık kurar. Her şeye rağmen yapılan espri seyircinin daha fazla reaksiyon vermesini sağlar. Baskı altında verilen bir cevap ya da zekice bir söz, seyircinin duygularına tercüman olur. Güleriz ağlanacak halimize deyimi seyirci ve oyuncu arasında kurulan gizli bir bağ gibidir. Benim çok güldüğüm mizah yazarları var, ustalarımızdan ismini sayabileceğim birçok isim var. Aziz Nesin, Haldun Taner, Ferhan Şensoy çok değerli ustalarımızdır, yeni dönemde de çok değerli mizah yazarları yetiştiğini düşünüyorum benim de işlerini severek takip ettiğim çok değerli arkadaşlarımız var. Tiyatroda komedi oynamak daha önce de dediğim gibi seyirciyle kurulan bağdan ötürü çok daha keyifli geliyor bana. Yaptığınız esprinin karşılığını anında alabiliyorsunuz. Televizyonda komedi azaldı anlamında soruyorsanız, var olan formatlar daha kısa parodi ve skeçler halinde sunuluyor. Televizyonda uzun süreli komedi seyredemememizin sebebi uzun saatler boyunca seyirciyi sürekli güldürmek, zinde tutmanın zor olmasından kaynaklanıyor. Bu sebeple dijital platformalar komedi türü için de çok geliştirici ve daha verimli işler yapılmasına destek oldu. Komedi daha kısa süreli işlerle, daha konsantre olarak sunulduğunda kendini daha net belli eden bir tür olduğu için dijital platformlar buna güzel bir alan yarattı. Komedinin ihtiyacı olan şey zamandır, zamanlamadır, seyirciyi çok sıkmadan söyleyeceğini söylersin, derdini anlatırsın ve uzatmadan varmak istediğiniz noktaya varırsın. 

Güven Murat: Komedi çok bildiğim bir tür değil aslında. 

Güldüğümüz şeyler zaman içinde değişti mi sizce? Eskiden daha ortak şeylere mi gülüyorduk?

Değişmez mi… Tükenir, değişir. Yeni bilgi gelir, eskisi değişir. Bir insan yeni bir şey bulur, her şey değişir. Ama insanın ortaklıkları pek değişmez, aynılaşırız bir yerde ve güleriz beraber o şeylere.

Ülke gündemi komedi türüne çok uygun aslında ancak politik mizah örnekleriyle sık karşılaşmıyoruz. Bunun nedenleri nedir sizce? Ya da bunu, korku gibi tek bir nedene bağlamak ne kadar doğru?

Güven Murat: Tek değilse bile ilk neden korku. Komedi bir eleştiriyse aslında ve eleştirme hakkınız yoksa, elinizden alınıyorsa sessizlik kaçınılmaz oluyor.

Biraz kariyerinizden bahsetmek istiyorum. Tiyatro kökenli bir oyuncusunuz. Oyunculuk her zaman istediğiniz bir meslek miydi? 

Güven Murat: İlkokulda hayalime takılan bir güzellikti oyunculuk. Lise biterken rüyama girdi, uyandım, oyunculuk istiyorum dedim, futbolu ve dershaneyi bıraktım aynı hafta sanırım. Sonrası düz devam.

Çağlar: Ben 12 yaşında oyuncu olma hayali kurmaya başladım, bir öğretmenime oyuncu olmak istediğimi söylemiştim. Tüm eğitim hayatım boyunca ya okulların tiyatro kulüplerinde ya da kendi oluşturduğumuz amatör gruplarda hep tiyatro yapmaya çalıştım. Üniversitede Turizm Otel ve İşletmeciliği okudum ama bu sürede de yarı amatör yarı profesyonel olarak oyunculuk yapmaya devam ettim. Okulu nihayet bitirdiğimde de Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde Aktör Stüdyo bölümünü bitirdikten sonra 2000 yılında oyunculuğa profesyonel olarak başladım. Oyunculuk hep hayalimi kurduğum ve hayatım boyunca bunun için çalıştığım bir meslek oldu. Hem dizi hem de sinema hep hayatımda oldu. 

Kariyerinizde etkisi olan, usta diyebileceği isimler var mı?  

Güven Murat: Usta değil de öğretmenlerim var diyebilirim. Suat Özturna, Zeynep Günay Tan.

Güven Bey siz şu sıralar Sırça oyunu üzerinde çalışıyorsunuz. Oyun, 22 Mart’ta prömiyerini yapacak. Sırça ile ilgili neler söyleyebilirsiniz bize? 

Bir cümle var ağzımda günlerdir: Dünyadan güzel anılarla, doğru anılarla ayrılacağım sanırım… Öyle güzel insanlarla, öyle güzel işler içindeyim ki, tarifini henüz bulamadım duygumun. Sırça da bu şahaneliklerden biri. Çok sevdiğim bir oyunu, çok çok sevdiğim insanlarla yapmak, şu an bunun duygusu bana yetiyor ve çok güzel bir şey geliyor, söz.

Çağlar Bey siz de tiyatroyla bağınızı hiç kopartmadınız. TiyatOPS’yi kurdunuz. Şu sıralar neler yapıyorsunuz orada?

Tiyatro benim hayatımda hep var oldu, profesyonel olarak oyunculuk kariyerimin başladığı 2000 yılından bu yana birçok oyunda ve tiyatroda oynadım. En son 5 sezon şehir tiyatrolarında çalıştıktan sonra 2013 yılında ayrılarak kendi tiyatromuz olan, oyun ve performans sahnesi TiyatOPS’u kurdum. 2013 yılında Nefrin Tokyay’ın yönettiği, Salih Bademci ile birlikte Big Shoot oyununu çeşitli sahnelerde oynadık. Daha sonra 2017’de Kadıköy’de bir depo kiralayarak kendi sahnemizi oluşturduk. Bu kiraladığımız sahnede de tadilat yaklaşık bir yıl sürdü ve 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde  tiyatromuz açıldı. Açılışın ardından yine Nefrin Tokyay’ın yönettiği Yorgun Cümleler Günlüğü adlı oyunu oynamaya başladık. Tiyatromuzun ikinci yılında Übü Hep Übü adlı oyunla perde açtık fakat 8-9 oyun sonrası pandemi dolayısıyla tiyatromuz kapandı. Kısa zaman önce tiyatromuzu yeniden açtık ve faaliyetlerimize başlıyoruz, şu anda provalarına girmeye hazırlandığımız bir oyunumuz var, onu da en kısa sürede sahnelemek için elimizden geleni yapıyoruz. 

Çağlar Bey, bu dönemde bir tiyatroyu ayakta tutabilmenin ne gibi zorlukları var? Tüm bu şartlar, kültürel üretimi nasıl etkiliyor?

Tiyatroyu ayakta tutmaya çalışmak hem maddi hem de diğer işlerim devam ederken fiziki olarak benim için oldukça yorucu oluyor. Eşim Gaye ile tiyatronun yönetim ve işletmesini sürdürüyoruz, pandemi bizi biraz yavaşlatsa da tekrar toparlanıp devam etmeye çalışacağız. Her şey gibi bir tiyatro işletmek, yönetmek, yaşatmak bulunduğumuz dönemde oldukça zor. Bazen oyunculuktan ya da sanattan uzaklaşıp görünmeyen bir sürü kalemi hesaplamaya çalışan birer işletmeci gibi davranmak zorunda kalıyorum bu anlamda da aslında bir tiyatroyu ayakta tutmak sadece oyuncu olarak kalmayı zorlaştırıyor. Bu anlamda da hem yerel yönetimlerin hem de devletin tiyatroları ve sanat kurumları daha çok desteklemesi gerektiğini düşünüyorum.

Tiyatronun yanında sinema ve televizyonda da izledik sizi. Sonrasında bir dijital platform dizisinde karşımıza çıktınız. Her biri farklı, özgün dinamikleri olan mecralar. Tecrübelerinizi paylaşır mısınız bizimle? Bu mecraların farklı dinamiklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Güven Murat: Dijital bu işe, insana en uygun şartlarda görünüyor. Televizyon inanılmaz kötü bir sistemle işliyor, nasıl düzelecek bilemiyorum. İyi ki GAİN var, iyi ki böyle güzel, özgün, illa diğerlerine benzemek zorunda olmadığımız bir iş yapmamıza vesile oldukları için iyi ki var GAİN…

Çağlar: Hepsi farklı görünüyor ama özünde aynı disipline hizmet ediyorlar. Oyuncunun en büyük malzemesi samimiyeti ve duygularıdır, bu anlamda ben de senaryo okurken kendimi ne kadar doğru ifade edebileceğimi düşünüp değerlendirmeye çalışıyorum. Tiyatro tabii ki tüm mecralar içinde yeri en farklı olanı çünkü seyirciyle bire bir etkileşim kurduğunuz için aynı oyunu oynasanız da her akşam farklı bir heyecan duyabiliyorsunuz. Sinema ve dizinin de çok farklı keyifleri oluyor. Mecradan daha çok benim için önemli olan projenin ve senaryonun iyi olması, samimi bir iş ortaya çıkması.

Televizyon için yeni projeleriniz var mı?

Güven Murat : Şu an Aziz‘de oynuyorum, yetiyor bana.

Çağlar: Şu anda çeşitli mecralar için değerlendirdiğim bazı senaryolar var, zaten Ayak İşleri devam ediyor, Erşan Kuneri bildiğim kadarıyla mayıs ayında vizyona girecek. BKM ile çektiğimiz Hazine adlı bir filmimiz var o da önümüzdeki aylarda o vizyona girecek. Diğer projelerle ilgili de değerlendirme ve görüşmelerimiz devam ediyor.

Oyunculuk kariyerinize dair bundan sonraki hedefleriniz, beklentileriniz nelerdir?

Çağlar: Ben farklı şeyler oynamayı ve denemeyi, beni heyecanlandıran projelerde yer almayı seviyorum. Umarım sağlığım ve gücüm yerinde olur, bundan sonra da keyifle yapacağım birçok projede yer alırım. 

Güven Murat: Tek hedefim, insanı daha doğru anlayıp daha iyi anlatabilmek insanı. 

Yönetmenlik, senaristlik ya da yapımcılığa adım atmak gibi bir düşünceniz var mı? 

Güven Murat: Yönetmenlik hayalim var, sinema yani. O da kendi yazdıklarımı gösterebilmek için, başkasının yazdığını çekemem, başaramam. Öyle bir yönetmenlik iddiası değil benimki.

Son yıllarda izlediğiniz ve beğendiğiniz dizi ve filmler var mı?

Güven Murat: Dizi izleyemiyorum. The Crown, diyeyim çekileyim bu sorudan. Filmlere bayılırım ama izleyemiyorum, vaktim sıfır. Fakat Shiva Baby güzeldi, Dune güzeldi, ki hiç bilmem o tarzı.

Benzer İçerikler