Fantastik Diziler

     Fantastik Diziler

    Zeynep Gürer ile Mert Gürer’in fantastik diziler üzerine bu makalesi, Episode’un 26. sayısında yayımlanmıştır.

    Fantazya; gerçeküstü öğelerin kullanıldığı bir hikâye anlatma yoludur. Buna ek olarak bilimkurgu, kendi gerçekliğinde şekillenen mekân ve zaman tasarımını izleyiciye aktarır. Fantazya ve bilimkurgu türleri, hikâye anlatıcılığı ile gelecek temelli olguları, konuları veya olayları günümüze taşıyan konumundadır. Fantastik anlatıların gerçeklik ve ispat edilebilirlik zorunluluğu yoktur, senaristin yarattığı kurgusal evrenin kendi içinde bir mantıksal yapısı mevcuttur ama bilimkurgu anlatıda bilimsele yakın dayanaklar sunmak gerekmektedir. Dolayısıyla bu yazıda fantastik öğeler barındıran diziler tanımlamasını yaparken bahsettiğimiz ayrımları bir kenara bırakarak gerçeküstü anlatımın kurgulandığı dizilere genel bir bakış sunmaya çalıştık.

    Kitle iletişim aracı olarak televizyon, sinema ile başlayan kurmaca hikâye örneklerini diziler aracılığıyla yeni bir boyuta taşır. Fantastik öğeli diziler, filmsel gerçekçiliğin kısa bir süre zarfında yoğun olarak işlendiği anlatıları barındırır. Yayın planlaması içinde belirli bir zaman dilimine tabi olarak izleyiciyle buluşması, serial veya episodik bir akışı olan dizilerin tamamen fantastik temadan oluşması, izleyici sürekliliğini zorlayan bir etmen olarak da düşünülebilir. Bu nedenle televizyonda fantastik öğelerin kullanıldığı içeriklere nazaran gündelik hayata dair içinde kurmaca öğelerin ağırlıklı olduğu içeriklerle daha çok karşılaşmaktayız. Ülkemizde geçmişten bugüne yayınlanmak üzere tercih edilen yerli ve yabancı dizi içeriklerinde fantasik öğe kullanımının pek de yoğun olduğu söylenemez. 

    Yerli dizilerin dramatik anlatı yapısı içerisinde fantastik öğelerin daha çok karakter üzerine konumlandırıldığı çarpmaktadır. İşlenilen içerikler, hayatın içinden tiplemeler ve olaylar gibi gözükmekle beraber sunulan doğaüstü güçler istenilenin istenildiği zamanda yapılabilme kabiliyetine dairdir. Bu açıdan dizilerde fantasik öğelerin kullanımı izleyicide; merakını tatmin etmek, yaşamın doğası ve tinsel güce ilişkin sezgilere sahip olmayı deneyimlemek, nefret, korku ve üzüntü gibi uç duyguların etkisini görmek, sihire, büyüye ve mucizelere inanmak gibi davranışları beslemektedir.

    Sektörün gelişmesiyle fantastik dünyaya ait verilecek öğeler özel efektler, kostümler ve dekorlar ile zenginleştirilir ve bu da inandırıcılığı etkiler. Kurgulanan fantastik evren izleyiciyi kendi gerçekliğine ne kadar çekebilirse o kadar başarılı olabilir.

    Fantastik öğelerin kullanıldığı dizilerde; sihirli yeteneklere sahip olunan karakterlerin başrolde olduğu, gerçek dünyadan farklı bir boyutun aktarıldığı, doğaüstü güçlerin sergilendiği, görsel efekt kullanımının fazla olduğu, zamanı ve nesneleri kontrol edebilme gücünün gösterildiği ve temelinde kötülüğün insanlığı yok edeceği düşüncesinde yola çıkılarak tasarlanmış hikâyelerin olduğu anlatılar ile karşı karşıya kalmaktayız.

    Zaman Mekân Makinesi (1981), Kavanozdaki Adam (1987), Uzaylı Zekiye (1988), Sihirli Safiye (1993), Bücür Cadı (1999), Bulutbey (2002), Sihirli Annem (2003), En İyi Arkadaşım (2004), Görünmez Adam (2004), Selena (2006), Bez Bebek (2007), Leyla ile Mecnun (2011), Acayip Hikayeler (2012), Sana Bir Sır Vereceğim (2013), Hakan: Muhafız (2018), Yaşamayanlar (2018), Atiye (2019), Akıncı (2021) vb. Türkiye’de yayınlanan bu diziler yaşadığımız evrende ve çoğunlukla yaşadığımız zaman diliminde geçmekte ve fantastik güçlere sahip kahramanlar üzerinden hikâyeleştirilmektedir. Özellikle son zamanlarda platform dizileri arasında popüler olan Atiye ve Hakan Muhafız, sahip oldukları doğaüstü güçleri başta kabul etmeyen fakat daha sonra bununla yaşamayı öğrenen kahramanlar üzerine kurulmuştur. Bu kahramanların savaştıkları kötü karakterler de kendileri gibi fantastik özelliklere sahip kimselerdir. Bu da bizi aslında Ursula K. Le Guin’in (2018) ortaya koyduğu “bilimkurgu modern dünyanın mitolojisidir” tartışmasına götürür. Alt-Mit olarak tanımladığı bu alan, stereotip olarak aktarılabilecek imgeler, figürler ve motifler barındırır. Hepimiz tarafından paylaşılan ve kolektif olan unsurlardır. Superman ona göre bir Alt-Mit’tir dolayısıyla seyrettiğimiz bu kahramanlar da aslında fantastik dünyanın stereotipleridir. Günümüz dünyasına ait bir uzamda geçen bu dizilerde fantastik öğelerin sunumu güçlerin sergilenmesi bağlamında özel efektlerle ve çoğu zaman da kostümlerle sağlanır. Bu dizilerin çoğunda fantastik kahramanlar, ikili bir yaşam süren kişilerdir. Bir taraftan “normal” olarak gündelik yaşamları devam ederken çoğu insanın fark etmediği kötülükleri yok etmek için doğaüstü güçlerini kullanarak savaşan karakterlerdir. Dolayısıyla belirli tanıdık kalıplarla aktarım sağlanarak izleyiciyle bağ kurulur. Aslında bu bağ, içgüdüsel, imgesel ve düşsel bir ortak alana bizi sürükler. Bilindik öğeler farklı ama bir o kadar da benzer karakterler üzerinden sunularak izleyiciyi yakalar. Fakat ortak bilinç dışımızın öğelerini barındıran bu yerli fantastik kurgular reytingler baz alındığında yabancı rakipleri kadar izleyiciden reaksiyon alıyorlar mı? Ulusal kanalda yayınlanan Akıncı dizisi için en çok yapılan eleştiri kahramanın kostümü üzerine gerçekleşmiştir. Belki burada izleyicinin beğenisinin seyredilen başarılı yapımlardan sonra incelik kazanmaya başladığını söylemek doğru olacaktır. İzleyici artık kendine sunulan her içeriği sorgusuz sualsiz kabul eden pasif yapıdan uzaklaşmıştır. Sektörün gelişmesiyle  fantastik dünyaya ait verilecek öğeler özel efektler, kostümler ve dekorlar ile zenginleştirilir ve bu da inandırıcılığı etkiler. Kurgulanan fantastik evren izleyiciyi kendi gerçekliğine ne kadar çekebilirse o kadar başarılı olabilir.

    Kaynak:

    Le Guin, U. K. (2018). Kadınlar Rüyalar Ejderhalar, İstanbul, Metis Yayınları.

    Benzer İçerikler