Tenet: Nolan’ın Tersi Pistir

     Tenet: Nolan’ın Tersi Pistir

    Didem Bonomo’nun bu Tenet incelemesi Episode’un 22. sayısında yayımlanmıştır

    Tüm dünyanın merakla beklediği, sinemaların aradığı kan Tenet sonunda geldi. Pandemi sebebiyle ertelene ertelene yılan hikâyesine dönen film, bekleyenlerini de hemen ikiye bölmüş durumda. Çok seveni olduğu gibi merakla bekleyip hayal kırıklığına uğrayanı da var.

    Ülkemizde 26 Ağustos itibarıyla tüm sinemalarda vizyonda olacak filmin yazar ve yönetmenliğini Christopher Nolan, yapımcılığını yine kendisi ve eşi Emma Thomas üstlenirken izleyicisine bolca zenginlik, aksiyon ve yine kafa karışıklığı vaat ediyor. Interstellar, Inception, The Prestige, Dunkirk, Memento gibi beyin yakan filmlere imza atan Nolan abimiz Tenet ile Nolanlığını konuşturmuş ve gönlünde ne varsa bol keseden akıtmış görünüyor. Nolan’ın en pahalı filmi unvanıyla bütçesinin 205 milyon dolar olduğu söylenen filmi izlediğinizde zaten bol bol harcanmış olduğunu da göreceksiniz. İşte bu yüzden bir görsel şölen diyoruz. Çünkü uçakların en görkemlisinden pahalı yatlara, katamaranların en havalısından envai çeşit silahla Nolan bütün hayallerini gerçekleştirmiş.

    Filmin kadrosunda The Protagonist rolüyle John David Washington yer alıyor. Kendisi Denzel Washington’ın oğlu olur. Filmin açılış sahnesiyle bizi alıyor ve Protagonist yani başkahramanlığının hakkını layıkıyla veriyor. Neil rolüyle son yılların gözdesi Robert Pattinson karşımızda. Batman Trailer üstüne Tenet izleyince Pattinson’ı bu gözle inceledim ama filmde ben de varım demiş ve “gizemli” kahraman rolünü iyi kotarmış. Bir filmde güzel hatun olmazsa olmaz, Kat olarak karşımızda Elizabeth Debicki var. İddialara göre Debicki çok Amerikan göründüğü için Nolan onu hiç düşünmemiş ama Nolan’ın eşi yapımcı Emma’nın ısrarlarıyla Widows izleyip Debicki’nin İngiliz olduğunu anlaması üzerine  rolü kapmış. Filmimizin kötüsü Rus mafyası olarak Andrei Sator’u Kenneth Branagh oynuyor. Branagh, senaryoyu bulmaca gibi gördüğünü ve bu yüzden defalarca okumak zorunda kaldığını söylüyor. Nolan için filmin kötüsü çok yaratıcı olabilir ama karısına pislik yapan Rus mafyası bizim için oldukça klişe maalesef. Ve Nolan’ın ahretliği Michael Caine tabii ki var. Tenet, karakterler yerine olaylar üzerinden seyirciyi almayı hedeflemiş çünkü aksiyonun ardı arkası kesilmiyor. Filmin en büyük daveti de işte bu aksiyon. 

    Tenet

    Geçmiş-Gelecek sarmalında 3. Dünya Savaşı’nı engellemeye çalışan kahramanlarımız gibi bizim için de yeni bir keşif sunmuş Nolan

    The Prestige filminden beri Nolan ilk defa müzisyen Hans Zimmer ile çalışamadı. Programları uymadığı için ayrı düştüler maalesef. Ama Zimmer büyüklük etmiş ve meslektaşı Ludwig Göransson’u tavsiye etmiş. Göransson abimiz en son Black Panther ile Oscar kazanmıştı. Bence gayet Nolanlık iş çıkmış ortaya, hiç kötü değil. Evet, müzik oldukça yorucuydu, o bildiğimiz Nolan efektleriyle başımızı ağrıttı doğru ama bu da Nolan, gıy gıy olsa garipserim, artık kabullendik sanki. 

    Özel lens ve ekipmanlarla IMAX kamera desteğiyle çekimleri yapılan ve Nolan filmleri arasında en az görsel efekt kullanılan Tenet, gerçekten bir dev perde ziyafeti sunuyor. Büyük IMAX perdede izleme ayrıcalığınız varsa mutlaka derim. Geçmiş-Gelecek sarmalında 3. Dünya Savaşı’nı engellemeye çalışan kahramanlarımız gibi bizim için de yeni bir keşif sunmuş Nolan. Dark gibi “nasıl” değil, “ne zaman” sorusunu beynimize kazıyor adeta. Zaman algımızla oynayıp kafaları yakmaya devam etmiş.

    Tenet genel olarak aksiyonseverlere muazzam sahneler sunuyor ancak akıl bulandıran soruları da cebinize koyarak

    Christopher Nolan açık seçik bir James Bond hayranı. Ve derler ki kendisi Tenet’in çekimleri öncesi etkilenmemek için Bond ve türevi ajan-aksiyon filmi izlemekten kaçınmış. Hatta her filminden önce tüm ekibini toplayarak benzer filmleri izletme alışkanlığını da bu sefer kenara koymuş ki herkes hafızasında, ruhunda, eteğinde ne varsa hiçbir şeyden etkilenmeden ortaya döksün. Bu bilgilere sahip olup filmi izleyince bu aksiyon sevdasını gayet iyi anlıyorsunuz. Açılış sahnesi itibarıyla hız kesmeyen akışı, müzikle sizi sürekli dinamik tutan temposu, silahlar, iyiler-kötüler ve gerçekten bitmez tükenmez aksiyon. Özellikle uykunuzu alın, yemeğinizi yiyin, kahvenizi içip algılarınız açık şekilde filme girin ve hiçbir diyaloğu kaçırmayın. Yine filmden çıktığınızda ikinci kez izleme ihtiyacınız doğacak, bundan kaçış yok.

    Tenet genel olarak aksiyonseverlere muazzam sahneler sunuyor ancak akıl bulandıran soruları da cebinize koyarak. Fizik kuramlarıyla zaman bilmecesi içinde yuvarlana yuvarlana, Göransson’ın müzikleriyle dipçik gibi kalıp bol milyon dolarlı filmde uçaklar, yatlar, Allah ne verdiyse izlerken 150 dakika uçup gidecek. Duygusal akslarında beklentinizi karşılamayacak ama aksiyon ve emek için sinemaya gitmeye değecek. Evet, sinemalar oldukça temiz, hijyenik ve kurallara uygun. Beyazperdeye dönme vakti.

    İyi seyirler…

    Tenet

    TENET Gerçekleri

    • Filmin oyuncuları senaryoyu WB Stüdyolarında kilitli bir odada okudu. Hatta Michael Caine, tüm filmle ilgili bilgisi olmadan sadece kendi sahnelerini okuyabildi.
    • Pattinson’a Batman filminin ilk set gününde teklif gitmiş, bu da ilginç çünkü son üç Batman filmi Nolan’a aitti.
    • Christopher Nolan ve Robert Pattinson’un ilk toplantısı 3 saat sürmüş. Toplantı sonuna doğru Pattinson’un kan şekeri düşüp masadaki çikolatayı istemesiyle Nolan toplantıyı sonlandırmış ve yazık, çocuk çok utanarak ayıp ettiğini düşünmüş.
    • Filmin müzikleri için orkestra bir araya gelecekti ancak pandemi sebebiyle Amerika kapatılınca her müzisyenin evinde yaptığı kayıtlar bir araya gelerek müzikler oluşturuldu.
    • Filmin müziklerini icra eden Göransson, Nolan’ın nefesini kaydederek Sator karakterinde kullandı.
    • “Tenet” kelime olarak bir prensip, inanç demek. Palindrom denilen tersten okunuşu da aynı olan kelimelerden biri. Zaten filmin içinde geçen Sator (filmin kötüsü) ve Opera (Açılış sahnesi) da bu tekniğe ait parçalar.

    Benzer İçerikler