Röportaj: ‘Kızılcık Şerbeti’nin Sevilen Oyuncusu Serkan Tınmaz

 Röportaj: ‘Kızılcık Şerbeti’nin Sevilen Oyuncusu Serkan Tınmaz

Bir süredir, her sohbet mutlaka bir yerinde Kızılcık Şerbeti’ne geliyor. Plaza sohbetlerinde de durum bu, aile çay sohbetlerinde de. Benim için de çok ayrı bir yeri var dizinin. RTÜK tarafından 14 Nisan’da yayını durdurulan ve hukuki süreci devam eden dizi, şimdi en çok bu haksız kararla ilgili konuşuluyor. Umuyorum ki siz bunları okurken, bu karardan dönülmüş olur.

Dizinin her karakteri çok iyi ama onlardan biri, önyargısızlığı, olduğu gibi sevebilmesiyle apayrı bir karakter olan Umut. Sanırım Nursema’yı sevdiğimiz kadar, onu olduğu gibi seven, herkesten önce içindeki güzelliği gören Umut’u da sevdik. Umut’u canlandıran Serkan Tınmaz aslında uzun süredir tiyatro ve dizilerde rol alan çok yetenekli bir oyuncu. Biz de Serkan Tınmaz’la mesleğini, Kızılcık Şerbeti’ni ve adının da ayrı önem taşıdığı Umut karakterini konuştuk.

Serkan Tınmaz

Son yılların en çok konuşulan işlerinden Kızılcık Şerbeti’nde Umut karakterini canlandırıyorsunuz. Senaryoyu ilk okuduğunuzda ne düşündünüz?

Bu işin bir parçası olmak gerçekten mutluluk verici. Senaryoyu okuduğum ilk günle bugün çalışırken duyduğum heyecan hâlâ aynı. Bu heyecanımıza zamanla seyircimizin de dahil olması, bizimle her yerde fikirlerini, duygularını samimiyetle paylaşması güzel bir iş ortaya çıkardığımızı hissettiriyor.

14 Nisan’da dizinin yayını durduruldu ve hukuki süreç devam ediyor. Yayın durdurma sonrasında hem izleyiciden hem de sektördeki isimlerden tepki geldi. Neler söylemek istersiniz tüm bu yaşananlara dair?

Hukuki süreç devam ettiği için fazla bir şey söylemek istemiyorum. Biz sadece hikâyemizi anlatmaya çalışıyoruz. Bunlar yaşandığı için çok üzgünüm. Umarım en yakın zamanda hakkımızda doğru karar verilir.

Umut önyargısız bir karakter, bir taraftan Alev’le yakın dost, diğer taraftan Nursema’ya sevdalı. Belki de dizinin ilk bölümlerinde en sevilmeyen karakterlerinden biri olan Nursema’ya hepimizden daha önyargısız davrandı. Nursema’nın kendisine bile yaklaşmadığı şekilde üstelik. Ne kadar gerçekçi sizce bu? Umut gibi bireylerin toplumumuzda çok var olmadığını düşünüyorum açıkçası.

Bence Umut gibi insanlar var ama hayat, dizilerden daha acımasız olduğundan gözümüzden kaçabiliyor ya da önyargılarla o kişilere şans tanımıyoruz. Genelde onları güçsüz görüyoruz. Gerçeği görebilmek kolay değil. Umut, Nursema’nın gerçeğine baktı ve onu gördü. Vazgeçmemesinin ve sabrının gücü buradan geliyor.

Serkan Tınmaz

Umut’u çok seviyorum demişsiniz. Umut’u biz de çok seviyoruz. Ben önyargısızlığını seviyorum. Umut’un en sevdiğiniz yanı ne? Umut’a bir dost tavsiyesi verseniz ne olurdu?

Evet, Umut sevilmeyecek biri değil. Dediğiniz gibi, karşılaşması zor biri. Bence de en güzel tarafı önyargısız olmaya çalışması. Onun da hataları ya da eksik kaldığı tarafları var ama işte tam da bu, ona gerçeklik katıyor bence. Dizilerde alıştığımız kahraman erkek figüründen farkı bu Umut’un. Umut’a bir dost tavsiyesi vermem gerekse herhalde hiç değişmemesini söylerdim. Onun gibilere çok ihtiyacımız var.

Siz nasıl bir ortamda büyüdünüz, dizinin merkezine aldığı iki aile modeline de aşina mısınız?

Benim baba tarafım Trakyalı, anne tarafım Urfalı. Kültür olarak da farklı iki aile içinde büyüdük. O yüzden dizideki “ayrı” diye adlandırılan aile yapıları aslında benim için çok tanıdık. Ve ben bunu ayrım olarak görmeden büyüdüm. Evet, kültürler farklıydı, bakış açıları farklıydı ama hep beraberdik. Dizideki gibi ters taraflara düştükleri zamanlar da oldu tabii ki. Ama bunlar her ailede olan şeyler. Önemli olan saygı duymak.

Bu soruyu geçen ay kapak konuğumuz olan Evrim Alasya ve Sıla Türkoğlu’na da sormuştuk, size de soralım. Sizce yaşam tarzları, aileleri bu kadar farklı olan iki kişinin ilişkisi yürüyebilir mi? Siz cesaret edebilir miydiniz böyle bir ilişkiye? “Aşk her şeyi yener” düşüncesinde misiniz?

Ben yaşam tarzları birbirinden farklı çok ilişkiye şahidim, gayet mutlular. Tabii bir o kadar yürümeyeni de var. Bunun net bir formülü yok sanırım. Ama cesaret önemli bir nokta bence. Ben böyle bir cesaret gösterebilir miyim, sanırım evet. Aşk her şeyi yenebilmeli çünkü bazı şeylerin tekrarı yok.

Serkan Tınmaz

Kızılcık Şerbeti’nin sizce temel meselesi ne? Toplumda bulduğu karşılık, sosyal medyada yapılan paylaşımları düşündüğünüzde nereye oturuyor? Dizilerin etkilerinin biraz abartıldığını düşünsem de bir dönüşüme, birbirimizi anlamaya katkısı olacak mı sizce?

Bence bizim hikâyemiz farklılığın bir engel olmaması gerektiğini temel mesele ediniyor. Sokakta ya da sosyal medyada bu kadar karşılık bulmasının sebebi de bu. Evet, günün sonunda tabii ki bu bir dizi ama anlatılan şey biziz ve gerçeğimiz. Bir etki sağladığı muhakkak. En azından artık birbirimizi görmezden gelmediğimiz kesin.

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nde oyunculuk eğitimi almışsınız. Nasıldı o yıllar? Küçük bir şehirde öğrenci olmak, özellikle oyunculuk alanında imkânların nispeten daha az olduğu bir yerde kendini geliştirmek daha zor diyebilir miyiz?

Öncelikle Çanakkale’yi çok seviyorum, bunu söyleyeyim. Orada okuduğum için de kendimi çok şanslı hissediyorum. Bir öğrencinin okul yıllarında kendini tanıması, gençliğini yaşaması için çok güzel imkânlar sağlayan bir yer. Ben hiçbir dezavantajını görmedim. Aksine algımı dağıtmayıp kafamı eğitimime verebilmemi sağladı. Dizi, film, reklam hepsi için zaman vardı. O yaşlarda sadece okulumla ve öğrenciliğin tadını çıkarmakla meşguldüm. (Gülüyor)

Nursema’yı canlandıran Ceren Karakoç ile üniversiteden beri yakın arkadaşsınız sanırım. Yakın dostluğunuzun oyuna katkısı oluyordur mutlaka. Daha önce birlikte projelerde yer almış mıydınız?

Ceren benim sınıf arkadaşım. Beraber sahneye çok çıktık. Bu işten önce başka bir projede de beraberdik ama hiç sahnemiz olmamıştı. Televizyonda ya da sinemada denk gelmeyi çok istedik. Buraya kısmetmiş hem de böyle güzel yazılan karakterlerle. Ceren’le oynamak hem güven verici hem de çok keyifli. Onunla gurur duyuyorum.

Sizin de girdiğiniz ama olumlu sonuçlanmayan çok deneme çekiminiz oldu mu? Umut kırıcı oluyor mu yoksa bu da işin bir parçası olarak mı yaklaşıyorsunuz?

Çok. (Gülüyor) Bu işte ilk öğrenilmesi ve kabullenilmesi gereken şey bu. Tabii ki üzüldüğüm, vazgeçmeye karar verdiğim zamanlar oldu. Ama sabrettim çünkü kendime güveniyordum. Bu söylediğim, egolu bir yerden algılanmasın lütfen. Söylemek istediğim, bu benim mesleğim ve bunun için çok çalıştım, çok şeyden de vazgeçtim. O yüzden bizim için en güzelinin bir yerde beklediğini biliyordum.

Serkan Tınmaz Kızılcık

Umut rolü sizin için bir kırılma noktası oldu sanıyorum. Artık çok geniş kitleler tarafından tanınıyorsunuz. Yeni bir sayfa açıldı denebilir sanırım sizin için. Neler değiştirdi hayatınızda ve bundan sonrası için planlarınız neler?

Biraz öyle. Az önce de dediğim gibi, kendimi ifade edebileceğim rolün bir gün karşıma çıkacağına inandım hep. Çok şükür, inandığım gibi de oldu. Severek çalıştığım bir setteyim; ekibi, yönetmenlerimi, oyuncu arkadaşlarımı çok seviyorum. Oyuncularını çok iyi tanıyan yazarlarımız var. İnsanın çalıştığı yere kendini ait hissetmesi önemli bir şey. Bundan sonrası için de çalışmak var sadece aklımda. Hızımı kesmek istemiyorum.

Pek çok tiyatro oyununda oynadınız, tekrar sahnede rol alacak mısınız?

Mezun olduğumda hemen tiyatro yapmaya başladım. Uzun süre de devam ettim. Ama şu an ara verdim biraz çünkü kendimi boş kalan zamanlarımda tiyatro yaparken buldum. Her şeye hak ettiği zamanı ve enerjiyi vermek isterim.

Kamera arkasında olmak gibi planlarınız var mı ya da siz de yazıyor musunuz?

Kamera arkasında olmayı isterim. Daha önce birkaç oyun da yönettim. Yazıp kenara koyduğum hikâyeler var. Zamanı gelince yapmayı çok istiyorum. Zaman artık çok yönlü üretim zamanı.

Kızılcık

Serkan Tınmaz’ın hayalleri neler? En çok ne için umut besliyor?

Değişmeden yolumdan gitmeyi çok istiyorum. Hem işimde hem hayatımda. Hayallerim var herkes gibi. Şimdi bir hız yakalamışken de durmak istemiyorum. Bu ara beni en rahatlatan şey çalışmak.

Genç oyuncu adayları için ben yaptım, siz yapmayın dediğiniz hatalar var mı? Sizi profesyonel yaşamınızda en çok zorlayan ne oldu?

Beni en zorlayan şey, her türlü zorluğa rağmen bu işi yapabilmek için kendimi hazır tutabilmekti. Özellikle İstanbul gibi bir şehirde. Zaman gelecek, inancınızı yitireceksiniz, önemsiz hissettirildiğiniz zamanlar olacak. Maddi ve manevi sorunlar yaşayacaksınız. Oyuncu arkadaşlarım beni çok iyi anlamıştır. Ama sabredeceksiniz. Bu iş en çok bunu bekliyor.

Kızılcık

Bugüne kadar kadınlardan sürekli güzel ve fit olmaları beklenirdi. Artık bu erkekler için de geçerli olmaya başladı. Çoğu erkek oyuncunun fit hatta kaslı olması bekleniyor. Bu yaklaşım bazen sınırı zorlayan, tatsız bir tavra dönüşebiliyor. Ne düşünüyorsunuz bu konuda, bu nahoş baskıyı hissediyor musunuz?

Bu baskıyı hissetmeyen bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum. Üstüne uzun uzun konuşulacak bir konu. Ama kısaca şunu söyleyebilirim: İyi hikâyelerin sadece ince bellere ihtiyacı yoktur.

Siz yerli dizi izleyicisi misiniz? Açıkçası konuştuğumuz pek çok oyuncunun yerli dizileri pek izlemediğini görüyoruz. Siz neler izliyorsunuz? Son dönemde izleyip tavsiye edeceğiniz işler var mı?

İyi bir dizi, film takipçisiyim diyebilirim. Okuyup araştırmak hoşuma gidiyor. Yabancı işleri daha fazla takip ediyorum ama televizyonda sevdiğim yerli diziler var tabii ki. Kuzey Güney’i çok seviyorum. Acayip bir dünyası var. Müziklerini duyduğum an bile gözümde sahneler canlanıyor. En son The Last of Us’ı izledim. Dizi olarak Generation War, film olarak da Detachment, Sound of Noise ve Land of Mine’ı önerebilirim.

Engin İnan

1979 yılında Bolu'da doğdu. Hayatının yaklaşık 20 yılını Sakarya'da geçirdi. Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi bölümünde okudu. İletişim ve organizasyon alanlarında çalıştı. Pek çok etkinlikte ve farklı sektörlerden markaların iletişim çalışmalarında görev aldı. Episode Dergi editörlüğü ile birlikte iletişim danışmanlığı çalışmalarını yürütüyor. Kedi babası.

Related post

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir