8. Engelsiz Filmler Festivali Başladı

 8. Engelsiz Filmler Festivali Başladı

Koronavirüs pandemisi nedeniyle sekizinci yılında Türkiye’deki tüm sinemaseverleri 18 Ekim’e dek çevrimiçinde buluşturacak Engelsiz Filmler Festivali, eff.2020.muvi.com adresinde başladı.

8. Engelsiz Filmler Festivali’nin ilk gününde “Çocuklar İçin” seçkisi, “Uzun Lafın Kısası” seçkisi, Köpek Filmi ve Aether gösterimleri yapıldı.

Sinemaseverler Engelsiz Filmler Festivali ilk gününde film gösterimlerine ek olarak film ekipleri ve aktivistlerle yapılan söyleşileri de izleme imkanı buldular. Aether filminin yönetmeni Rûken Tekeş, Köpek Filmi’nin yönetmeni Cem Hakverdi ve Barınak Hep Beraber projesinin yöneticisi Burcu Çağlayan ile gerçekleştirilen söyleşilerin moderatörlüğünü festival yönetmeni Ezgi Yalınalp üstlendi.

“Filmdeki insanlar sistemin içinde ezilmiş kişiler”

Gösterimlerin ilk gününün en dikkat çeken söyleşilerinden biri Engelsiz Yarışma‘da yer alan Aether filminin yönetmeni Rûken Tekeş söyleşisiydi. Belgesel türündeki filminde baraj suları altında kalmadan evvel Hasankeyf’e yaptığı 21 günlük saygı ziyaretini anlatan Rûken Tekeş, kendisinin de o bölgenin bir insanı olduğunu ve Diyarbakır’da doğduğunu söyledi. Hasankeyf’teki değişimi incelemek adına bölgeyi sık sık ziyaret ettiğini söyleyen Tekeş, ilk kısa filmini de kendisi için çok özel olan Hasankeyf’te çektiğini belirtti. İkinci film projesine başlamadan önce Hasankeyf’in ve bölgenin sular altında kalacağı anonsunu duyduğunu söyleyen Tekeş, haberi duyduğunda ise “Ben Hasankeyf’i çekmek istiyorum” dediğini ve Aether’in bu şekilde ortaya çıktığını vurguladı. İnsanın dünyada var olan döngünün yok edicisi olduğunu belirten Tekeş, filmde ise insanları çok az kullandığını, o insanların sistemin içinde ezilmiş kişiler olduğunu vurguladı.

“Kendi normallerimizi yaşarken hayvanlara çok fazla yaşam alanı bırakmıyoruz”

Festival’de gerçekleşen diğer iki söyleşi Köpek Filmi’nin yönetmeni Cem Hakverdi ve Barınak Hep Beraber proje yöneticisi Burcu Çağlayan ile yapılan söyleşilerdi. “Kendi normallerimizi yaşarken kendi menfaatlerimiz ve isteklerimiz ön planda olduğu için maalesef hayvanlara çok fazla yaşam alanı bırakamıyoruz” diyen Cem Hakverdi, kendisine en çok “İnsan her şeyi ben yaparım halini nasıl kendinde hak görebiliyor?” sorusunu sorduğunu belirtti. Filmdeki bir sahneden yola çıkarak konuşmasına devam eden Hakverdi, köpeklerin üzücü bir şekilde alınıp satıldığını söyleyerek onlar üzerinden elde edilen kazancı göstermek istediği için filmini çektiğini ifade etti.

Cem Hakverdi ile yapılan söyleşinin tamamına 14 Ekim saat 20.00’a kadar buradan ulaşılabilir.

“Barınaklar aslında geçici rehabilitasyon merkezleridir”

Filmle bağlantılı olarak gerçekleştirilen bir başka söyleşi ise Barınak Hep Beraber proje yöneticisi Burcu Çağlayan’la yapıldı. Söyleşide projeyle ilgili kısaca bilgi veren Çağlayan kendisinin uzun süredir barınaklarda hayvanları beslediğini söyledi. Çağlayan, barınaklarda gördüklerinden sonra bizlerin geçrek sandığıyla barınaklardaki gerçeğin hiç de aynı olmadığını öğrendiğini belirtti. Ardından projeyi nasıl hayata geçirdiklerini anlatan Çağlayan, Türkiye’de tam olarak sayıları ve adresleri bilinmeyen 250’ye yakın barınak olduğunu belirtti. “Barınaklar aslında geçici rehabilitasyon merkezi” diyen Çağlayan, barınaklara gelen hayvanların orada tedavi olduktan sonra alındığını yere bırakılması gerektiğinin altını çizdi.

Burcu Çağlayan ile yapılan söyleşinin tamamına 14 Ekim saat 20.00’a kadar buradan ulaşılabilir.

Festival’in ilk günündeki diğer söyleşiler ise Aries filminin yönetmeni Dila BulutAyrık Otu filminin yönetmeni Doğuş MinsinCadı Üçlemesi 13+ filminin yönetmeni Ceylan Özgün ÖzçelikHello Afrika filminin yönetmeni Hasan Serin ve Kendini Yalnızca Kendinde Yok Et filminin yönetmeni Nihan Belgin ile yapılan söyleşilerdi.

“Filmimin konusu insanın kendi kişiliğini özgürce ifade edememesine dayalı”

Aries filminin yönetmeni ile yapılan söyleşide Dila Bulut, kısa filmini ilk başlarda New York’ta çekmek istediği için İngilizce yazdığını ve filmin okuldaki tez projesi olduğundan bahsetti. Filmin konusunun evrensel olduğuna vurgu yapan Bulut, filmin insanın kendi kişiliğine, kimliğine ve kendini özgürce ifade edememesine dayalı bir konusu olduğunu belirtti.

Dila Bulut ile yapılan söyleşinin tamamına 14 Ekim saat 20.00’a kadar buradan ulaşılabilir.

“Aytuğ karakteri birkaç parçanın bir araya getirilmiş hali”

Ayrık Otu filminin yönetmeniyle yapılan söyleşide Doğuş Minsin, filmin ortaya çıkışını Aytuğ karakteri üzerinden anlattı. “Aytuğ karakteri birkaç parçanın bir araya getirilmiş hali gibi düşünebiliriz” diyen Minsin, bir yanda kendi yaşadığı aile içi travmaların diğer yanda da gözlemlediği ve duyarsız kalmak istemediği olayları filminde işlediğinden bahsetti. Minsin söyleşide ayrıca filmin başrol karakteri Aytuğ’un da karakteristik özellikleri hakkında bilgi Verdi.

Doğuş Minsin ile yapılan söyleşinin tamamına 14 Ekim saat 20.00’a kadar buradan ulaşılabilir.

“Cadı Üçlemesi serisinin çıkış noktası kendi ailemdeki kadınlar”

Cadı Üçlemesi 13+ filminin yönetmeni ile yapılan söyleşide Ceylan Özgün Özçelik, ilk olarak Cadı Üçlemesi serisinin hikayesinin kendi ailesindeki kadınlarından ilham alarak ortaya çıktığından bahsetti. Özçelik, filmi için daha fazla ilham almak adına okumalar yaptığını ve buna da ilk olarak Canına Tak Eden Kadınlar ile başladığını belirtti. Süreç boyunca bununla yetinmeyip şiddetle ilgili başka okumalar yapmasının kendisi üzerinden etkiler gösterdiğinden bahseden Özçelik, sık sık gördüğü kabuslardan birinin de 13+’daki gibi tanımsız bir mekan olduğunu söyleyerek filminin ilham kaynağının da bu şekilde oluştuğunu ifade etti. Filmlerinde seslerin baskın olmasına dair de açıklamalar yapan Özçelik, seslerin hayatımızdan hiç çıkmadığını vurgulayarak filmini bunun üzerine tasarladığını açıkladı.

Ceylan Özgün Özçelik ile yapılan söyleşinin tamamına 14 Ekim saat 20.00’a kadar buradan ulaşılabilir.

“Kız çocuklarının hayata bakışı daha sorgulayıcı”

Hello Afrika filminin yönetmeni ile yapılan söyleşide Hasan Serin, filminin başrollerinde kız çocukları oynatmasının nedeni olarak kız çocuklarının hayata bakışlarının daha sorgulayıcı olduğunu söyledi. Filmin hikayesinin kendi yaşadığı bir anıdan yola çıkarak oluştuğunu belirten Serin, çocukların hikayesini masal gibi anlatmak istediği için bu filmi çektiğini ifade etti.

Hasan Serin ile yapılan söyleşinin tamamına 14 Ekim saat 20.00’a kadar buradan ulaşılabilir.

“Filmi kendime sorduğum sorular üzerinden oluşturdum”

Kendini Yalnızca Kendinde Yok Et filminin yönetmeni ile yapılan söyleşide Nihan Belgin, daha önce hiç yaşanmayan bir süreçten geçildiğini söyleyerek karantina döneminde farklı duygular hissettiğini belirtti. Pandemi günlerinde kendisine sorduğu sorular üzerinden filmini oluşturduğunu ve kendini sorgulamak için de filmini çektiğini söyledi.

Nihan Belgin ile yapılan söyleşinin tamamına 4 Ekim saat 20.00’a kadar buradan ulaşılabilir.

Festivaldeki tüm gösterim ve söyleşiler bu yıl da ücretsiz

Engelsiz Filmler Festivali, programında yer verdiği tüm filmleri her yıl olduğu gibi göremeyenler için sesli betimleme, duyamayanlar için ayrıntılı altyazı seçenekleriyle erişilebilir ve ücretsiz olarak izleyiciye sunuyor. Festivalin çevrimiçi film gösterimleri eff2020.muvi.com adresinden gerçekleştiriliyor. Filmler, Festivalin web sitesinden açıklanan gün ve saatlerde bu platform üzerinden ücretsiz izlenebiliyor. Engelsiz Filmler Festivali’nde film gösterimlerinin yanı sıra film ekipleri ve aktivistlerle gerçekleşecek söyleşiler de yine aynı adresten erişilebilir olarak takip edilebilmekte. Filmlerle ilgili ayrıntılara, gösterim ve söyleşi takvimlerine Festival’in web sitesi olan engelsizfestival.com adresinden ulaşılabilir.

Engelsiz Filmler Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye www.engelsizfestival.com adresinden ulaşabilir; Festival’in Facebook, Instagram, Twitter hesaplarından duyuruları takip edebilirsiniz.

Benzer İçerikler