İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” gösterisindeki ifadeleri nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
3 Temmuz 2026’da adliyeye çıkarılan Göktaş, savcılık sorgusunda stand-up gösterisindeki sahneleri tek tek açıklayarak tüm bu ifadelerin tamamen “mizahi birer eleştiri, ironi ve toplumu kendi ön yargılarıyla yüzleştirme amacı taşıdığını” vurguladı ve suçlama kastının bulunmadığını belirtti.
İşte Deniz Göktaş’ın ifadesi:
“4. Kitap Favorim” Esprisinin Arkasındaki Teolojik İroni
“…ya da ağzım merhaba diyor, sıfatım ilk üç kitap iyiydi, dördüncüsünün çevirisi zayıf diyor ” şeklindeki söylemle ne kastettiği kitaplardan ve çeviriden kastının ne olduğu hususu soruldu.
DENİZ GÖKTAŞ: “Bu söylemlerde, saçımın uzun olduğu dönemde insanların bana yönelik olumsuz önyargılı bakış açılarından bahsediyordum. Uzun saçlı halime bakan kişilerin ben bu tarz şeyler söylemesem de söylediğimi varsaydıklarını, zaten şakanın içeriğinde belirtmiştim. Bu şakada çeviriden kasıt mealdir. Kitaptan kastedilen kutsal kitaplardır. 4. kitap olarak kastedilen ise Kuran-ı Kerim’dir. Benim bu şakada herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Çeviriden kastım Kuran-ı Kerim’in mealine yönelik tartışmalar ile ilgilidir.”
”…hatta dördüncü kitap favorim, birçoğumuz gibi. İmamoğlu okudu ise o da sevmiştir diye tahmin ediyorum. Dört kitap arasında açık ara en iyisi o bence. Bir kere çok iddialı bir çıkış 600’lü yıllarda bu son kitap demek, daha yeni yeni kitaplar çıkıyor zaten ya, ben 1200 yılında bir tane daha çıkar diye düşünürdüm. Yazar içinde çok zor, aklına yeni bir fikir gelse son kitap dedik, ya domuz da yemeyiversinler,” şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
DENİZ GÖKTAŞ: “İnsanlar beni gördüklerinde dinden uzak bir insan olduğumu düşünüyorlar ancak ben tarafima okuduğunuz şekilde 4. kitabı sevdiğimi beyan ettim. Bu söylemde 4. kitabın son kitap olduğuna yönelik teolojik espiri amacım vardır, herhangi bir aşağılama kastım yoktur, ben benzer şakayı kelimesi kelimesine aynı şekilde 3 yıdır ülkenin farklı bölgelerinde stand-up gösterilerinde yapıyorum. Yaklaşık 100.000 kişiye bu şakayı yapmışımdır ancak bu şakadan incinen herhangi birisini görmedim. Benim dini değerleri aşağılamak gibi bir kastım veya amacım bulunmamaktadır.”
“FETÖ Projesi” Yorumuna Yapılan Prodüksiyon İronisi
“…bir iki tane olumsuz yorum geldi, onlar da övgü gibi. ‘FETÖ projesi,’ demiş birisi. Bu benim için övgü gibi bir şey,” şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
DENİZ GÖKTAŞ: “Ben bu söylemi zaten gösteride de açıklıyorum, daha önce yayınlanan ilk gösterimin prodüksiyonunun iyi olması için çok çalışmıştım. Bu sebeple prodüksiyonun iyi olması nedeniyle bu gösterinin prodüksiyonun büyük olmasından ötürü FETÖ projesi olarak söylemde bulunulmasına yönelik bir şakadır.”
Haşema ve “Dalgıçlar” Şakası: Seyirciyi Ön Yargısıyla Yüzleştirme
“…bütün yılın stresini denize akıtacağım, tam böyle düşünürken denizin içinden bir kaç tane insan çıktı. Saçları görünmüyor, bütün vücutlarını kaplayan siyah bir kıyafet, ben kimin hangi kıyafetle denize gireceğine karışacak değilim ama bu görüntüye de yıllardır alışamadım. Siktiğimin dalgıçları, gerçekten gerçekten nefret ediyorum. Boşa alkışlamayın sizi de tanımış olduk, testi geçemediniz, Harbiye isminin hakkını verdik. Deniz Baykal ölmedi, bilinç altınızda yaşıyor. Burayı anlatmayı çok seviyorum, çünkü anlatmaya başladığımda seyircinin çoğunluğu tatlı insanlar, aşırı geriliyorlar. ‘Hayır hayır hayır hayır hayır hayır Deniz sen böyle biri değilsin, hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır.’
Ama bir kaç kişinin de gözü parlamaya başlıyor: ‘Evet ya, 20 yıldır niye kimse bundan bahsetmiyor. Konuş be çocuk, su tutmuyor mu? su tutmuyor mu bu?’ Bu şaka değil, bu arada gerçekten dalgıçlardan nefret ediyorum” şeklinde söylem ile ne kastettiği, eğer gerçekten dalgıçlardan bahsetmiş ise 20 yıldır kimse bundan bahsetmiyor şeklinde söylemler ile ilgili olarak ve söylemler ile dalgıçlar mı kastettigi hususu soruldu…
DENİZ GÖKTAŞ: “Burada ben haşema ile denize giren insanlara karşı gösterilen ön yargıya yönelik eleştiride bulunuyorum, hatta söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum, söylemde ‘siktiğimin dalgıçları’ diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum, söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor ancak ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum, zaten söylemin devamında da ‘Harbiye testi geçemediniz’ diyerek kastımın seyircinin ön yargısını sergilemek olduğunu belli ettiğimi düşünüyorum.”
Kurban İbadetine Dair Çocukluk Gözlemi
“…kurban ben de hiç oturmamıştı, inanmadım köye gidene kadar. Sonra bir gittim, gerçekten danayı bağlamışlar, dedemin elinde bıçaklar var, bileğliyor. Dedemi ikna etmeye çalıştım, ‘Dede senin böyle huyların yok, biz seni seviyoruz, biliyoruz, istersen kafa kesersin, gerek yok,’ Hatırlıyorum ya dedem bir danayı kesiyordu ve dana bakıyormuş gibi hissediyordum.
‘Hadi Deniz kurtar beni, anlat onlara tanrının olmayabileceğini söyle, varsa bile bütün bunlara hiç gerek olmadığını söyle,'” şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
DENİZ GÖKTAŞ: “Seküler büyütülen bir çocuğun kurbanda karşılaştığı zaman yaşadığına ilişkin bir espridir, bu söylemde herhangi bir aşağılama kastı bulunmamaktadır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Benim dini değerleri, toplumun bir kesimini aşağılamak veya Cumhurbaşkanına hakaret etmek gibi bir kastım yoktur. Gösteride de öyle anlaşılabilecek veya bu anlama gelebilecek bir söylem olduğunu düşünmüyorum. İfademe ekleyeceğim başkaca bir husus yoktur.”
Siyasi Hiciv: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve “Terapist” Bölümü
“Biraz tatsız bir şey söyleyeceğim, ben Recep Tayyip Erdoğan’ı hiç sevmedim, hayatımda bir dakikam bile yok, ‘Hani görüşlerine katılmıyorum ama karizmatik bir lider. Boyu da uzunmuş, işte bıyıkları nasıl hep anıı seviyede kesiyor?’ falan hiçbirini söylemedim ama tatsız kısım şimdi gelecek. Ama iyisi ile kötüsü ile beraber bir yolcuğumuz var, ben 1994 de doğdum, o 1994’de İstanbul Belediye Başkanı oldu ve hayatının bütün önemli aşamalarına, kariyerindeki bütün ilerlemelere tanık olduk.
Komşum gibi, sevmediğim huysuz bir komşu ama yine de merak edersin komşunun hayatını, bugün ne yaptı, çöpünde ne var falan. Recep Tayyip Erdoğan’ın utangaç bir diktatörden kendi kimliği ile barışık bir diktatöre geçişi,” şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
DENİZ GÖKTAŞ: “Diktatör kelimesi siyasal bir tespittir, kamoyunda da sıkça tartışılan bir konudur, benim herhangi bir hakaret veya aşağılama kastım bu söylemde bulunmaktadır.”
“Bizim başımıza gelenleri düşünmezseniz bir birey için çok önemli bir ilerleme. İşte o internette kişisel gelişim videolarını sadece iyi niyetli insanlar izlemiyor, bu adamlar da izliyor. Belli ki bir gün, çok iyi bir video denk geldi ve dedi ki ‘Evet ya 30 yıldır niye kendini kısıtlıyorsun, toplum baskısı, milletin yazdığı metinler, anayasa falan, kendin ol ya, kendin ol, kır kabuklarını Tayyip ya,” şeklindeki söylem ile ne kastettiği hususu soruldu…
DENİZ GÖKTAŞ: “Cumhurbaşkanının hepimiz gibi kişisel gelişim videoları izlediğine ilişkin olarak yapılmış mizahi bir espridir. Bu söylemde herhangi bir aşağılama veya hakaret olduğunu düşünmüyorum.”
“…terapiye gidiyor olabilir. Kesin gidiyordur. Parası var, imkanı var. Ben de psikoloji mezunuyum, insan ister istemez hayal ediyor. Keşke Recep Tayyip Erdoğan’ın terapisti olabilsem diye işte. Ödemesi çok iyidir. Yıllar süreceği belli, yan hakları vardır falan, tam benlik meslek, ama bana yar etmezler o işi. Kesin akrabalardan birini tutmuşlardır, para içeride kalsın diye, Albayrak, Bayraktar, Albayraktar yeni sürüm çıktıysa.
Çok iyi bir terapi süreci geçirmediği kesin ama bunu biz bile görebiliyoruz, adamın içten güldüğü bir tane görüntü var o da mezarlıkta, işlerin çok iyi gitmediği belli,” şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu…
DENİZ GÖKTAŞ: “Psikoloji mezunu olduğum için ve Cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır, bir aşağılama veya hakaret kastı bulunmamaktadır, dedi.”
