Ali Yoğurtçuoğlu ‘Baş Başa’yı Anlatıyor

Yasemin Şefik
Yasemin Şefik
TarafındanYasemin Şefik
Uzun yıllardır "Yasemin Şefik'le HİTNOZ" radyo programını yapıyor. Best FM'de hafta içi her gün dinleyici karşısında anlatıyor. Radyoculuğunun yanı sıra; skeç yazarlığı, Show Tv "Dördüncü Aranıyor”,...
11 dakikalık okuma

Episode Dergi Temmuz sayısında Yasemin Şefik, kapağımıza konuk olan TOD Studios imzalı Baş Başa‘nın oyuncularından Ali Yoğurtçuoğlu ile konuştu.

Bisiklet tutkusu sayesinde Rüzgar karakterine hiç yabancılık çekmeyen Ali Yoğurtcuoğlu, Baş Başa ile oyunculuğun hem duygusal hem de teknik açıdan en farklı deneyimlerinden birini yaşadı. Dijital platformların oyuncuya sağladığı özgürlükten sosyal medyanın sektör üzerindeki etkisine kadar samimi değerlendirmelerini bizimle paylaştı.

Baş Başa’yı ilk okuduğunuzda sizi Rüzgar’ın hangi yönü etkiledi? Karakterin bisiklet tamircisi olması, ona hazırlanırken size avantaj sağladı mı, kendinizden izler buldunuz mu?

Hikâyeyi okuduğumda, Bora Abi de bana diziden bahsettiğinde karakterin bisikletçi olması ve yurtdışında bisiklet tamiriyle uğraşması beni hemen yakaladı. Tamirat konusunda uzman olmasam da İstanbul’da ulaşımımı büyük ölçüde bisikletle sağlayan biriyim. Bir noktada ben de bisikletçiyim diyebilirim. Günlük 50-60 kilometre yol yaptığım da oluyor; mahalle değiştirirken bile bisiklet kullanıyorum. Dolayısıyla bu zaten hâkim olduğum, içinde rahat hissettiğim bir dünyaydı.

Evet, Baş Başa’da beni bisiklete binerken görmüyorsunuz ama karakterin bu yönü benim için çok keyifliydi. Bana tanıdık gelen, bende karşılığı olan bir karakteri oynamak ayrıca hoşuma gitti. Bu yüzden hem ortak yönlerimiz hem de karakterin dünyasına girmek açısından beni çok zorlayan bir süreç olmadı. Zaten içinde olduğum bir alan olduğundan ayrıca bir çaba sarf etmem gerekmedi.

Öte yandan uzun soluklu bir ilişkiyi yürütmeye çalışan bir adamı canlandırmak karaktere bambaşka bir psikoloji ve yeni bir katman ekliyordu. Asıl üzerine kafa yorduğumuz kısım da buydu. Provalarda Selin’le birlikte bu ilişki dinamiğini anlamaya ve ortak bir dil kurmaya çalıştık. En çok araştırıp geliştirdiğimiz tarafın bu olduğunu söyleyebilirim.

Baş Başa’da Selin Şekerci ile güçlü bir ilişki dinamiği izliyoruz. Partnerinizle bu duyguyu yakalamak için prova süreciniz nasıl geçti?

Selin’le bu duyguyu yakalamamız benim için daha setin ilk gününde başladı. İlk gün kuliste, odada birlikte prova yapıyorduk. Selin’in o ana ne kadar ait olduğunu görmek ve gerçekten partnerini dinleyen bir oyuncuyla çalışmak beni çok rahatlattı. Bu her za man karşılaşılan bir şey değil. Aramızda daha en baştan kurulan o ilişki, karakterlerin dinamiğini oluşturma konusunda bana büyük bir güven verdi.

Henüz işi izlemedim ama bunun ekrana da olumlu bir şekilde yansıyabileceğini düşünüyorum. Selin’le sete çıkmadan önce yaptığımız provalar, odada çalıştığımız anlar ve hatta set dışında birlikte çalıştığımız günler, karakterin şekillenmesine en çok katkı sağlayan süreç oldu. Beni en çok rahatlatan ve karakteri kurmama yardımcı olan şey de buydu diyebilirim.

Uzak mesafe ilişkileri bugün birçok insanın gerçeği. Sizce böyle bir ilişkiyi ayakta tutan en önemli şey nedir?

Bence bir ilişkiyi ayakta tutan en önemli şey, güven. Elbette sabır da çok önemli ama temelde güvenin belirleyici olduğunu düşünüyorum. Bir de iki tarafın da özlem duygusuna karşı sabırlı olması, birbirini anlayabilmesi ve empati kurabilmesi gerekiyor. Bana göre bir ilişkiyi sürdürebilmenin en önemli iki unsuru güven ve empati.

Baş Başa, iletişimin büyük bölümünün ekranlar üzerinden kurulduğu bir dünyayı anlatıyor. Sizce insanlar artık konuşuyor mu yoksa sadece mesajlaşıyor mu?

İletişim biçimlerinin biraz jenerasyonlara göre ayrıştığını düşünüyorum. Belki de 2000 öncesi kuşaklar; 90’lar, 80’ler ve 70’lerde büyüyenler hâlâ konuşmayı daha çok tercih ediyor. Görüntülü konuşmanın da eskisine göre çok daha yaygınlaştığını düşünüyorum. Ama bir yandan da tamamen mesajlaşarak iletişim kuran bir dünya var. Ben kendi adıma uzun uzun mesaj yazmayı çok seven biri değilim; mümkünse konuşmayı tercih ederim. Bu yüzden sesli mesaj benim için oldukça pratik bir çözüm. Öte yandan klavyeyi çok hızlı kullanan, yazışarak iletişim kurmayı daha çok seven genç bir nesil var. O yüzden bugün iletişim alışkanlıklarının ikiye ayrıldığını düşünüyorum.

TOD gibi dijital bir platform için iş üretmek oyuncu olarak size nasıl bir özgürlük sağlıyor? Platform projelerini televizyon işlerinden ayıran en önemli fark sizce ne?

TOD gibi bir dijital platformda çalışmanın genel olarak televizyon işlerinden ayrılan en önemli yanı, hikâyenin başını ve sonunu en baştan biliyor olmanız. Bu, oyuncu açısından gerçekten çok rahatlatıcı. Televizyonda ise ilk bölüm yayınlandıktan sonra sürekli “Reyting nasıl geldi, tuttu mu, düşüyor mu?” gibi bir gündem oluyor. Size bir dünya anlatılıyor ama o dünya üçüncü bölümde de bitebilir, ikinci ya da dördüncü bölümde hikâyeye büyük müdahaleler de gelebilir. Televizyonun dinamikleri bu anlamda çok farklı.

Dijital tarafta ise kaç bölüm çekilecekse hikâyenin tamamını en baştan biliyorsunuz. Bu da oyuncu olarak kendinizi çok daha güvende ve rahat hissetmenizi sağlıyor. Çünkü karakterinizin yolculuğunu baştan sona zihninizde kurabiliyor, yönetmenle de aynı noktada buluştuğunuz sürece bunu tutarlı bir şekilde işleme fırsatı yakalıyorsunuz. Dijital platformların bana göre en büyük avantajlarından biri de bu. Televizyonun dinamikleri ise hâlâ çok daha farklı işliyor.

Baş Başanın çekim sürecinde sizi en çok şaşırtan ya da keyif aldığınız an neydi?

Bu süreçte beni en çok şaşırtan, aynı zamanda en çok keyif veren şey işin teknik tarafı oldu. Aynı stüdyoda, aynı platoda oyuncu partnerimle birlikte olmamıza rağmen aslında karşılıklı oynamıyorduk. O başka bir dekorun önündeydi, ben başka bir dekorun önünde ve ikimiz de kameraya bakarak performans sergiliyorduk. Açıkçası bunun altından nasıl kalkacağımızı başta çok merak ediyordum.

Sonrasında kameraların yanına yerleştirilen monitörler sayesinde zaman zaman partnerimi görebiliyordum. Tabii sette yaptığımız provalar da birbirimizin vücut dilini tanımamızı ve ona göre refleks geliştirmemizi sağladı. Bu sayede teknik olarak farklı bir çalışma düzenine uyum sağladık. O açıdan bakınca, bu işin teknik tarafı benim için gerçekten önemli ve öğretici bir deneyim oldu.

Yönetmen Bora Tekay ile çalışmak size oyuncu olarak nasıl bir alan açtı?

Baş Başa’da Bora Abi’yle çalışmak bana gerçekten çok büyük bir alan açtı. Çünkü ne kadar stresli bir işin içinde olursa olsun, bunu oyuncuya yansıtmayan, size güven veren ve oyuncu olarak getirdiğiniz önerilere son derece açık bir yönetmen. Bence bu büyük bir şans. Açıkçası bugüne kadar böyle bir yönetmenle çalışma fırsatı bulmadım.

Bana hissettirdiği o güven duygusu ve önerilerime açık olması, performansımı da doğrudan etkiledi. Kendimi çok daha özgür hissettim. Sanki önüme bir kutu oyuncak dökülmüş de ben onlarla neler yapabileceğimi keşfediyormuşum gibi, oyun oynamanın keyfini yaşadığım bir çalışma süreci oldu. Bu yüzden benim için hem çok eğlenceli hem de yaratıcı açıdan oldukça besleyici bir deneyimdi.

Tiyatro kökenli bir oyuncusunuz. Kamera karşısına geçtiğinizde sahnenin size kazandırdığı en büyük avantaj ne oluyor?

Tiyatro kökenli olmak eğer aktif olarak sahnede değilseniz ya da devam eden bir oyununuz yoksa tek başına avantaj sağlamıyor diyebilirim. Ben Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nden mezun oldum. Kuramsal yönü oldukça güçlü bir eğitim aldığım için metin okuma ve çözümleme konusunda ciddi bir akademik altyapıyla yetiştim. Bunun bana en büyük katkısı da okuduğum metni doğru analiz edebilmekğ ve karaktere dair oyuncunun ihtiyaç duyacağı ipuçlarını çıkarabilmek oldu.

Bunun dışında düzenli olarak sahneye çıkıyorsanız, o zaman tiyatronun çok önemli bir katkısı oluyor. Oyuncu olarak sürekli aktif kaldığınız için, tabiri caizse motorunuz sıcak oluyor. Sizden istenen performansa daha hızlı tepki verebiliyor, duygulara daha kolay ulaşabiliyorsunuz. Oyun sırasında geçişleri de çok daha rahat yapabiliyorsunuz. Ben bunu, virajlara daha sağlam basarak girmek gibi görüyorum. Sahne pratiği oyuncuyu bu anlamda sürekli canlı tutuyor.

Kariyeriniz boyunca birbirinden farklı karakterler oynadınız. Bir role hazırlanırken önce karakterin hikâyesine mi, psikolojisine mi yoksa beden diline mi odaklanıyorsunuz?

Bir role hazırlanırken öncelikle metne ve senaryoya odaklanıyorum. Metnin bana ne söylemeye çalıştığını anlamaya çalışıyorum. Parantez içlerinde, cümle aralarında, hatta noktasında ve virgülünde bile karakterin psikolojisine dair nasıl ipuçları bulabileceğime bakıyorum. Önce o dünyayı anlamaya çalışıyorum; ardından gerekiyorsa buna uygun bir beden dili inşa ediyorum. Karakterin hikâyesiyle psikolojisi benim için iç içe ilerleyen iki unsur. Hazırlık sürecinde en çok odaklandığım şey de bunlar oluyor.

Dijital çağda oyuncular sadece rolleriyle değil, sosyal medya hesaplarıyla da değerlendiriliyor. Siz bu konuda nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Açıkçası dijital çağda sosyal medya ile kariyerim arasında kusursuz bir denge kurabildiğimi söyleyemem. Sosyal medyayı çok aktif kullanan biri değilim ve bunun zaman zaman bir handikap olabileceğini de düşünüyorum. Ama önceliğim her zaman işimi nasıl yaptığıma odaklanmak oluyor.

Sosyal medya hesaplarımı elbette yaptığım işleri paylaşmak için kullanıyorum. Bir anlamda oranın, beni takip edenler ve profesyonel olarak beni tanımak isteyenler için bir CV işlevi görmesini istiyorum. Nasıl bir üretim sürecinin içinde olduğuma ve neler yaptığıma dair bir fikir vermeye çalışıyorum. Ama sırf daha görünür olmak adına sosyal medyada ekstra bir çaba göstermiyorum.

Benim kurduğum denge daha çok bu yönde. Ve evet, bugün ciddi bir ilişki var sosyal medyadaki görünürlük ve kariyerinizin nasıl ilerlediğiyle alakalı. Yapımcılar sanırım çok takipçili bir oyuncuyu o kadar görünür olmayan bir oyuncuya göre daha çok tercih ediyorlar. Çünkü o bir reklam kaynağı. Yani aktif işinin oradan paylaşılması, eğer milyonlarca takipçiniz varsa bugün televizyona verilen reklamdan bile daha etkili olabilir. Bu bir gerçek en azından. O yüzden bir oyuncunun kariyeri ya da enstrüman olarak işe ne katabileceğinden çok, sanırım bu biraz daha fazla dikkate alınıyor maalesef.

Bugüne kadar oynadığınız karakterler arasında size en çok şey öğreten hangisiydi? Neden?

Bugüne kadar beni en çok zorlayan rollerden biri, Tatbikat Sahnesi’nde Erdal Beşikçioğlu’nun yönettiği Jean-Paul Sartre’ın Mezarsız Ölüler oyunundaki karakterdi. Oyun, fiziksel işkenceye maruz kalan direnişçilerin hikâyesini anlatıyordu. Bu yüzden hem acı duygusunu hem de bedenin bu süreçte nasıl tepki verdiğini doğru yansıtabilmek için ciddi bir araştırma yapmam gerekti. Hazırlık süreci hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zorluydu. Karakterin dünyasına girmek ve bunu sahnede bedenimle ifade etmek gerçekten emek isteyen bir süreçti. Ama bütün bu zorluğa rağmen sahnede onu oynamanın verdiği tatmin çok büyüktü. Özellikle beden üzerine yaptığım çalışmanın karşılığını almak benim için çok değerliydi. Şu an aklıma gelen en zorlayıcı ve aynı zamanda en tatmin edici rol bu diyebilirim.

baş başa
Etiketler:
Bu içeriği paylaş
TarafındanYasemin Şefik
Takip et:
Uzun yıllardır "Yasemin Şefik'le HİTNOZ" radyo programını yapıyor. Best FM'de hafta içi her gün dinleyici karşısında anlatıyor. Radyoculuğunun yanı sıra; skeç yazarlığı, Show Tv "Dördüncü Aranıyor”, TRT Haber "Haber Sizsiniz" gibi televizyon programlarının sunuculuğunu yaptı. "Anladım Bozukluğu", "Dünlük" ve "Hiç Kurusu”, “Öyle Vakti” isimli kitapları yayınlandı. “Beni Bilirsin! Arkandan Konuşmam” isimli stand-up şovuyla BKM’de tek kişilik gösterisiyle 2016 yılında stand-up-up showlarına başladı. Yeni gösterisi ise “Ne Münasebet” ile sahnede.

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Üyelik Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası metinlerini okudum ve onaylıyorum.

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

‘Daha 17’: Karakter Anlatısına Hizmet Eden Makyaj Dili

Episode Dergi Haziran sayısında Yasin Şefik, Daha 17'nin makyaj analizini yapıyor. Televizyon dünyasında makyaj çoğu…

Yasin Şefik
Tarafından Yasin Şefik

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!
E-Bülten'imize Abone Olun!

Çok Okunanlar

Bir Jönün Sazı ve Sözü: Kıvanç Tatlıtuğ’a Geç Kalmış Bir Övgü

Episode Dergi Haziran sayısında Sinem Vural, Kıvanç Tatlıtuğ'un dizilerdeki müzik geçmişini inceliyor. Geçtiğimiz hafta, Prime…

Sinem Vural
Tarafından Sinem Vural
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!