Episode Dergi Temmuz sayısında Yasemin Şefik, kapağımıza konuk olan TOD Studios imzalı Baş Başa‘nın oyuncularından Ünal Yeter ile konuştu.
Ünal Yeter, Baş Başa ile ilk dijital platform deneyimini yaşarken Kamil karakterinin nahif dünyasını ve günümüz ilişkilerine dair düşüncelerini samimi bir dille paylaşıyor. Oyunculuk yaklaşımından sosyal medyanın sektöre etkisine kadar birçok konuda içten değerlendirmelerde bulunuyor.
Baş Başa senaryosunu ilk okuduğunuzda sizi en çok etkileyen şey neydi? Bu projeyi diğerlerinden ayıran özelliği sizce ne?
Baş Başa benim dijital platformdaki ilk işim. Çekimlere başlamadan önce elimde bitmiş bir senaryo ve aşağı yukarı belli olan bir çalışma çizelgesi vardı, ki bu durum, ana akımda çalıştığım herhangi bir diziye göre oldukça avantajlı. Gelecek bölümde neler olacağını, seyirci gibi oyuncu da bilmiyor çünkü. Baş Başa setinde neler olacağını bilerek çekim yapmak karakter devamlılığı sağlamak açısından çok faydalı oldu.
Canlandırdığınız karakteri tek bir cümleyle tanımlayacak olsanız nasıl anlatırdınız? Onun en güçlü ve en kırılgan yanı ne?
Kamil karakterini oynuyorum. Oldukça nahif, saf biri. Onu sevilen biri yapan da bu özelliği. Diğer yandan onu kırılgan yapan da bu diyebiliriz. Çünkü Kamil, hayata karşı safça duruşuyla yine de ayakta kalıyor.
Dizinin merkezinde günümüz insan ilişkileri ve iletişim biçimi var. Sizce teknoloji, insanların birbirini anlamasını kolaylaştırdı mı yoksa daha da zorlaştırdı mı?
İnsanların birbirini anlaması asla kolay olmadı bana kalırsa. Teknoloji sadece iletişim kurmayı kolaylaştırıyor, birbirimizi anlamamızı sağlamıyor. Kelimenin icadından bu yana sözcükler sayesinde düşüncemizi kodlayıp karşı tarafa iletme yeteneğimiz çok gelişti, ancak karşı tarafın, söylediklerimizden ne anladığı bence hâlâ muallak!
TOD gibi dijital bir platform için çekilen bir projede yer almak oyuncu olarak size nasıl bir deneyim kattı? Platform işleri sizce hikâye anlatımını nasıl değiştiriyor?
Dijital platformlar topluca bir memnuniyet yaratmak yerine daha özel ve butik işler için ümit verici oluyor. Seyirci kendine uygun bulduğu hikâyeleri seçebiliyor. Belli bir saatte belli bir kanalı bekleme zorunluluğu olmadığı için önündeki seçenekler de çok fazla. Hikâye anlatımı da buna göre değişiyor. Süreler kısalıyor, anlatım biçimleri değişiyor, ana akımda yer bulması mümkün olmayan hikâyeler dijital platformlarda inanılmaz izlenmeler alıyor. Ben de kendi adıma böyle bir sürecin içinde yer alacağım için çok memnunum doğrusu.
Yönetmen Bora Tekay ile çalışmak nasıldı? Sizi oyuncu olarak en çok etkileyen yaklaşımı ne oldu?
Bora Tekay ile ilk buluşmamız çok talihsiz oldu. Görüşme için ayarlanan mekâna değil, yanlışlıkla başka bir yere gittim. Bunu fark ettiğimde de görüşme saatimize çoktan geç kalmıştım. Buluştuğumuzda sinir ve ter içindeydim. Bu işi alamayacağımı düşünmüştüm doğrusu. Oysa o çok sakindi. Zamanını çalmışım gibi de davranmadı, sağ olsun. Uzun uzun konuştuk, sohbet ettik, hatta diziyle ilgili pek az konuştuk diyebilirim. Onun sakinliği, uyumu sette de hep vardı. Çalıştığım en stressiz yönetmen diyebilirim.
Kariyeriniz boyunca çok farklı karakterlere hayat verdiniz. Bir role hazırlanırken sizi en çok yönlendiren şey sezgileriniz mi, araştırmalarınız mı?
Doğrusu araştırma yapacağım, kendimi önceden hazırlayacağım türden roller olmadı. Ata binmek, silah kullanmak gibi kısa eğitimlerim dışında bir çalışmam yok. Ancak rolün hikâyeye nasıl başladığına, yolda nasıl değişiklikler gösterdiğine dikkat etmeye çalışıyorum. Bu açıdan kendi devamlılığımı tutmaya çalışırım.
Günümüzde oyuncular sadece oynadıkları karakterlerle değil, sosyal medyadaki görünürlükleriyle de değerlendiriliyor. Siz bu değişimi nasıl yorumluyorsunuz?
Sosyal medya görünürlüğünü pek anladığımı söyleyemem. Popüler bir işte çalıştığınız için mi sosyal medyada görünür oluyorsunuz yoksa görünürlüğünüz mü size popüler işler getiriyor, bilmiyorum. İş bulabilmek biraz da şans tabii. Ancak iyi oyunculuğun sosyal medya görünürlüğünden bağımsız olduğunu söyleyebilirim.
Bugün mesleğe yeni başlayan bir oyuncu sizden tek bir tavsiye istese ona ilk söyleyeceğiniz cümle ne olurdu?
Sadece oyunculuk için değil; sevdiğiniz bir işi iyi yapabileceğinize inanıyorsanız devam edin arkadaşlar. Başarmak için değil, sevdiğiniz için yapın.
Baş Başa izleyicisinin dizi bittiğinde kendi hayatıyla ilgili hangi soruyu kendisine sormasını isterdiniz?
Kendi hayatını bilemem ama, “Sonraki sezon ne zaman gelir?” diye sorsa çok sevinirim.
