Game of Thrones evreni bugüne dek pek çok ikonik ikiliyi ağırladı ama hiçbiri Ser Duncan ve Egg kadar içten gelmemişti. Dizinin yıldızları Peter Claffey ve Dexter Sol Ansell ile bir araya geldik; kumarhanelerden dans provalarına uzanan dostluklarını, set arkasındaki “parmak kıran” kazaları ve Dexter’ın “Egg” (Yumurta) lakabıyla olan barışık ilişkisini konuştuk.
Westeros’un devasa ejderhaları ve taht oyunları arasında bazen en çok özlediğimiz şey, insani bir bağ ve gerçek bir dostluk oluyor. HBO Max’ın yeni gözbebeği A Knight of the Seven Kingdoms, bize tam da bunu; bir devin nezaketini ve küçük bir çocuğun bilgeliğini vaat ediyor.
Röportaj odasına girdikleri anda aralarındaki o doğal kimyayı hissetmemek imkânsız. Peter Claffey, eski bir ragbi oyuncusu olmanın verdiği heybetine rağmen son derece alçakgönüllü; Dexter Sol Ansell ise karakterinin ismiyle (Egg/Yumurta) eğlenecek kadar özgüvenli ve sempatik. Sette “nasıl aptal olunacağını” birbirinden öğrenen bu ikili, sadece bir dizi çekmemiş, aynı zamanda gerçek bir dostluk inşa etmiş. Şimdi gelin, bu yeni nesil “Tazı ve Arya” enerjisini birlikte tanıyalım.

Aranızdaki bağın ekrana bu kadar doğal yansımasının sırrı nedir? Set dışında da çok iyi arkadaş olduğunuzu duyduk; ilk karşılaştığınız andaki izlenimleriniz neydi ve bu dostluk çekimlere nasıl yansıdı?
Dexter Sol Ansell: Harika dostlarız. Birlikte dışarı çıkıyoruz, çok fazla vakit geçiriyoruz. Sette farklı karakterleri canlandırırken bile gerçek hayattaki halimiz gibi davranıyoruz. Arada bir doğaçlama da yapıyoruz, bu süreci çok daha eğlenceli kılıyor. Hatta Egg karakterinin kafasının bir yumurtaya benzemesiyle bile beraber çok eğlendik!
Peter Claffey: Bağımız çekimler ilerledikçe kesinlikle güçlendi. Hazırlık sürecinde ata binme ve dövüş eğitimleri gibi yoğun bir çalışma tempomuz vardı. Ama asıl bağ, iş dışındaki vakitlerde kuruldu; oyun salonlarına, restoranlara, sinemaya, hatta barlara bile birlikte gittik. Bütün gece şehirde dışarıdaydık, harikaydı. İlk başta 9 yaşındaki bir çocukla (o zamanlar 8’di) çalışırken ona rehberlik edecek kişinin ben olacağını sanmıştım. Ama Dexter beni şaşırttı; onun yönetmenden aldığı notları uygulama biçiminden ve oyunculuk sürecinden asıl ben çok şey öğrendim.
Dexter Sol Ansell: Asıl ben senden çok şey öğrendim.
Peter Claffey: Evet, benden nasıl “aptal” olunacağını öğrenmişsindir! (Gülüyorlar.)

Game of Thrones evreninde böyle iki karaktere ihtiyaç varmış gerçekten. Peki, sizin serideki favori ikilileriniz kimler? Ayrıca karakterlerinize kendinizden neler kattınız?
Dexter Sol Ansell: Karakterlerimiz gerçek hayattaki halimize çok benziyor, bu sanki kusursuz bir eşleşme gibi. Egg karakterine kesinlikle kendi komik yanımı ve özgüvenimi kattım.
Peter Claffey: Ben seçme sürecinde çok gergindim, sürekli “Üzgünüm, sadece çok gerginim,” diyordum. Yapımcılar bana bunun harika olduğunu, çünkü Dunk’ın tam olarak böyle hissetmesi gerektiğini söylediler. Bu yüzden o gergin enerjiyi yansıtmak benim için doğaldı. Favori ikilime gelirsek; büyük bir fan olarak her zaman Tazı (The Hound) ve Arya hayranıydım. Onları izlemeyi seviyordum ama bazen aralarındaki ilişki o kadar sertleşiyordu ki bir an önce ayrılmalarını istiyordum.

Peter, eski bir ragbi oyuncusu olarak ilk bölümdeki dans sahnendeki estetik herkesi şaşırtacak. ‘Kaba saba’ biri olarak görülen Dunk’ın o zarif anlarına nasıl hazırlandınız?
Peter Claffey: (Gülerek) Zarif mi? Sanırım biraz laf sokuyorsunuz! Aslında bu sahne için Belfast’tan gelen profesyonel bir dans grubuyla çalıştık. Amacımız sahneyi mümkün olduğunca beceriksiz ve saçma yapmaktı ama o anki atmosferi de korumak istedik. Hava çok sıcaktı ve sırılsıklam terlediğimi hatırlıyorum. Hatta çekimin sonunda o kadar yorulmuştuk ki, bir sahnede yanlışlıkla partnerim Daniel Ings’in (Lyonel Baratheon) ayağına bastım ve sanırım parmağını kırdım.
Dexter Sol Ansell: Cidden parmağını mı kırdın? Bir nevi Riverdance gösterisi gibi miydi yani?
Peter Claffey: Evet, tamamen öyleydi! O anlar pek eğlenceli değildi çünkü yorgunluktan bitmiştik ama dansçılara olan saygım kesinlikle arttı, onlar gerçekten doğaüstü varlıklar.