Helin Elveren – Özel Röportaj

Eda Akça
12 dakikalık okuma

Episode Dergi Temmuz sayısında Eda Akça, Daha 17‘nin yıldızlarından Helin Elveren ile konuştu.

Kayıpların, tesadüflerin ve yarım kalan hikâyelerin etrafında şekillenen Daha 17, karakterlerini yalnızca yaşadıklarıyla değil; geçmişlerinden taşıdıkları yüklerle de tanımlıyor. Yayınlandığı günden bu yana reyting başarısının yanında sosyal medyanın da en çok konuştuğu yapımlardan biri olmayı başardı. Farklı geçmişlerden gelen karakterler ve onların kurduğu ilişkiler üzerinden ilerleyen dizi, özellikle genç oyuncu kadrosunun performanslarıyla dikkat çekiyor.

Kariyerinin henüz başında olmasına rağmen Çarpıntı’daki Sezin’in ardından Daha 17’de Deniz karakteriyle izleyici karşısına çıkan Helin Elveren de bu dikkat çeken isimlerden biri. Asi tavrının ardında çocuk yaşta omuzlarına yüklenen sorumlulukları, eksik kalan sevgiyi ve anlaşılma arzusunu taşıyan Deniz’e hayat veren genç oyuncuyla oyunculuk yolculuğunu, karakterinin duygusal dünyasını, Aras ve Teoman’la kurduğu ilişkileri, Bodrum’daki çekim atmosferini ve bir karaktere hazırlanırken benimsediği çalışma yöntemini konuştuk.

Deniz; adalet duygusu çok yüksek, yanlışa yanlış, doğruya doğru diyebilen bir karakter. Aras’ı ne kadar sevse de sırf karşılığını alamadığı için onun arkasından iş çevirecek ya da gerçeği saklayacak biri değil. Karşısında kim olursa olsun bu dengesi değişmez. Benim için bu da Deniz’in en sevdiğim özelliklerinden biri. Duygularıyla hareket etse bile vicdanını hiçbir zaman kaybetmiyor.”

Henüz yolun başında bir oyuncu olarak, biraz bu yolculuğun başlangıcını konuşalım. Oyunculuk sizin için nasıl başladı? Çocukluk hayali miydi yoksa zamanla şekillenen bir hayal mi oldu?

Çocukluk hayalim değildi ama zamanla şekillenen bir tutku oldu. Hatta bunu biraz kader gibi görüyorum. Eskiden kendime çok güvenen biri değildim. Geçmişe dönüp baktığımda aslında içimde hep varmış. Annem, ablam ve bana sık sık taklit yaptırırdı. Hatta annem beni o yaşlarda tiyatro kurslarına göndermek isterdi. Ben de tek başıma ayna karşısında bir şeyler canlandırırdım ama insanların önünde yapmaya cesaret edemezdim. Şimdi geriye dönüp baktığımda o tutkunun hep içimde olduğunu fark ediyorum. Bu yolculuk zamanla öyle güzel şekillendi ki bugün kendimi hem çok daha cesur hem de çok daha huzurlu hissediyorum. Geldiğim noktada da kendimi en iyi ifade edebildiğim yerin oyunculuk olduğunu düşünüyorum.

İlk set gününüze dönüp baktığınızda o günkü Helin ile bugünkü Helin arasında sizce en büyük fark ne?

Tabii ki tecrübe. Henüz yolun başındayım ama alabildiğim ne varsa almaya çalışıyorum. Kendine daha çok güvenen, adımlarını daha emin atan bir Helin diyebilirim.

Daha 17, gençlik hikâyesi anlatırken karakterlerinin omuzlarındaki yükleri de görünür kılıyor. Canlandırdığınız Deniz karakteri ise asi ve sert görünse de onu tanıdıkça yaşından çok daha büyük sorumluluklar taşıyan bir genç olduğunu görüyoruz. Senaryoyu ilk okuduğunuzda Deniz’in sizi en çok etkileyen ve bu karaktere bağlayan yönü ne oldu?

Ailesiyle bağı. Şu an baktığımızda 15-16 yaşındaki gençlerin bence en büyük problemlerinden biri aileleriyle kurdukları bağ. Ben de biraz bunu düşünerek çekildim Deniz’e. Çünkü hepimizin böyle dönemleri oluyor. Ailemize karşı çıkıyoruz, anlaşılmadığımızı düşünüyoruz. Bazen haklı sebeplerimiz oluyor bazen olmuyor ama o yaşlarda bunu ayırt etmek çok kolay değil. Evde bulamadığımız sevgiyi, ilgiyi ve huzuru arkadaşlarımızda ya da başka yerlerde aramaya çalışıyoruz. Deniz’in de tam olarak böyle bir boşlukta olması bana çok dokundu. Onu yargılamak yerine anlamaya çalıştım. Bence birçok genç, kendinden bir parça bulabilir çünkü aslında hepimiz bir dönem sadece anlaşılmak ve ait hissedebilmek istemişizdir.

Kariyerinizin peş peşe gelen iki karakteri, Çarpıntı’daki Sezin ve Daha 17’deki Deniz, çocukluklarında anne ilgisini eksik yaşamış iki karakter. Sizce çocuklukta hissedilen bu eksiklik, bir insanın sevme, güvenme ve hayata tutunma biçimini nasıl şekillendiriyor? Oyuncu olarak bu ortak yarayı iki farklı karaktere yansıtırken nelere dikkat ettiniz?

Sezin 20’li yaşlarındaydı, Deniz henüz 16 yaşında. O çocukluğu da bu sorumlulukların içine koyarak oynamaya çalışıyorum. Sezin daha vurdumduymaz, bazı şeylerin artık düzelmeyeceğini kabul etmiş bir karakterdi ama Deniz öyle değil. Henüz çok küçük ve bir şeylere heyecanı ve inancı var.

Eksiklik konusuna gelirsek bir çocuğun geleceğini, insanlarla kurduğu bağı, hayata bakış açısını şekillendiren en önemli şeyin aile olduğunu düşünüyorum. O güveni ve sevgiyi hissedebilmek çok önemli. Çocukken alamadığın sevgiyi ve güveni yanlış durumlarda, yanlış insanlarda arayabiliyorsun. İnsanlara güvenmekte çok zorlanıyorsun, her şeyden önce kendine güvenmekte zorlanıyorsun.

Bence çocuklukta yaşadığımız şeyler hiçbir zaman tamamen geride kalmıyor. Büyüdükçe onları farklı şekillerde taşımaya devam ediyoruz. Kimi bunu öfkeye dönüştürüyor, kimi içine atıyor, kimi de sevgiyi hak ettiğine inanmakta zorlanıyor. Bu yüzden bir çocuğun kendini değerli hissetmesi ve koşulsuz sevildiğini bilmesi, ileride kuracağı bütün ilişkilerin temelini oluşturuyor. Bence bu yüzden aileden gelen sevgi ve güven duygusu insanın hayatındaki en büyük dayanaklardan biri.

Deniz’in Aras’a duyduğu ilginin temelinde gerçekten aşk mı var yoksa ilk kez biri tarafından görülmüş ve anlaşılmış olmanın yarattığı o güçlü bağ mı ağır basıyor? Siz Deniz’in hislerini nasıl tanımlıyorsunuz?

O yaşlarda gerçek aşkı hissedebilmek bana çok olası gelmiyor. O yüzden ben bunu ilk kez görülmüş ve anlaşılmış olmanın, belki de ilk kez birisi tarafından gerçekten ihtiyaç duyulmanın verdiği duygular olarak görüyorum. Çünkü Aras, Deniz’i koruyor, kolluyor. Her şeyini Deniz’e anlatıyor, ondan yardım istiyor. Onu bir fazlalık gibi değil, yürüdüğü yolda bir yol arkadaşı olarak görüyor. Bence Deniz de ilk kez birinin hayatında bu kadar önemli bir yere sahip olmanın verdiği güvenle Aras’a bir şeyler hissetmeye başlıyor. Belki buna aşk demek için çok erken ama ilk kez değer görmek, işe yaradığını hissetmek ve birine ait hissedebilmek Deniz’i Aras’a biraz düşürüyor.

Sette gerçekten çok güzel bir ekiple ve çok iyi hocalarla çalışıyoruz. Herkesin emeği ve desteği bizim için çok kıymetli. İşimizi çok ciddiye alıyoruz ama bunu eğlenerek yapıyoruz. Bence bu da oyuncu olarak alanımızı genişletiyor. Kendimizi daha rahat, daha özgür ve daha güvende hissediyoruz. O güven ortamı da ister istemez yaptığımız işe yansıyor.”

Deniz, Aras’a karşı hisleri olmasına rağmen Leyla’yla ilgili gerçeği ondan saklamıyor. Sizce bu tercih, Deniz’in sevme biçimi ve karakteri hakkında bize ne söylüyor? Siz onun yerinde olsaydınız aynı kararı verebilir miydiniz?

Deniz; adalet duygusu çok yüksek, yanlışa yanlış, doğruya doğru diyebilen bir karakter. Aras’ı ne kadar sevse de sırf karşılığını alamadığı için onun arkasından iş çevirecek ya da gerçeği saklayacak biri değil. Karşısında kim olursa olsun bu dengesi değişmez. Benim için bu da Deniz’in en sevdiğim özelliklerinden biri. Duygularıyla hareket etse bile vicdanını hiçbir zaman kaybetmiyor. Ben de onun yerinde olsaydım aynı kararı verirdim. O an canım acısa bile sonradan kendime saygı duyabilmek benim için daha önemli olurdu.

İlk karşılaşmalarında Deniz ve Teoman birbirlerinin tam zıddı gibi görünüyor ancak ikisinin de geçmişten taşıdığı benzer yaralar var. Sizce bu ortak yaralar ve aralarındaki gerginlik ilişkilerini nasıl etkileyecek?

Genelde en güçlü bağların böyle oluştuğunu düşünüyorum. Önce birbirinize önyargınız oluyor, hatta bazen birbirinizden nefret ediyorsunuz. Sonra birbirinizi tanıdıkça aslında neden öyle davrandığını anlamaya başlıyorsunuz. En sonunda da ortak yaralarınızın, ortak eksikliklerinizin olduğunu fark ediyorsunuz. Bence insanı birbirine en çok yakınlaştıran şey de bu. Deniz ve Teoman da birbirini anlamaya başladıkça aralarındaki gerginlik başka bir yere evrilecek diye düşünüyorum. Henüz bunun için zaman var ama birbirlerini gerçekten gördüklerinde ilişkileri de çok farklı bir noktaya gelecek.

Eğer Deniz’le oturup konuşma fırsatınız olsaydı ona ne söylemek isterdiniz?

Önce ona kocaman sarılırdım. Sonra da yaşadığı şeylerin bu yaşta ne kadar ağır ve zor olduğunu anlayabildiğimi söylerdim. Ama bir yandan da kendini düşünmeye başlamasını isterdim. Herkesi kurtarmaya, herkesin yükünü taşımaya çalışırken kendisini çok geri plana atıyor. Bazen insanın önce kendine iyi gelmesi gerekiyor ki başkalarına da iyi gelebilsin. Ona, her şeyin sorumluluğunu tek başına taşımak zorunda olmadığını, yardım istemenin ya da yorulduğunu kabul etmenin bir zayıflık olmadığını söylerdim. En çok da ona yalnız olmadığını hissettirmek isterdim.

Çekimler için Bodrum’dasınız. Başka bir şehirde, büyük ölçüde genç isimlerden oluşan bir ekiple çalışmak sizce projeye neler kattı? Hem sette hem de kamera arkasındaki atmosferi biraz anlatır mısınız?

Bence projeye en çok doğallık ve gerçeklik kattı çünkü canlandırdığımız karakterlere ve yaşadıkları duygulara aslında çok uzak değiliz. Hepimiz kendimizden bir şeyler katabiliyoruz, bu da işi çok daha gerçek kılıyor. Sette gerçekten çok güzel bir ekiple ve çok iyi hocalarla çalışıyoruz. Herkesin emeği ve desteği bizim için çok kıymetli. İşimizi çok ciddiye alıyoruz ama bunu eğlenerek yapıyoruz. Bence bu da oyuncu olarak alanımızı genişletiyor. Kendimizi daha rahat, daha özgür ve daha güvende hissediyoruz. O güven ortamı da ister istemez yaptığımız işe yansıyor.

Deniz rolünü almadan önce “manifest yaptığınızı” söylemişsiniz. Yeni bir karaktere başlarken sizi o dünyaya sokan hazırlık rutinleriniz ya da küçük uğurlarınız var mı?

Evet, biraz öyle oldu. Ben bir şeyi ne kadar çok söylersen ve gerçekten inanırsan bir şekilde hayatına çekebileceğine inanıyorum. O yüzden Deniz için de sürekli bunu istiyordum, hep dile getiriyordum. Yeni bir karaktere hazırlanırken önce onun geçmişini anlamaya çalışıyorum. Bugünkü haline gelene kadar neler yaşamış, neden böyle davranıyor, bunları bilmek bana çok yardımcı oluyor. Bir de karaktere uygun şarkılar dinlemeyi seviyorum. Bazen tek bir şarkı bile beni o dünyanın içine sokabiliyor ve karakterin duygusunu daha iyi hissetmemi sağlıyor.

Bir oyuncu olarak mutlaka canlandırmak istediğiniz bir karakter ya da içinde yer almayı hayal ettiğiniz bir hikâye var mı?

Akıl hastanesinde geçen bir hikâyede yer almayı çok isterim. Psikolojik derinliği olan, oyuncu olarak beni zorlayacak karakterler hep ilgimi çekiyor. Çünkü daha önce deneyimlemediğim bir dünyayı anlamaya çalışmak, uzun araştırmalar yapmak ve karaktere gerçekten hazırlanmak bana çok heyecan veriyor. Belki bunun için bir süre kendimi tamamen o karaktere odaklamam, uzun bir hazırlık süreci geçirmem gerekebilir. Kendimden çok uzak, bambaşka bir karakteri en gerçek haliyle canlandırmayı gerçekten çok isterim.

Son dönemde kendinizi beslemek için neler izliyor, neler okuyorsunuz? Sizi etkileyen bir film, dizi ya da kitap oldu mu?

Doğrusunu söylemek gerekirse bu aralar çok yoğun çalıştığımız için kendimi beslemeye çok vakit bulamıyorum. O yüzden yeni bir şeyler izleyip okuyabildiğimi söyleyemem. Ama beni gerçekten çok etkileyen bir kitap ve bir animasyon var. Kitap olarak Sıfır Noktasındaki Kadın, animasyon olarak da Grave of The Fireflies diyebilirim. İkisi de insanın içinde uzun süre kalan, duygusal olarak çok etkileyen işler. Özellikle karakterlerin yaşadıklarıyla empati kurabildiğiniz, bittikten sonra da üzerine düşündüren hikâyeler.

Yeni bir karaktere hazırlanırken önce onun geçmişini anlamaya çalışıyorum. Bugünkü haline gelene kadar neler yaşamış, neden böyle davranıyor, bunları bilmek bana çok yardımcı oluyor. Bir de karaktere uygun şarkılar dinlemeyi seviyorum. Bazen tek bir şarkı bile beni o dünyanın içine sokabiliyor ve karakterin duygusunu daha iyi hissetmemi sağlıyor.”

helin elveren
Fotoğraflar: Ahzab Günel
Styling: Ekin Su Oktar
Saç: Rojin Botan
Makyaj: Sezen Can

Bu içeriği paylaş

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Üyelik Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası metinlerini okudum ve onaylıyorum.

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

‘Daha 17’: Karakter Anlatısına Hizmet Eden Makyaj Dili

Episode Dergi Haziran sayısında Yasin Şefik, Daha 17'nin makyaj analizini yapıyor. Televizyon dünyasında makyaj çoğu…

Yasin Şefik
Tarafından Yasin Şefik

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!
E-Bülten'imize Abone Olun!

Çok Okunanlar

Bir Jönün Sazı ve Sözü: Kıvanç Tatlıtuğ’a Geç Kalmış Bir Övgü

Episode Dergi Haziran sayısında Sinem Vural, Kıvanç Tatlıtuğ'un dizilerdeki müzik geçmişini inceliyor. Geçtiğimiz hafta, Prime…

Sinem Vural
Tarafından Sinem Vural
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!