Özel röportajımızda yönetmen Ángel Manuel Soto, sıra dışı bir çıkış hikâyesine sahip projeye dâhil olma sürecini, “bir şeyleri evrene bırakmaya” olan inancını ve Yıkım Ekibi‘nde aksiyonun steril değil, daha ham ve sarsıcı hissettirmesini neden istediğini anlatıyor.

Yıkım Ekibi‘nin çıkış noktası, Dave Bautista’nın Jason Momoa’yla bir aksiyon filmi yapmakla ilgili attığı viral bir tweet’e dayanıyor. Bu eğlenceli sosyal medya anı nasıl oldu da tam teşekküllü bir film projesine dönüştü? Bu alışılmadık başlangıç, yönetmen olarak yaklaşımını etkiledi mi?
Ángel Manuel Soto: Proje bana geldiğinde senaryonun ilk taslağı zaten yazılmıştı. Tweet’ten haberim bile yoktu; konu açılınca, “Aman Tanrım, inanılmaz bir hikâye” dedim. Dave tweet’i attı, meseleyi evrene bıraktı ve olay, bir teklif savaşına dönüştü.
Aklımdan geçen tek şey şuydu: Böyle şeyler gerçekten olabiliyor. Evet, milyonda bir ama yine de mümkün. İnsan bir şeyleri evrene bırakmalı; ne olacağını asla bilemezsin. Lethal Weapon ya da 48 Hrs. gibi filmlere selam duran ama klasik şehir merkezi Los Angeles ortamında geçmeyen bir film yapmayı hep istemiştim. Sonra bu film geldi. Bir şeyleri evrene bırakmanın etkisi var. Buna gerçekten inanıyorum.
Filmdeki şiddetin bir kısmı, karakterlerin çoğu zaman oyunbaz olmasına rağmen çok ani ve grafik. Bu tezatlık en baştan konuştuğunuz bir şey miydi yoksa kurgu sürecinde mi ortaya çıktı?
Ángel Manuel Soto: En baştan. Aksiyonun karakterlerin travmalarının bir uzantısı olmasını istedim. Seyircinin bunu iliklerinde hissetmesini istedim. Bence bazen belirli eylemlerin gerçek sonuçlarını göstermeyerek topluma kötülük yapıyoruz. Kan akıtmayan, etrafta kimsenin zarar görmediği çatışmaları sevmiyorum. Arabayla ateş açılan saldırılarda hedef bile olmayan çok fazla arkadaşımı kaybettim. Bu yüzden o tür sahneler bana gerçekçi gelmiyor. Gerçeği neden göstermeyelim?
Yüzünüze bir yumruk yerseniz bal kabağı gibi şişersiniz; tek bir yumrukla bile ölebilirsiniz. Ben aksiyonda gerçekten şaşmamak ve mizahı karakterlerden çıkarmak istedim.
Johnny ve rende sahnesi gibi anlar da buradan geliyor. Parmesan peyniri rendeleyen insanlara dair tuhaf bir fobim var yani tamamen kendi korkularımı yansıttım. Arabanın içinden kolun kopması meselesi de öyle. Küçükken kolumu camdan sarkıtırdım, babam da hep, “Yapma, kolun kopabilir,” derdi. O görüntü aklımda kaldı. Ben de benzer bir şey yapmak istedim ama aksiyonu asla yumuşatmak istemedim.
Filmin sonunda Johnny’nin annesini kimin öldürdüğünü hâlâ tam olarak bilmiyoruz. Bilinçli olarak açık bırakılmış bir kapı gibi. Bu tercih Johnny için bir sayfayı kapatmak mıydı yoksa olası bir ikinci filme mi işaret ediyor?
Ángel Manuel Soto: Aslında ilk versiyonlardan birinde iki kardeşin iyileşme ve yoluna devam etme biçimi, James’in Johnny’ye katılıp annesini öldüren adamı öldürmesiyle oluyordu. Bunun filmin bütünü dâhilinde hâlâ kötü bir fikir olmadığını düşünüyorum. Ama aynı zamanda Johnny’nin olgunlaştığını, doğru olanı yapmaya doğru bir adım attığını da göstermemiz gerekiyordu.
Ama ortada hâlâ bir katil var ve James, kardeşi ne isterse yapmaya hazır. Yani evet, önemli bir noktayı yakaladın. Umarım bir devam filmi olur. Ama bu yolu izler miyiz henüz bilmiyorum. Kapı açık.
Jason Momoa ve Dave Bautista’nın başrollerini paylaştığı Yıkım Ekibi, şu anda Prime Video’da yayında; ham ve sarsıcı aksiyonu, mizahı, kalbi ve karakter odaklı kaosuyla hikâyeyi canlı tutacak kadar da cevapsız soru bırakıyor.

Yıkım Ekibi‘nin başrolü Jason Momoa ile röportajımızı okumak için buraya tıklayın.