Çağatay Ulusoy, ‘Yeşilçam’ı Anlatıyor

     Çağatay Ulusoy, ‘Yeşilçam’ı Anlatıyor

    Çağatay Ulusoy ile bu Yeşilçam söyleşimiz, Episode’un 26. sayısında yayımlanmıştır.

    BluTV özel yapımı Yeşilçam, bu yılın dikkat çeken yapımlarındandı. Biz de Episode’un 26. sayısında Yeşilçam ekibiyle söyleşmiştik. Bu söyleşilerden başrol oyuncusu Çağatay Ulusoy ile olanı paylaşıyoruz.

    Semih Ateş, tutkulu bir sinema adamı. Zor bir çocukluk geçirdiğini de görüyoruz, onu hayata bağlayan, farklı yollara sürüklenmemesine neden olan sinema olmuş. Filmlerine kaynak bulabilmek için en tartışmalı yolları bile seçiyor.  Semih Ateş karakteri sizin için ne ifade ediyor, nasıl tanımlarsınız onu, size neler öğretti?

    Semih Ateş’in tutkulu bir karakter olduğunu daha önceki konuşmalarım da da belirtmiştim. Tutkunun yanında öngörüsü ve sezgileriyle de başarıya giden yolu görebiliyor. En önemlisi önündeki engelleri güdüsel bir öğrenilmişlik ve ileri görüşle atlaması. Neler öğretti dersek Çağatay olarak buna cevabım “bakmak” olur. Baktığın şeyi görmek ve engelde iki satır arasını doğru okumak sanırım.

    Pek çok dizi ve filmde yer aldınız, dünyaca izlenen işler oldu çoğu. Fakat ilk kez bir dönem işinde yer aldınız. Neler hissettiriyor dönem işi size?

    Dönem içinde olmak çok kıymetli, zamanda yolculuk gibi. 60’ların sonları, o dönemin ruhu, siyasi ve sosyal yaşamı çok tutkulu. Dönem insanının tutkusu ve inancı daha kire bulanmamış. Temiz, saf, kirlenmemiş, duru bir gözle bakıyorsun. 21. yüzyılda bilgi kirliliği o kadar sıradanlaştı ki 60’lardan bakmak insana kendini güçlü ve güvenli hissettiriyor.

    Çağatay Ulusoy

    “60’lar hem Türkiye’de hem de dünyada önemli bir dönem, sanat ve siyaset alanında dünyanın dönüm noktası yaşadığı bir zaman dilimi”

    Yeşilçam’da arka planda 60’ların politik gündemini, tartışmalarını da görüyoruz. Dönemin insanlarının duruşu, gündelik hayattaki konuşmaları, hatta konuşma biçimleri, vurguları gibi teknik konulara nasıl hazırlandınız ve dönemin arka planına dair konular ilginizi çekti mi, okumalar yaptınız mı dönemle ilgili?

    Çağan (Irmak) ve senaristlerimiz döneme çok hâkim. Onların da katkılarını yadsıyamam. 60’lar hem Türkiye’de hem de dünyada önemli bir dönem, sanat ve siyaset alanında dünyanın dönüm noktası yaşadığı bir zaman dilimi. Çalışırken bu alanlardaki disiplinler arası tez araştırmaları yaptım. Semih Ateş bir karakter olarak donanımlı, fikri hür bir birey. Karakteri tipleştirmemek yani karikatürize etmemek adına diksiyonda deformasyona gitmeyi tercih etmedik. Jest olarak ilerlemeyi tercih ettim. Daha nahif, daha kibar, dönemin beyefendisi olarak kodladım. 

    Semin Ateş’in doğruları gibi yanlışları da var. Boyutlu bir karakter yazılmış. Yer yer bir işi bu kadar tutkuyla sevmek, bazı hatalara da yol açabiliyor diye düşündürüyor. Ne düşünürsünüz bu konuyla ilgili?

    Az önce de dediğim gibi Semih Ateş bir birey. Kendi doğruları, doğrularının içinde kusurları olan bir karakter. Her insan gibi. Herkes kendine dönüp baktığında ve içselleştirdiğinde Semih Ateş’te ve Semih Ateş’in aldığı kararlarda kendinden bir parça bulabilir.

    En sevdiğiniz Yeşilçam filmi hangisi?

    En sevdiğim demek yanlış olur ama aklıma ilk gelen, turşu suyunun limonla mı sirkeyle mi yapıldığı! (Gülüyor)

    Peki en sevdiğiniz Yeşilçam oyuncusu?

    Yeşilçam oyuncularını birbirinden ayıramam, hepsi çok kıymetli benim için. Fakat küçükken Cüneyt Arkın filmleri izleyip koltuktan koltuğa takla atardım. Hatta bu sebeple iki kaşımın arasında belli belirsiz bir dikiş izi de vardır. Yani bende yeri ayrı kendisinin, iz bırakmıştır. (Gülüyor)

    Benzer İçerikler