Etten Duvar – Yüsra Geyik

     Etten Duvar – Yüsra Geyik

    Herkesin bir etten duvarı bir de duvara et olmuşluğu vardır. Yakın çevremize en büyük katkımız, duvarını yükseltmek olabilir.

    Korkularını büyütmek, umutsuzluklarını artırmak, başarısızlıklarını beslemek, baskılarını çoğaltmak ve daha nicesi…

    “Ay, bu ne! İçim şişti. O sensin Yüsra! Kusura bakma daaaa biz, hiçbirimiz böyle insanlar değiliz.” Bknz. Okur Yorumu 🙂

    Tamam sevgili Popo, sen yapmıyorsun. Oku ama bak, ders olsun sana, ne insanlar var 🙂

    Bu konuda uzun uzun yazmak istiyorum. Malum hem yolum hem yolcu.

    Duvar; bir durumu, işi önleyen şey, engel demek. Mecazi anlamda tabii, nitekim ben de mecazi anlamda kullanıyorum. Çoğu kelimeyi asıl anlamında kullanmam. Herkesin anlayacağı şekilde anlatsam “sana” nasıl kavuşurdum.

    “Sana…”

    İsteyerek yapmadık.

    Aslolan niyet değil mi?

    Niyetimiz kötü değildi. Bildiğimizi yaptık ya da bize öğretileni…

    Hepimiz öğrenilmişlere maruz kaldık. Ailemizden ya da ailesizliğimizden kendimizi koruyamadık. Kimse kötü niyetli değildi. Herkes öğrendiğini -doğru- sandı. Hep doğrusu yapılmaya çalışıldı.

    En hüzünlü tarafı da bu!

    Mutsuz olduk.

    Dert sahibi olduk.

    Kahrolduk.

    Mahvolduk.

    Ne kalbimizi ne aklımızı dinleyebildik…

    DOĞRUSUNU YAPALIM DİYE.

    Kötü değildik.

    Kötü eğitildik.

    Kendimizle savaşımızda bu yüzden hep toplum kazandı. Biz doğruyu, doğrusunu yapalım, başkasını (toplum normları) koruyalım, bize bi’şey olmaz (ironlady) diye diye…

    Kanalizasyon gibi tıkandık.

    Gider olduk.

    Ama insan olamadık.

    İyi niyetimizden.

    Konudan sapmış olabilir. Hatta sapmışımdır. Hem de çıkmaza… Çıkmazlar aslında en büyük çıkar yollar. Çünkü tek ihtimale kalırsın, o da geri dönmektir.

    Geri dönüyorum…

    Duvarlar, etten olduklarında yıkılmaları imkânsız oluyor. Ettensen ete duyarlılığın artıyor, saygın artıyor, sevgin artıyor… Ama eğer etten olmadığını fark edersen, bir kuş kanatlanıyor göğsünden. O da etten 🙂

    Nasıl çıkılacak bunca işin içinden, bilmiyorum. Karmaşık dünyamıza huzur ver Allahım.

    Önce annen-baban…

    Yani sevmeyi öğrendiklerin seni koruyabildiklerini düşünmek için duvar oluyorlar. Sevgi en büyük kalkan olacaktı sana ama onların sana olan sevgileri, akıllarını uyuşturacak kadar büyük.

    Düşünemediler…

    Sonra yakın çevren: Öğretmenlerin, akrabaların, arkadaşların…

    Hepsi iyi niyetliydiler.

    Sana…

    Yüksek sesle konuşma!

    Koşma!

    Terleme!

    Otur, kalkma!

    Yapma!

    Yapmaa!!

    YAPMAAA!

    dediler. Çünkü onlara da öyle demişlerdi.

    Unuttular.

    Onlar da çocuktular ve hiç anlamadılar.

    Neden yaşamak için bu kadar engel vardı?

    Geldi mi duvarlar?

    Sonra birine âşık oldun.

    Ne müthiş bir duygu değil mi?

    Şimdi sıra geldi, sana öğretilen sevmeleri uygulamaya.

    Bu paha biçilemez güzellikteki ilahi duyguyu “doğru”sunu yapmak “öğrenilen”i yapmak için “kanıt”lamak için koskocaman bir duvara çevir bakalım.

    İşte ilk yolumuz.

    En büyük yolculuğumuz.

    Sürgüne böyle çeviriyoruz.

    İyi niyetimizden.

    Merhaba duvarlar arasındaki duvar,

    Artık yalnız değilsin.

    *Yüsra Geyik’in yazısı Episode Haziran sayısında yayımlanmıştır.

    Benzer İçerikler