Hivda Zizan Alp: “Sadece konuştuklarımız ya da giydiklerimiz kadar değiliz”

 Hivda Zizan Alp: “Sadece konuştuklarımız ya da giydiklerimiz kadar değiliz”

Yoldaş Özdemir, Episode’un 20. sayısında Sefirin Kızı’nda canlandırdığı Elvan karakteriyle dikkatleri üzerine çeken Hivda Zizan Alp ile söyleşti.

Sefirin Kızı, bu sezonun en çok izlenen dizilerinden biriydi. Doğal olarak çekimlerine ara veren dizide Elvan karakterini canlandıran Hivda Zizan Alp’le oyunculuğu, müziği, Sefirin Kızı‘nı ve korona günlerini konuştuk.

Karantina sürecini nasıl geçiriyorsun? Setlerin durmasından bu yana neler yaptın? 

Ben de herkes gibi başta dengemi kaybettim. Ne yapacağımı bilemeden boş boş etrafa baktığım zamanlar oldu, kendimi yemek yapmaya adadım. Sonra fark ettim ki dünyada şu an var olan kaostan ya da kendimizle baş başa kalmaktan duyduğumuz korku, yemek yiyerek geçmeyecek. Aslında bunu fark ettikten sonra kendi içime dönüşüm kolaylaştı. Şu anda Sevginin Yerini Yemek Alınca diye bir kitap okuyorum. Bol bol yoga yapıyorum. Kemanda geriye dönüp yarım bıraktığım iki konçertoyu çalıştım. 

Genç bir sanatçı olarak, bu süreç sana neler öğretti? 

Sık sık doğanın şu süreçte kendini nasıl yenilediğine dair haberler okuyoruz. Normalde hep bizlerden intikam almasını beklediğimiz doğa yine bizi şefkatiyle utandırdı aslında. Belki bu yeni dönemde biraz doğayı taklit edebilirsek, sevgi ve güzellik vermeyi amaçlar, kısasa kısas demeden intikam duygularından soyutlanırsak, hepimizin aynı ağacın dalları olduğunu anlamamız için bir küresel virüse gerek kalmaz.

Müzik eğitimi aldın, ardından da tiyatro… Keman ile ilk ilişkin nasıl başladı? Tiyatro okumaya nasıl karar verdin?

8 yaşındayken babam eve ayaklı bir org getirdi. Ve olaylar gelişti… Daha müzik eğitimi almadan duyduğum melodileri çalmaya başlayınca annem ve babam geleceğimi müzik üstüne kurduğumu hayal ettiler. Konservatuvarı kazandım, kendi isteğim ve elimin uygunluğuyla keman bölümüne seçildim. 10 yaşına kadar sadece çocuk oyunu izlemiş biri olarak, gerçek bir tiyatro oyununu okulumuzun tiyatro bölümünün 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde yaptığı etkinlikte izledim. O andan itibaren nerede olmak istediğimi biliyordum. Ama üniversite çağına gelinceye kadar kararımı aileme söyleyemedim ve müzik bölümüne devam ettim.

İlk işinin müzikal olması da büyük bir şans diyebilir miyiz? 

Tiyatro bölümündeki eğitimimin ikinci yılında bir müzikalde çalmak beni çok ama çok geliştirdi diyebilirim. Engin Alkan’ın yazıp yönettiği bir alternatif tiyatro müzikaliydi. Benim için mükemmel bir eğitim oldu. Bazen sahneye atlayıp o rolleri ben oynamak isterdim.

“Elvan’la dost olsaydım ona tek bir şey söylerdim: ‘Gel azıcık sarıl bana, istediğin kadar ağla.'”

Sefirin Kızı dizisindeki karakterini çalışırken nasıl bir sürecin var, neler yapıyorsun o karakteri ortaya çıkarmak için? Elvan sana ilk ne hissettirdi?

Hiçbirimiz sadece konuştuklarımız ya da giydiklerimiz kadar değiliz. Ebeveyn ilişkilerimizdeki çatlaklarımız, zaaflarımız, kendimizin bile fark etmediği huylarımız, insanları varlığımıza teşekkür ettirecek özelliklerimiz var. Bunlarla bir bütünüz. Karakteri yaratırken de bizim gibi canlı olması için bütün bunları hayal edebilmek gerek. Hayal etmek diyorum, çünkü sadece mantık yoluyla çözülebilecek bir şey değildir ruh denen şey. Elvan’a gelince; Inside Out isimli animasyonda bir kız çocuğunun beynindeki duygu merkezinde yaşayan duygular anlatılıyordu. Oradaki Neşe (kıza mutlu hissettiren karakter) kendisinin var olabilmesi için Üzüntü’ye (kızın hüzünlü olmasını sağlayan karakter) ihtiyaç duyduğunu fark ettiğinde hüngür hüngür ağlamıştı. Aynı öyle hissettim işte Elvan’ı okuyunca.

Elvan gibi bir arkadaşın olsun ister miydin? Elvan’la karşılaşsan ona ne söylerdin?

Elvan doğruyu kafanıza güle oynaya vuran bir dost. Sizi birçok hatanın kıyısından davul zurnayla döndürebilir, dönmezseniz de yokluğuyla terbiye edebilir.Böyle yararlı bir dost herkese lazım! Ama Elvan’la dost olsaydım ona tek bir şey söylerdim: “Gel azıcık sarıl bana, istediğin kadar ağla.”

Seninle ilgili yazılanları okurken, gülüş tasarımı çok iyi yapılmış diye bir yorum gördüm. Var mı gerçekten böyle bir tasarımın, gerçekten gülmek herkese yakışır ama sende ayrı bir güzel duruyor

Çok teşekkür ederim, aslında bu iltifatın yeri bende ayrı. Çocukken çok maceraperesttim ve bir bisiklet yarışı sırasında ön dişlerim büyük hasar gördü. Sonra üniversiteye gidinceye kadar yıllarım ortodontistlerde, dişçilerde geçti. Ergenliği dişinde tellerle geçirmiş bir kız olarak pek gülemezdim. Şimdi doya doya gülebilmenin güzelliği olabilir bu.

Elvan’ın takılarını ne yapacağız? Üzerinde 2 daire parasıyla geziyor. 

Bir kemancı olarak yüzük, bilezik, kolye gibi çalımı zorlaştıran takılarla pek haşır neşir büyümedim. Günlük hayatımda yüzük takmaya bile Elvan’la başladım diyebilirim. Onun gösterişli dünyasına hayranım.

“Bir puzzle delisiyim, genelde sete gitmeden beş dakika önce bile puzzle yapıyor olurum”

Hayattaki en büyük eleştirmenin kim? 

Annem. 

Çekimlerin İstanbul dışında olması nasıl? Daha mı kolay, set dışı zamanını nasıl geçiriyorsun?

Kesinlikle işe giderken trafiğe takılmamak muazzam bir şey. Daha kompakt bir alanda olmak, set arkadaşlarınla yakın yaşamak, bunlar bence çok avantajlı role bağlı kalabilmek için. İstanbul’da olsaydım ailemi ve arkadaşlarımı görebilirdim ama burada kendimle başbaşa kalabilmek de çok güzel. Bir puzzle delisiyim, genelde sete gitmeden beş dakika önce bile puzzle yapıyor olurum. Set arkadaşlarımla set dışında da vakit geçirmeyi severim. Uyumlu bir ekibiz. 

Bize biraz da kamera arkasından bahseder misin? En fazla kimle vakit geçiriyorsun?

Dediğim gibi çok uyumlu ve eğlenceli bir ekibiz. Sette zaman çok hızlı geçiyor. Herkes işini çok severek yapıyor. Bunlara sahip olmak büyük şans. Elvan, Nare’nin evine taşındığından beri en çok Neslihan ile vakit geçiriyorum. Çok zeki ve komik biri. 

Canlandırmak istediğin bir karakter, keşke oynasaydım dediğin bir iş var mı?

Black Swan’dan Nina ve Homeland‘den Carrie Mathison.

Neler izliyorsun? Şu dönem okuyucularımıza önereceğin diziler var mı?

Büyük bir Dark fanıyım, kafanızı bu süreçte tümüyle meşgul edebilecek harika bir yapım. After Life da böyle bir zamanda izlemesi çok anlamlı bir iş bence. Better Call Saul da en güzel döneminde. Ama zamana en uygun iş olarak eski bir anime olan Avatar: The Last Air Bender‘ı önerebilirim.

En son ne okudun, ne dinledin, izledin? Kemanla çalmayı en sevdiğin beste nedir?

En son genç  bir takipçimin yedi yaşında yazdığı kitabı okudum, değerlendirmemi istemişti.

Christian Löffler’den Lys dinledim daha bugün. Kemanda en çok Por Una Cabeza‘yı (herkesin bildiği haliyle Scent of a Woman/Tango) çalmayı severim. 

Benzer İçerikler