LGBTİ+ Temsiliyle Öne Çıkan Diziler

     LGBTİ+ Temsiliyle Öne Çıkan Diziler

    Dizilerde LGBTİ+ bireyler aslında 1970’lerde de temsil edilmişti. Ancak dizi sektörünün derinlikli LGBTİ+ karakterlere ve hikâyelere yer vermeye başlaması ancak 1990’lı yıllardan sonra oldu. Bu listede LGBTİ+ temsiliyle öne çıkan ve çoğu son yıllarda yayınlanmış önemli dizileri bulacaksınız. 

    Vida (2018 – 2020)

    Starz ekranlarında üç sezon boyunca izleyiciyle buluşan Vida, nedense yeterince hakkı verilmemiş (en azından Türkiye’de) bir yapım. Los Angeles’ın doğu yakasında doğmuş, karakterleri birbirine neredeyse taban tabana zıt Meksika asıllı Amerikalı iki kız kardeşi odağına alan Vida, televizyon ekranlarında LGBTİ+ temsili bakımından da mühim bir karakter sunuyor: Emma Hernandez (Mishel Prada). 

    Emma ve kardeşi Lyn (Melissa Barrera), annelerinin ölümünün ardından doğdukları mahallede yeniden buluşuyorlar. Niyetleri, annelerinin geçmişine dair daha çok şey öğrenmek ancak onları annelerinin kimliğine dair şaşırtıcı bir gerçek bekliyor. 

    Yaratıcılığını Tanya Saracho’nun yaptığı dizi, 2019 yılında Karalamaya Karşı Gey ve Lezbiyen İttifakı (GLAAD) Medya Ödülleri’nden En İyi Komedi Dizisi ödülüyle dönmüştü. Ancak dizinin dram yükünün de komedisi kadar güçlü olduğunu belirtelim. 

    Work in Progress (2019- )

    Lana Wachowski’yi bilirsiniz; adını duymadıysanız bile çektiği bir filmi mutlaka duymuşsunuzdur: The Matrix. Kardeşiyle beraber The Matrix serisinin yönetmenliğini yapan Lana Wachowski, televizyonda da dikkat çekici işler yapmayı başarmıştır. Birçok saygın televizyon eleştirmenine göre son dönemin en radikal queer anlatılarından birini sunan Work in Progress, bu işlerin başında geliyor. 2019’da yayınlanan ilk sezonunun ardından yayıncısı Showtime’ın ikinci sezon için yeşil ışık yaktığı komedi türündeki yapım, kendini “şişman, queer bir dayk*” olarak tanımlayan Abby’nin (Abby McEnany) yaşamına odaklanıyor. Biz izleyicilere de aynı zamanda depresyon ve obsesif kompülsif bozukluktan muzdarip McEnany’nin başından geçen eğlenceli olaylara tanık olmak düşüyor. 

    Work in Progress’in başrollerinde Abby McEnany’e Celeste Pechous ve Theo Germanie’nin yanı sıra kendisinin kurgusal bir versiyonunu canlandıran Julia Sweeney de eşlik ediyor. 

    *: Argoda “maskülen lezbiyen” anlamına geliyor ve hakaret sayılıyor. 

    Sex Education (2019- )

    Televizyonlarda yetişkin LGBTİ+ karakterler çok gördük ancak ergenlik çağındaki LGBTİ+ bireylerin temsilini yeni yeni görüyoruz. Netflix yapımı Sex Education, bunun en popüler bazı örneklerini sunuyor. Cinsellik terapisti olan annesinden feyz alıp sınıf arkadaşlarına ufak bir ücret karşılığında cinsellik tavsiyeleri veren Otis Milburn’ün (Asa Butterfield) eğlenceli hikâyesini anlatan Sex Education’da dikkat çekici birkaç LGBTİ+ karakter var. Bunlardan biri, Otis’in en yakın dostu Eric Effiong (Ncuti Gatwa). Eric, bir tarafı Ganalı diğer tarafı Nijeryalı dindar bir aileden gelmesine karşın gey olduğunu gizlemiyor. Anwar (Chaneil Kular) ise dizideki bir başka gey karakter. 

    Şimdiye kadar iki sezonu yayınlanan ve yaratıcılığını Laurie Nunn’ın yaptığı Sex Education, özellikle cinsellik konusunu ergenlik çağındaki bireyler üzerinden ele almasıyla ilgi çekici bir yapım. 

    Pose (2018 – 2021) 

    Başrolünde birden fazla siyah trans kadına yer veren ilk dizi olan Pose, yayınlandığı üç yıl boyunca New York’un 1980’ler ve 1990’lardaki LGBTİ+ ve drag kültürüne ışık tuttu. Diziyi daha ilginç kılan ise bunu Afro-Amerikan ve Latin bireyler üzerinden yapmasıydı.  

    Ryan Murphy, Brad Falchuk ve Steven Canals’ın yaratıcılığını üstlendiği dizi, geniş bir oyuncu kadrosuna sahip. Altın Küre dahil çeşitli ödüllere aday gösterilen dizi, başrol oyuncularından Billy Porter’a da Primetime Emmy Ödülleri’nde En İyi Drama Dizisi Başrolü ödülünü kazandırdı. Porter böylece bu ödülü kazanan ilk siyahi gay erkek oldu.

    Pose, New York drag sahnesini LGBTİ+ bakış açısıyla ve gayet gerçekçi biçimde resmettiği için birçok saygın eleştirmen tarafından övgüler aldı. 

    Queer As Folk (2000 – 2005)

    Showtime ekranlarında 5 sezon ABD’li ve Kanadalı izleyicilerle buluşan Queer As Folk, yaratıcılığını Russell T. Davies’in yaptığı aynı adlı İngiliz dizisinden uyarlanmıştı. Her iki yapım da çok beğenilmesine ve televizyon klasikleri arasına girmesine karşın Showtime versiyonu -belki de daha uzun soluklu olduğu için- çok daha meşhur oldu. Queer As Folk, ABD televizyonlarında LGBTİ+ bireylerin yaşamına odaklanan ilk dizilerden biri. 

    Ron Cowen ve Daniel Lipman tarafından geliştirilen dram türündeki dizi, Pennsylvania’nn Pittsburgh şehrinde yaşayan beş gey erkeğin hikâyesini, aralarındaki ilişkiyi anlatıyor. Dizide bir de lezbiyen çift var. Queer As Folk, derinlikli karakterleri ve LGBTİ+ bireylerin yaşamına dönük gerçekçi bakış açısıyla televizyon tarihinin en önemli queer anlatılarından birini sunuyor. 

    Dizinin başrollerini Michelle Clunie, Robert Gant, Thea Gill, Gale Harold, Randy Harrison, Scott Lowell, Peter Paige, Hal Sparks ve Sharon Gless paylaşıyor. 

    Ellen (1994 – 1998) 

    Herhalde Ellen DeGeneres’i duymayanınız kalmamıştır. Ellen, daha sonra The Ellen DeGeneres Show isimli talk show’uyla ününe ün katacak DeGeneres’in dikkatleri çektiği ilk dizi. Başarılı bir sitcom olmasının yanı sıra Ellen’in televizyon tarihine (ve bu listeye) adını yazdırmasının başat nedeni ise başkarakterinin lezbiyen olduğunu açıkladığı ilk televizyon dizisi olması. Dizinin “The Puppy Episode” (1997) başlıklı bölümünde DeGeneres’in canlandırdığı Ellen karakteri, lezbiyen olduğunu açıklıyordu. Bundan kısa bir süre önce de DeGeneres, gerçek hayatta, lezbiyen olduğunu açıklamıştı. Bu, televizyonlarda LGBTİ+ bireylerin temsili konusunda dönüm noktası oldu. 

    Başrollerinde Ellen DeGeneres’in yanı sıra David Anthony Higgins, Clea Lewis, Joely Fisher, Jeremy Piven, Arye Gross, Holly Fulger ve Maggie Wheeler’ın yer aldığı sitcom, bir kitapçıda çalışan Ellen Inez Morgan’ı odağına alıyordu.

    Queer Eye (2018 – )

    Orijinali 2003-2008 arasında Bravo kanalında yayınlanan, 2018’de ise Netflix’in tekrar çekmeye başladığı Queer Eye, en eğlenceli ve ünlü LGBTİ+ reality programları arasında başı çekiyor. Alanında uzman beş gey erkek, programın her bölümünde bir kişiyi tabiricaizse baştan yaratıyor. Netflix versiyonunda  bu ekip yemek ve şarap uzmanı Antoni Porowski, moda uzmanı Tan France, kültür ve yaşam uzmanı Karamo Brown, tasarım uzmanı Bobby Berk ve kişisel bakım uzmanı Jonathan Van Ness’ten oluşuyor. 


    Beşinci sezonu 2020 yılında izleyiciyle buluşan Queer Eye’ın En İyi Yapılandırılmış Reality Programı dalında üç, En İyi Reality Programı Casting’i dalında ise iki Primetime Emmy Ödülü bulunuyor. 

    Veneno (2020) 

    Uluslararası çıkışını HBO’da yapan bu İspanyol yapımı mini dizi, “La Veneno” adıyla bilinen transeksüel şarkıcı Cristina Ortiz Rodríguez’in gerçek yaşamından uyarlanmış. Yaratıcılığını Javier Ambrossi ile Javier Calvo’nun üstlendiği dizi, Rodríguez’in ölümüne kadar olan yaşamını anlatırken 1960’lardan bugüne İspanya’da LGBTİ+ topluluğun durumunu da resmediyor. 

    2016’da hayatını kaybeden Rodríguez’in ölümü, kayıtlara intihar olarak geçse de İspanya’nın bu en ünlü transeksüelinin öldürüldüğünü düşünenler de var. Çünkü Rodríguez, bazı mevki sahibi kişilerle ilişkilerini de anlattığı otobiyografisini yayımladıktan sonra ölüm tehditleri almaya başlamıştı.  

    Veneno’nun başrollerinde Jedet (Rodríguez’in gençliği), Daniela Santiago (Rodríguez), Isabel Torres (Rodríguez’in sonraki yaşları), Lola Rodríguez ve kendisini canlandıran Paca “la Piraña” yer alıyor. 

    It’s A Sin (2021)

    Yaratıcılığını Russell T. Davies’in üstlendiği HBO mini dizisi It’s A Sin, 1981-1991 yılları arasında Birleşik Krallık, HIV/AIDS kriziyle çalkalanırken Londra’da geçiyor ve beş gey erkek arkadaşın hikâyesini konu alıyor. It’s A Sin, beş bölümde, adım adım büyüyen HIV/AIDS krizinin bu beş arkadaşın hayatlarını nasıl etkilediğini anlatıyor. 

    Başrollerini Olly Alexander, Omari Douglas, Callum Scott Howells, Lydia West, Nathaniel Curtis paylaştığı dizi, LGBTİ+ bireylerin gerek sağlık gerek toplumsal baskı bakımından zorluklar yaşadığı bir döneme ışık tutuyor. 

    Crazy Ex-Girlfriend (2015 – 2019)

    The CW ekranlarında dört sezon boyunca yayınlanan Crazy Ex-Girlfriend, romantik komedi türünde bir müzikal dizi. Onu LGBTİ+ temsili bakımından önemli kılan ise hem biseksüel ana karakterleri hem de neredeyse bir biseksüel marşına dönüşen “Gettin’ Bi” şarkısı. Şarkıyı Darryl Whitefeather (Pete Gardner) karakteri, hukuk bürosundaki bir toplantı sırasında çalışanlarına biseksüel olduğunu açıklarken söylüyor. 

    Crazy Ex-Girlfriend derinlikle queer karakterleriyle önemli bir LGBTİ+ temsili sunuyor. 

    Cucumber (2015)

    Queer As Folk ile ünlenen Russell T. Davies, bu yıl It’s A Sin ile  yine harika bir işe imza attı. Ancak onu LGBTİ+ anlatılarının televizyondaki ustası yapan işlerden biri de 2015 tarihli iki mini dizisinden Cucumber. Sekiz bölümden oluşan ve Channel 4 kanalında yayınlanan bu mini dizi, Manchester’da geçiyor. Orta yaşlardaki gay erkek Henry Best (Vincent Franklin)’in hikâyesini ve onun yıllardır beraber olduğu erkek arkadaşı Lance Sullivan (Cyril Nri) ile ilişkisini konu alıyor. 

    Banana (2015) 

    Cucumber ile aynı zamanda Channel 4’ün kardeş kanalı E4’te yayınlanan Banana da Cucumber gibi Manchester’da geçiyor ama bir karaktere odaklanmak yerine kimini Cucumber’de de gördüğümüz birden fazla karakterin yaşadıklarını anlatıyor. Sekiz bölümden oluşan bu antoloji, özellikle LGBTİ+ gençlerin yaşamlarını ele almasıyla dikkat çekiyor. Cinselliği yok saymaması da cabası.

    Feel Good (2020 – 2021)

    Komedi-dram türündeki ve hem yapımcılığını hem başrolünü Kanadalı komedyen Mae Martin’in üstlendiği Netflix dizisi Feel Good, yayınlandığı iki sezonda büyük beğeni topladı. Kısmen Mae Martin’in özyaşam öyküsünü anlattığı Feel Good’da Mae bir yandan bağımlıklarından kurtulmaya çalışırken bir yandan da âşık olduğu kadınla ilişkisini sürdürmeye çalışıyor. Hikâyenin göbeğinde oturan bu lezbiyen ilişki, Feel Good dizisini son dönemin en eğlenceli ama bir o kadar gerçekçi LGBTİ+ anlatılarından biri yapıyor.

    Dizinin başrollerinde Mae Martin’in yanı sıra Charlotte Ritchie ile usta oyuncu Lisa Kudrow da var. 

    Orange Is The New Black (2013 – 2019)

    Yayınlandığı 6 sezon boyunca Netflix’in en çok izlenen dizileri arasında başı çeken Orange Is The New Black, dizi sektöründe tabiricaizse bir LGBTİ+ devrimi yaptı. Muazzam karakter çeşitliliği ve derinlikli queer karakterleriyle Orange Is The New Black, LGBTİ+ temsiliyle de ana akım bir dizi olunabileceğini, hatta en büyük ödüllerin toplanabileceğini kanıtladı. 

    Dizinin başkarakteri Piper (Taylor Schilling), uyuşturucu kaçakçısı Alex (Laura Prepon) ile ilişki yaşayan biseksüel bir beyaz kadın. Sophia Burset (Laverne Cox) ise dizinin geçtiği hapishanenin trans kuaförü. Sophia’yı canlandıran Laverne Cox’un, Primetime Emmy Ödülleri’nde bir oyunculuk dalında adaylık alan ilk transeksüel oyuncu olduğunu da ekleyelim. 

    Yaratıcılığını Jenji Kohan’ın üstlendiği Orange Is The New Black hem karakterleri hem de gerçek oyuncu kadrosundaki yoğun LGBTİ+ temsiliyle bu alanda kuşkusuz en önemli dizilerden. 

    Sense8 (2015 – 2018) 

    Dünyanın farklı şehirlerinde yaşayan ama bir aradalarmış gibi birbirlerini hisseden, birbirlerine dokunan sekiz kişi. Sense8, bu ilginç konusuyla son yılların en merak uyandıran bilimkurgularından olmayı başarmıştı. Ancak o aynı zamanda LGBTİ+ temsili konusunda da çok ses getiren bir yapım oldu. 

    Yaratıcılığını Wachowskis kardeşler ile J. Michael Straczynski’nin üstlendiği bu Netflix dizisinin sekiz ana karakterinden biri, trans kadın Nomi (Jamie Clayton). Nomi’nin partneri ise natrans Amanita (Freema Agyeman). İkilinin birlikteliği, bize dizilerde görmeye pek alışık olmadığımız bir ilişki biçimini, trans bir bireyle natrans bir bireyin aşk ve cinsellik ilişkisini derinlikli bir şekilde anlatıyor. 

    Gentleman Jack (2019 – )

    Günlükleriyle ünlü ve tarihin “ilk modern lezbiyeni” olarak bilinen Anne Lister’ın gerçek hayat hikâyesinden uyarlanan HBO yapımı Gentleman Jack, şahane bir dönem dizisi olmasının yanı sıra LGBTİ+ tarihinin en önemli kişiliklerinden birinin yaşamına ışık tutuyor. 

    1832’de geçen dizide, gizli lezbiyen Anne Lister (Susanne Jones), amcasından kendisine miras kalan bir mülkü restore etmeye çalışıyor. Bir yandan da onun cinsel yönelimini keşfetmesine ve etrafındaki kadınlarla ilişkilerine tanık oluyoruz. Özellikle bir kadınla. O kadınla aralarında gelişen romantik ilişki ise yaşadığı dönem ve toplum düşünülürse Anne Lister için epey risk barındırıyor. 

    Elite (2018 – )

    İspanyol yapımı Netflix dizisi Elite, son yılların en sevilen gençlik dizilerinden oldu. Ancak kendinden önceki gençlik dizilerinden bir farkı var: Burada sadece çok çekici kızlar ve onları kapmak için yarışan erkekler yok. Elite dizisinde gençler arasındaki heteroseksüel olmayan cinsel eğilimleri ve ilişkileri de görüyoruz. 

    Yapımcılığını Carlos Montero ile Darío Madrona’nın yaptığı dizi, zengin aile çocuklarıyla yoksul aile çocuklarının bir arada okuduğu kurgusal bir lisede geçiyor. María Pedraza, Miguel Herrán ve Jaime Lorente gibi La casa de papel’den de tanıdığımız genç oyuncuların da rol aldığı dizide sınıf çatışması ve karmaşık aşk ilişkileri, gerilimi ve heyecanı hep üst seviyede tutuyor. 

    Dördüncü sezonu 18 Haziran 2021’de izleyiciyle buluşan Elite beşinci sezon onayını da şimdiden aldı. 

    Tales of the City (2019)

    Armistead Maupin’in Tales of the City roman dizisi, daha önce birkaç defa diziye uyarlanmıştı. Netflix, 2019’da hikâyeyi bir kez daha ekranlara taşıdı. 10 bölümlük mini dizinin başrollerini önceki Tales of the City dizisilerinde yer alan Laura Linney, Paul Gross, Olympia Dukakis ve Barbara Garrick, hem de o zamanki karakterleriyle üstleniyor. 

    Dizide Mary Ann (Laura Linney), San Francisco’daki 28 Barbary Lane mahallesine geri dönüyor ve hem eski ev sahibesi Anna Madrigal (Olympia Dukakis) ile yeniden buluşuyor hem de mahallesinin yeni queer sakinleriyle tanışıyor. Bu arada kızı Shawna (Elliot Page), 28 Barbary Lane ile ilgili bir belgesel çeken bir kıza karşı çekim hissediyor. Transeksüel erkek Jake Rodriguez (Garcia) ile Margot Park (May Hong) ise Jake’in bir erkeğe ilgi duymaya başlamasıyla ilişkilerinden sorunlarla karşı karşıya kalıyor. 

    Tales of the City, LGBTİ+ topluluğunun en prestijli ödüllerinden olan 31. GLAAD Medya Ödülleri’nde En İyi Mini Dizi Ödülü’nü kazandı. 

    The Fosters (2013 – 2018) 

    Peter Paige ve Bradley Bredeweg’in yaratıcılığını yaptığı The Fosters, LGBTİ+ temalarını işlemedeki başarısıyla iki GLAAD ödülü kazanmıştı. Dizi, bir lezbiyen çiftin aile yaşamını konu ediniyor. Stef Adams Foster (Teri Polo), bir polis memuru; eşi Lena Adams Foster (Sherri Saum) ise bir okulun müdür yardımcısı. İkili, evlatlık aldıkları çocuklarla ve Stef’in eski eşinden olan biyolojik oğlu Brandon’la yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. 

    The L Word (2004 – 2009)

    Yaratıcılığını Ilene Chaiken, Michele Abbot, Kathy Greenberg üçlüsünün yaptığı dram dizisi The L Word, Amerikan televizyonlarında lezbiyen, biseksüel ve transeksüellerden oluşan oyuncu kadrosuna sahip ilk yapımlardan biri. Dizinin orijinalliği ise farklı altkültürlere mensup bir grup lezbiyenin yaşamını anlatması. Bu kadınlardan kimi gotik kimi femme-fatale ama hepsi LGBTİ+ bireylerin yaşadıkları zorlukları yaşıyor, kurdukları ilişkileri kuruyor. 

    2006 GLAAD Medya Ödülleri’nde En İyi Drama Dizisi Ödülü’nü kazanan dizinin 2019’da devam dizisi de çekildi: The L Word: Generation Q

    Will & Grace (1998 – 2006) 

    Amerikan televizyonlarının en ünlü sitcomlarından bir liste yapsak tam 11 sezon ekranlarda kalan Will & Grace kuşkusuz üst sıraları zorlar.  Max Mutchnick ve David Kohan tarafından yaratılan dizi, LGBTİ+ topluluğu için de büyük önem arz ediyor. Will Truman (Eric McCormack) isimli gey bir avukatın Yahudi bir iç tasarımcı olan Grace Adler (Debra Messing) ile dostluğuna odaklanan Will & Grace, görevdeki ABD Başkanı Joe Biden’ın deyimiyle “Amerikan toplumunu LGBTİ+ konusunda muhtemelen diğer her şeyden daha fazla eğitmiştir.” Nitekim 2014 yılında Smithsonian Enstitüsü, müzesine bir LGBTİ+ tarihi koleksiyonu eklediğinde bu koleksiyona Will & Grace’ten nesneler de katmıştır. 


    Birden fazla GLAAD Medya Ödülü kazanan Will & Grace, Primetime Emmy Ödülleri’nde de tam 83 adaylık aldı ve bu adaylıkların 18’ini kazandı. 

    Glee (2009 – 2015) 

    Bir grup liseli genç, müziğe tutkulu İspanyolca hocalarının başında olduğu glee kulübüne katılıyor. İşte, Glee dizisi bu noktada başlıyor. Yayınlandığı dönemde büyük ilgi çeken bu müzikal komedi, liseli gençler arasındaki aşk, cinsellik ve dostluk ilişkilerine odaklanıyor. Glee, farklı karakterleri üzerinden eşcinsel ilişki ve eşcinsel evliliği gibi konuları da ele alıyor. 

    Ryan Murphy, Brad Falchuk ve Ian Brennan’ın yaratıcılığını üstlendiği dizi, Altın Küre dahil birçok ödüle layık görüldü. 

    Benzer İçerikler