Röportaj: Ashley Stubbs’ı Canlandıran Luke Hemsworth ile “Westworld” Üzerine

 Röportaj: Ashley Stubbs’ı Canlandıran Luke Hemsworth ile “Westworld” Üzerine

4 Mayıs’ta sezon finaliyle izleyicilerin karşısına geçecek olan Emmy ödüllü “Westworld” dizisinde Ashley Stubbs karakterini canlandıran Luke Hemsworth ile karakteri ve dizi üzerine konuştuk.

“Westworld”ün yeni bölümlerini Amerika’dan hemen sonra beIN CONNECT’te izleyebilirsiniz…

Ashley Stubbs bu sezona dramatik bir başlangıç yaptı. İkinci sezonda onu nerede bıraktığımızı bize hatırlatır mısınız?

Bu konu geçen sezon sonunda oldukça havada kalmıştı. Ashley Stubbs’ın önemli bir konuda konuştuğu ve kendisini işe alan yaşlı adamdan (Anthony Hopkins’in oynadığı Robert Ford) bahsettiği için bir görevli olabileceği fikri ortaya atılmıştı ama bu sezon Stubbs’ı görene kadar bunun net cevabını alamıyoruz. Kendisi hayatını bitirmeyi denemiş ama pek de iyi bir nişancı değil. Stubbs’ın nesi var bilmiyorum ama hiçbir şeyi vuramıyor.

O zaman onun için yanlış işte çalışıyor diyebilir miyiz?

O, görüp görebileceğin en kötü güvenlik görevlisi. Ne iş yapıyordun? Herkesin güvenliğini sağlıyordun, evet. Bu konuda ustasın, değil mi? Hayır mı? Harika olmalı gibi duruyor ama altında pek bir şey yok, değil mi? Adamın içinde çok fazla bir şey yok.

Bu sezon Stubbs’ın farklı bir tarafını görüyorsunuz ve mizahi yanı çok öne çıkıyor. Onu oynamak eğlenceli miydi?

Evet, harika bir mizah var. Çok alaycı ve mizahında gerçek bir kuru yan var ve bununla biraz oynuyoruz, özellikle de muhteşem Bernard (Lowe)’la birlikteyken.

Ve Bernard’ın Stubbs’ı ona bakması için yeniden programladığı çok komik ama çok önemli bir sahne var.

Tam da çıktığını sandığı zaman, değil mi? Herkesin gitmesine izin verdi ve Bernard’ın kazığını yedi.

Stubbs’ın görevli olduğunu ne zaman öğrendiniz?

Kentucky’deydim. Başka bir şey için ufak bir çekimim vardı. Sabah altıda L.A.’deki Westworld setine dönmek için uçak biletim vardı. Atlanta havaalanına geldim ve kapalıydı. Uçağı kaçırmıştım. Bayağı stresliydi. Saat gecenin biriydi. Jonathan Nolan’dan bir e-posta aldım. Birkaç değişiklik ve bu sahnenin diyalogları vardı. “Uyanık olup da bunu öğrendiğim için şanslıyım.” diye düşündüm. Okumaya başladım ve “Benim önemli sahnem buymuş demek.” diye düşündüm. Çaktırmadan araya katıvermişti.

Böyle bir şeyi okuyup bilincinizin açılmasıyla kendinizi Westworld‘de gibi hissetmiş olmalısınız.

Kesinlikle. Sete geldim ve beş saat geç kalmıştım. Orada 500 kişi vardı, tekneler ve uçaklar var ve ben “Neler oluyor? Ben de görevli miyim?” diye sordum. Jonah (Jonathan Nolan) “Belki” dedi. O anda (Tessa Thompson) ve ben tüm bu kaos arasında çok sessiz bir an yaşadık ve bu sahneyi anlamaya çalışıyordum.

Bu aşamada ne yaptığımı bile bilmiyordum. Lisa [Joy] ‘dan bir Noel kartı alana kadar belirsiz kaldı. Kartta “Tebrikler, seni robot yapıyoruz, çünkü robotlar sonsuza dek var olur.” yazıyordu. Tamam, harika. Artık biliyoruz. ”O zaman ilk sahnem [parmağıyla başını işaret ederek]… Of. Iska.”

Sizce robot görevliler insanlardan daha mı insan?

Evet. En başından beri benim teorim robotların yeni insan ırkının taslakları olmasıydı. Sonunda olacak olan buydu. Başta yapay zekâ olduğumuz için böyle bir toplum olmuştuk. Bilmiyorum. Birinci sezondaki teorim buydu. Yani bunun meyve verip vermeyeceği başka bir soru çünkü kimse Stubbs’a bir şey söylemiyor. Sanırım olan bu, değil mi? Dolores, görevlilerin tanrılar olduğunu ve nihai ırkı yarattıklarını söylüyor. Olamaz mı?

Bu dizide oynamak ilerleyen teknolojiyle olan ilişkinizi değiştirdi mi?

Evet. Başladığımız 2014’ten bu yana olan değişim bile şaşırtıcı. Lisa [Joy] ve Jonah [Jonathan Nolan]’ı tanıdığımdan, onların da çok umutları olduğunu sanmıyorum. Bence bu sezona yansıyan pek çok şey var. Ama bence umudun olmaması da bu duygudan geliyor. Gelecek gelecek. Bunlar olacak, hatta oluyor bile, yapay devrim gerçekleşiyor.

Bunun çok abartı olduğunu sanmıyorum, değil mi? Peki cevap ne? Çünkü teknolojiyi ve teknolojileri kullanmayı bırakmayacağız. Cini şişeye geri koyamazsın. Sanırım şöyle bir his var: Evet, lanetlendik. Sonra barda görüşürüz.

Şimdi Westworld‘ün kadınların kontrolünde gibi görünmesine ne diyorsunuz?

Luke: Öyle olmasa bu dizi farklı ve artık ölmüş bir döneme ait olurdu. Ayrıca, bu kadınların muhteşem olmasının da bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Evan Rachel Wood ve Thandie Newton doğal harikalar ve onlara hayranım. Setteki ilk günlerimden biri Evan’laydı ve o teşhis modunda sandalyede oturuyordu.

Zarifliğini izlediğimi hatırlıyorum. Boşa harcanan bir nefes, boşa giden bir hareket yoktu. Elleri, her şeyi. Oyunculuk eğitimi almak gibiydi.

 O çok yüce. Hepsi bunu yapıyor. Thandie yapıyor. Thandie, sezonun yarısı boyunca çıplaktı, bu da inanılmaz derecede güç vericidir.

Ters giden bir dövüş sahnesinde Evan Rachel Wood’un sizi sakatladığı doğru mu?

Luke: Beni tekrar tekrar tekmeledi, duvara çarptı ve balkondan attı. Ama harikaydı. Fizikseldi. Dövüş sahnelerinin eğlenceli olduğunu düşünmüyorum. Hepsi koreografi ama her zaman can yakıyorlar. Başlangıçta hep şöyle dersin, “Ah, hayır, dizliğe ihtiyacım yok, hayır.” Sonra 90 kez dizinin üzerine düşersin… Bu sadece tekrar. Dublörlerin olmasının bir nedeni var ve onlar harikadır. Nasıl düşeceklerini ve sizin nasıl iyi görünmenizi sağlayacaklarını biliyorlar.

Ne kadarını dublörler yaptı, ne kadarını siz yaptınız?

Stubbs’ın kenardan düştüğü son kısım hariç hepsi biziz. Bu, dublörüm Simon. Koreografisi yapılmış ve tıpkı normal bir sahne gibi. Prova, prova ve prova. Muhtemelen normal bir sahneden daha fazla prova var ama bu bir güvenlik konusudur çünkü tehlikeli sahneleri çekerken oyuncuları kullanamazsınız. Kesinlikle olmaz.

Los Angeles hâlâ eviniz mi?

Yakın zamanda Avustralya’ya döndüm. Yedi yıl Los Angeles’ta yaşadım ve Aralık 2019’da eve dönmeye karar verdik. Oraya geri dönme fırsatımız oldu ve çocuklar, onları gitmelerini istediğimiz bir okula götürmenin zamanının geldiği yaşa ulaştılar. Akademik puanlarında dünyaya öncülük eden Finlandiya ve İsveç’ten birçok prensip alan “Living School” adlı harika bir okulumuz var. Çocuklar hem eğleniyor, hem öğreniyor hem de okullarını seviyorlar.

İş gününün sonunda her şeyi bırakmak kolay geliyor mu? Westworld gibi bir diziyle, oldukça karmaşık kavramlarla uğraşıyorsunuz. Bunu atlatmanın ne kadar kolay olduğunu düşünüyorsunuz?

Bu ilginç, çünkü Avustralya’dayken çok kolay. L.A.’de olmanın nimet ve laneti buydu. Eve gitmek ve kendi yatağımda uyumak için araba sürmek harikaydı ama aynı zamanda çocukları okula bırakmak ve sonra Westworld‘e gitmek ve Stubbs olmak konusunda gerçekten garip bir şey vardı. Orada gerçek bir zihinsel değişim ve süreç var. Geçiyor, evet. Kalan şeyler var ve atlatmak zor ve bence rolüm eskisinden daha büyük olsaydı, çok daha zor olurdu.

Tam doğru miktarda. Beni çatlatacak kadar yoğun değildi. Ama bilerek çocuklara çaktırmayacak şeyler yaptım çünkü onlardan ayrılma hissine ihtiyacım var, bu kayıp hissine ihtiyacım var. Yani bunu kullanmanın yollarını buluyorsunuz. Bu sizi bilgilendiriyor. Yani her şey yolunda.

Benzer İçerikler